• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
24 Haziran 2026 Çarşamba
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Ekoloji

Cafran’da ağaç katliamı

24 Haziran 2026 Çarşamba - 00:00
Kategori: Ekoloji, Güncel, Manşet

Çewlîg’in Cafran Köyü’nde üç yıldır ‘gençleştirme’ adı altında sürdürülen ağaç kesimleri ekolojik felakete dönüştü:

  • BİNÇEVDER Başkanı Cuma Karaaslan: ‘Bunlar bizim yaşam garantilerimiz. Bu ormanlara, bu sulara göre konum almış medeniyetler oluşmuş… Eskiden devlet ormanı bizden korurdu. Şimdi biz ormanımızı devletten korumaya çalışıyoruz’
  • Cafran Köyü Muhtarı Cengiz Kişin: ‘Ormanın en gür olduğu alanlar kesildi. İçler acısı bir durum. Bu kesimler için köydeki iki kişi aracı oluyor. Cumhurbaşkanı emri bile olsa bu ağaçların kesilmesi kanunlara aykırı ama bu ağaçlar bile kesildi’

Şirin Bayık

Kürdistan coğrafyasında son yıllarda maden projeleri, barajlar, enerji yatırımları ve orman kıyımlarıyla derinleşen doğa talanının son adreslerinden biri Çewlîg’in Cafran bölgesi oldu. Bölgede ‘gençleştirme’ adı altında 3 yıldır sürdürülen ağaç kesiminin ardından ortaya geniş bir alanda kesilen genç ağaçların görüntüsü kaldı. Ağaç kesimlerine ilişkin bilirkişi heyetinin tespiti sonucunda ‘Alandışı ağaç kesimi’ suçlaması ile dava açılırken öte yandan yürütmenin durdurulması ve bölge genelindeki ihalelerin durdurulmasına ilişkin Bingöl Orman İşletme Müdürlüğü, Elazığ Orman Bölge Müdürlüğü ve Bingöl İdare Mahkemesi’ne dava açıldı. Açılan davalara ve yapılan başvurulara rağmen kesimlerin devam ettiğini belirten Bingöl Çevre Derneği Başkanı Cuma Karaaslan, Cafran’da yaşanan ağaç kıyımının detaylarını gazetemize anlattı.

Cafran’da suç işleniyor

Yaklaşık üç yıldır bölgede aralıksız ağaç kesimi yapıldığını belirten Karaaslan, kesimlerin başlangıçta kaçak yöntemlerle yürütüldüğünü, zamanla ihale sistemi içerisinde meşrulaştırıldığını söyledi: “Yaklaşık 3 yıldır sürekli bir ağaç kesiminin olduğunu fark ettik. Daha önceden de yapılıyormuş. Bölgede iki köylü diğer köylülerden habersiz kesiyor. Bu odunların satışını yaptıkları bir yer var. Buranın odunlarını oradan kaçak göçek keserek öncelikle başlamışlar. Ancak Orman Müdürlüğü ile ilişki içinde olan bu insanlar süreç içerisinde ihaleler aldı. 20 yıllığına bu bölgeyi belirliyorlar ve kesime devam ediyorlar. Artık ortakları çoktur. Bunu suçlayıcı bir şey olarak söylemiyorum. Kanuni olmayan bir kesimin, bu kadar suç işlenen bir ortamda mahkemenin açıldığı, davanın açıldığı, durdurmanın açıldığı, suç duyurularında bulunulduğu üç tane ayrı davamız var. Üçünden de henüz sonuç alamadık. Yani sürekli kesim devam ediyor. Bölge Müdürlüğü’ne gidiyoruz ‘Tamam, bu yıl kesmeyeceğiz’ diyorlar. Ancak arkamızı dönüyoruz. Köyden ihbar geliyor tekrar. Ama 3 yıldır hiç ara vermeden kesim yaptılar ve bir de alan dışı kesim yaptılar. Hani belirlenen alanda tıraşlama yaptıkları yönünde ihaleye çıkıyorlar. Ancak bu bir cinayettir. Çünkü, böyle bir alanda ‘orman gençleştirme’ adı altında tıraşlama olamaz. Ben iddia ediyorum ki şuan orada bir vatan suçu işleniyor, hainlik suçu işleniyor. Çünkü Orman Kanunu’nun 169. Maddesi nettir ve ormana zarar veren her şey suç sayılır.”

Gençleştirme değil

Bölge halkının tepkisine rağmen kesimlerin devam ettiğini dile getiren Karaaslan, kesimlerin detayına ilişkin şunları söyledi:

“Yoldan uzak bir alanda kesimler yapılıyor. Ve yolun gitmediği, araçların gidemediği yerleri kesiyorlar. Bunu yaparken de hiç kimse duymuyor. Uzak bir alan olduğu için ne hizar sesi duyabiliyoruz ne görebiliyoruz. Gece de kamyonlarla taşıyorlar. Bölgenin şu anda yüzde 100’üne kastettiler. Neredeyse 100’ü bitiyor. Yani Cafran bölgesinin kesilmesinin ilk 2 yılında yüzde 40-30’luk bir alanı kesildi. Şimdi ise yüzde 70’lerin üzerinde bir katliam var.”

Burası su deposu

Cafran ormanlarının yalnızca bir ağaç topluluğundan ibaret olmadığını vurgulayan Karaaslan, bölgenin önemine değinerek, “Bu ormanın önemini birkaç madde ile açıklarsak; Birincisi, bölgenin su kaynağıdır. Tabiri caizse teknik olarak Cafran yani Dallıtepe Bölgesi Ormanı sadece oranın değil Bingöl’ün, Diyarbakır’ın içme suyudur. Bütün Doğu, Güneydoğu Anadolu’nun hem buzulu, hem Amazon’u, hem dengeleyici bir bölgesidir. Başka yerlerde meşe yok. Sadece Bingöl ve Dêrsim’de var. Yani Türkiye’de alan ortalaması olarak %28.4 Dêrsim ve Bingöl iki ayrı rakam. Bunun çoğu da şu anda o bölgede. Yani Bingöl’ün Karlıovası’nda yok, ilçelerinde yok ama bir orada bir genç ağaçlar kalmış. Şimdi birincisi bu bölgede büyük bir eğim var. Aynı zamanda o maddeye dayanarak söylüyorum. %60-70 eğimin üzerinde orman kesilerek erozyona, heyelanlara davetiye çıkarılıyor. Su kaynakları öldürülüyor. 3 yıldır bu şekilde sadece belirlenen yerde değil alan dışında da bu devam ediyor” dedi.

Yetkililerin sessizliği

Karaaslan, devlet yetkililerinin de bu duruma karşı sessizliğine dikkat çekerek, “Bu konuda suç duyuruları var. Valiye gidilmiş. Orman müdürlükleri işte vesaire, en son çok kirli ilişkilerin olduğunu seziyoruz. Tabi hukuki dayanakları üretmeden herhangi bir şekilde üstüne gitmemiz mümkün olmuyor. Sadece gündeme getirip bir insanlık vahşetinin işlendiğini söyleyebilirim. 3 yıl üst üste bir bölgede tıraşlama yaparsanız o orman ekosistemi içerisinde dendroloji bilimine göre 16 bin tane fonksiyonel değerden bahsediyoruz. Erozyon, böcek yuvası, kışlak, çok yıllık bitkilerin endemik tür çiçeklerin olduğu bir alandan bahsediyoruz” dedi.

Demek kirli ilişkiler var

Karaaslan, bölgede doğal yaşamın katledildiğine işaret ederek, şu bilgileri verdi: “Türkiye’de büyük bir doğa talanı var şu anda. Madendir, başka şeylerdir. Bir de ormanı tekleme veya gençleştirme yapabilirsiniz. Ama 20 yıllık ağaç gençtir. Bir meşe ağacı 250 yılında genç sayılıyor hala. Yani bunun ömrü 300-500 senedir. Yani bu ağacı ne zaman kesebilirsiniz? Çürür, kovuk olur, dökülmeye başlar. Artık gücünden düşmüştür. Tabi ki keseriz ve etrafındaki filizi yeniden canlandırırız. Ancak şu anda filizleri de dahil olmak üzere, çiçekleri de dahil olmak üzere bütün bölgeyi sıfırladılar ve yamaç arazisi eğimi yüzde 70’den fazla olacak. Yani dik sarp %90’dır düz aşağı indiğinizde. Yüzde 70’in üzeri yüzde 80 var, yüzde 85 var. Şimdi bu facia ve buranın böcekleri, insanları, köylüleri, varlıkları tehdit altında. Aşağısında bir Ilıcalar Termal Tesisi var. Bu bölgenin suyu oradan geliyor, sıcak su. Bu ormanlar kesildikten sonra o bölgedeki yüzlerce hatta Bingöl, Bingöl’ü aşan bölgelerde hatta Erzurum bir tarafı Yedisu, Adaklı bir tarafı ve bütün kaynak suların dengesi bozulacak. Bizde Murat Nehri aşağı batıya doğru akarken güneye doğru yeraltındaki bir su kaynağı Erzurum’a doğru akabiliyor. Yeraltı dümdüzdür. Eğimi yok ki. Nereden yumuşak bir yer bulsa oradan gider. Yani yerüstü şekli ayrı, yeraltı ayrıdır. Şimdi bu dengeyi bozduğumuzda maalesef böyle bir katliam ortaya çıkacak. Şunu da soruyoruz ya bunlar bilmiyor mu? Biliyorlar tabi ki. O zaman neden bu kadar patavatsızlık var. O zaman ya ortaktırlar, ya ortaklaşadırlar ya da çok kirli ilişkiler var” dedi.

Madenlere rant alan mı?

Karaaslan, bölgede maden şirketlerine rant alanı sağlamasına dönük girişimlerin bulunduğuna ilişkin iddialara karşı ise, “Bize gelen kimi duyumlar var; orada ormanda çalışanlardan ismini vermek istemediğim birkaç kişi birilerinin mesela yakını ve eşi o maden şirketinde de çalışıyor. Bunlar gelecekte çok büyük bir ihanet suçuyla yargılanacak, suçlanacak, tutuklanacak, operasyonel bir olay hatırlatıyor. Bakın Bolu’da oldu, başka yerde oldu, tutuklamalar oldu” şeklinde konuştu.

Bilirkişi raporları

Üç yıldır gerçekleşen kıyıma ilişkin hukuki süreci de başlattıklarını söyleyen Karaaslan, yaşadıkları bir durumu da şöyle aktardı: “Çok sağ olsun bir Hakime Hanım, dilekçemizden 10 gün sonra sahadaydı. Geldi, inceledi, anladı. Ama sonra ne oldu? İşte bilirsiniz tayinler var, gidenler var, gelenler var. Herkes aynı düşünmüyor. Çok umutlanmıştık. Alan dışı kesimleri tespit etmişti. Bilirkişilerin bu konuda tespiti söz konusuydu. Yani bahsedilen alan şu kadar hektar ama şöyle büyük bir oranda üçte beş, üçte iki oranda fazla bir alan gasp edildiği şeklinde. Ancak sürüncemede kaldı. Bir de şunun altını çizerek söylüyorum; Cafran’da o yamaçta ağaç kesmek vatana ihanettir. Ormancılıkla ilgisi yoktur. Mühendislikle ilgisi yok. Dendroloji ile ilgisi yok. Kısacası gerçekten kötü ilişkilerin kokusu geliyor.”

Doğamızı savunacağız

Bölge halkı ve doğa savunucuları olarak ekoloji mücadelesi vereceklerini aktaran Karaaslan, dayanışma çağrısında bulundu: “Bu tahribat 20-25 yıl içinde düzelmez ve sadece burası da değil, Murat Nehri, Göynük Çayı, Ilıcalar alt bölgelerde yaşayan bütün köyler, Bingöl merkez de dahil çok olumsuz ve olağanüstü kaotik bir iklim bunalımına girer. Hatta şimdiden biz bunun etkilerini görüyoruz. Bingöl’de, Cafran’da, Diyarbakır’da, Elazığ’da, Palu’da, orada burada bir ağaç Ankara’da bir bardak sudur. Bir kendinize gelin. Fabrika ürettiniz mi yok dedik, tesis ürettiniz mi yok dedik, teknoloji ürettiniz mi yok dedik. Hayır, ormanlarımızı siz üretmediniz ki! Bunlar bizim yaşam garantilerimiz. Bu ormanlara, bu sulara göre konum almış medeniyetler oluşmuş ve hala işte kentsel, kırsal alanda üretken bir yaşamı üretimsiz hale getirmek için bu pis ruh diyeyim içinde olanların bir kastı var diye düşünüyorum. Yoksa bilmediklerine inanmıyorum. Eskiden devlet ormanı bizden korurdu. Şimdi biz ormanımızı devlet kurumundan korumaya çalışıyoruz.”

Halk direniyor

Son olarak, “Ormanımızı canımız pahasına koruyacağız” diyen Karaaslan, halkın doğa talanına karşı duruşuna dikkat çekti: “Eğer gerçekten burayı orman envanterinden düşürüp maden alanlarına çevirirlerse bu konuda gerçekten halk olarak biz çevre örgütleri olarak, gönüllüler olarak canımız pahasına ortaya koyacağız. Varımız yoğumuzla orayı savunacağız. Hiç kimseyi de sokmayacağız. Türkiye’de çok kararlı ve güzel onurlu duruşlar başladı. Her bölgede var. Varto bize çok güzel bir direniş öğretti. Oradayız, Varto’dayız, çadırdayız aynı zamanda. Bu dönüşler Kargapazar’da, bu dönüşler Diyadin’de, bu dönüşler Muş’ta. Bir bu dönüşler işte bir Esra Işık’ın Türkiye’ye öğrettiği küçük ama kattığı güzel bir değer vardı. Bu onurlu direnişle halk uyandı. Artık Bingöl’ün, Cafran köylerinin şu anda topyekün karşı koyması gerekiyor. Ama yurt dışında ya da Türkiye’ye dağılmış bütün Cafranlıların kalbi burada. Yöre halkı da oraya sahip çıkmaya devam ediyor. Kimse evimize göz koymasın.”

‘Kesilmesi yasak ağaçlar bile kesildi’

Ağaç kesimlerine ilişkin defalarca yetkililere dilekçe yazan Cafran Köyü muhtarı Cengiz Kişin ise ağaç kesimlerine tepkili. Cengiz Kişin de şunları söyledi: “Defalarca yetkililere gittik. Kesimlerin iptal edileceğini söylediler. Ama durmadı. Büyük bir tahribat var. Sözler verilmişti ancak kesimler devam etti. Özellikle iki kişi var köyde. Bunlar kesilmesi yönünde yetkililerin yanında oluyor. Burada bir maden şirketinin 40 yıllığına kiraladıklarını duyduk. Ama orman kesiminin olduğu alanda henüz böyle bir faaliyet yok. Bize gelen ilanda bin 680 hektarlık bir alanda kesim yapılacağı söylenmişti. Ancak 4-5 katı alan kesildi. Ormanın en gür olduğu alanlar kesildi. Yani içler acısı bir durum. 2003’ten beri bu kesimler için köydeki iki kişi aracı oluyor. Şef ve müdürlerle ilişkililer. Öte yandan burada kesilmesi yasak olan yabani kavak ağaçları bile kesildi. Cumhurbaşkanı emri bile olsa bu ağaçların kesilmesi kanunlara aykırı ama bu ağaçlar bile kesildi. Biz bu ağaç kıyımını kabul etmiyoruz” dedi.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

İşkence sonrası kafese kapatılmış

SON HABERLER

Cafran’da ağaç katliamı

Yazar: Yeni Yaşam
24 Haziran 2026

İşkence sonrası kafese kapatılmış

Yazar: Yeni Yaşam
24 Haziran 2026

Enternasyonalizm toplumların yaşam tarzıdır

Yazar: Yeni Yaşam
24 Haziran 2026

Dünya Kupası, su molası ve Türkiye

Yazar: Yeni Yaşam
24 Haziran 2026

Fransa ‘Korsika Adasına özerklik’ tasarısını kabul etti

Yazar: Yeni Yaşam
23 Haziran 2026

Ukrayna’dan Moskova’ya savaşın en büyük İHA saldırısı

Yazar: Yeni Yaşam
23 Haziran 2026

Açlık grevci hastaneye kaldırıldı, Atina’da binler meydana çıktı

Yazar: Yeni Yaşam
23 Haziran 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır