• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
4 Ekim 2026 Pazar
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Editörün Seçtikleri

Rojava’da entegrasyon: Atılmayan adımlar ve büyüyen belirsizlik

4 Ekim 2026 Pazar - 23:00
Kategori: Editörün Seçtikleri, Forum

Savaşın sona ermesiyle devletin bütün sorunları çözülmüyor. Tam tersine, askeri olarak daha kolay görünen bazı meseleler siyasi olarak daha zor bir aşamaya giriyor. Rojava’da bugün yaşanan tam olarak budur

Rojava’da askeri entegrasyon konusunda önemli adımlar atılırken, güvenlikten yerel yönetime, Kürtçe eğitimden kaynakların paylaşımına kadar kritik başlıklar hâlâ çözüm bekliyor. Atılmayan adımlar ise yalnızca entegrasyonu değil, Şam’ın kurmaya çalıştığı yeni devletin niteliğini de belirliyor.

Ekonomik sorunlar çözülemediği sürece, siyasi ve idari entegrasyonun toplumsal karşılığı da zayıflıyor. Şam Geçiş Hükümeti bu konuda karşı karşıya olduğu sorumlulukları yerine getirmeyerek yönetim krizini derinleştiriyor

Atılmayan her adım, bir sonraki adımın meşruiyetini de etkiliyor. Güvenlikteki belirsizlik siyasi güveni, siyasi belirsizlik kültürel güveni, kültürel sorun ise entegrasyonun toplumsal kabulünü etkiliyor

Zana Deniz

Suriye’de savaşın askeri dengeleri değişti. Fakat savaşın sona ermesiyle devletin bütün sorunları çözülmüyor. Tam tersine, askeri olarak daha kolay görünen bazı meseleler siyasi olarak daha zor bir aşamaya giriyor. Rojava’da bugün yaşanan tam olarak budur. 29 Ocak 2026 anlaşmasının ardından Şam ile SDG arasındaki askeri entegrasyon konusunda önemli adımlar atıldı. SDG’nin bağımsız askeri yapı olarak sona ermesi ve güçlerinin Şam Geçiş Hükümeti ordusuna dahil edilmesi, Kuzeydoğu Suriye’deki eski güvenlik düzeninin değiştiğini gösteriyor.

Birleşmiş Milletler’in eylül ayındaki değerlendirmelerinde Asayiş personelinin İçişleri Bakanlığı’na entegrasyonu, kadın koruma birliklerinin geleceği, sivil yönetimin devlet yapısına dahil edilmesi, komuta düzenlemeleri ve eğitim müfredatı gibi başlıkların hâlâ çözüm beklediği görülüyor. Doğal kaynakların yönetimi de görüşülen konular arasında. Dolayısıyla bugün Rojava’nın temel konusu artık “entegrasyon olacak mı?” değil. Entegrasyon nasıl olacak ve bunun siyasi, ekonomik ve toplumsal sonuçlarını kim üstlenecek?

Asıl mücadele şimdi başlıyor

Bu soruyu daha önemli hale getiren ise Şam’ın içinde bulunduğu ekonomik tablo. Eylül ayında akaryakıt fiyatlarındaki sert artışlar ülke genelinde geniş protestolara yol açtı. Yılbaşından bu yana dizel fiyatı iki kattan fazla artarken, benzindeki artış yüzde 80’in üzerine çıktı. Hükümet ise artışları ithalat maliyetleri, küresel enerji koşulları ve rafineri sorunlarıyla gerekçelendirdi. Bu tablo Rojava’daki entegrasyonu doğrudan etkiliyor. Çünkü kuzeydoğunun enerji kaynakları, tarım kapasitesi ve ticaret yolları artık yalnızca bölgesel yönetim açısından değil, ekonomik olarak zorlanan Şam Geçiş Hükümeti açısından da önem taşıyor. Entegrasyonun ulaştığı aşamada kaynakları elinde bulunduran hükümet, bu kaynaklardan elde edilen gelirin nasıl paylaşılacağı ve karşılığında bölgedeki insanların hangi kamu hizmetlerine erişeceği konusunda halen devlet aklıyla hareket etmekte. Ekonomik kriz, merkezi yönetimin gelirler ve kaynaklar üzerinde daha fazla kontrol kurma ihtiyacını artırabilir. Ancak kaynakların merkeze aktarılması ile kuzeydoğuda kamu hizmetlerinin, maaşların ve yerel ekonomik ihtiyaçların nasıl karşılanacağı konusunda açık bir mekanizma kurulmazsa, ekonomik entegrasyon siyasi bir güven sorununa dönüşebilir. Ekonomik kriz merkeziyetçiliği güçlendirebilir; Bu durum Rojava’da entegrasyonunun en hassas başlıklarından biri haline geliyor.

Ekonomiden güvenliğe, sorunlar birbirine bağlanıyor

Bu nedenle güvenlikten siyasete geçiş meselesi önem kazanıyor. Askeri yapıların devlet kurumlarına bağlanması bir başlangıç  olabilir. Fakat bunun kalıcı bir siyasi entegrasyona dönüşebilmesi için yerel kurumların ve toplumun yeni hükümet düzenindeki konumunun da netleşmesi gerekiyor. YPJ’nin geleceği konusunda açık bir çerçeve oluşturulmadığı sürece yeni güvenlik düzeninin kapsamı belirsiz kalacak. Sivil yönetimin nasıl bütünleştirileceği ve yerel idari kadroların nasıl belirleneceği netleşmedikçe de merkezi hükümet ile yerel kurumlar arasındaki yetki paylaşımı çözülemeyecek. BM’nin son toplantısında, bu başlıkların hâlâ müzakere edildiğini ve somut adımlar atılması gerekliliği vurgusu öne çıktı. Suriye’de ekonomik baskının artması, entegrasyon sürecinin toplumsal zeminini de daraltıyor. Eylül ayında akaryakıt fiyatlarındaki sert artışların ülke genelinde protestolara yol açması, ekonomik sıkıntının günlük hayat üzerindeki etkisini gösterdi. Bu koşullarda Rojava’nın entegrasyonu yalnızca kurumların birleştirilmesiyle sınırlı kalamaz; maaşların, kamu hizmetlerinin ve yerel ekonominin nasıl sürdürüleceği de belirlenmek zorunda. Ekonomik sorunlar çözülemediği sürece, siyasi ve idari entegrasyonun toplumsal karşılığı da zayıflıyor. Şam Geçiş Hükümeti bu konuda karşı karşıya olduğu sorumlulukları yerine getirmeyerek yönetim krizini derinleştiriyor.

Entegrasyonun toplumsal karşılığı

Şam’ın demokratik entegrasyona yaklaşımındaki ikircikli tutumun temelinde, devletin yeniden merkezileştirilmesi ile çoğulcu bir siyasi düzen kurulması arasındaki gerilim yatıyor. Şam açısından entegrasyon, öncelikle ülke genelinde tek devlet otoritesi, tek güvenlik yapısı ve merkezi idarenin yeniden kurulması anlamına gelirken; Rojava açısından mesele siyasi temsil, yerel yönetim, kültürel haklar ve bu hakların kalıcı güvencelere bağlanmasını da içeriyor. Bu iki yaklaşım arasındaki fark çözülmediği sürece askeri ve idari entegrasyon ilerlese bile demokratik entegrasyonun sınırları tartışılmaya devam edecek. Bunun toplumdaki en görünür karşılığı ise Kürtçe eğitim meselesi. Kürtçe’nin tanınması ve eğitim alanında kullanımına ilişkin düzenlemeler önemli bir hukuki değişim yarattı. Ancak uygulamanın kapsamı konusunda yaşanan anlaşmazlıklar ve Kürtçe eğitimin daraltıldığı yönündeki tepkiler bölgede protestolara yol açtı. Burada mesele yalnızca müfredat değil. Dil, Şam Geçiş Hükümeti’nin toplumun kimliğine nasıl yaklaştığının göstergesine dönüşüyor.

Kürtçe yalnızca belirli saatlerde okutulan bir ders olarak kalırsa, tartışma eğitim politikasından çıkıp kültürel hakların sınırlandırılması meselesine dönüşebilir. Bu da askeri olarak ilerleyen entegrasyonun toplumsal düzeyde aynı hızda ilerlememesine yol açar. Dolayısıyla Kürtçe meselesinin çözülmemesi yalnızca eğitim sisteminde bir belirsizlik yaratmıyor; yeni Suriye’nin kapsayıcılığına ilişkin algıyı da etkiliyor.

Tam burada demokratik entegrasyon meselesi ortaya çıkıyor. Merkezi devlet yapısına dahil olmak ile siyasi sisteme dahil olmak aynı anlama gelmiyor. Bir bölgenin bakanlıklara, güvenlik kurumlarına ve merkezi idareye bağlanması idari entegrasyon sağlayabilir. Fakat demokratik entegrasyon için yerel temsilin nasıl yapılacağının, yerel yönetimlerin hangi yetkilere sahip olacağının, kamu çalışanlarının statüsünün, kültürel hakların nasıl korunacağının ve vatandaşların karar alma mekanizmalarına nasıl katılacağının belirlenmesi gerekiyor.

Birleşmiş Milletler de Suriye’nin siyasi geçişinde hesap verebilir kurumların güçlendirilmesini, siyasi katılımın genişletilmesini ve sivil alanın korunmasını vurguluyor. Dolayısıyla Rojava meselesi, yalnızca kuzeydoğunun hükümete nasıl bağlanacağı sorusu değil; yeni Suriye devletinin toplumla nasıl bir ilişki kuracağı sorusu haline geliyor.

Atılmayan adımlar, büyüyen belirsizlik

Bu nedenle bugün birbirinden ayrı görünen dosyalar aslında aynı zincirin halkaları. Asayiş’in statüsü netleşmiyor; güvenlik yapısında belirsizlik sürüyor. YPJ’nin geleceği belirlenmiyor; yeni güvenlik düzeninin kapsamı tartışmalı kalıyor. Sivil yönetimin yetkileri ve idari atamalar netleşmiyor; merkezi devlet ile yerel toplum arasındaki ilişki belirsiz kalıyor. Kürtçe eğitimin geleceği netleşmiyor; kültürel haklara ilişkin güven sorunu büyüyor. Kamu çalışanlarının ve yerel kurumların statüsü çözülmüyor; günlük hizmetlerin ve ekonomik hayatın entegrasyonu zorlaşıyor. Kaynakların ve gelirlerin paylaşım mekanizması netleşmiyor; ekonomik entegrasyon siyasi bir tartışmaya dönüşüyor. Siyasi temsil ve hukuki güvenceler netleşmiyor; bütün bu düzenlemeler geçici çözümler olarak kalma riski taşıyor.

Atılmayan her adım, bir sonraki adımın meşruiyetini de etkiliyor. Güvenlikteki belirsizlik siyasi güveni, siyasi belirsizlik kültürel güveni, kültürel güven sorunu ise entegrasyonun toplumsal kabulünü etkiliyor. Ekonomik kriz de bu zincirin üzerine ekleniyor. Şam kaynakları daha fazla merkezileştirmek isterken, Rojava açısından aynı kaynakların paylaşımı ve karşılığında sunulacak kamu hizmetleri entegrasyonun adaletine ilişkin temel ölçütlerden biri haline geliyor.

Burada mesele yalnızca Rojava’nın ne kazanacağı ya da ne kaybedeceği değil. Atılmayan adımların Şam açısından da doğrudan sonuçları var. Güvenlik entegrasyonu tamamlanmazsa merkezi devletin güvenlik mimarisi kuzeydoğuda tam olarak kurumsallaşamıyor. Yerel yönetim ve siyasi temsil mekanizmaları oluşturulmazsa Şam’ın bölge üzerindeki otoritesi ile bölgedeki toplumun siyasi sisteme katılımı arasında mesafe oluşuyor. Kürtçe meselesi çözümsüz kaldığında kültürel haklar üzerinden yeni bir güven sorunu ortaya çıkıyor. Kaynakların paylaşımı konusunda açık bir mekanizma kurulmadığında ise ekonomik kriz, merkez ile kuzeydoğu arasındaki ilişkiyi daha hassas hale getiriyor.

Rojava’dan daha büyük bir mesele

Bu yüzden demokratik entegrasyon Şam açısından ikincil bir dosya değil. Yeni devletin kendi kapasitesini ve meşruiyetini güçlendirebilmesinin bir parçası. Suriye’nin ekonomik olarak zorlandığı, kamu hizmetlerinin ve toplumsal beklentilerin baskı altında olduğu bir dönemde yalnızca merkezi kurumların ve kontrol alanının genişletilmesi yeterli olmayacak. Devletin bölgede sadece güvenlik sağlayan bir güç olarak değil, temsil eden, hizmet veren ve hakları güvence altına alan bir yapı olarak görünmesi gerekecek. Sonuçta Rojava’da mesele SDG’nin kendini feshedip etmediği değil. SDG’nin sona ermesi askeri entegrasyon açısından önemli bir aşamayı kapattı. Fakat yeni Suriye’nin nasıl bir siyasi sistem kuracağına ilişkin asıl tartışma şimdi başlıyor. YPJ’nin geleceği, yerel yönetimlerin yetkileri, kamu çalışanlarının durumu, Kürtçe eğitimin kapsamı, doğal kaynakların gelirlerinin paylaşımı ve Kürtlerin siyasi temsilinin hangi güvencelere bağlanacağı hâlâ tamamlanması gereken başlıklar.

Bunların her biri yalnızca Rojava’nın geleceğini değil, Şam’ın kurmaya çalıştığı yeni devletin niteliğini de belirleyecek. Çünkü askeri entegrasyon devleti bir bölgeye geri götürebilir; demokratik entegrasyon ise devleti o bölgedeki toplumun bir parçası haline getirir. Şam’ın önündeki asıl sınav da burada: Rojava’yı ne kadar hızlı merkeze bağladığı değil, Rojava’daki toplumu yeni Suriye’nin siyasi düzenine ne kadar kalıcı ve kapsayıcı biçimde dahil edebildiği. Atılmayan adımlar yalnızca Rojava’nın entegrasyonunu geciktirmiyor; Şam Geçiş Hükümeti’nin ikircikli yaklaşımını da ortaya çıkartıyor.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Gever’den eksilen bir gazeteci

Sonraki Haber

Bir süreç daha başlamadan enfekte olur mu?

Sonraki Haber

Bir süreç daha başlamadan enfekte olur mu?

SON HABERLER

Meletî’de Gar Katliamı’nda yaşamını yitirenler anıldı

Yazar: Yeni Yaşam
4 Ekim 2026

Yasaklı topraklarda kadınla yeniden doğuş: JINWAR

Yazar: Yeni Yaşam
4 Ekim 2026

Bir süreç daha başlamadan enfekte olur mu?

Yazar: Yeni Yaşam
4 Ekim 2026

Rojava’da entegrasyon: Atılmayan adımlar ve büyüyen belirsizlik

Yazar: Yeni Yaşam
4 Ekim 2026

Gever’den eksilen bir gazeteci

Yazar: Yeni Yaşam
4 Ekim 2026

Umran’dan Aşa’ya anlamın inşası

Yazar: Yeni Yaşam
4 Ekim 2026

Flydubai uçağında düşürme girişimi: Ummanlı pilotun ifadesi ortaya çıktı

Yazar: Yeni Yaşam
4 Ekim 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır