Garzan Mezarlığı’na defnettiği çocuklarını ararken, yaşamını yitiren Lütfiye Oruç’un vasiyeti, ‘Kemik de olsa onları getirin’ oldu. 7 yıllık tutsaklığın ardından tahliye olan Serhat Oruç ise annesinin vasiyeti için mücadeleyi sürdürüyor
Bedlîs merkeze bağlı Oleka Jor köyündeki Garzan Mezarlığı’nın 2017 yılında bombalanarak tahrip edilmesi ve burada bulunan 267 cenazenin mezarlardan çıkarılarak İstanbul’a götürülmesi ve Kilyosta’taki yol çalışmasında kaldırımın altına gömülmüş halde bulunmasının ardından ailelerin cenazelerini bulma mücadelesi devam ediyor. Bu süreçte DNA örnekleri verilmesine rağmen cenazelerine ulaşamayan yüzlerce aile bulunuyor.
Yıllarca çocuklarının cenazelerini arayan Lütfiye Oruç’un son vasiyeti ise, “Kemik de olsa onları getirin” oldu. Lütfiye Oruç da çocuklarının cenazelerine ulaşmak için yaşamı boyunca mücadele eden annelerden biri oldu. Lütfiye Oruç, yıllar sonra bulduğu çocuklarının cenazelerini Garzan Mezarlığı’na defnetti ancak mezarlığın bombalanmasıyla çocuklarının cenazelerini ikinci kez kaybetti.
‘Vasiyeti mezar taşı oldu’
Oğlu Serhat Oruç, annesinin son nefesine kadar çocuklarının cenazelerini aradığını belirterek, “Annemin bize vasiyeti mezar taşı oldu” dedi.
90 yaşında yaşamını yitiren Lütfiye Oruç’un hayatı da zorunlu göç ve kayıplarla geçti. Xelat’a (Ahlat) bağlı Girs (Kırıkkaya) köyü 1993 yılında boşaltılırken, Serhat Oruç ailesinden 6 kişi katledildi. Kısa süre metropollerde yaşayan Lütfiye Oruç, daha sonra Bedlîs’e döndü. Bu süreçte gerillaya katılan ikisi erkek, biri kadın 3 çocuğu yaşamını yitirdi. Çocuklarının cenazelerine ulaşmak için yaşamının sonuna kadar mücadele eden Lütfiye Oruç, oğlu Ethem ile kızının cenazesini 2013 yılında buldu. Diğer oğlu Sertip’in cenazesine ise ulaşamadı.
Lütfiye Oruç, büyük oğlu Ethem’in cenazesini Bedlîs’te buldu. Kızı Şadiye ile Şadiye’nin iki kuzeninin cenazelerini ise Sêrt’in Dihê (Eruh) ilçesine bağlı bir köyde bularak Garzan Mezarlığı’na defnetti.
Garzan bombalandı; ikinci kez mezarsız kaldılar
Garzan Mezarlığı’nın bombalanması ve buradaki cenazelerin başka bir yere götürülmesinin ardından ailelerin mücadelesi yeniden başladı. Lütfiye Oruç da yaşamının son dönemlerine kadar çocuklarının cenazelerinin akıbetini öğrenmek ve onların mezar taşlarına kavuşmak için mücadele etti.
2013-2015 süreciyle birlikte inşa edilen Garzan Mezarlığı’na çocuklarının yanı sıra iki akrabasını da defneden Lütfiye Oruç, neredeyse her gün mezarlığa giderek dua etti. Mezarlığın kendisi için bir “nefes alma yeri” olduğunu dile getiren Lütfiye Oruç, cenazelerin mezarlıktan çıkarılmasının ardından basına yaptığı açıklamada, “Yeniden nefessiz kaldım” dedi.
Çocuklarının da bulunduğu mezarlığın bombalanmasının ardından cenazelerin başka bir yere götürülmesi üzerine başvurular yapan Lütfiye Oruç, sonuç alamadan yaşamını yitirdi.
‘Çocuklarıyla sohbet ediyordu’
Serhat Oruç, annesinin mezarlığa her gün gittiğini belirterek, şöyle devam etti:
“2016 yılında tutuklanmam ile beraber mezarlığın bombalandığını öğrendim. Mezarlığın inşa edilmesi ile beraber annemi neredeyse her gün mezarlığa götürüyordum. Orada mezar taşları ile beraber nefes alıyordu, dua ediyordu. Yıllarca aradığı çocuklarıyla her gün sohbet ediyordu.”
Cenazelerin mezarlıktan çıkarılmasının ardından annesinin durumunun giderek kötüleştiğini belirten Serhat Oruç, şöyle devam etti:
“O cenazeleri oradan götürdükten sonra annemin durumu her açıdan kötüye gitti. Annem yaşamını yitirdiğinde 90 yaşına yakındı.”
‘Anneler bir mezar taşı olması için her şeyi yapıyorlardı’
Kardeşi Ethem Serhat Oruç’un 1991 yılının Ağustos ayında 5 arkadaşıyla birlikte şehit düştüğünü belirten Serhat Oruç, o dönemde cenazelerin aileye teslim edilmediğini söyledi.
Süreç içerisinde farklı bölgelerden cenazelerin çıkarıldığını anlatan Serhat Oruç, kardeşinin cenazesinin gömüldüğü söylenen yere gittiklerinde yalnızca kemiklerle karşılaştıklarını belirtti:
“Sürecin başlaması ile birçok yerden cenazeler çıkarıldı. Biz de cenazenin gömüldüğü söylenilen yere gittik. Sadece kemikler kalmıştı. Orada 5 kafatası bulduk. İnsanlar kemik de olsa cenazelerini görmek istiyordu. Anneler bir mezar taşı olması için her şeyi yapıyorlardı.”
‘Kaç defa DNA verdi ancak cenazeler bulunamadı’
Annesinin yaşamı boyunca büyük bir mücadele verdiğini belirten Serhat Oruç, onun köyünün yakıldığını ve üç çocuğunu kaybettiğini söyledi.
Kız ve erkek kardeşlerinin Garzan Mezarlığı’nda bulunduğunu belirten Serhat Oruç, “Kaç defa DNA verdi ancak cenazeler bulunamadı. Annemin vasiyetiydi, ne olursa olsun kemik de olsa onları getirin diyordu” diye ifade etti.
‘Mezar taşlarını istiyoruz’
Yedi yılın ardından cezaevinden çıktıktan sonra annesinin vasiyetini yerine getirmek için mücadele etmeyi sürdürdüğünü belirten Serhat Oruç, cenazelerin akıbetinin açığa çıkarılmasını istedi. Serhat Oruç, “Cenazesini sahiplenmeyen toplum da toplum değildir. Onlar benim kardeşlerim. Sonucu ne olursa olsun her yere başvurmaya ve cenazeleri almak için elimden geleni yapacağım” dedi.
Cenazelerin nereye götürüldüğünün ve nereye gömüldüğünün ortaya çıkarılması gerektiğini ifade eden Serhat Oruç, şöyle konuştu:
“Bu olay yaşandığında da hava kıştı. O cenazelerin nereye götürüldüğü ve nereye gömüldüğü açığa çıkarılmalı. Kemik de olsa biz mezar taşlarının olmasını istiyoruz.”
Annesinin vasiyetini yerine getirmek için mücadele edeceğini vurgulayan Serhat Oruç, cenazelerin ailelere teslim edilmesi çağrısında bulundu:
“Elimden geleni de yapmaya hazırım. Ne olursa olsun bu vasiyeti yerine getirmeye çalışacağım. Bu noktada cenazeler verilmeli. Kilyos’a gömülen mezarlar ailelere verilmeli. Ailelerin acısı daha da derinleştirilmemeli. Bu acı sona ermeli.”
Kaynak: ANF









