• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
2 Temmuz 2026 Perşembe
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar Veysi Sarısözen

Bu ‘Medar-ı Maişet Motoru’ başka bir motor

1 Temmuz 2026 Çarşamba - 23:00
Kategori: Veysi Sarısözen, Yazarlar

Medar-ı Maişet Motoru isimli bir roman var. Sait Faik Abasıyanık’ın ünlü romanı. 1944 yılında CHP Bakanlar Kurulu tarafından yasaklanmıştı. Gerekçe bugünkü yasaklama ve tutuklamaların tıpa tıp aynısıydı: Orduya ve bürokrasiye hakaret. İsmet Paşa üstüne alınsaydı Cumhurbaşkanına hakaret bahsine girerdi. Neyse ki devrin Başkomutanı paşa, bugünkü Başkomutan “alaylı paşa” gibi alıngan değildi. Yoksa Sait Faik belki de bir daha gün yüzü görmezdi.

Hey gidi günler.

Medar-ı Maişet Motoru bugünkü Türkçeyle “geçim aracı” olarak motor anlamına geliyor.

Bu motor ise günümüzde CHP’nin ta kendisi. Şu anda artık bir “siyasi parti” olmaktan çıktı. Çünkü bütün yapılıp edilenler, Butlancılar tarafından CHP’yi siyasi parti olmaktan çıkardığını gösterdi. Zaten Dernekler Yasası’na göre Kurultayı mutlak butlanla yok sayılan bu parti artık “iktidar hedefi” olmayan alelade bir dernek haline getirildi.

Ama öyle böyle bir dernek değil bugünkü CHP. Mal varlıklarıyla, Türkiye İş Bankası’nda Atatürk’ten verasetle geçen hisse senetleriyle trilyonluk bir dernek. Genel Merkezinden İl örgütlerine, il örgütlerinden ilçe örgütlerine kadar binlerce “istihdam” kapısı. Makam arabalarıyla, seçim otobüsleriyle trafikte vızır vızır dolanan bir dernek.

Yani “medar-ı maişet motoru.”

Demokrat Parti zamanında Siyasi Partiler Yasası yoktu. Partiler Dernekler Yasası’na göre kurulmuştu. Ta o zamanda bile CHP’nin “malları” Menderes’in bile ağzını sulandırmıştı ve CHP’nin tüm mallarına 1955 yılında el konmuştu.

Şimdi mütekait ihtiyar Kılıçdaroğlu CHP derneğinin başkanlığına getirildi. Kimler tarafından? Adalet Bakanı’nın himayesindeki bir “sermayeye çökme çetesi” tarafından. Malum Adalet Bakanı, mesela “İmamoğlu kendisine karşı iftira atan iş adamına suikast düzenleyecek” diyerek, 7-8 adet Savunma Sanayii patronunu “mafya örgütü”  haline getiriyor, bunlar “suikastçı” olarak tutuklanıyor, tutuklu kaldıkları sırada silah patronlarının mallarına çökülüyor, bunlar silah pazarından çekilince soruşturma takipsizlikle kapanıyor ve tutuklular da serbest bırakılıyor. Sonuç damat Bayraktar’ın silah pazarında mutlak tekel haline gelmesi.

Rejim, kapitalizmin krizinden “sermayenin mafyatik yöntemlerle yeniden paylaşılması rejimi” haline geldiği için, işte vaktiyle “siyasi parti” olan CHP de “dernek” haline getiriliyor ve Dernekler Yasası’na göre trilyonluk servetiyle CHP’ye çökülüyor.

Zavallı “çok dürüst Piro”nun etrafındakilere bakanlar, burada çok tuhaf tiplerin varlığına şahit olunca dillerini yutar hale geliyor. Bunlardan biri, meşhur Kurban Bayramı bayramlaşma mitinginde Kılıçdaroğlu’na kafes içindeki güvercinleri getiren ve birini çıkarıp Piro’nun avucuna koyan, eski sabıkalı, ardından Mehmet Ağar’ın adı lazım değil partisinin üyesi, sonradan MHP’li, şimdi CHP’li bir tip. Bir diğeri tutuklu belediye başkanlarından birini “itirafçı” olmaya teşvik eden, kendisine verilecek para karşılığında bu tutukluyu savcıya söyleyip serbest bıraktıracağını söyleyen, Özgür Özel tarafından deşifre edilince tam yurtdışına kaçacakken yakalanan, ama şimdi “özgür” bir şekilde CHP binasında Butlancılarla bir masa etrafında poz veren bir avukat.

Yani “çete”. CHP’yi parti olmaktan çıkaran, dernek haline getiren ve trilyonluk derneğe çöken bir çete. Ayakçılar dernekte çaycı, kapıcı, bekçi filan olacak, çete kodamanları dolgun maaşlarla dernek yönetimlerine kurulacak, en irileri İş Bankası’nın yönetiminde koltuk kapacak. Altlarında derneğin lüks arabaları memleket asfaltlarında cirit atacak. Kimisi de derneğin “kirli namına” dayanarak Adalet Bakanı’nın kayyım atadığı ve atayacağı belediyelerden yağlı ihaleler kapacak.

CHP artık “medar-ı maişet motorudur.” Erdoğan CHP’yi iktidara geleceği artık kesinleşen bir parti olmaktan çıkardı, “tellak esnafları derneğine” çevirdi, şimdi “tellaklar” işbaşında, CHP hamamında önlerine geleni yıkayıp, “arındırıyor.”

12 katlı CHP Genel Merkezi’nin, el konulan CHP il binalarının bir gün teker teker haraç-mezat satışa çıkarıldığını ya da her birinin yıkılıp yerlerine birer AVM dikildiğini duyarsanız sakın şaşırmayın.

Zaten şaşırılacak bir durum yok. Türkiye’nin en büyük Savunma Sanayii şirketlerine el konulduğu ve damat Bayraktar ve ailesinin bu silah pazarında tekel haline getirilmiş olduğu ülkemizde şaşırana ben hepten şaşırırım. Silah pazarı böyle. İnşaat pazarına da malum “beşli çete” denilen TOKİ destekçisi, Erdoğan iltisaklı bir tekel el koymuş.

Ekonomi alanı nasıl parsellendiyse, siyaset alanı da CHP’ye çökülerek öyle parsellenmekte.

Nefis bir manzara. Rejim ekonomisiyle siyasetiyle hızla mafyatokrasiye dönüşmekte.

Bu durum kapitalizmin kriz zamanlarındaki değişmez bir yasası. 1929 kapitalist dünya buhranında mafya şefi Al Capone Amerikan bürokrasisini, polisinden hakimine, valisinden senatörüne kadar zapt etmişti. Buhran bizdeki kriz gibi 2015’ten günümüze kadar on yılı aşkın bir zaman diliminde sürmedi. Üç/dört yıl sonra aşıldı. Buna rağmen mafya ülkeyi bir “ahtapot” gibi sarmıştı. Varın bizim ülkemizde işin nerelere vardığını düşünün.

Vardığı yer CHP’nin getirildiği yerdir. Derneğin “medar-ı maişet motoru” olmasıdır.

Şu hale bakın: Özgür Özel otobüssüz kaldı, portakal sandığına çıkıp halkla konuşuyor. Kılıçdaroğlu, ise halkın içine çıkamadığı için sahip olduğu işe yaramayan seçim otobüslerini  satışa çıkarırsa belki bunlardan biri Özgür Özel’in payına düşer de adamcağız portakal sandıklarına tırmanmaktan kurtulur.

Sait Faik Türkiye’nin gelmiş geçmiş en büyük öykü yazarı. Bakmış bu “medar-ı maişet motoru” kısa öyküye sığmıyor, koskoca bir romana sığdırmış.

Şimdi biz işte bu “medar-ı maişet motorunun” bambaşka bir zamanda, bambaşka bir mahiyette yazılmış romanını okuyoruz.

Cumhuriyeti kuran partinin hazin romanını.

 

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Ölü Deniz: Gerçek ve mizah yer değiştirince

Sonraki Haber

Liberal dünyanın komün kâbusu

Sonraki Haber

Liberal dünyanın komün kâbusu

SON HABERLER

‘Terra Viva’ kooperatifi

Yazar: Yeni Yaşam
1 Temmuz 2026

Liberal dünyanın komün kâbusu

Yazar: Yeni Yaşam
1 Temmuz 2026

Bu ‘Medar-ı Maişet Motoru’ başka bir motor

Yazar: Yeni Yaşam
1 Temmuz 2026

Ölü Deniz: Gerçek ve mizah yer değiştirince

Yazar: Yeni Yaşam
1 Temmuz 2026

Hafıza zaman aşımına uğramaz

Yazar: Yeni Yaşam
1 Temmuz 2026

İşkence gören tutsağa gözdağı

Yazar: Yeni Yaşam
1 Temmuz 2026

33 yıl, 33 can…

Yazar: Yeni Yaşam
1 Temmuz 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır