Amini Kalesi’nin tarihi ve kültürel mirası, taşların çalınması ve bakımsızlık nedeniyle tehdit altında
Amed’in Gêl (Eğil) ilçesinde, Dicle Nehri’nin iki kolunun birleştiği kayalık alanda bulunan Amini Kalesi, mağaraları, kaya mezarları, su yapıları ve sarnıçlarıyla çok katmanlı bir tarihin izlerini taşıyor. 1’inci Derece Arkeolojik Sit Alanı olarak tescilli olmasına rağmen alanın korunmaması, tarihi mirasın yok olma riskini artırıyor.
“Amini”, “Yamani” ve “Zişat” adlarıyla anılan kale, üç tarafı sarp kayalıklarla çevrili doğal bir alan üzerinde yer alıyor. Stratejik konumu nedeniyle geçmişte Dicle Vadisi’ndeki geçişlerin kontrolünde kullanıldığı bilinen kale, aynı zamanda yerel halkın anlatımlarına göre fermanlar döneminde saldırı ve sürgünlerden kaçan Ermenilerin sığındığı mağaralara da ev sahipliği yapıyor.
Ancak kalenin tarihine ilişkin anlatılarla arkeolojik ve tarihsel veriler arasında boşluk bulunuyor. Kalenin ne zaman, kimler tarafından ve hangi amaçla inşa edildiğine ilişkin kapsamlı bilimsel araştırmaların yeterince yapılmadığı belirtiliyor. Alanın tarihsel ve kültürel niteliğine rağmen bugüne kadar yeterli arkeolojik inceleme ve koruma çalışmasının yürütülmemesi, kalenin geçmişine dair birçok sorunun yanıtsız kalmasına neden oluyor.
Mağaralarda tarihin izleri

Amini Kalesi, bugün yok olmayla karşı karşıya. Kalenin ve çevresindeki tarihi yapıların mevcut durumunda, sit alanı statüsüne rağmen yeterli koruma ve denetim yapılmıyor. Kale ve çevresindeki mağaraların düzenli olarak izlenmemesi, kaya mezarlarının belgelenmemesi, kapsamlı arkeolojik araştırmaların yürütülmemesi ve alandaki tahribatın önüne geçilememesi, binlerce yıllık geçmişin izlerinin her geçen gün silinmesine neden oluyor.
Dönüşü olmayan tahribat
Amini Kalesi’nde oluşturulan 2,4 kilometrelik parkur alanı, kalenin doğal ve tarihi dokusu açısından ciddi riskler barındırıyor. Ziyaretçi hareketliliğinin kontrolsüz biçimde artması ve alanın yeterince korunmaması, hem arkeolojik kalıntıların hem de doğal yapının zarar görmesine neden oluyor. Alanı ziyaret edenlerin bıraktığı çöpler, bölgenin avcılık amacıyla kullanılması ve kalenin özgün yapısında kullanılan çok sayıda değerli taşın geçmişte çevredeki evlerin yapımında kullanılmak üzere sökülmesi, tarihi alanın karşı karşıya bulunduğu tehdidin boyutunu gözler önüne seriyor.
Kaynak: MA









