Karya‘nın kıyı bölgesindeki Lasos ile Myndos arasında yer alan Muğla’nın Milas ilçesinin Boğaziçi köyündeki antik kent ve kuş cenneti bu topraklarda son on yılda kolektif-çoklu yıkım stratejisinden birini yaşıyor. Flamingoların yaşam alanı olarak seçtiği yüzlerce su canlısı ve balığın üreme alanı olan sulak alan ile M.Ö. 150-200 yıllarından beri yaşama tanıklık eden bir bellek, doğal ve arkeolojik sit alanı ısrarla yok edilmeye sermaye birikimi için siyasi iktidarın desteği ile şirketin talan alanına dönüştürülmeye çalışılıyor. Tıpkı suya gömülen parça parça edilen Hasankeyf gibi, betonla kapatılarak yok edilen Allianoi gibi. Daha ötesi bölgede yeni kent modeli inşa ediliyor. Tıpkı Küçükçekmece Lagünü, Durusu , Kilyos Havzası İstanbul’un kuzey ormanları sulak alanları üzerinde yapılması sürdürülen su yolu ve nitelikli kent inşası gibi.
Bugünlerde Bargilya Sulak Alanı ve arkeolojik bölgesinde hummalı bir inşaat çalışması yürütülüyor. Şirketin inşaat araçları, dozerler kepçeler, kamyonlar hızla sulak alanı gizliden gizliye dolduruluyor. Üzerine dev bir kent inşa edilmeye çalışılan sulak alanlar gizlice başlatılan inşa faaliyeti ile talana hazır hale getirilmeye, yapılacaklar meşrulaştırılmaya çalışılıyor. AKP-MHP İktidarı özel izin ve çabaları ile bu gizliden gizliye hafriyat –dolgu çalışmasının en büyük güvencesi. İktidar izinleriyle Bargilya ve Cindye Antik kenti ve Kuş Cenneti için ekoloji örgütleri mücadele etmesine, defalarca verilen kararların iptal edilmesine rağmen şirket talanını da sürdürüyor.
Hatırlayacağınız gibi, 2023 yılı Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimlerinin arifesinde 24 Nisan’da 2023 de acil bir İDK toplantısı ile bu bölge Daha önce CED olumlu kararı mahkeme tarafından iptal edilmiş olan Mandalya Körfezi kıyısına yapılması planlanan 30 bin kişilik ‘turizm köyü’ projesi için 2009/7 genelgesi kapsamında onay verilmişti.
10 milyon m2’lik doğal alanına tıpkı Kanal İstanbul ve yeni şehir projesinde olduğu gibi lüks bir kent inşası için şirketin bu doğal ve kültürel alana el koymasına çalışılmıştı. Net Holding ve Ali Ağaoğlu’na ait Akdeniz İnşaat’ın Bodrum ile Milas arasındaki Mandalya Körfezi kıyısına yapmayı planlanan 30 bin kişilik ‘turizm köyü’ projesi siyasi iktidarın defalarca verilen izinlerle yürütülmeye çalışılmakta.
Kapitalist sistemin doğal alanları kentleşme politikaları üzerinden yutuşunun en tipik örneği Aydın- Muğla- Denizli 1/100.000’lik Çevre Düzeni Planında Bargilya Sulak Alanı ve arkeolojik alanı olarak belirlenen Mandalya Körfezi kıyısı, Bargilya Sulak Alanı, 1. Derece Arkeolojik SİT alanı olan “Cindye Antik Kenti” ve “Bargilya Antik Kenti” turizm kent alanı yapımı için yok ediliyor.
Yapımına ısrar edilen NET Holding- Ağaoğlu ortaklığının talan projesi Bodrum Havalimanı’nın hemen yanı başında konuşlandırılmış olacak. Bununla da yetinilmemekte bu turizm kentine su sağlamak için pek çok proje de seferber edilmiş durumda. Proje alanının yakınına, bölgedeki Yardibi, Kanlıgöl derelerinin suyu ile beslenen Koca Dere’nin suyunu ve yeraltı sularını tutacak olan Kemikler Barajı (Gökçeler Barajı) inşa edilmeye çalışılmakta. Baraj bu bölgedeki tarım alanlarının sulanması gerekçe gösterilerek yapılmaya çalışılıyor. Tasarlanan barajın etkileyeceği, suyunu aldığı, susuz bırakacağı havzada ise sadece barajın su tutması sonucunda yaklaşık 363 hektar zeytinlik, 30 hektarı mera olan 519 hektar tarım alanı, 91 hektar orman ve 449 hektar bölgeye özgü bitki dokusu değişim alanı tahrip olacak, işlevsiz kalacak. Yapılmak istenen Turizm Köyü Projesi ise İşlevsizleşecek alanın mansabında, Kemikler Barajı’nın su toplama ve etki alanının sonunda yer alıyor. Böylece yapılacak 30.000 konuta su garantilenmiş olacak, yanı sıra suyu tutulan derelerin beslediği alanların işlevsizleşmesi ile yapılmaya çalışılan talan projesi de giderek genişleyebilecek. Yeni kent modelleri bölgeye konuşlanacak ya da yeni sermaye alanları tarım ve zeytinlik alanların üzerine konuşlandırılacak. Bu sular da yetmezse bilindiği gibi Ege kıyılarında yapılmak istenen Desalinasyon projesi de tam da bu havzanın içinde gerçekleşecek, Ekinanbarın’da. Muski- Çevre Bakanlığı ortaklığı ile desteklenen bu proje de yapımı tamamlanarak, deniz suyunu ve yeraltı suyunu tuzsuzlaştırarak lüks kent havzasını beslemeye hazır hale getirilecek.
Bölgede topluca yürütülen bu siyasi kentleşme projesi bir yandan bu projeleri yürütecek şirketlere yatırım ve sermaye alanı açarken diğer yandan lüks kent gettolarını da oluşturmakta. Siyasi iktidarın tüm organları bu süreci yürütmekte. Bir yandan resmi izinleri, onayları şirketlere verirken diğer yandan yeni kent yaşamları, yaşam alanları üzerinde yeni demografik yapılar, kentleşme politikaları ile sınıfsal oluşumlar yaratmakta. Yitip giden doğal alanlar, arkeolojik alanların üstünde sınıfsal baskının, yapılanmanın artacağı yeni lüks yaşamlar inşa edilmekte. Bölgenin kendine özgü yaşamı, yöre halkı, geçimlik tarım yerini kıyısında marinası, yanı başında havalimanı, çevre yolları ile yeni lüks kentleşme modeli inşa edilmekte.
Bargilya’da yapılmak istenen holdingleriyle siyasi iktidarın zorbalığıyla, yasadışı ve gizli yapılan yıkım dolgu operasyonlarıyla kamulaştırarak, mahkemelerde kararları hiçe sayarak verilen izinler yok edilen yaşamlar, izleri silinen yüzlerce yıllık belleklerin sermeye talanı ile yeni Türkiye sınıf siyaseti. Sermayenin, iktidarın ortaklığında talan ve hegemonya siyaseti. Bargilya bu topraklarda yaşanan ve yaşanacak olan el koyma, talan, kapitalist dönüşümün en açık örneği. Bir ekonomi politik yok ediş ve sınıfsal dönüşüm modeli.









