Halkın içinden, muhalif siyasal örgütlülükle belediye başkanı seçilip, sistemin çarkına direnenlerin de hemen hepsi yerlerine kayyım atanarak devre dışında bırakılıyor. Yıllardır sessiz sedasız izlenen, Kürt illerinde uygulanan irade gaspı, kayyım kılıcı, artık CHP’li belediyelerin de tepesinde sallanıyor
Patronlar devlet olmanın rahatlığını yaşıyorlar. İşçinin çalışıp hak ettiği ücreti bile ödemek zorunda hissetmiyorlar kendilerini. Bu, AKP iktidarının sermayeye sunduğu bir devlet hizmeti. Erdoğan’ın daha önce, kıymet bilmeyen patronlara siteminde ifadesini bulan “Daha ne istiyorlar, bir gün bile grev yaptırmıyoruz” türünden sözleri gerçeği yansıtıyor. İstediklerini sürgün ediyor, istedikleri işçiyi işten çıkarıyorlar. Öyle tazminat falan da ödemek yok her şey insaflarına kalmış. Kamu adına işçinin hakkını korumakla yükümlü bakanlıklar da sendikalar da avuçlarında. Çok az örneği olan, işçiyle beraber direnen sendika ise devletin hışmına uğruyor, gözaltılar tutuklamalar ardı ardına. Ne güzel değil mi? Köpeksiz köyde değneksiz dolaşıp duruyorlar…
Kamu veya Özel sektör fark etmiyor. Çünkü kamuda da Belediye Başkan adayı olmak için şirket sahibi olmak, sermaye sınıfından olmak neredeyse bir ön koşul. Yani istisnaları olsa da AKP-MHP-CHP fark etmeden aday olanların ezici çoğunluğu, ya kendisi ya eşi ya da yakınları şirket sahibi olanlardan. Seçildiklerinde de kamu kaynaklarını yönlendirdikleri ihaleler ona göre sonuçlanıyor. İktidarın tercihlerine karşı duran halkın yararını gözeterek kooperatifler kuran Tunç Soyer gibi istisnalar da hapislere atılıyor. Halkın içinden, muhalif siyasal örgütlülükle belediye başkanı seçilip, sistemin çarkına direnenlerin de hemen hepsi yerlerine kayyım atanarak devre dışında bırakılıyor. Yıllardır sessiz sedasız izlenen, Kürt illerinde uygulanan irade gaspı, kayyım kılıcı, artık CHP’li belediyelerin de tepesinde sallanıyor. AKP’ye geçen CHP’li belediye başkanları soruşturmalardan kurtuluveriyor hemen! Özetle devlet katarı belediyeler zemininde yokuş aşağı son sürat yuvarlanıyor…
Bütün bu faktörlerin önünde, belediye kurumlarının yönetim anlayışını niteleyen olmazsa olmaz bir ölçü var: Emeğe Saygı. Sendikacılığı meslek edinip kendi sınıfına yabancılaşan işçiler gibi kamuda belediye başkanı olup sonradan patron olanlar da sermaye düzenine hemen ayak uydurup daha önce dillerinden düşürmedikleri “emeğe saygıyı” sıyırıp atınca geriye bir şey kalmıyor. Emek düşmanlığı ise genellikle belediyede örgütlü sendikayla iş birliği içinde yapılıyor. Bu konuda CHP’li başkanlar iktidar belediyeleriyle yarışır haldeler. İzmir-Karabağlar İlçe Belediyesi’nin seçilmiş ilk kadın başkanı, CHP’li Helil Kınay ve yetkili sendika, Belediye İş 4 No’lu Şube Başkanı Ayhan Doğan bunun son örneği… Toplu sözleşmeden razı olmayan işçiler, hem sendikayı hem de başkanı eleştirince, mobbing başlıyor. Yıllardır arkadaşlarının ifadesiyle Karabağlar’da girmediği sokak, dokunmadığı insan kalmayan sosyolog Murat Mengirkaon ve iş yeri temsilcisi İzzettin Erdem “rotasyon” adı altında temizlik işlerine sürülüyor. “Bizim için her iş aynı değerdedir” diyerek işe değil bu haksız sürgüne karşı çıkıyorlar. Ardından Murat Mengirkaon işten atılıyor.
Murat aynı zamanda “Geniş Merdiven” orkestrasının kurucularından. Sazıyla, sesiyle, sözüyle 15 yıldır emeğin, ezilenin, insan haklarının yanında saf tutan bir işçi. İzmir’de katıldığım ziyaret ettiğim her direnişte, hak arama eyleminde gördüğüm bir aktivist. Dolayısıyla belediye önünde 20 Ağustos günü yapılan basın açıklamasında, son anda haber verilmesine rağmen İzmirlilerin desteği anlamlıydı. Murat’ın, basın açıklamasına, Ankara’daki maden işçileri direnişini selamlayarak başlaması da öyle…
Kimi işçilerin asgari ücretin bile altında kaldığı toplu sözleşmenin kabul edilir bir yanı olmadığı ortada. Yani sendikanın eleştirilmesinden daha doğal bir şey yok. Sürecin detaylarına “Geniş Merdiven” hesaplarından ulaşabilirsiniz. Aynı zamanda İlkay Akkaya ile verdikleri konserleri, söz ve müziği kendilerine ait şarkılarını dinleme şansınız olur.
Bu kez Karabağlar Belediye Başkanı ve işbirlikçi sarı sendikanın işi zor. Çünkü belediye önünde başlayacak uzun soluklu direnişin bütün maskeleri indirecek güçte olacağı kesin. Helil Kınay’a oy vermiş Karabağlar halkı başta olmak üzere İzmir’in emek dostları Murat’ın yanındalar. Ve Helil Kınay’a bir çağrıları var: “Emeğe saygı duymadığınız andan itibaren geriye hiçbir şey kalmaz, bu yanlıştan dönün!”
Talihin cilvesidir; Geniş Merdiven Orkestrasının, sözleri Murat Mingirkaon’a ait son şarkısı “Susma Sustukça Sıra Sana Gelecek” olmuş. Susmayanlara da sıra geliyor elbet. Ama asıl sıra, emek diye diye iktidar olup emeğe saygıyı unutanlara gelecek, mutlaka gelecek…
Not: Efes’teki tarih kıyımına onay veren Selçuk İlçe Belediye Başkanı Filiz Ceritoğlu Sengel ve aile şirketi bir sonraki yazı konumuz olacak.









