Almanya’dan Rojava’ya yola çıkan Anneler Karavanı’na katılan Beate Schwarzkopf, Rojava’daki kadınların mücadelesinden ilham aldıklarını belirterek, ‘Barış fikrini yeniden hayatımızın merkezine almamız gerekiyor’ dedi
Almanya’da yaşayan farklı halklardan kadınların ve annelerin, Rojava kadın devrimiyle dayanışmayı büyütmek ve barış talebini görünür kılmak amacıyla organize ettiği karavan, iki koldan ilerleyerek Berlin’e ulaştı. 13 Haziran’da Heilbronn ve Hamburg’dan eş zamanlı yola çıkan iki ayrı kol, bir hafta boyunca Almanya kentlerini gezdi.
Anneler Karavanı’na Bremen’den katılan Beate Schwarzkopf ANF’nin sorularını yanıtladı.
Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?
Adım Beate Schwarzkopf, Bremenliyim ve bir yıldır “Women Defend Rojava” grubunda yer alıyorum. Anneler Karavanı’nın buraya geleceğini de bu grup aracılığıyla duydum. Biz, Women Defend Rojava grubu olarak -belki diğer arkadaşlar da bahsetmiştir- geçtiğimiz 5 Nisan’da bir dayanışma konseri düzenledik ve buradan elde edilen geliri Rojava’daki kadın inisiyatifine, Jinwar’a gönderdik.
Peki, siz nasıl bu karavanın bir parçası oldunuz?
Women Defend Rojava grubuna, kervana katılacak kadın veya anneler olup olmadığı sorulduğunda ben de dahil olmak istedim. Önce farklı kentlerden Bremen’e gelen anneleri karşıladık, onların konaklamasını sağladık ve bu süreci buradaki Kürt derneğiyle birlikte organize ettik.
Hayatınızdaki hangi dönüm noktaları sizi bugün bulunduğunuz bu noktaya getirdi?
Ben Women Defend Rojava grubuna çocuklarım vesilesiyle dahil oldum; kızım uzun zamandır bu çalışmaların içinde aktif olarak yer alıyor. Rojava’daki kadınların mücadelesi ve sahip oldukları o muazzam güç beni her zaman büyüledi. Ben de bu kadın gücünü ortaklaştırmak, bir araya getirmek amacıyla bir kadın grubunun parçası olma özlemi duyuyordum. Bu anlamda Rojava’daki kadınlar benim için çok büyük birer rol model.
Anneler Karavanı’nın bir parçası olmak sizin için ne ifade ediyor ve bu süreç nasıl gelişti?
Bu karavan eylemi ilk kez düzenleniyor. İçimde bunun henüz başlangıç aşamasında küçük bir tohum olduğu hissi var; bu tohum zamanla büyüyecek. Belki önümüzdeki yıl tekrarlandığında çok daha fazla anne bu kervana katılacak. Buradaki Kürt kadınlarıyla bağ kurmayı ve bir ağ oluşturmayı çok önemsiyorum. Aralarında çok sayıda anne var.
Dün ve bugün Kürt kadınlarıyla bir araya gelmekten, birbirimizle köprüler kurmaktan büyük mutluluk duydum. Bu bağı gelecekte de büyütmeye devam edeceğime inanıyorum.
Peki, bu yolculuk sizin için ne anlama geliyor?
Diğer kadınlarla dayanışma içinde olmak, yeni kadınlar tanımak, birlikte güç depolamak ve hep birlikte barış için mücadele etmek anlamına geliyor.
Son sorum vermek istediğiniz mesajla ilgili; insanlara nasıl bir mesaj iletmek istersiniz?
Ne olursa olsun, barış fikrini yeniden hayatımızın merkezine almamız gerekiyor. Annelerin ve kadınların barış için ayağa kalkmasını çok değerli buluyorum. Çünkü hiçbirimiz çocuklarımızın baskı görmesini ya da vurulmasını istemiyoruz; aksine, onların yaşamasını ve mümkünse tamamen özgür bir dünyada büyümesini istiyoruz.
DIŞ HABERLER









