Amed’e giden Amed Büyükşehir Belediyesi eski Eşbaşkanı Selçuk Mızraklı hava limanında kitlesel bir şekilde karşılandı. Burada konuşan Mızraklı, ‘Artık bu toprağa barışı ekelim, onun rahmetini sevgiyle besleyelim ve bu topraklardan artık bereket fışkırsın. Şimdi ufkumuz budur’ dedi
Yaklaşık 7 yıllık tutukluluğunun ardından tahliye edilen eski Amed Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Selçuk Mızraklı, akşam saatlerinde geldiği Amed’de siyasi parti ve sivil toplum temsilcileri ile yurttaşlar tarafından kitlesel bir şekilde karşılandı.
Mızraklı’yı Diyarbakır Havalimanı’nda YENİ Parti Amed Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, DEM Parti milletvekilleri Meral Danış Beştaş, Rüştü Tiryaki ve Cengiz Çandar, Amed Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Serra Bucak ile siyasi parti ve sivil toplum örgütlerinin temsilcileri karşıladı.
Çok sayıda yurttaşın da katıldığı karşılamada Mızraklı’ya “hoş geldin” mesajları iletildi.
Havalimanında bir araya gelen yurttaşlar ve siyasi parti ile sivil toplum temsilcileri, Mızraklı’ya uzun süre desteklerini gösterdi.
‘Barışın yolu güvenilir ve sahici olmaktan geçiyor’
Burada konuşan Mızraklı, “7 yıl oldu. Günleri saymayı, saatleri, matematiği çok iyi bilirim. Beni tanıyanlar çok iyi bilirler bunu. İnanın, hiçbir şey bu işin ne matematiğine ne fiziğine değil; ruhuna bakıyor, yüreğine bakıyor, devraldığımız mirasa bakıyor. Benim dedelerim de sizlerin dedeleri de babaları da amcaları da dayıları da halaları da teyzeleri de ablalarımız da abilerimiz de bir yoldan geçtiler. ‘Özgürlük, demokrasi, adalet, hukuk’ dediler. Biz de onu öğrenmiştik. Analarımızdan cesaret, asalet, hakikat sütü emmiştik. O sütün gereğini yaptık” şeklinde konuştu.
Robert Frost’un “Gidilmeyen Yol” şiirinden bir kesit okuyan Mızraklı, “Gidilmeyen yol. O gidilen yol bizim yolumuzdur; o gidilmesi gereken yoldur, barışın tesisidir. Barış, toplumun bütün katmanlarına, belleğinin her zerresine işleyecek ama geleceği de kuracak bir barış olduğu zaman değer kazanacak. Bunun yolu, o yolu güvenilir ve sahici yapmaktan geçiyor” diye belirtti.
‘Artık bu toprağa barışı ekelim’
Mızraklı konuşmasına şöyle devam etti:
“Eğer kardeşlik hukuku, barış hukuku, geçiş dönemi adaleti, vicdana dayalı adalet devrede ise zindandaki arkadaşlarımızın tamamı serbest kalmayıncaya kadar bizim boynumuz bükük kalacak. Şuna inanın; zindanlardaki bütün arkadaşlarımızda, o zindana düşmüş olanlarda zerre kadar yalnızlık hissi yok. Çünkü yalnızlık insanın tükenişidir, bitişidir. Yalnızlığa düşen toplum da yalnızlığa düşen kişi de ciddi zorluk çeker. Onun için bizler ne arkadaşlarımızı yalnız bırakacağız ne de bu toplumu ittifaksız, dostsuz, kardeşsiz bırakacağız. Beraber ekmek yedik. Bu topraklara beraberce kan döktük, gözyaşı döktük. Bu kan ve gözyaşına toprak doydu. Artık bu toprağa barışı ekelim, onun rahmetini sevgiyle besleyelim ve bu topraklardan artık bereket fışkırsın. Şimdi ufkumuz budur.”
Mızraklı’nın konuşması sırasında, “Barışın mimarı İmralı’dadır” sloganı atıldı. Mızraklı bunun üzerine, “Doğru bir adres gösterdiniz. Ben ve arkadaşlarımızın birçoğu dedik ki; eğer samimi olarak barışı istiyorsanız öncelikle tecridi kaldırın, İmralı’nın kapılarını açın. O zaman barış çok daha kolay, çok daha mümkün olacaktır. Karşımızdakiler, muhataplarımız, başkaları ne yaparlarsa yapsınlar bir büyük barış yürüyüşü başlamıştır” dedi.
Öngörülebilir hukuk vurgusu: Bunun için bin kilometre yol yaparız
“Barış onarır; çatışma hırpalar, yıkar, sakat bırakır” diyen Mızraklı sözlerini şöyle sürdürdü:
“O barışı tesis etmek bizler gibi bu işin en fazla mağduru olmuşların da aynı zamanda borcudur. Bizim bu konuda hiçbir çekincemiz, tereddüdümüz yok. Bu yolda yürümeye, bu yolda güç yetirmeye, bu yolu güçlendirmeye hepimiz zaten ant içmiş kişileriz. Bütün bunlarla beraber, demin kapıda karşılandığım zaman söylenen bir şey vardı: ‘Gözümüz aydın.’ Arkadaşlar, gözümüzün ferinin biraz daha aydınlanması gerekiyor. Bugün infaz hakimi benim için bir karar verdi ve o karar çerçevesinde benim akıbetim belli oldu. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) verdiği kararlar uygulanmıyorsa, bu bir kişinin meselesi değildir; bütün bir toplumun, bütün bir siyasetin kefaleti vardır bu işte. Zindanlarda haksız, hukuksuz tutulan binlerce yoldaşımız, sürgünlerle tanışmış binlerce, on binlerce arkadaşımız var. Demokratik çözüm, demokratik toplum ve barış için hukukun güçlendirilmesi, hukukun güvenilir olması gerekiyor, öngörülebilir olması gerekiyor. Bunun mücadelesini vereceğiz. Hiç kimse bu iş için bir adım atmazsa bile bizler bunun için bin adım da atarız, bin kilometre de yol yaparız.”
AMED









