• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
23 Haziran 2026 Salı
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Manşet

Yargı krizine B-6’dan bakmak

23 Haziran 2026 Salı - 00:00
Kategori: Manşet, Savunmanın Sözü, Yazarlar

Tüm bu gelişmeler yaşanırken; geçmişi hukuka aykırı kararlarla yüklü bir hakimin Adalet Bakanı olarak atanması ise toplumsal çürümenin yargıda ve siyasetteki yansımasına paralel ‘liyakatli’ bir terfi

Av. Sezin Uçar

Geride kalan 10 yıl içinde Türkiye siyasetini belirleyen önemli davalardan yargılananların tutulduğu Silivri Hapishanesi kadar celebrity olamasa da Bakırköy Kadın Kapalı Hapishanesi de yargının ve siyasetin nabzını tutmak bakımından önemli bir mekân. Kişisel tarihim bakımından avukat görüş kabinlerinde 20 yıl boyunca bir fiil; bir adım ötesine geçip siyasi tutuklu olarak ise 9 yıl aradan sonra ikinci defa bulunduğum, kapısının gelene açıldığı gidene kilit olduğu kadınlar için inşa ediliş mahsus bir mahal.

Gerek Türkiye siyasi tarihi gerek dünyadaki otoriter tüm rejimlerin tarihi; yargının, egemenlerin ezilenler üzerindeki baskı aracına dönüştüğünün örnekleriyle doludur. Hukukun bir üst yapı kurumu olarak egemenlerin ve sermayenin ihtiyaçlarına göre şekillenmesi elbette olağandır. Ancak tıpkı içinden geçtiğimiz dönemde olduğu gibi; egemenlerle ezilenler, sermaye ile emek, devlet ile halklar arasındaki çelişkilerin keskinleştiği ataerkil faşist rejimlerde; esasında bir rejim krizi olan yargının krizi de bununla birlikte daha da belirgin hale gelir.

Bugün dünya ölçeğinde emperyalizmin sınırlarını zorlayan her ileri çıkış, sistematik bir tasfiye hamlesiyle karşı karşıya kalıyor. Özellikle ABD ve İsrail emperyalizmine karşı çıkan devlet başkanları hakkında yargı eliyle tasfiye etmeyi amaçlayan, ismine yargı savaşları denilen (lawfare) süreçler başlatılıyor. Türkiye’de de 2015 yılında yürürlüğe sokulan çökertme planı döneminde OHAL ve KHK yapısı ile şekillenen süreç yeni rejimin inşasıyla devam etmiştir. Bu tasfiyeci süreçle şekillenen yargı, 2024 seçim sonuçları sonrasında CHP’yi içine alacak şekilde genişlemiş ve derinleşmiştir. 19 Mart ve sonrasında, merkezinde iftiracılık saldırısının olduğu CHP’li belediyelere dönük operasyonlar ve güncel bir gelişme olarak mutlak butlan kararının hukuki bir yönü olmadığı herkesin malumu. Zaten Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi tarafından verilen bu kararı bir mahkeme ilamı kategorisinde değerlendirmek abesle iştigal.

Tüm bu gelişmeler yaşanırken; geçmişi hukuka aykırı kararlarla yüklü bir hakimin Adalet Bakanı olarak atanması ise toplumsal çürümenin yargıda ve siyasetteki yansımasına paralel “liyakatli” bir terfi. Atamanın hemen ardından Gülistan Doku soruşturmasındaki gelişmeler, faili meçhul dosyalarla ilgili yeni girişimlerin olacağına dair açıklamalar, ardı arkası kesilmeyen yasa dışı bahis operasyonları ise başkaca iç hesaplaşmalarında etkide bulunduğu, esasında toplumsal tepkiyi de perdelemeyi amaçlayan bir nevi sicil temalığına tekabül ediyor.

Yargının içinde bulunduğu bu krizin hapishanelerdeki izdüşümüne dair de çokça şey söylenebilir. Başta infaz kanunu olmak üzere diğer yasalardaki değişiklik beklentisi siyasetin aksine B-6 koğuşuna uğramamış durumda. Her fiili gibi beklenti de somut bir olgu üzerine şekillenir. 30 yıllık tutsaklığa rağmen tahliyelerin ertelenmesi; koğuşun siyasetçiler, gazeteciler, emekçi memurlar, sendikacılar, sanatçılar, ekolojistlerle artan sayısı dikkate alındığında beklenti içinde olmak da pek mümkün olmuyor haliyle. İdari gözlem kurulları; tutsakların kimlerle görüşüp hangi kitabı okuduklarına, siyasi gelişmeler hakkındaki fikirlerine göre kararlar oluşturarak tutsaklara nedamet dayatıyor. Onlarca yıllık düşünsel ve maddi emekle kurulmuş, nice bedel ödenerek savunulmuş komün yaşamı dağıtılmak isteniyor.

Bilimsel ve objektif değerlendirme yapmaktan uzun zamandır vazgeçmiş olan Adli Tıp Kurumu tarafından, hapishanede kalamayacağına dair rapor düzenlenen hasta tutsaklar hakkında dahi infaz durdurma kararı verilmiyor. Kelepçeli muayene dayatması ve muayene sırasında askerin odadan çıkmaması tutsakların tedaviye erişim hakkını engelliyor. Malta’da karşılaşan tutsakların birbiriyle selamlaşması, görüşlerde diğer tutsakların görüşçüleriyle teması disiplin cezalarıyla sonuçlanıyor. Tek tek saysak sayfalarca yer tutacak pek çok uygulama, devletin hapishane politikasının güncel tablosunu da sunuyor.

Bugün, Kobanê ve Gezi Davası gibi hak ve özgürlük mücadelesi yürütenlerin uzun süredir devam eden tutsaklıklarına, ESP’nin eylem ve etkinliklerinin soruşturma konusu yapıldığı sosyalistlerin tutuklulukları da eklenmiş oldu. Benim de bir hukukçu olarak politik dava avukatlığı pratiğimin tutuklama gerekçesi yapıldığı bu saldırı konsepti; politik özgürlük mücadelesi yürüten toplumsal kesimler tarafından doğru temelde ele alındı ve yanıtlanmaya çalışıldı. Şimdi gün güncel görevi; “siyasi tutsaklara özgürlük” şiarının bir retoriğe dönüşmesine izin vermemek. Kürt ulusunun kolektif haklarını savunmak, yoksullukla boğuşan emekçinin, şüpheli şekilde katledilen kadınların mücadelesini büyütmek; söz, eylem ve örgütlenme özgürlüğünü savunmak aynı zamanda tutsakları da özgürleştirecek yegâne yoldur.

*Bakırköy Kadın Kapalı Hapishanesi

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Gökte seçim ararken çukura düşmeyelim

Sonraki Haber

Atina’dan Gracchus kardeşlere, HDK’den komüne: Demokratik biçimin toplumsal içeriği

Sonraki Haber

Atina’dan Gracchus kardeşlere, HDK’den komüne: Demokratik biçimin toplumsal içeriği

SON HABERLER

Türk milli takımı niye çöktü?

Yazar: Yeni Yaşam
23 Haziran 2026

JES’ler bu kez Xarpet ve İstanbul’da

Yazar: Yeni Yaşam
23 Haziran 2026

Atina’dan Gracchus kardeşlere, HDK’den komüne: Demokratik biçimin toplumsal içeriği

Yazar: Yeni Yaşam
23 Haziran 2026

Yargı krizine B-6’dan bakmak

Yazar: Yeni Yaşam
23 Haziran 2026

Gökte seçim ararken çukura düşmeyelim

Yazar: Yeni Yaşam
23 Haziran 2026

Yaşam olarak yaşam: Cihan ve Hüsnü

Yazar: Yeni Yaşam
23 Haziran 2026

Haziran’da ölmek zor

Yazar: Yeni Yaşam
23 Haziran 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır