• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
18 Ağustos 2026 Salı
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Dünya

ELDH Genel Sekreteri: Bundan sonraki süreçte siyasi, hukuki, ve demokratik meseleler ele alınmalı

18 Ağustos 2026 Salı - 10:17
Kategori: Dünya, Manşet

Çerçeve yasaya dair değerlendirmelerde bulunan ELDH Genel Sekreteri ve avukat Thomas Schmidt, bundan sonraki süreçte siyasi, hukuki, ve demokratik meselelerin ele alınması gerektiğini vurgulayarak, ‘Başarılı bir barış süreci, yalnızca taraflardan birinin işlediği suçları ele almakla sınırlı kalamaz; devletin sorumlu olduğu suçlar da aynı şekilde ele alınmalıdır’ dedi

Yaklaşık iki yıldır devam eden Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında hazırlanan çerçeve yasa, Meclis’te oy birliği ile kabul edildi. Sürecin hukuki zeminini oluşturması açısından önem taşıyan yasa, uluslararası hukukçular tarafından da yakından takip edildi.

Sürece ilişkin değerlendirmelerde bulunan Avrupa Demokrasi ve Dünya İnsan Hakları Avukatları Derneği (ELDH) Genel Sekreteri avukat Thomas Schmidt, yasayı önemli bir adım olarak değerlendirirken ayrıca önümüzdeki süreçte hem devletin hem de uluslararası toplumun atması gereken adımlara da dikkat çekti.

Kalıcı bir barış için sürecin yasanın ötesine taşınması gerektiğini belirten Schmidt, PKK’nin Avrupa Birliği (AB) ve ilgili ülkelerin “terör” örgütleri listelerinden çıkarılması, Kürt aktivistlerin haklarının güvence altına alınması ve Abdullah Öcalan’ın özgürlüğünün sağlanması çağrısında bulundu.

‘Kapsamlı bir sürecin inşa edilebileceği temel olarak karşılanmalıdır’

Mevcut sürecin, Türkiye’de daha önce de başlamış barış girişimleri ile farkına dikkat çeken Schmidt, “Ayrıca, Türkiye’deki önceki barış girişimleriyle karşılaştırıldığında, mevcut sürecin ilk kez somut bir yasal düzenleme aşamasına ulaşmış olması da önemlidir. Bu somut yasal adım, desteklenmeli ve üzerine daha kapsamlı bir sürecin inşa edilebileceği bir temel olarak memnuniyetle karşılanmalıdır” dedi. Bununla birlikte kanun teklifinin içeriğine değinerek barış sürecinin demokratikleşme sürecinden ayrı düşünülemeyeceğine işaret eden Schmidt, “Yargı pratiği değişmedikçe; ifade, örgütlenme ve siyasi faaliyet özgürlüğünü bastırmak için ceza hukukunun kullanılmasına son verilmedikçe; Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanması güvence altına alınmadıkça; Kürt meselesi eşit yurttaşlık, siyasi katılım ve demokratik haklar temelinde açıkça ele alınmadıkça, bu yasa kalıcı bir barışın hukuki temellerini oluşturamaz. Aksine, farklı suç kategorileri için öngörülen beş ve on yıllık erteleme mekanizmaları güçlü demokratik ve yargısal güvencelerle desteklenmediği takdirde, insanların geleceğini değişen siyasi iradenin takdirine bırakabilir” ifadelerini kullandı.

‘Sonraki süreçte siyasi, hukuki, ve demokratik meseleleri ele alması gerekiyor’

Önümüzdeki süreçte özellikle barış süreciyle bağlantılı hiçbir tutuklu ya da sürgünde yaşayan kişinin yasa dışı bırakılmaması gerektiğini ifade eden Schmidt, siyasi nedenlerle ceza verilen ve müvekkillerini savundukları için baskı ve soruşturmalarla karşılaşan avukatlar da dahil olmak üzere sürecin kapsayıcı şekilde ilerlemesi gerektiğini belirtti. Schmidt, “Kalıcı ve kapsamlı bir barış için sürecin silahsızlanmanın ötesine geçerek, çatışmanın temelinde yatan siyasi, hukuki, ve demokratik meseleleri ele alması gerekiyor. Bununla birlikte, yasa ağırlıklı olarak güvenlikçi bir çerçeve tarafından şekillendirilmeye devam ediyor; Kürt meselesini açıkça adlandırmıyor, hatta metinde ‘Kürt’ kelimesi bile geçmiyor” dedi.

‘Yargı uygulamalarında da bir dönüşüm gerekiyor’ 

Schmidt, şöyle devam etti:

“Yasa, silahlı çatışmanın azaltılması ve sona erdirilmesi olarak tanımlanabilecek ‘negatif barışın’ pekiştirilmesine katkı sağlayabilir. Ancak yalnızca şiddetin sona ermesi, kalıcı bir barışın tesis edilmesi için tek başına yeterli değildir. Bir sonraki aşamanın, ‘pozitif barışın’ temellerini atması gerekiyor. Bu, daha geniş kapsamlı demokratik reformlar ve eşitlik güvencelerinin yanı sıra, Kürt kimliğinin, dilinin ve kültürel haklarının tanınması ve güçlendirilmesine yönelik somut adımlar atılmasını gerektiriyor. Kürtlerin kendi dillerini ve kültürel kimliklerini özgürce koruyabilmeleri, kullanabilmeleri ve geliştirebilmeleri, kalıcı bir siyasi çözümün ayrılmaz bir parçası olarak kabul edilmelidir. Bunun yanı sıra, yargı uygulamalarında da bir dönüşüm gerekiyor. İfade, örgütlenme ve siyasi katılım özgürlüklerinin etkin biçimde korunmalı, terörle mücadele mevzuatının ve diğer ceza hukuku hükümlerinin geniş ve cezalandırıcı biçimde kullanılmasına son verecek reformlar yapılmalı, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının etkin biçimde uygulanması sağlanmalı.”

‘Devletin sorumlu olduğu suçlar da ele alınmalı’

“Barış süreci ilerlerken, toplumun tüm kesimlerini kapsayan kapsamlı bir toplumsal uzlaşma ve barışma süreci için de gerekli hukuki çerçevenin oluşturulması gerekiyor” diyen Schmidt, uluslararası örneklere işaret ederek, “Her barış sürecinin kendine özgü bir yapısı ve kuralları var. Güney Afrika, Kuzey İrlanda ve Bask Ülkesi’nde, farklı ölçülerde başarıya ulaşmış veya bazıları hala tamamlanmamış barış süreçleri bu konuda örnekler sunuyor. Başarılı bir barış süreci, yalnızca taraflardan birinin işlediği suçları ele almakla sınırlı kalamaz; devletin sorumlu olduğu suçlar da aynı şekilde ele alınmalıdır. Yasalar ve yargı kurumları artık hükümete muhalif kesimlere karşı bir silah olarak kötüye kullanılmamalıdır. Aksine, toplumda sürdürülebilir adaletin sağlanmasına hizmet eden araçlar olmalıdır. İfade özgürlüğü güvence altına alınmalıdır” şeklinde konuştu.

‘Barış süreci yalnızca Türkiye’nin iç meselesi olarak görülmemeli’

Bu süreçte hem Türkiye devletinin hem de uluslararası toplumun sorumlulukları olduğuna dikkat çeken Schmidt,  “Avrupa Birliği, üye devletleri ve diğer hükümetler, Türkiye’deki barış sürecini destekleme konusundaki sorumluluklarını ve kritik rollerini kabul etmeli ve bu doğrultuda gerekli siyasi ve hukuki adımları atmalıdır. Türkiye’deki barış süreci yalnızca Türkiye’nin iç meselesi olarak görülmemeli. PKK, Avrupa Birliği’nin ve ilgili ülkelerin terör örgütleri listelerinden çıkarılmalı. Cezaevindeki veya hakkında kesinleşmiş ceza bulunan Kürt aktivistler için af çıkarılmalı ya da serbest bırakılmalı; haklarındaki ceza soruşturmaları ve davalar da düşürmelidir” dedi.

‘Hukuki reformlar hayata geçirilmeli’

Aynı zamanda çerçeve yasanın ardından kapsamlı demokratik ve hukuki reformların hayata geçirilmesi gerekliliğinin altını çizen Schmidt, “Bu reformlar; Kürt kimliğinin, dilinin ve kültürel haklarının tanınması ve korunmasını; eşit yurttaşlık ve etkin siyasi katılımın güvence altına alınmasını; ifade ve örgütlenme özgürlüğünün daha güçlü biçimde korunmasını; terörle mücadele mevzuatında ve yargı pratiğinde reform yapılmasını; ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararlarının eksiksiz uygulanmasını kapsamalıdır” diye belirtti.

‘Öcalan’ın sürece etkin katılabilmesi için koşullar sağlanmalı’

Sürecin başarıyla ilerleyebilmesi için Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğünün sağlanması gerektiğini dile getiren Schmidt, “Abdullah Öcalan’ın durumu da bu sürecin ayrılmaz bir parçası olarak ele alınmalıdır. Sayın Öcalan’ın cezaevinde tutulmaya devam etmesi ve ‘umut hakkı’ meselesi artık çözümsüz bırakılamaz. Mevcut sürecin başlatılmasında ve ilerletilmesindeki merkezi rolü göz önünde bulundurulduğunda, barış sürecine tam ve etkin biçimde katılabilmesi için gerekli özgürlük ve koşullar kendisine sağlanmalıdır” dedi.

Haber: Deniz Karabudak\MA

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Öcalan ile ‘görüşme’ başvurusunda bulunan gazeteciler: Sürece katkı sağlar

Sonraki Haber

İki çocuğunu sokağa çıkma yasaklarında kaybetti: Barış istiyoruz

Sonraki Haber

İki çocuğunu sokağa çıkma yasaklarında kaybetti: Barış istiyoruz

SON HABERLER

Sidar 11 fotoğraf karesiyle ölümsüzleştirdi: Garzan Mezarlığı

Yazar: Yeni Yaşam
18 Ağustos 2026

Bungalov vurgunu

Yazar: Yeni Yaşam
18 Ağustos 2026

Zimanxane’de çocuklar hem anadillerini konuşuyor hem güzel vakit geçiriyor

Yazar: Yeni Yaşam
18 Ağustos 2026

Cevdet Yılmaz: Kurulun ilk toplantısı 24 Ağustos’ta

Yazar: Yeni Yaşam
18 Ağustos 2026

İki çocuğunu sokağa çıkma yasaklarında kaybetti: Barış istiyoruz

Yazar: Yeni Yaşam
18 Ağustos 2026

ELDH Genel Sekreteri: Bundan sonraki süreçte siyasi, hukuki, ve demokratik meseleler ele alınmalı

Yazar: Yeni Yaşam
18 Ağustos 2026

Öcalan ile ‘görüşme’ başvurusunda bulunan gazeteciler: Sürece katkı sağlar

Yazar: Yeni Yaşam
18 Ağustos 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır