Amedspor’un misyonunu ve yapacaklarını Kulüp Başkanı Nahit Eren ile konuştuk:
- Spor üzerinden provokasyonlar yapılmaya çalışılıyor. Belli süreçlerde hedefe oturtulmaya çalışılıyor. Biz bu konuda sağduyulu ve dikkatliyiz. Amedspor’un durduğu yer, bu ülkede herkesin yıllardır ifade ettiği o bir arada dayanışma duygusunu ya da toplumsal sorunların çözümü konusundaki duyarlılığı besleyen bir yer
- Amedspor bahsettiğimiz kimliğinden dolayı gerçekten sponsor bulmak konusunda sıkıntılar yaşayabiliyor. Biz Türkiye’ye açılmayı ve büyük firmaların da sponsorluğunu da hedefliyorduk. Ama hala insanların kafasında, bizim kabul etmediğimiz o yersiz soru işaretleri var. Sponsorluk bana göre bir sosyal sorumluluk aynı zamanda. Tabii yerelden firmalar var. Diyarbakır’dan firmalar var
- Amedspor bir toplum örgütü, bir siyasi parti gibi pozisyon alamaz. Amedspor bir futbol takımı. Ama toplumdan kopuk olmayan bir futbol kulübü. Önemli günlerde, önemli şahsiyetleri ya da önemli olayları gündemleştiren ve bununla bir etki yaratan kulüp. Bu bir siyasal faaliyet değil. Bu bir siyasal organizasyon da değil
Nezahat Doğan
Amedspor… Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin konuşulduğu zorlu bir dönemde güçlü bir motivasyonla Süper Lig’e yükseldi. Bu başarı, sadece sportif bir zafer değil, aynı zamanda kulübün temsil ettiği Kürt kimliğinin ve toplumsal değerlerin bir kabulü niteliğini taşıdı. Ortaya her bölgeye yayılan bir toplumsal ruh çıkardı…Küfürsüz, hakaretsiz tezahüratları, toplumsal olaylara duyarlı pankartları, üçte biri kadınlardan oluşan tribünleri ile Amedspor Türkiye’nin batısından doğusuna pek çok taraftar kazandı. Geçmişten bugüne ayrımcılığa, ötekileştirmeye, kriminalizasyon çabalarına ve provokasyonlara rağmen kulüp, birleştirici bir güç haline geldi.
Hazırlıklar tamam, şimdi, Amedspor Süper Ligdeki ilk maçını Pazar günü Erzurumspor ile oynayacak ve artık Amed’i sosyal-kültürel-ekonomik anlamda yeni bir dönem bekliyor. Bu ilk maç öncesi son dönemde yapılan transferleri, altyapı çalışmalarını, taraftar gruplarının birleşmesini, taraftara düşen sorumlulukları, beklentileri ve Amedspor’un misyonunu Kulüp Başkanı Nahit Eren ile konuştuk.
- İki senelik bir barış, demokratikleşme sürecinde Amedspor Süper Lig’e çıktı. Bu bir sürpriz miydi, bekleniyor muydu? Bunu sağlayan dinamik neydi?
Amedspor birinci lige başladığı zaman temel hedefi, Süper Lig’e çıkmaktı. Aslında bulunduğu ligde yeni bir takımdı. Birinci ligden Süper Lig’e bu kadar kısa sürede çıkması beklenmiyordu. Ama güçlü bir motivasyon ve dayanışma ile Amedspor bunu başardı. Bunu başardığı zaman halkımızın, toplumun ne kadar mutlu olduğunu gördük. Yerelden sürekli Amedspor’a verilen desteği görüyorduk, dayanışmayı hissediyorduk ama şampiyonlukla birlikte Türkiye’nin her yerinde, Avrupa’da, Kürtlerin yaşadığı her yerde inanılmaz bir mutluluk, sevinç oluştu. Aslında hak ettiğimizi de gösteren bir tabloydu. Zor oldu ama güzel oldu.
- Zor oldu dediniz… Bir tarafıyla da geçmiş dönemde Amedspor’a verilen cezalara, altyapı liginden düşürmelere uzanan süreçte yasaklar, kimliğinden ötürü saldırılar oldu. Bütün bunların nedeni neydi?
Amedspor aslında geçmiş dönemlerde hatta geçen yılda ligde gerçekten çok zor zamanlar geçirdi. Özellikle uzun yıllardır yasaklardan dolayı deplasmana taraftarını götüremeyen bir kulüpten bahsediyoruz. Ya da isminin Amedspor olmasından dolayı ciddi tepki gören, saldırılan bir kulübe dönüştü. Öte yandan Amedspor’un yarattığı kimlik de bazı kesimlerin hedefine oturtulma konusunda bir gerekçe oldu. Tabii Amedspor’un bu ülkede sahip olduğu değer yargıları belli bir çevreyi de rahatsız ediyor. Spor dayanışmanın, birlikteliğin, barışın, kardeşliğin konuşabileceğini ifade eden bir yer. Ama sporda bunların olmayacağını ifade eden bir kesim var. Ama biz içinde yaşadığımız toplumun beklentilerini gösteren, o taleplerini ifade eden bir yerde duruyoruz. Biz siyaset yapmıyoruz.
- Hedef gösterme ve ırkçılığın keskinleştiği, derinleştiği bir yerden söz ediyorsunuz. Oysa dünyaya baktığımızda örneğin İspanya’nın Barcelona takımı aynı zamanda da bir Katalon takımı, Katalonya kültürünü kimliğini temsil ediyor ve onunla özdeşleşmiş bir takım. Ama tüm dünyada taraftarı var. Amedspor da bölgesel olarak Amed’i, bölgeyi ve kimliğini temsil ederken bir Türkiye spor kulübü. Amedspor’a karşı bu ırkçılık nereden kaynaklanıyor?
Türkiye’nin son 40 yılı bu konuda bence bize çok şey gösteriyor. Türkiye’de Kürt meselesinin çözümsüzlüğü, Kürtlerin temel haklar konusundaki beklentisi Türkiye’de Kürt kimliğine yönelik ve topluma yayılan bir nefret dili de oluşturdu maalesef. Ve belirttiğiniz değer yargılarını ya da bu değer yargılarını savunur yerden harekete geçen herkes hedefe oturtuldu. Amedspor’un başarıları da bunu daha da artırdı. Hatırlarsanız, Leyla Zana hakkında maalesef cinsiyetçi söylemler başladı. Leyla Zana bir spor aktivisti değil. Spora dair söz kurmuş değil ve bir pozisyonu olmamış. Ama ne oldu bir anda? Türkiye’nin batısında, statlarda Leyla Zana aleyhine küfürlü, cinsiyetçi hakaretler yapılmaya başlandı. Bu, birilerinin spor üzerinden o ayrışmayı derinleştirmek istediğini gösteriyor.
- Bu nasıl bir tehlikeye dönüşüyor?
Spor üzerinden provokasyonlar yapılmaya çalışılıyor. Belli süreçlerde hedefe oturtulmaya çalışılıyor. Biz bu konuda sağduyulu ve dikkatliyiz. Amedspor’un durduğu yer, bu ülkede herkesin yıllardır ifade ettiği o bir arada dayanışma duygusunu ya da toplumsal sorunların çözümü konusundaki duyarlılığı besleyen bir yer.
- Elbette taraftar ruhu ve taraftarların ortaklaşması da önemli. Tribünden sahaya gelen sesin bir bütün olması lazım. Burada da ayrışmalar vardı 6-7 grup taraftarlar içerisinde. Bu ayrışma ortaklaştırıldı… Oradaki eksiklikler neydi?
Amedspor’un en büyük özelliklerinden biri güçlü bir taraftar desteğinin olması. Bu sadece stattaki taraftar desteği değil. Her kentten destek gören bir yer. Bu anlamda Amedspor taraftarının bunu stada geldiği zaman da pozitif anlamda takıma yansıtması lazım. Yani bahsettiğiniz o farklı seslerin statta farklı yerlerden çıkması gerçekten desteği görünür kılmıyordu.
- Oradaki bütünleştirme nasıl sağlandı? Neydi oradaki stratejiniz?
Bizim bu anlamda uzun süredir statta birleşme konusunda çağrımız vardı. Toplumdan da böyle bir beklenti vardı. Uzun uzun görüşmeler yapıldı. En son yapılan toplantıyla taraftar gruplarımız bu yıl stadımızın belli bir bölgesinde bir arada birlikte tezahürat yapacak bir ortaklaşmaya vardılar. Bu çok kıymetli. Bu yıl statta televizyon başında izleyenleri de mutlu edecek çok daha coşkulu bir Amedspor taraftarı olacak. Sadece spora dair bir tezahürat değil; Amedspor taraftarı aynı zamanda toplumun vicdanının da sesi. Bu anlamda ben bu yıl Amedspor taraftarının Süper Lig’e yeni bir renk ve heyecan katacağına inanıyorum.
- Tesislerinizin tamamını da yeniliyorsunuz… Bu yenilenmeyle birlikte spor faaliyetleri içinde sadece futbol değil basketbol var, Süper Lig’de olan bir kadın futbol takımı var. Ama sanki bunlar çok konuşulmuyor?
Maalesef genel ilgi A takımı. Ama Amedspor’un hemen yan tarafta bir altyapı tesisi var. Altyapı dediğimiz bölgeden bu yıl dünyada bence örneği çok az bir sistemle 11 kentimizi gezip 9000 çocuğumuzun başvurusuyla bir seçme yaptık. Buradan 50 çocuğumuzu Diyarbakır’a getirdik. Buradan altyapıya kazandırdığımız 50 çocuktan 10’unu da şu an yatılı bir Diyarbakır’a yerleştirdik. Tabii bizim Süper Lig’de kadın futbol takımımız var, Süper Lig’de engelsiz basketbol takımımız var. Amedspor’a ciddi yatırımlarla, gelecek planlamasında yeni branşlar ekleyerek, yakın zamanda kadın voleybol takımını oluşturduk. Beşinci takım da geliyor. Branşlarımızı çoğaltıyoruz.
- Transfer bütçesi ve altyapı yatırımlarına baktığımızda ciddi bir ekonomik kaynağın olması gerekiyor. Sponsorluk alanında yeterli destek var mı? Bulabiliyor musunuz? Eksiklik nedir ya da ne olması gerekir?
Amedspor bahsettiğimiz kimliğinden dolayı gerçekten sponsor bulmak konusunda sıkıntılar yaşayabiliyor. Biz Türkiye’ye açılmayı ve büyük firmaların da sponsorluğunu da hedefliyorduk. Ama hala insanların kafasında, bizim kabul etmediğimiz o yersiz soru işaretleri var. Sponsorluk bana göre bir sosyal sorumluluk aynı zamanda. Tabii yerelden firmalar var. Diyarbakır’dan firmalar var.
- Yeterli mi?
Tabii ki bu sponsorluklar çok büyük bütçeleri gerektiriyor. Ama biz de şöyle bir sistem öngördük; sezonluk sponsorluk değil, her maça özgü sponsorluk tarzında bir sistem model üzerine çalışıyoruz. Bugünlerde netleştireceğiz onu, yerelden markalarla ve her maça ayrı bir sponsorla. Bu daha kolaylaştırıcı çünkü maliyetleri kurum açısından ciddi bir ekonomik maliyete sebebiyet vermiyor. Ama bu şekilde şirketlerimizi, daha çok markamızı görünür kılmayı, aynı zamanda bu bütçeyi ortaklaştırmayı sağlayacağız.
- Şimdi biraz gelelim önünüzdeki maça… Bu hafta Pazar günü ilk karşılaşma ErzurumSpor ile.
Evet bu hafta Erzurumspor ile oynuyoruz. Sonra Kocaeli’ye gidiyoruz. Ardından Trabzon. Tüm maçlar bir kardeşlik maçı gibi olacak. İlk maçımızda iki takım da Süper Lig’e yeni çıktı. Bir alt ligde yıllardır süren bir mücadele var. İki kent arasında bir futbol rekabeti var. Bu anlamda aslında hem denklik anlamında aynı zamanda o tatlı rekabet ve o çekişme anlamında da güzel bir karşılaşma olacak.
- Futbol terimiyle, ezeli rakibinizle ilk maçta hem futbolun hem ruhun hem o kardeşliğin sahaya yansıması ve sağduyu açısından taraftarınızdan beklentiniz nedir?
Bizim taraftarımızdan beklentimiz çok büyük. Maalesef zaman zaman futbol üzerinden provokasyonlar da yaratılıyor ve önemli, hassas bir süreçten de geçiyoruz. Bir burada Erzurumspor’un hem yönetimini hem taraftarlarını misafir edeceğiz ve Diyarbakır’ın o misafirperverliğini, bu kentin hoşgörü kültürünü yansıtacağız bu statta. Diyarbakır’a, Amedspor’a yakışır bir ev sahipliğiyle rakibimizi ağırlayacağız.
- Skor ne olur size göre?
1-0 da olsun bizim olsun denir futbolda. Elbette güzel bir futbolla birlikte… Taraftarı da mutlu eden bir futbolun sahaya yansımasını isteriz tabii. Kendi evimizde olmamız, taraftar desteğine sahip olmamız bu maçtan mutlak bir 3 puanla çıkmamızı bizim için zorunlu kılıyor.
- Süper Lig’de birçok futbol takımını Amed’e ağırlayacaksınız Erzurumspor’dan sonra Trabzonspor karşılaşması olacak. Barışın, kardeşliğin, ortaklaşmanın konuşulduğu ve inşa edilmeye çalışıldığı bu dönemde bu maçın önemi nedir?
Trabzon Lig’de güçlü bir rakip. Futbol anlamında köklü bir kulüp. Anadolu’dan şampiyonluk elde etmiş bir takım ama tabii Türkiye’de bazı kentlerin toplumsal dinamikler açısından ayrı bir önemi var. Zaman zaman hatırlarsanız bazı siyasetçiler hatta cezaevinden Selahattin Demirtaş da bir çağrı yapmıştı “Trabzonspor, Amedspor ile bir dostluk maçı yapsın” diye. Evet artık ligde karşı karşıya geleceğiz ama o dostluk ortamında bir karşılaşma olacak.
- Amedspor’un Türkiyelileşmesi, her kesime ulaşması, her kesimin “biz de bir Amedspor taraftarıyız,” diyebilmesi için kimlikler ötesi, kimlikler üstü bir kulüpleşme, futbolda etkili bir yere oturma stratejisi mi var?
Tabii ki Amedspor Türkiye’de sadece Kürtlerden destek alan bir takım değil, çok farklı kesimlerden, kimlikten, insanlardan destek alan bir takım. Amedspor’un burada yaptığı şey, Türkiye’de başka bir kulübün yapmadığı bir şey. Farklı olanın da aslında bu sistem içerisinde yer edinebileceğini, o normalleşmeye, o dayanışmaya ya da birlikteliğe katkı sunacağını gösteren bir yerden bakıyor meseleye. Bu anlamda dediğiniz doğru. Amedspor spor kulüpleri sisteminde bir futbol kulübü ama diğerlerinden farklı sosyal sorumlulukları olan, toplumsal değerlere önem veren ve taraftarının bunu gündemleştirdiği bir kulüp.
- Bu stat birçok pankart açtı, ses yükseltti… Futbol siyasi olmadan, gerektiğinde toplumsal değerler ve yaşanan sorunlara dair söz kurmalı mı diyorsunuz?
Evet. O pankartlar çocuk cinayetlerine karşı açıldı, kadın cinayetlerine karşı açıldı. Amedspor stadı farklı bir ambiyansa sahip. Taraftarları sadece futbol karşılaşmasını izleyen taraftarlar değil, Kendini tribünde takımın bir parçası olarak gören ve toplumdan aldığı güçle, destekle, sesle burada sesi çoğaltan bir anlayışa sahip.
- Amed -spor bir kimlik ama siyasi söz kurması beklenmesin diyorsunuz. Neden yükleniyor bu anlam? Siyaset ve futbol neden ayrıştırılamıyor? Bu konuda üzerinizde baskı mı hissediyorsunuz?
Zaman zaman Amedspor’a çok farklı anlamlar yükleniyor.
- Ne diyorlar?
Amedspor bir toplum örgütü, bir siyasi parti gibi pozisyon alamaz. Amedspor bir futbol takımı. Ama toplumdan kopuk olmayan bir futbol kulübü. Önemli günlerde, önemli şahsiyetleri ya da önemli olayları gündemleştiren ve bununla bir etki yaratan kulüp. Bu bir siyasal faaliyet değil. Bu bir siyasal organizasyon da değil.
- Bu yaklaşım kulübe zarar mı veriyor?
Tabii ki. Biz zaman zaman bu konuda ağır ve haksız çok cezalar yedik. Yani Amedspor zaman zaman bir kadın cinayetini gündemleştiriyor ama cezaya konu oluyor. Bu da olmamalı. Ben birçok statta çok farklı siyasi partileri temsil eden sembollerin kullanıldığını, işaretlerin yapıldığını gördüm ama cezaya konu olmuyordu. Evet, toplumsal ruh kendini hissettirmeli ama politik anlamda rol kapacak bir pozisyona da kulüpler gelmemeli.
- Süper Lig ile birlikte Amed’i kültürel, sosyal, ekonomik anlamda nasıl bir yeni dönem bekliyor?
Kalkınma açısından. Kente katkısı var. Yani kent tanıtımına katkısı var. Kente gelen misafirlerimizin ekonomik anlamda kente katkısı var. Düşünün 1500-1600 misafir takımından futbol taraftar gelebiliyor. Çünkü Amedspor maçları sadece Diyarbakır’dan stada gelen insanlar tarafından doldurulmuyor. Bütün çevre illerden gelenlerle hafta sonu bir karnaval yaşanıyor. Mardin’den, Urfa’dan, Elazığ’dan, Bingöl’den, Batman’dani Şırnak’tan, Van’dan insanlar buraya maça geliyor. Yani bir spor kültürü, bir maç kültürü Diyarbakır’da oluşmaya başladı.
- Amedspor’un bir diğer özelliği de statlarda eril cinsiyetçi dile karşı tepkiselliği ve onu çok net ortaya koymuş olması. Bütün futbol kulüplerine örnek olacak bir yerde duran bir kırmızı çizgisi var. Süper ligde olan bir kadın takımınız da var…
Tabii ki. Burada Amedspor bence Türkiye’de kadın taraftar potansiyeliyle en güçlü kulüplerden biri. Stadımızın bir özelliği; üçte biri kadın taraftarlar. Bu anlamda biz hiçbir alanda zaten bir cinsiyetçi söylemi kabul etmeyiz. Geniş kitlelerin olduğu, çocukların olduğu bir yerde böylesi kötü bir dile asla müsaade etmeyeceğiz.
Biz taraftarlarımızdan, türkülerimizden, yarattıkları tezahürat parçalarıyla takımlarına destek olmalarını istiyoruz. Burada evet yanlış kararlar da verilebilir, kendilerini provoke eden futbolcular olabilir. Biz bu oyunlara gelmeyelim. Biz bildiğimiz türkülerimizi dile getirmekten uzaklaşmayalım.
Taraftarlarımızdan beklentim o. Ne olursa olsun, sonuç ne olursa olsun biz o kimliğimizden, o güçlü kimliğimiz ile hep bilinelim. Kendimizi değiştirmeyelim.
- Sportif alana dönelim ve gelelim transferlere… Amedspor’un yaptığı transferlerle ilgili sonuna kadar götürebilecek mi tartışmaları da var. Transferler nasıl bir çalışmayla yapıldı?
Transferlerimizi belirlerken tabi ki öncelik Scout ekibi ve hocamızla birlikte futbol şubemizin yarattığı havuz. Bir transfer politikası belirledik ve bu havuza bütün önerileri yerleştirdik. Bütçemize ve Amedspor ruhuna uygun futbolcuları seçtik. Çünkü biz Amedspor’u anlatıyoruz transfer yaptığımızda. Sporcuların nereye geldiklerini bilmelerini istiyoruz. Toplumun beklentisi, taraftarın beklentisi, futbolcunun kültürü; bunların hepsi önemli.
- Futbolcu transferlerine baktığımızda nasıl zorluklarla karşılaşıyorsunuz? Nereye geldiklerini bilmelerini istiyoruz dediniz. Nereye geldiğini bildiği anda bir sıkıntı yaşanıyor mu ya da tedirginlik, kaygı ne oluyor?
Tabii ki bazen bazı futbolcular anlayamıyor. Avrupa’dan transfer yaptığınız Türkiye’de Kürt kenti, evet bu kimlik ile geçmişte büyük sorunlar yaşandı ama bugün artık Türkiye’de bir barış iklimi var diyoruz. Bir futbolcu gündemimize geldiği zaman, transferin gerçekleşmesi yönünde olumlu mesajlar aldığı gibi Türkiye’de belli çevrelerden Amedspor’a gitmemesi yönünde masajlar da alabiliyor. Ama biz onlara anlatıyoruz. Süper Lig’e yeni çıkan bir takım yeni olması nedeniyle bazen futbolcular kaygılı. Öte yandan Türkiye’de maalesef İstanbul’da mücadele eden bir takıma gitme gibi bir genel beklenti var futbolcularda. Ama bütün bunları aşarak bir şekilde bu transferleri gerçekleştirdik.
- Kaç yabancı futbolcunuz var?
Bizim şu anda 12 yabancı futbolcumuz var.
- Yeni transferler olacak mı?
Zaten yabancı transfer konusunda 23 yaş altı 2 kontenjanımız kaldı. Hala bazı bölgelere transfer süreci de bitmedi. 5 Eylül’e kadar transfer yapma hakkımız var. Biraz da takımı görmek istiyoruz. Eylül ayına kadar transfer sürecimiz devam edecek tabii.








