Cumhuriyet’in kuruluşundan günümüze kadar geçen yüz yıllık zaman diliminde, müesses nizamın dışında olan her hareket ve düşünce önce “dışardan gelen cereyanlar” sonra da “kökü dışarda dış mihraklar” olarak tanımlanmış ve her daim üzerine gidilmiştir. Kurulu düzenin ve devletin sahipleri, kendi denetimleri dışındaki her itirazı ve mücadeleyi sadece şiddetle bastırmamış aynı zamanda manipüle etmek için bu tür kavramlar icat etmişlerdir.
Gerek halkın kendiliğinden hak temelli ve gerekse de komünistlerin, devrimcilerin, Kürt yurtseverlerinin öncülüğünde siyasal mücadelelerinin, halkın bilincinde bir sıçrama yaparak kendi düzenlerini tehdit etmemesi için bu hareketler, gayri meşru gösterilmeye çalışılmış ve bu mücadeleler; “cennet vatanımıza dışardan sokulmuş” ve “birlik ve beraberliğimize düşman” hareketler olarak propaganda edilmiştir. Günümüzde bu kavramlara bir de “terörizm” eklenmiş durumdadır.
Hakkına sahip çıkan, politik bir talepte bulunan ya da iktidarın herhangi bir politikasını eleştiren ve dahası bunu eylemle ifade eden herkes “terörist” olarak tanımlanır olmuştur. “İktidar namlunun ucundadır” bilinciyle yürütülen silahlı mücadele ise daha başından “terörizm” olarak yaftalanarak, son derece haklı ve meşru olan devrimci şiddetin halkın bilincinde yer etmesi ve bir sıçrama yaratması engellenmeye çalışılmıştır.
7-8 Temmuz’da gerçekleştirilecek NATO toplantısı öncesinde yaşananlar ise bize “dış mihraklar”ın ve gerçek teröristlerin kim olduğunu göstermektedir. Daha dün Kürt gerillalarının NATO mühimmatlarıyla bombalanmasına katkı sunan, Filistin halkını soykırıma uğratılmasını teşvik eden, İran halkının üzerine bomba yağdıran başta ABD emperyalistleri olmak üzere NATO teröristleri âlây-ı vâlâyla karşılanması için bütün imkânlar kullanılıyor. Dünyanın en büyük terör örgütü ve “dış mihraklar”ın bizatihi kendisi olan ABD ve emperyalizmin kanlı savaş örgütü NATO’nun Ankara’daki toplantısından önce “yerli ve milli” devletin şanına yakışır bir çaba içine giriliyor. Valilik emriyle kamuda idari izin, etkinliklere yasaklanıyor, gerektiğinde yeni tedbirler alınacak ve duyurulacağı ilan ediliyor, il genelinde bütün gösteri ve mitingler yasaklanıyor. Tıpkı ABD’nin 6. Filo’sunun İstanbul’a gelişi öncesinde genelevlerin boyanmasında olduğu gibi, -devlette devamlılık esastır-, yollar asfaltlanıyor, yoksul mahalleler görülmesin diye branda ve paneller çekilip, yollara vazolara yerleştiriliyor. Sokak hayvanları toplanıyor. Velhasıl “dış mihraklar” için “yerli ve milli” devletin bütün imkanları devreye sokuluyor, itibardan tasarruf olmaz anlayışı tam anlamıyla hayata geçiriliyor.
Bu hummalı çabaya bir de “devletin terörle anılmaması” gerekçesiyle yüzlerce kişinin tutuklanması ekleniyor. Aralarında TEMA gönüllülerinin de olduğu, sendikacılar, devrimciler “Türkiye Cumhuriyeti devletinin terörle anılan bir ülke olması gayreti içerisinde terör eylemi gerçekleştirebileceği” iddiasıyla tutuklanıyor. Dünyanın en büyük terör devleti ve emperyalistlerin terör örgütü olan NATO için muhalif olan herkes “terörist” ilan edilip tutuklanıyor!
Kamuoyunda bu tutuklamalar daha çok TEMA vakfı gönüllülerinin TKP-ML üyesi olması gerekçesiyle tutuklanmasıyla gündem olmuşsa da meselenin sadece belli bir yaşın üstündeki insanların tutuklanması ya da akademik kariyer sahibi, işinde gücünde olan insanların tutuklanması olmadığı açıktır. Bu bahiste emperyalistlere hoş geldiniz demeyen ve faşist devlete biat etmeyen herkes potansiyel teröristtir. Söz konusu olan, faşizmin keyfiyetidir. Çünkü T.C. devletinde faşizm sadece bir yönetim biçimi değildir. Aynı zamanda siyaset etme biçimidir. Kurulduğu günden itibaren emperyalistlerle iş tutan, ABD emperyalizmin 6. Filo’su önünde secdeye duran anlayış günümüzde bir kez daha emperyalistlerin ve NATO’nun önünde secdeye durmakta ve efendilerine “ne isterlerse vermekte” bir sakınca görmemektedir. Çünkü onlar ne kadar “yerli ve milli” olduklarını iddia ederlerse etsinler; “Dostum Trump” demekte ve emperyalistlerden “meşruiyet alıp” iktidarlarını sürdürmektedirler.
İktidar “dış mihraklar”la iş tutmakta ve fakat halkı ve devrimcileri “terörist” ilan etmektedir. Emperyalizme ve faşizme karşı olmak, emperyalistlerin eli kanlı terör örgütü NATO’ya karşı söz kurmak ve eylem yapmak terörizm değildir. Tam aksine halka, devrimcilere yönelik bu saldırganlık terörizmin dik alasıdır.









