Kürt Özgürlük Mücadelesi’ne katıldıktan sonra 1997’de yaşamını yitiren Nebi Çelik’in ailesi, kurdukları taziyede, ‘Biz, acımıza rağmen barış istiyoruz’ dedi
Kürt özgürlük mücadelesinde yaşamını yitirenler için Kürdistan ve Türkiye’nin birçok kentinde anma programları devam ediyor. İsmi açıklananlardan Nebi Çelik (Rêber) için Mûş’un Gimgim ilçesindeki aile evinde taziye kuruldu. 1994 yılında üniversite eğitimi için İstanbul Yıldız Teknik Üniversitesi’ne giden Nebi Çelik, üniversite yıllarında PKK’ye katıldı.
Mütevazı kişiliği ve entelektüel duruşuyla çevresindekilerin sevgisini kazanan Nebi Çelik, en zorlu dönemlerden birinde verdiği kararla yaşamını mücadeleye adadı. 29 yıl boyunca Nebi Çelik’ten haber alamayan ailesi, 29 yıllık bekleyişin ardından evlerinin kapısını taziyeye açtı. Annesi 1978 yılında, babası ise 2002 yılında yaşamını yitiren Nebi Çelik’in taziyesini kardeşleri kabul etti.
‘Halkımızın şehitleridir’
1997’de Botan Garisa bölgesinde yaşamını yitiren Nebi Çelik’i, abisi Hüseyin Çelik ve ablası Gülüzar Boztaş anlattı.
Kardeşinin Kürt özgürlük mücadelesine katıldığını öğrendiğinde büründüğü ruh halini anlatan Hüseyin Çelik, kardeşinin bilgili, birikimli ve herkes tarafından çok sevilen biri olduğunu söyledi. Kardeşinden yıllarca haber beklediklerini dile getiren Çelik, “Kendisinden haber almayı çok istedik. Ama maalesef yaşayıp yaşamadığını bile öğrenemiyorduk. Kardeşimizdi, canımızdı. Giden diğer gençlerle arasına hiç fark koymadık. Yaşamını yitirdiğini öğrendiğimizde çok etkilendik. Diğer gençler de bizi çok etkiledi. Burada taziye kurduk. Çok sayıda insan taziyemizi ziyaret etti. ‘Hepimizin şehidi. Hiçbir gencin farkı yok. Halkımızın şehitleridir’ dedik. Toplu bir anma da yapmak istiyoruz. Gimgim’da toplu bir anma yapılırsa başımız daha da dik olacak” ifadelerini kullandı.
‘Biz, acımıza rağmen barış istiyoruz’
Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne değinen Çelik, “Kürt tarafı adım attı. Biz artık ne askerin ne gençlerimizin ölmesini istemiyoruz. Dünya kadar bedel ödedik, acımız büyük. Başka bedeller ödemek istemiyoruz. Asker, polis, gerilla… Hiçbirinin ölmesini istemiyoruz. Devletin adım atması gerekiyor. Gidenler dili, kültürü, siyasi hakları için gitti. Ama devletin de geri dönecek olanlara haklarını tanıması gerekiyor. Baskıların sona ermesi gerekiyor. Biz, acımıza rağmen barış istiyoruz” dedi.
Abla Gülüzar Boztaş da, şunları belirtti:
“Kardeşim gitti. Giden çocuklarımızın hepsi bedel ödedi. Kardeşimin kaybını yeni öğrendim. Hep umudum vardı, bir gün kapımızı çalacak, gelir diye. Şimdi çok üzgünüm. Kardeşim artık gelemeyecek. Yine de talebimiz barış ve özgürlük.”
Haber: Can Kırbaş \ MA









