• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
15 Eylül 2026 Salı
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Manşet

Rejimin derinleşen hapishane politikasında sürgün sevkler

15 Eylül 2026 Salı - 00:00
Kategori: Manşet, Savunmanın Sözü, Yazarlar

Siyasi iktidar, hapishanelerdeki saldırı konseptini derinleştiriyor. Ancak yaşadığımız coğrafya; iktidarın hapishane duvarları aracılığıyla yaratmaya çalıştığı korku duvarlarının, uygun politik koşullar içinde nasıl yıkıldığının sayısız örnekleriyle dolu

Av. Sezin Uçar* / Savunmanın Sözü

Politik tutsaklarla siyasi rejim arasındaki irade savaşı devam ediyor. Tüm otoriter rejimlerde olduğu gibi Türkiye’de de hapishaneler; ezilen, sömürülen halklar ve sınıflar üzerinde baskı ve sindirme aracı olarak işlev görüyor. Devlet, Adalet Bakanlığı, daha özelde de Ceza Tevkif Evleri Genel Müdürlüğü aracılığıyla gelenekselleşmiş hapishane uygulamalarının yanı sıra, tutsakların yaşamını daha da zorlaştırmak için yeni uygulamalara da başvuruyor. Kuyu tipi hapishaneler ve idari gözlem kurulları yakın dönemin daha özgün hapishane politikası olarak öne çıkıyor. Hapishaneler aynı zamanda itirafçılaştırarak teslim alma ve çözme politikasının mekanıdır. Bunlara son zamanlarda daha da artan, tutsakların bulundukları hapishanelerden başka bir hapishaneye sürülmelerini de ekleyebiliriz. 20 Temmuz sabahı Gezi Davası tutsakları Çiğdem Mater ve Mine Özerden’in yanı sıra koğuşumuzda uzun yıllardır tutsak olan müebbet ve ağırlaştırılmış müebbet hükümlüleri Hatice Duman, Remziye Turmuş ve Songül Dilek de İzmir Aliağa’da bulunan kötü şöhretli Şakran Kadın Kapalı Hapishanesi’ne sürgün edildiler. Aynı gün, İBB Davası’ndan yargılanan, bulundukları Kocaeli Hapishanesi’nden duruşma için Silivri Hapishanesi’ne getirilen tutsakların, yeni duruşma tarihleri 3 hafta gibi kısa bir süre olmasına rağmen tekrar Kocaeli Hapishanesi’ne götürüldüklerini öğrendik.

Politik tutsaklar kendi talepleri ve iradeleri dışında gerçekleşen her yer değişikliği ve nakil işlemini sürgün sevk olarak isimlendiriyor. Haliyle bu sürgün sevk uygulamalarına karşı farklı biçimlerde direniş gösterip protesto ediyorlar. Türkiye ve Kürdistan hapishaneler tarihi siyasi tutsakların sürgün sevk örnekleri ile dolu. Kürdistanlı tutsakların, personelin siyasi yapısı özel olarak oluşturulmuş İç Anadolu ve Karadeniz Bölgesi kentlerindeki hapishanelere, özyönetim direnişi tutsaklarının diğer tutsaklar üzerinde yaratacağı moral ve değer hesaba katılarak politik tutsakların olmadığı hapishanelere sürgün edilmeleri bu sürgün sevk politikasının tipik örneklerini oluşturuyor.

Tutsakların davalarının görüldüğü yargı çevresi dışında bir kentteki hapishaneye ya da ailelerinden uzaktaki bir şehrin hapishanesine sürülmesi; yaşanılan tecridi derinleştirmekte, tutsakların sürgün sevk sonrası en temel ihtiyaçlarına dahi erişimini sınırlandırmaktadır. Adeta ikinci bir tutuklama gibi yaşanan sürgün sevkler, ring aracında geçirilen eziyetli uzun yolculuklar ve sürgün edilen hapishane girişinde yaşanan arama işlemleri nedeniyle ayrıca bir işkenceye dönüşmektedir. Vanlı adli mahpusların ring aracında yanarak katledilmeleri hâlâ hafızamızda capcanlıdır.

20 Temmuz günü birlikte kaldığımız koğuş arkadaşlarımızın yaşadığı sürgün sevki içeriden de deneyimlemiş biri olarak gözlemlerimi paylaşmak isterim. Bu, şubat ayında ESP’ye dönük gerçekleşen tutuklama saldırısı sonrası B-6 Koğuşu’nda gerçekleşen 3. sevk saldırısıdır. Önceki sürgün sevk saldırılarından farklı olarak bir gün önceden revire çıkarılmaksızın, sabah sayımı sonrası 4 arkadaşımızın koğuştan alınacağı ve 15 dakika içerisinde hazırlanmaları gerektiği bilgisi verildi. Aralarında Türkiye’nin kesintisiz en uzun süre hapishanede kalan kadın gazetecisi olan Hatice Duman’ın (Hapishanede 24 yılını doldurdu) da olduğu tüm kadın arkadaşlar çok uzun yıllardır hapishanedeler. Arkadaşlarımız, yıllarını geçirdikleri bu mekanda değil eşyalarını toplamak ve hazırlanmak, arkadaşlarıyla vedalaşmak için bile yeterli olmayan bir sürede, ailelerine ve avukatlarına haber verilmeksizin apar topar götürüldü.

Siyasi tutsaklar hapishanelerde de tıpkı yerleşik yaşama ve bu yaşamın tüm alışkanlıklarına itiraz ederler. Yakın zamanda kaybettiğimiz Ahmet Telli’nin dizelerindeki “Ne bir adresleri vardı onların yeryüzünde ne de aşktan başka sığınakları. Ama yaşarlar dünyanın dört bir yanında ölümle alay ederler sanki” diskuruyla yaşarlar. Sürgüne de diğer saldırılara da hazırlıklıdırlar. Ama bu yıllarını geçirdikleri yoldaşlarıyla, nice direnişlerin ve duyguların yaşandığı mekanla vedalaşma ihtiyacını gölgelemez. Dışarıda yaşadığımız evlerden dahi, eşyalarla birlikte anıları tasnifler toparlarız. Kapıyı son kez kapatırken sayısız duygu geçişleri yaşarız. Hapishanelerde sürgün ise bundan çok daha fazlasıdır. Mektuplar, kitaplar, fotoğraflar, el emeği hazırlanan hediyeler, bir daha birbirini görememe ihtimaliyle gerçekleşen sarılmalar, belki de yan yana atılan son sloganlar, son “sizi seviyoruz”lar… Bu nedenle sürgün sevkler, özellikle uzun yıllarını hapishanede geçirmiş hükümlü tutsaklar için basit bir mücadele mekanı değişikliğinden ibaret değilmiş.

Bugün sürgün sevkler, Şeyh Sait İsyanı’nda esir alınan halkın günlerce, gecelerce elleri kelepçeli yürüyerek yeni esaret yerlerine ulaşmaları şeklinde gerçekleşmese de devlet tarafından biçimleri çeşitlenerek uygulanan özel bir saldırı konsepti olarak uygulanıyor. Bu bize, hem içerdeki hem dışardaki bize, ama bilhassa dışardaki bize önemli bir sorumluluk yüklüyor. Hapishanelerde, tutsakların kazandıkları hakları korumak için ya da en küçük ihtiyaçlarını dahi karşılamaları için muazzam bir çaba gösterdikleri bu siyasi iklimde elbette daha fazlasını yapabiliriz ve yapmalıyız. Anayasal düzeni ihlalden, cumhurbaşkanına hakaret suçuna, devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçundan, halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve aşağılama suçuna kadar yargılama konusu yapılan suç maddeleri çeşitlenmekte, düşmanla savaş hukukuna muhatap olanların, dolayısıyla yolu hapishaneden geçenlerin çeperi genişlemekte. Bu tablo bize devletin hapishane politikasını teşhir etmenin ve buna karşı bir politika belirlemenin imkanının da düne göre arttığını söylüyor. Evet, siyasi iktidar, hapishanelerdeki saldırı konseptini derinleştiriyor, genişletiyor. Ancak yaşadığımız coğrafya; iktidarın hapishane duvarları aracılığıyla yaratmaya çalıştığı korku duvarlarının, uygun politik koşullar içinde nasıl yıkıldığının sayısız örnekleriyle dolu. Bu bilinç ve cesaret hapishane duvarlarını da yıkacak yegane potansiyelimiz. Şimdi bu potansiyeli hakkıyla açığa çıkarma ve siyasi tutsakların özgürlüğünü de içeren bir mücadele politikasını daha güçlü örme zamanı.

*Bakırköy Kadın Kapalı Hapishanesi /B-6 Koğuşu

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Faşizm ve kadınlar

Sonraki Haber

Hukuk dışılığın aşılması ve demokratik entegrasyon

Sonraki Haber

Hukuk dışılığın aşılması ve demokratik entegrasyon

SON HABERLER

Göcek’te mapa-şamandıra deniz çayırları için mi?

Yazar: Yeni Yaşam
15 Eylül 2026

Bağımlılığa karşı toplumsal mücadele

Yazar: Yeni Yaşam
15 Eylül 2026

Özgür düşünce cesaret ve sorumluluk ister

Yazar: Yeni Yaşam
15 Eylül 2026

Hukuk dışılığın aşılması ve demokratik entegrasyon

Yazar: Yeni Yaşam
15 Eylül 2026

Rejimin derinleşen hapishane politikasında sürgün sevkler

Yazar: Yeni Yaşam
15 Eylül 2026

Faşizm ve kadınlar

Yazar: Yeni Yaşam
15 Eylül 2026

Ferhad Hami Şiraz Hami

Paris Toplantısı: Kürtler için ne planlanıyordu? (1)

Yazar: Yeni Yaşam
15 Eylül 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır