• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
22 Temmuz 2026 Çarşamba
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar Mehmet Nuri Özdemir

Konjonktürün içinden bakmak

22 Temmuz 2026 Çarşamba - 00:00
Kategori: Mehmet Nuri Özdemir, Yazarlar

Politik bir sorunu konjonktür kategorisi içinde düşünmek neyi ifade eder, sorusuna filozof  F. D. Luchesse, şöyle cevap verir: “Konjonktür içinde düşünmek öncelikli olarak, tüm belirlenimleri, var olan tüm somut koşulları hesaba katmak, bunların dökümünü yapmak ve detaylı bir şekilde analiz ederek tüm bunları birbiriyle karşılaştırmak anlamına gelir.”

Dört ülkede değişen ve dönüşen bir Kürt sorunumuz var. Sorunun dinamik karakteri, konjonktürün içinde düşünmeyi ve eylemeyi zorunlu kılıyor. Kuşkusuz zorunluluklar, fırsatlar ve riskler konjonktür içinde keşfedilebilir. Yaşamı bazen durgunlaşan, bazen azgınlaşan bir ırmağa benzetirsek, bitmek bilmez iniş çıkışları boyunca sürekli olarak ortaya çıkabilen ırmağın hareketlerini dikkatle izleyip, yükselme ve alçalma zamanlarını doğru tahmin edebilir, bu konuda kararlılık gösterilirse konjonktürün zayıf ve güçlü halkaları yakalanabilir, zaman lehe çevrilebilir.

Yeni konjonktür, çoklu riskler barındırıyor ki, Kürt halkı yeni bir kırım dalgasıyla karşı karşıya kalabilir; aynı zamanda çoklu fırsatlar da içeriyor ki, yeni ve eski statüko biçimlerinin çelişkileri ve kaosun kendisi Kürtlere alan açabilir.

Kürtler zaman içinde ayakta kaldıkça işgal ve sömürü biçimleri de kendini yeniliyor. Şiddet nitelik değiştiriyor. Kürtlere kapitalist modernitenin eski ve yeni formlarının kıskacında tutulan bir yaşamın dayatılması yeni şiddet tipidir. Çünkü kapitalist modernitenin hem eski hem yeni formlarının ajandasında Kürtlere yer yoktur. Güncel hesapların ortasından konuşursak dış politikada İran-ABD-İsrail savaşı, İsrail-Türkiye gerilimi, hakeza iç siyasette gelenek-modern çatışmalarının politik temsilleri olan AKP-CHP’nin hesaplarında Kürde ayrılan yer araçsaldır. Bu nedenle Kürtlerin eski ve yeni modernite unsurlarının peşine takılmayı bırakarak, bunun aksine ikisinden de kurtulmak için planları olmalı.

Kuşkusuz burada gerçekliğe sırtını dönen bir siyasetsizlik önermiyoruz. Sabretmeyi politikleştirmekten, tedbir almaktan, dahası ve en önemlisi asırlardır dayatılan ikili formların arasından sıyrılıp üçüncü bir seçenek yaratmaktan, kendi oyununu kurmaktan bahsediyoruz. Bu da doğrudan konjonktürün içinden düşünmeyi, içinden eylemeyi zorunlu kılıyor. Başarı için tüm Kürtler bu “dinamik direniş” bilinciyle hareket edebilmeli. Bu denklemde Kürtler, modernitenin eski ve yeni sömürü imha ve kırım ajandalarıyla yüzleşerek, sürekli bir tarafa angaje eden, yerel veya küresel statükolardan birini tercih etmeye zorbalayan düşüncelere net bir mesafe almalı.

Kaldı ki herkesin kendi derdine düştüğü bir konjonktürde  başkalarından kurtarıcı beklemek büyük bir saflık. Hele de kendi ülkelerini felaketlere sürükleyen siyasal otoritelerden umutlu olmak Kürtlerin politik, direnişçi kimliğiyle örtüşmüyor. Başkalarından beklentili ruh hali, Kürtlerin geldiği aşamayı hâlâ görmekte zorlanan, içerdeki güç birikimini ve yeni Kürtlüğü kavramaktan uzak sömürge bilincinden kaynağını alıyor. Kürt halkı bu düşkün zihniyetten hızlıca kurtulmalı. Umut başkalarında değil, Kürdün kendisindedir. Beklenti olabildiğince içe yönelmelidir.

Irmak metaforunda, ırmağın taşkın olmadığı zamanlarda insanlar bentler ya da setler vasıtasıyla sağlam tedbirler alabilirler. Böylece bir kez daha sular yükseldiğinde ırmak taşmayacak, taşarsa da kuvveti bu kadar kontrol edilemez veya zarar verici olmayacaktır. Kürtler için en sağlam bend xwebûn ilkesidir. Xwebûn ilkesi (kendi için, kendi olma hali) -ideolojik olarak farklı düşünseler bile- çağımızda tüm Kürtlerin ortak ilkesi olabilmeli. Kürtler yaşamın ve politikanın hizasını bu ilkeden alabilmeli. Kuşkusuz meselelere farklı perspektiflerden başlayabilmeliyiz. Bazen sert eleştiriler de gelişebilir. Tüm Kürtlerin selameti için düşkünlere düşkün, judenratlara judenrat diyeceğiz ki ihanet normalleşmesin; kahramanlara da kahraman diyeceğiz ki direniş çoğalsın. Düşkünleri kahramanlaştırıp kahramanları itibarsızlaştırırsak kaybederiz. Kimse bu okumalardan rahatsız olmamalı.

Her eleştiri, Kürdü, yukarıda tarif edildiği üzere modernitenin cenderesinden kurtarmaya hizmet etmeli. Hem Kürdistan’da hem diasporada yaşayan Kürtler, yeni durumun farkında olarak yükselen bilinci referans almalı, dinamik bir pozisyonun içinde kalarak risk ve fırsatları doğru okumalı ve yaşadıkları her yerde sorumluluk hisseden bir yaşamı tercih etmeli.

Hiçbir şey bitmiyor, her şey değişip dönüşüyor. Kürtler bu diyalektiği kavradığı sürece, yeni durum karşında konsolide olabilir, ayakta kalabilir. Bu minvalde bir taraftan inşa, birlik çalışmaları, diğer taraftan müzakere, mücadele ajandaları diyalektik bağlarla düğümlenerek kesintisiz işlemeli. Bu saatten sonra kimse Kürtlere düşkün yaşamı dayatmaya cüret etmemeli. Kürtlere hizmetçilik görevini layık görenlerin efendilik dönemlerine son verilmeli. Taşan ırmakları durduramayabiliriz, ama doğru bir bilinçle belli bir istikrar sağlayabiliriz. En büyük doğru ise xwebûn ilkesi ile zamanı kesintisiz örgütlemek.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Bir kuşun kanadında milyonlarca yıl saklı

Sonraki Haber

Kapatılmışların Dünyasından: Ses, zaman, hafıza ve direniş

Sonraki Haber

Kapatılmışların Dünyasından: Ses, zaman, hafıza ve direniş

SON HABERLER

Kapatılmışların Dünyasından: Ses, zaman, hafıza ve direniş

Yazar: Yeni Yaşam
22 Temmuz 2026

Konjonktürün içinden bakmak

Yazar: Yeni Yaşam
22 Temmuz 2026

Bir kuşun kanadında milyonlarca yıl saklı

Yazar: Yeni Yaşam
22 Temmuz 2026

Avukat Gülfer Güçlü: Ortadoğu’da hegemonya mücadelesi sürüyor

Yazar: Yeni Yaşam
22 Temmuz 2026

AKP için karar vakti

Yazar: Yeni Yaşam
22 Temmuz 2026

Devlet ‘tamamlandı’ yanılgısına düşmemeli

Yazar: Yeni Yaşam
22 Temmuz 2026

DOA Sistemi kimin için?

Yazar: Yeni Yaşam
22 Temmuz 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır