Prosfygika, alternatif siyasal örgütlenme pratikleriyle de öne çıkmaktadır. Anarşistler, komünistler ve Kürt Özgürlük Hareketi’yle ilişkili aktivistler de dâhil olmak üzere farklı siyasal geleneklerden yerli, göçmen ve politik mültecilerin katıldığı bu yapı, kararlarını kolektif tartışmalar yoluyla almaktadır
Ercan Jan Aktaş
Yunanistan’ın başkenti Atina’nın en işlek güzergâhlarından Alexandras Caddesi üzerinde yer alan Prosfygika bölgesi, yaklaşık bir asırdır kent yoksullarına ve göçmenlere ev sahipliği yapıyor. Mahalle, 1930’lu yıllarda Türkiye ile Yunanistan arasında gerçekleştirilen nüfus mübadelesi sonrasında Anadolu’dan gelen Rum mültecilerin barınma ihtiyacını karşılamak amacıyla inşa edilen toplu konut projelerinden biridir. Hükümet, kentsel dönüşüm politikaları kapsamında Prosfygika bölgesini tahliye etmeye çalışırken, İşgal Edilmiş Mülteci Evleri (Prosfygika) Topluluğu, barınma hakkını ve kolektif yaşam alanlarını savunarak direnişini sürdürmeye devam ediyor.
Kolektif konutlar
Günümüzde ise Prosfygika, yalnızca tarihsel belleğiyle değil, aynı zamanda alternatif siyasal örgütlenme pratikleriyle de öne çıkmaktadır. Prosfygika’nın hikâyesi, yalnızca bir mahallenin tarihi değildir; aynı zamanda kent mekânının kimin için ve hangi amaçlarla üretileceğine ilişkin siyasal mücadelenin de bir örneğidir. Henri Lefebvre’in “kent hakkı” kavramında vurguladığı gibi, kent yalnızca yaşanılan bir mekân değil, aynı zamanda kolektif olarak yeniden üretilmesi gereken toplumsal bir alandır.
Yaklaşık on yıldır mahallede faaliyet yürüten Sy.Ka.Pro (Syllogiki Katoikia Prosfygika) kolektifi, boş durumdaki daireleri işgal ederek konfederal ve dayanışmacı bir toplumsal yaşam modeli geliştirmeye çalışmaktadır. Sekiz bloktan oluşan mahallede her blok beş bina, her bina ise altı daireden oluşmaktadır. Kolektif, konutların önemli bir bölümünü ortak yaşam, dayanışma ekonomisi, göçmen ve mülteci dayanışması ile siyasal örgütlenme faaliyetleri için kullanırken, iki daire tamamen kadın örgütlenmesinin inisiyatifine bırakılmıştır.
Prosfygika’daki kolektif yaşam, Sy.Ka.Pro bünyesinde düzenli olarak toplanan halk meclisi ve çeşitli çalışma komiteleri aracılığıyla örgütlenmektedir. Mahalleye, mahallenin yaşamına, kimlerin mahallede yaşam alanlarına sahip olacağını, ortak yaşam örgütlenmesini doğrudan katılım ile alınan kararlar sonucunda varılır. Kararların doğrudan katılım yoluyla alınması ise temsili demokrasinin sınırlarını aşan katılımcı bir siyasal pratiğe işaret etmektedir. Murray Bookchin’in geliştirdiği özgürlükçü belediyecilik yaklaşımında da mahalle meclisleri demokratik siyasetin temel kurucu birimi olarak değerlendirilmektedir.
Müşterekler
Anarşistler, komünistler ve Kürt Özgürlük Hareketi’yle ilişkili aktivistler de dâhil olmak üzere farklı siyasal geleneklerden yerli, göçmen ve politik mültecilerin katıldığı bu yapı, kararlarını kolektif tartışmalar yoluyla almaktadır. Mahalle sakinleriyle sınırlı olmayan topluluk, dışarıdan katılan gönüllülerle birlikte hem mahalledeki ortak yaşamı sürdürmekte hem de Atina’daki çeşitli toplumsal ve siyasal mücadelelere aktif biçimde katılmaktadır. Bu yönüyle Prosfygika, kapitalist piyasa ilişkilerinin dışında müştereklerin (commons) yeniden üretildiği bir yaşam alanına dönüşmektedir. David Harvey’nin ifade ettiği gibi müşterekler, yalnızca ortak mülkiyet değil, ortak toplumsal ilişkilerin sürekli yeniden kurulma biçimidir.
Kürt’ten Zapatista’ya
Prosfygika’nın kamusal hafızası yalnızca mimarisiyle değil, duvarlarıyla da okunabilir. Mahallenin sokakları, Kürdistan Özgürlük Hareketi’nden Zapatistalara kadar dünyanın farklı coğrafyalarındaki direnişlerle dayanışmayı ifade eden Yunanca, Kürtçe, Türkçe, İngilizce ve Arapça sloganlar ile duvar resimleriyle çevrilidir. Bu görsel hafızanın en dikkat çekici unsurlarından birisi de Gezi Direnişi zamanında fırına ekmek almaya giderken devletin kolluk kuvvetleri etrafından hedef alınarak yaşamından koparılan Berkin Elvan adına yapılış olan bir fırın. Kolektif fırın yalnızca ekmek üreten bir mekân değil; dayanışmanın, ortak emeğin ve toplumsal hafızanın yeniden üretildiği bir kamusal alan işlevi görmektedir. Pierre Bourdieu’nün ifadesiyle toplumsal pratikler, ortak yaşamın sürekliliğini sağlayan sembolik sermayeyi de üretmektedir.
Bir Rojava şehidi
Mahallenin kapıları her zaman direnişçilere açıktır. Yolu buraya düşen başka bir direnişçi ise İzlandalı Anarşist Haukur Hilmarsson’dur. Prosfygika Komünü’nünde yaşarken Rojava Direnişi ile tanışan Hilmarsson Ekim 2017’de mücadeleye aktif katılmak için Rojava’ya gider. İzlandalı enternasyonalist devrimci Haukur Hilmarsson’un, Kürt hareketi içinde kullandığı adıyla Şahin Hüseyni, 24 Şubat 2018’de Efrîn’in savunulması sırasında yaşamını yitirir. Hilmarsson’un bir dönem Prosfygika’da yaşamış olması, onun anısını mahallede yaşayanlar açısından yalnızca geçmişe ait bir hatıraya değil, uluslararası dayanışmanın ve enternasyonal mücadelenin güncel bir simgesine dönüştürmektedir.
Mahalleye son büyük saldırıdan sonra topluluk üyelerinden Aristotelis Chantzis ise “barınma hakkını ve topluluğun varlığını savunmak” amacıyla 5 Şubat’tan başladığı açlık grevini 140. gününde 24 Haziran’da, belediye ile varılan bir mutabakat çerçevesinde tamamladı. Mutabakat çerçevesinde Atina Belediye Meclisi Prosfygika’ya inşaat yasağı ve mahalle sakinlerinin yerinde kalmasını kararlaştırdı.
Bir alternatif
Aristotelis Chantzis, 30 Nisan’da kaleme aldığı mektubunda; “Sosyal bağların, dayanışma yapılarının, öz örgütlenmenin ve kolektivizasyonun inşası –bireyin ortak işlerde etkin rol almasına ve toplumların ortaklaşa tanınan maddi-manevi ihtiyaçları temelinde kendi kurumlarını oluşturmasına olanak tanıyan bu inşa– devlet ve kapitalizmden gelen yabancılaşma saldırısına karşı toplumların gerçek öz savunmasıdır. Böylece öz bilince sahip olacak ve toplumlar olarak iktidar kültürüne yabancılaştırılmadan kendi yönümüzü belirleyebileceğiz”, başka bir hayata dair düşüncelerini paylaşmıştı. Prosfygika, yalnızca işgal edilmiş binalardan oluşan bir mahalle değil; günümüz kapitalist kentleşmesine, mülksüzleştirme politikalarına ve toplumsal atomizasyona karşı geliştirilen alternatif bir yaşam deneyimidir. Dünyanın farklı coğrafyalarında Zapatistalardan Rojava komünlerine, Chiapas’tan Atina’ya kadar ortaya çıkan bu tür kolektif yaşam alanları, kapitalizmin “başka bir alternatif yok” iddiasını pratikte sorgulamaktadır.
Ortak üretim
Ortak üretim, dayanışma ekonomisi, doğrudan demokrasi, öz örgütlenme ve kolektif karar alma mekanizmalarıyla şekillenen bu deneyimler, yalnızca mevcut sisteme itiraz etmekle kalmamakta; aynı zamanda başka bir toplumsal yaşamın bugünden nasıl kurulabileceğini de göstermektedir. Prosfygika’nın yaklaşık yüz yıl önce mülteciler için inşa edilmiş evlerinin bugün yeniden mültecilere, politik sürgünlere ve dayanışma ağlarına yuva olması ise tarihin dikkat çekici bir sürekliliğine işaret etmektedir. Belki de bu nedenle Prosfygika’nın asıl önemi, geçmişin mirasını korumasından çok, geleceğin nasıl kurulabileceğine dair somut bir örnek sunmasında yatmaktadır.









