Kayıp yakınları ve İHD, Amed’de Salih Çalık ile Sinan Fidan, Êlih’te ise Mehmet Sıddık Öncü, Riha’da Mehmet Salih Cebeci için adalet talep edildi
Kayıp yakınları ve İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) kayıpların akıbetini sormak faillerin yargılanmasını talep etmek amacıyla düzenlediği eylemler bu hafta da devam etti.
Amed
Amed’de İnsan Hakları Derneği (İHD) ve kayıp yakınları, “Kayıplar bulunsun, failler yargılansın” şiarıyla sürdürdükleri eylemlerinin 906’ncı haftasında Rezan (Bağlar) ilçesindeki Koşuyolu Parkı’nda bulunan Yaşam Hakkı Anıtı önünde bir araya geldi. Kayıp yakınları, kaybedilenlerin fotoğraflarını taşıyarak, akıbetlerinin açıklanmasını istedi.
Çalık ve Fidan’ın hikayesi
Bu haftaki eylemde, 6 Haziran 1994 tarihinde gözaltına alındıktan sonra kaybedilen Salih Çalık ile Sinan Fidan’ın akıbeti soruldu. Eyleme sivil toplum kuruluşları ile çok sayıda kişi katıldı.
İHD Amed Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Av. Berfin Elçi tarafından okunan Salih Çalık ve Sinan Fidan’ın hikayesi şöyle:
“Amed’in Karaz (Kocaköy) ilçesinin Şahlat köyünde ikamet eden Salih Çalık, 1993 Yılında köylerinin askerler tarafından yakılması sonucu ailesiyle birlikte Amed merkezine göç eder. Ancak Salih Çalık, köyde ekilen arazileri olduğu için sürekli gidip geliyordu. Olay günü Salih Çalık köyde bulunuyordu. O esnada köyün olduğu alanda askeri operasyon başlatılmıştı. Operasyon sırasında askerler köyün merkezine gelerek uzun namlulu silahlarla köyü taramaya başlar. Tarama esnasında iki köylü yaşamını yitirir. Olayda Sinan Fidan’da ayağından yaralanmıştı. Yaralı olduğu için köyden çıkamayınca Süleyman Muntaş’ın evine sığınmıştı. Ancak askerler kaldığı evi tespit ederek, eve baskın düzenler. Yapılan baskın sonucunda ev sahibi Süleyman Muntaş, yaralı Sinan Fidan ve Fidan’ı tedavi etmek için evde bulunan Salih Çalık, askerler tarafından gözaltına alınır. Ev sahibi Süleyman Muntaş, 25 gün sonra askerler tarafından serbest bırakılır.
Serbest bırakılan Süleyman Muntaş, yalnızca iki gün Salih ve Sinan ile birlikte gözaltında tutulduklarını, sonrasında ikisini onun yanından götürüldüklerini ve o günden sonra bir daha kendilerinden haber almadığını anlatır.
Salih Çalık ve Sinan Fidan’ın akıbeti konusunda bir bilgiye ulaşamayan aileler; Diyarbakır DGM Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvuruda bulunur. Salih Çalık’ın annesi, savcıya ‘iki kişinin Süleyman Muntaş’ın evinden askerler tarafından gözaltına alındığını, Muntaş’ın da buna şahit olduğunu’ anlatır. Ancak Savcı dilekçeyi aileye iade ederek, ‘Bu şahısları biz almadık, gidin örgütten sorun’ diyerek ailelerin talebini geri çevirir. Aileler, çocuklarının akıbetini ortaya çıkarmak için verdiği tüm çabalardan bir sonuç elde edemezler. O tarihten itibaren Salih Çalık ve Sinan Fidan’dan bir daha haber alınamaz.”
Açıklama oturma eylemi ile son buldu.
Êlih
Êlih’te (Batman) ise eylem, 742’nci haftasında Gülistan Caddesi’nde bulunan İnsan Hakları Anıtı önünde devam etti. Bu haftaki eylemde, 21 Haziran 1993’te Amed’in Xana Axpar (Çınar) ilçesine bağlı Qerhêta Mahallesi’nde gözaltına alındıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamayan Mehmet Sıddık Öncü’nün akıbeti soruldu.
‘Bir daha göremeyeceksin’
Mehmet Sıddık Öncü’nün katledilme hikayesini okuyan İHD yöneticisi Zana Yücel Bozkurt şunları belirtti:
“Ailenin beyan ve anlatımlarına göre; Olay günü Mehmet Sıddık Öncü Qerhêta köyüne baskın yapan askerler tarafından gözaltına alınır, daha köydeyken herkesin gözü önünde teşhir amaçlı uzun süre işkence yapılır. Askerler, eşine ‘kocanı bir daha göremezsin’ diyerek yanlarına alırlar.
Mehmet Sıddık Öncü gözaltına alındıktan bir gün sonra Diyarbakır’a sevk edilmeden önce, Çınar Sağlık Ocağı’ndan verilen rapora göre ‘sağ tarafında kaburgalarının yanında 3×5 cm ekimos tespit edildi’ denilir. Gözaltına alındıktan sonra kendisinden hiçbir haber alamayan Öncü ailesi; 4 Temmuz günü kendilerine yapılan bir telefonda Mehmet Sıddık Öncü’nün cesedinin Tıp Fakültesi Morgu’nda olduğu söylenir. Bunun üzerinde DGM (Devlet Güvenlik Mahkemeleri) Başsavcılığı’na başvuruda bulunan ailesi ancak 8 Temmuz 1993’te cenazeyi alabilir. Kendilerine verilen otopsi raporunda, geçirdiği bir rahatsızlık sonucu öldüğü yazılıdır. Defin raporunda da aynı ibareler kullanılmıştır. Ailesinin maktul üzerinde kalçasının iki yanında morarmalar ve yarıklar, sağ kaburgaları, bütün tırnakları, yanaktan ve çene altında morarmalar ile boyun ve bileklerinde ip izleri olduğunu tespit etmişlerdir.
Dönemin İçişleri Bakanı Mehmet Gazioğlu bir soruya verdiği cevapta böbrek yetmezliğinden dolayı 4 Temmuz’da rahatsızlandığı ve 5 Temmuz’da yaşamını yitirdiğini belirtir. Mehmet Sıddık Öncü’nün 1993 yılında gözaltında yaşamını yitirmesi üzerine Öncü ailesinin açtığı davada, mahkeme, Türkiye’yi tazminat ödemeye mahkûm eder.”
Açıklama, oturma eylemiyle sona erdi.
Riha
İHD Riha Şubesi ve kayıp yakınları ise eylemlerinin 77’inci haftasında Novada Park AVM önünde bir araya geldi. Eylemde kayıpların fotoğrafları taşınırken “Kayıplar bulunsun, failler yargılansın” pankartı açıldı.1992 yılında Riha kent merkezinde bulunan Cebeci İş Merkezi önünde katledilen ve hala failleri bulunmayan Mehmet Salih Cebeci için adalet talep edildi. Cebeci’nin hikayesini İHD Riha üyesi Müslüm Kına okudu.
Kaynak: MA









