• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
29 Ağustos 2026 Cumartesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Gündem Güncel

Diyarbakır sokaklarının gül yüzlü çocuğu

29 Ağustos 2026 Cumartesi - 23:00
Kategori: Güncel, Manşet, Özel

Katledilmesinin 22. yılında Mehmet Şenol’u anıyoruz:

Sokaktaki herkes onun haber kaynağı idi. Seyyar ciğerciler, simitçi çocuklar, mahalledeki komşuları, hatta mahalle bekçisi onun haber aldığı kaynaklardı. Bu yüzden birçok önemli habere imza attı 

Özgür Gündem’in yayınlanmaya başlaması ile birlikte Mehmet Şenol, Özgür Gündem’de çalışmaya başladı. Şenol, Yeni Ülke’de başladığı Hizbullah Cinayetleri ile ilgili haberlerine Özgür Gündem’de de devam etti. O sıralarda Hizb-i Kontra’nın saldırıları nedeni ile gazete bayileri gazete satmaktan çekiniyordu. Şenol, o işe de el attı

Mehmet Önder: Mehmet Şenol Diyarbakır’dır, Mehmet Şenol Suriçi’dir, Kore Mahallesi’dir. Mehmet Şenol cesarettir, gazeteciliktir, Özgür Gündem’dir, Yeni Ülke’dir, arkadaşlıktır. Mehmet Şenol en kötü anda güçtür, moraldir. Eğer baldan daha tatlı bir şey varsa o da Mehmet Şenol’dur

Hüseyin Kalkan

Gazetecilik sözcüğü tek başına Mehmet Şenol’u tanımlamaya yetmez. O komple bir özgürlük savaşçısıydı. Gerektiğinde haber yapardı, gerekiyorsa gazete balyasını sırtlayıp dağıtıma giderdi. Gerektiğinde oturup editörlük yapardı. Bu bütün kapılar kapanınca sonunda kendini dağlara vurdu. Ben Mehmet Şenol’la ilk kez Vedat Aydın’ın cenaze töreninden sonra meydana gelen olaylardan sonra tanıştım. Halkın Emek Partisi (HEP) Diyarbakır İl Başkanı Vedat Aydın, polis tarafından evinde gözaltına alındıktan iki gün sonra, 7 Temmuz 1991 tarihinde Elazığ’ın Maden ilçesi yakınlarında cesedi bulundu. Aydın’ın JİTEM tarafından katledildiği herkes tarafından kabul edilen bir gerçekti. Partisi tarafından düzenlenen cenaze törenine çok büyük bir kalabalık katıldı. Tören, yine jitemvari bir komplo sonucu saldırıya uğradı. Onlarca kişi yaralandı. Başta gazeteciler olmak üzere çok sayıda kişi gözaltına alındı. Mehmet Şenol, o zaman Yeni Ülke’nin Diyarbakır bürosunda çalışıyordu. Haşim Çaro hariç bütün büro çalışanları gözaltına alındı. Ertesi gün arkadaşların gözaltı sorununu takip etmek için Diyarbakır’a gittim. Başta arkadaşlarımızın gözaltına alındığını kabul etmeyen Olağanüstü Hâl Bölge Valiliği (OHAL), iki gün sonra bütün arkadaşlarımızı serbest bıraktı. Bu arkadaşlar arasında Mehmet Şenol da vardı. Orda tanıştık, daha sonra ki süreçte de birlikte çalıştığımız günler oldu.

Şenol ve Özgür Gündem

Özgür Gündem’in yayınlanmaya başlaması ile birlikte Şenol, Özgür Gündem’de çalışmaya başladı. Şenol, Yeni Ülke’de başladığı Hizbullah Cinayetleri ile ilgili haberlerine Özgür Gündem’de de devam etti. O sıralarda Hizb-i Kontra’nın saldırıları nedeni ile gazete bayileri gazete satmaktan imtina ediyorlardı. Gazete dağıtan çocuklar saldırıya uğruyordu. Sonunda iş başa düştü Şenol ve Hasan Özgün gazete paketini yüklendi. Özgün, o günü şöyle anlatıyor. “Bir bayi bizi aramış gazete istemişti. 4-5 gündür bizden gazete almıyordu, tehdit edilmişti. Ne hikmetse o gün aradı “Bana gazete getirin” dedi. Şenol, şüphelendi. “Bu adam 4-5 gündür bizden gazete almadı. Bugün arayıp bana gazete getirin demesi tuhaf, tedbirli olalım” dedi. Bu şekilde çıktık. İkimizdik. O zaman arabalarımız pek fazla yoktu. Olanları da başka yerlere göndermiştik. Bir taksi çağırdık. Taksinin bagajına koyduk gazeteleri, Diyarbakır’ın en işlek caddelerinden biri olan Büyük Postane’nin karşısında bulunan bir bayi idi. Normalde jandarma 7/24 nöbet tutuyordu o zaman. Ne hikmetse o gün jandarma yoktu. Etraf bayağı sakindi. Araba orada durdu. Şenol, balyayı aldı karşı tarafa bayiye doğru yürüdü. Karşı tarafa yürümeden önce de silahını çıkarmıştı. Gazetenin altına koymuştu, öyle karşıya geçti. Ben de karşı tarafta bekliyordum. Bir şeyler olacağını hissediyorduk. Tam sağıma baktığımda ara sokakta elinde silahla bir kişinin çıktığını gördüm. Ben ‘Şenol!’ diye bağırdım kendimi arabanın arkasına attım. Şenol da orda balyayı atıyor ağacın arkasına gidiyor. Silahına mermi sürerken, tutukluk yapıyor. Artık ne olduysa. Patlamasa da o silahların görülmesi bizim orada hayatımızı kurtardı. Çünkü bize fazla yaklaşamadılar. Ama iki-üç kişi bize ateş etti. Araba bayağı delik deşik oldu. Biz gazete bürosuna gittik koşarak. Aradan yarım saat geçmeden polisler geldi büroya. Bizi gözaltına aldılar, karakola gittik. Sanki biz saldırmışız gibi bir muamele yaptılar. En sonunda orada bulunan silah nedeniyle 1 ay kadar bir süre Şenol cezaevinde kaldı. Ben o zaman hafif yaralanmıştım, hastaneye götürdüler. Dikiş attılar, bıraktılar. Öyle bir durum yaşadık. O koşullarda bile bırak kendini düşünmeyi çevresindekilere moral vermeye çalıştı. Her zaman moral veren, cesaret veren bir özelliğe sahipti”

Dağlara doğru

Bir süre İstanbul’da Özgür Gündem bürosunda birlikte çalıştık. Faysal Dağlı’yla birlikte üçümüz haber araştırma servisiydik. Sudan çıkmış balık gibiydik. O küçük odaya bir girip bir çıkıyordu. Kürdistan sokaklarını özlüyordu. Sonunda döndü. Bir süre Kürdistan bürolarını gezdi. Onların eksiklerini gidermeye çalıştı. Ancak saldırılar artık adım atmaz duruma geldi. Ve bir grup arkadaşı ile birlikte yüzünü dağlara döndü. 30 Ağustos 1994 günü Hazro ile Kulp arasında yanında Özgür Gündem gazetesinin yayın yönetmeni Gurbetelli Ersöz’ün doktor kardeşi Orhan Ersöz ve 10 arkadaşıyla birlikte dağlara doğru giderken Rêşane Köyü civarında tuzağa düşürüldü. Kurşunlarla, bombalarla parçalanmış bedeni nedeniyle kimliği üzerinden çıkan Özgür Gündem gazetesine ait tanıtım kartı ile tespit edildi. Mehmet Şenol yaşama veda ederken bile üzerinde taşıdığın Özgür Gündem gazetesi kimliğini onurla taşıyan ender gazetecilerden biriydi.

Suriçi’nde iki Mehmet

Giden arkadaşların ardından yazmak kolay değildir. İnsanın gözleri dolar, boğazı düğümlenir. Mehmet Önder, Mehmet Şenol’un yakın arkadaşıydı. Birlikte çalıştılar ve çok şey paylaştılar. Aşağıda okuyacağınız yazıyı gönderdikten sonra telefonla kısacık konuştuk. ‘Gözlerim doldu’ diyordu. Bunu söylerken boğazı düğümlendiği anlaşılıyordu telefonda. Önder’in sevgili arkadaşı, Suriçi’nin bıçkın gazetecisi hakkında şunları yazdı: Mehmet Şenol Diyarbakır’dır, Mehmet Şenol Suriçi’dir, Kore Mahallesi’dir. Mehmet Şenol cesarettir, gazeteciliktir, Özgür Gündem’dir, Yeni Ülke’dir, arkadaşlıktır. Mehmet Şenol en kötü anda güçtür, moraldir. Eğer baldan daha tatlı bir şey varsa o da Mehmet Şenol’dur. Onu 1989 tanıdım. O zaman ben Halk Gerçeği dergisinde Mehmet Şenol ise 2000’e Doğru dergisinde çalışıyordu. Bizim büromuz yoktu. Yaptığımız haberleri 2000’e Doğru dergisinin faksını kullanarak İstanbul merkezine gönderiyordum. Her defasında bana tüm sevimliliği ve özverisiyle yardım ederdi. Halk Gerçeği dergisi kapatılınca Haftalık Yeni Ülke gazetesi yayın hayatına başladı. Artık bizim de bir büromuz vardı. Mehmet Şenol, hafta içinde birkaç kez bize uğrar birlikte bölgeyi konuşur, haber değeri olan gelişmeleri, olayları tartışırdık. Yine böyle bir günde birlikte Batman’a gitmeye karar verdik. İlk kez faili meçhul bir cinayet işlenmişti. Yol kenarında işkence edilerek öldürülen bir kişinin cesedi bulunmuştu. O zamanlar 2000’e Doğru Dergisi Kontrgerilla konusunun üzerinde çok duruyordu. Mehmet Şenol bu cinayetin bir kontrgerilla işi olduğunu ısrarla söylüyordu. Batman’a vardığımızda geceydi. Bir otele yerleştik. Sabaha kadar beni uyutmadı. İhtimalleri tartıştık. Gün ağarınca ilk işimiz valiliğe gitmek oldu. Vali Batman’ın ilk valisiydi. Batman yeni il olmuştu. Vali bizi sormadan soruşturmadan hemen kabul etti. Sanırım bizi Hürriyet, Milliyet muhabirleri sanmıştı. Mehmet’in cesaretine ilk kez orada tanık oldum. Sorularıyla Vali’yi bunalttı. En son Vali

“Sahi siz hangi gazetedensiniz?” diye sorunca çok gülmüştük. Mehmet cinayet,

kontrgerilla hepsini sıraladı. Vali öfkelenmişti. Bağırarak “Ne bileyim. Gidin polise

sorun” diyerek elindeki kalemi masaya fırlatınca Mehmet Şenol “Bağırma! İstiyorsan, sorumluluk bölgesinde hiçbir şeyden haberi olmayan Vali şeklinde manşet atalım” dedi. Vali nerdeyse masasının arkasından kaybolacaktı. Sonraki günler Mehmet Şenol ile birlikte daha sık habere çıktık. Lice’de katliam yapılmıştı. Lice taranmıştı. Ardından operasyonlar yapılmış, onlarca genç gözaltına alınmıştı. Bu olaylar üzerine halk kaymakamlık önünde toplanmış, gözaltına alınanların serbest bırakılmasını istiyordu. Haberi geldiğinde gazeteciler ve İHD Diyarbakır Şubesi’nden bir heyetle birlikte yola çıktık. Yanımızda daha sonra öldürülen Alman gazeteci Lussy Schmid ve Mehmet Şenol’da vardı. Akşam karanlığında Lice’ye varmıştık. Halk kaymakamlık önünde slogan atıyordu. Bir ara Özel Tim elemanlarından biri dışarı çıktı. Gazetecilerin ve İHD temsilcisinin içeri gelmesini istedi. Biz de bunu istiyorduk. Bizi bir odaya aldılar. Etrafta elleri ve yüzleri cinayet kokan onlarca Özel Tim elemanı geziyordu. Odada Susurluk Kazası’nda ölen dönemin Özel Tim birliklerinden sorumlu Emniyet Müdür Yardımcısı Hüseyin Kocadağ vardı. Hüseyin Kocadağ arabulucu olmamızı istedi. Başka olaylar yaşanmadan halkı evlerine gitmeleri konusunda ikna etmemizi söyledi. Biz de gözaltına alınanların hiç olmazsa büyük bir bölümünün serbest bırakılmasını şart koştuk. Mehmet Şenol sürekli Hüseyin Kocadağ’a sorular yöneltiyor, tartışıyor, ona katliam yaptıklarını söylüyordu. Öyle bir an geldi ki

odadakilerin tümü sustu. Kocadağ, devletin örgüte karşı kendisini savunduğunu söyledi. Şenol, devletin kendi yasalarına uymadığını üzerine basa basa belirtti. O gün Mehmet Şenol’a bizim gazetede çalışmasını teklif ettim. ‘M. Bedri Gültekin’e ayıp olur’ dedi. Sonra bizimle çalışmaya başladı. Özgür Gündem günlük olarak çıkmaya başlayınca büromuz gittikçe profesyonelleşmeye başladı. O sıralar gazetemize yönelik baskılar artmış, çalışanlarımıza yönelik JITEM ve Hizbullah saldırıları da başlamıştı. Mehmet Şenol böyle bir dönemde geldi. O kadar sevimliydi ki, hiçbir işe dokunmasa bile buna razıydık. Çok büyük moral kaynağıydı. Sabahları zamanında kalkma sorunu vardı. Geç gelirdi. Bizim haber kaynaklarımız avukatlar, parti büroları, kitle örgütleri, mahkemeler ve hastanelerdi. Onun ise halktı… Büroya gelene kadar, çocuklarla, esnafla, komşularıyla konuşur; çarşı pazara mutlaka uğrardı. Hatta mahalle bekçisinden bile bilgi alırdı. İkimizin de adı Mehmet olduğundan onu Şenol diye çağırırdık. Böyle çağrılmak hoşuna giderdi.

Ekmek arası ciğer

Öğlen elinde ekmek arası ciğer ile büroya gelirdi. Seyyar ciğerciler bile onun

haber kaynağıydı. Nereye gittiğini bilmezdik. Bazen birkaç gün kaybolur, geldiğinde de Cûdî Dağı’nda çektiği resimleri ve yaptığı röportajları masasında görürdük. Bazen

Ankara’da olduğunu ve dönemin kudretli emekli paşalarından Recep Ergun ile söyleşi yaptığını öğrenirdik. Söyleşide paşaya kontrgerillanın bölgedeki faaliyetlerini itiraf ettirdiğini okurduk. Son dönemde Hizbullah adlı cinayet şebekesine kafaya takmıştı. Tek işi Hizbullah’ı araştırmak olmuştu. Kimse bilmez ama öldürülen Hizbullah lideri Hüseyin Velioğlu’nun ismini basında ilk Şenol, deşifre etti. Her gün tehdit alıyordu. Büromuzu arayan Hizbullahçılar hep onun ismini vererek tehdit ediyordu. Onu korumak için yoğun bir caba içerisindeydik. Yalnız bırakmıyorduk. Geceleri her gün birimize misafir oluyordu. Ama bu tedbirler ona göre değildi. Sürekli dışarı çıkar, kafasına koyduğu kendi haber gündeminin peşinden koşardı. Tehditler de yoğunlaşınca Şenol kendisini koruması için bir silah buldu. Daha ikinci gün akşam üzeri büro çalışanları toplu olarak bürodan çıkınca, polisler sadece onun üzerini aradı. Büyük ihtimalle büromuza daha önce yerleştirdikleri böcek mikrofondan bunun bilgisini almışlardı. Şenol, bir süre içeride kaldı. Mahkemeye çıktığı gün hepimiz

oradaydık. Yaptığı politik esprilerle savcıyı bile güldürmüştü. Şenol’u o gün

serbest bıraktılar. Bir gün, büroyu gözetleyen bir Hizbullahcıyı yakaladı. Genç biriydi. Bizi izlediğini itiraf etti. Her şeyi itiraf etti.

Sokaktan gelen gazeteci

Mehmet Şenol, Kore Mahallesi ve Hançepek sokaklarında büyümüştü. Sokak kültürünü iyi tanırdı. Devlet ile halk arasındaki o ince çizgiyi çok iyi bilirdi. Saf ve temiz yürekliydi. Vicdanlı ve adaletliydi. Cebinde hiç parası olmazdı. Masrafsızdı. Bizim tek masrafımız sigaramızdı. O ise sigara bile içmezdi. Arada bir aldığı küçük maaşını bile ciğercilere verirdi. Bazen felsefe tartışırdık. Çok severdi sorgulamayı. Sorduğu sorudan anlık tereddüt ettiğimizi görünce gözlüğünün üstünden gülümseyerek tatlı tatlı bakardı. Bu bakışları hep aklımda! Çok gençken yaşamını yitirdi. Belki bir kadının elini tutmamıştı. Belki de hiç kimseyle öpüşmemişti. Yaşanmayı, mutlu olmayı en çok hak edenimizdi. Onu çok özlüyorum… Anısı önünde hep eğileceğim!

 

 

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Küresel hedefler, yerel tahribat: Ortadoğu’da enerji politikaları (2)

Sonraki Haber

Suudi şirket ACWA’nın GES işgali onaylandı

Sonraki Haber

Suudi şirket ACWA’nın GES işgali onaylandı

SON HABERLER

Sosyalistler unutmamalı: Müzakere masası devrim masası değildir

Yazar: Yeni Yaşam
29 Ağustos 2026

İmralı’ya bir nezaket ziyareti

Yazar: Yeni Yaşam
29 Ağustos 2026

Eleştiriler, güç ve enerji kaynağıdır

Yazar: Yeni Yaşam
29 Ağustos 2026

Suudi şirket ACWA’nın GES işgali onaylandı

Yazar: Yeni Yaşam
29 Ağustos 2026

Diyarbakır sokaklarının gül yüzlü çocuğu

Yazar: Yeni Yaşam
29 Ağustos 2026

Küresel hedefler, yerel tahribat: Ortadoğu’da enerji politikaları (2)

Yazar: Yeni Yaşam
29 Ağustos 2026

‘Adresini kaybettiğimiz yoldaşın adresi…’

Yazar: Yeni Yaşam
29 Ağustos 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır