Gelecek için Buradayız Derneği’nden Fırat Egît ve Şiyar Be Platformu Eşsözcüsü Murat Kan ile konuştuk:
- Fırat Egît: Uyuşturucu kullanımı çok yaygınlaştı. Çok küçük yaşlarda bile kullanım var. Bu durum insanı vicdani olarak gerçekten çok rahatsız ediyor. Aslında Kürdistan’da yaşayan bütün insanlar bu topraklardan sorumlu
- Murat Kan: Bu dönemin savaş yöntemi bu. Madde kullanma yaşının 7’lere, torbacılık yaşının ise 9’lara düştüğü bir süreci yaşıyoruz. Bütün bunlar aslında son 10 yıldaki çöktürme planının yansımalarıydı. Toplum çürütüldü
Şirin Bayık
Madde bağımlılığı, Kürdistan ve Türkiye’de gençlerin yaşamını giderek daha fazla etkileyen çok boyutlu bir toplumsal sorun olarak öne çıkıyor. Bu kentler arasında Amed’de hem bağımlılık hem de buna karşı son dönemlerde mücadelenin dinamik yapısı dikkat çekiyor. Bu konuya dair 20 Ağustos 2026’da yayımlanan ve ‘Diyarbakır’ın Bağlar, Bismil, Ergani ve Silvan ilçeleri ile Mardin’in Derik ilçesindeki mahallelerde yürütülen saha araştırması’, bağımlılığın yalnızca bireysel tercihler üzerinden okunamayacağına dikkat çekiyor. Yayınlanan raporda madde bağımlılığının tarihsel, ekonomik, toplumsal ve mekânsal süreçlerin kesişiminde şekillendiğine dikkat çekilmiş. Kürdistan’da özellikle 90’lı yıllarda yaşanan zorunlu göçler, kırdan kente kitlesel göç, plansız kentleşme, ekonomik kırılganlık ve gençlerin eğitim, istihdam, kültür ve spor olanaklarına erişimindeki eşitsizliklerin yanı sıra metruk yapılar, yeterince aydınlatılmayan parklar ve denetimsiz kamusal alanlar bağımlılık riskini derinleştiren unsurlar olarak sıralandı. Bu tablo, Amed’de son dönemde yürütülen toplumsal çalışmaların da merkezinde yer alıyor. Gelecek İçin Buradayız Derneği’nden Fırat Egît ve Şiyar Be Platformu Eş Sözcüsü Murat Kan, uyuşturucu kullanımının yaygınlaşmasına karşı yürüttükleri çalışmaları, sahadaki gözlemlerini ve çözüm arayışlarını gazetemize anlattı.
‘Herkes sorumlu’

Madde bağımlılığına karşı son dönemlerde aktif yürütülen çalışmalarda yer alan Fırat Egît, yaygınlaşan madde kullanımına karşı toplumsal ve vicdani bir sorumluluk bilinciyle faaliyet gösterdiğini anlattı. “Uyuşturucu kullanımı gerçekten çok yaygınlaştı. Çok küçük yaşlarda, 10-13 yaş aralığında bile kullanım var. Bu durum insanı vicdani olarak gerçekten çok rahatsız ediyor. Aslında Kürdistan’da yaşayan bütün insanlar bu topraklardan sorumlu. Kendini sorumlu gören herkes bu çalışmalarda yer almalı. Çünkü biz kendimizi bu topraklara, arkadaşlarımıza ve halkımıza borçlu hissediyoruz. Bu sorumluluğu duyduğumuz için çalışmalarda yer alıyoruz.”
Bu çalışmalar kapsamında ev, mahalle ve halk ziyaretleri gerçekleştirdiklerini aktaran Egît, çalışmaların özellikle gençlerin yoğun olduğu alanlarda yürütüldüğünü dile getirdi. Gençlerin toplumun dinamik ve öncü gücü olmalarının yanı sıra, mevcut olumsuz değişimlerden en fazla etkilenen kesimlerin başında geldiğini belirten Egît, “Bir toplumda gençler dinamik ve öncü güçtür. Dolayısıyla bu tür olumsuz değişimlerden de gençler daha fazla zarar görebiliyor. Haliyle buluşmalarımız, halk toplantılarımız, ev ve mahalle ziyaretlerimiz daha çok gençlere yönelik oluyor” dedi.
‘Nedenlerini görmeliyiz’
Yaptıkları ziyaretlerde olumlu dönüşler aldıklarını dile getiren Egît, “Biz Peyas’da, Kûçe Mahallesi’nde çalışma yürüttük. Özellikle gençlerle daha fazla iletişim kurduk. Uyuşturucu kullanan gençler dahi bu durumdan rahatsız olduklarını ifade ettiler ve bu konuda destek istediler. Burada dikkat etmemiz gereken en önemli husus, insanların neden uyuşturucuya yöneldiğini öğrenmektir. Çünkü sorunu çözmek için yalnızca sorunları tespit etmek değil, sorunların nedenlerini tespit etmek de çok önemli. Özüne baktığımızda ekonomik koşullar bunun önünü açıyor. Bir de özel savaş politikaları var. Ekonomik koşulların kötü olmasının yanı sıra mahallede arkadaşların birbirlerine bunu yaygınlaştırması söz konusu. Özel savaşın zihinlere nüfuz etmesi dediğimiz bir durum oluşuyor. İnsanların bunu legalize etme ve normalleştirme durumu da var. Çünkü polisler de müdahale etmiyor. Maddeyi alıyor ama işlem başlatmıyor bazen. Bir arkadaşımız şuna tanık olmuş: Bir vatandaşın, bir şahsın üzerinden neredeyse bir torbaya yakın uyuşturucu bulunmuş. Buna rağmen uyuşturucu bulunan kişiye herhangi bir şey yapılmamış. Ne tutuklama ne de başka bir işlem uygulanmış. Böyle şeylerin yaşanmasının sebebi, dediğimiz gibi, özünde özel savaş politikalarıdır. Halkın aslında bundan kurtulma isteği var. Uyuşturucu kullanan kişiler dahi bu durumdan kurtulmak istiyor. Daha özgür, daha demokratik bir mahalle istiyorlar” şeklinde izlenimlerini aktardı.
Olumlu dönüşler
Çalışmaların somut sonuçlarına da değinen Egît, madde kullanımını bırakan kişilere tanıklık ettiğini ekleyerek, “Ben bu çalışmaların sonucunda madde kullanımını bırakan dört kişiye şahit oldum. Burada Ayşe Şan Parkı’nda yürütülen çalışmalardandı” dedi. Egît, yeni kullanmaya başlayan bir gençle ilgili yaşadıkları süreci de şöyle aktardı; “Yeni kullanmaya başladığı belliydi. Onun ikamet ettiği siteye de gittik. Çevresindeki insanlar da ‘Bu arkadaşa, bu vatandaşa yardım edin. Bu böyle bir insan değil, kullanmazdı’ diyorlardı. Arkadaşları onu bu duruma sevk etmiş, çevresindeki insanlar yönlendirmiş. Bizim için daha yeni başlayan birinin bırakmasına yardımcı olmak çok olumlu bir şeydi. Bu çalışmalarda aslında halk bizi gerçekten sahipleniyorlar. Kullanan insanlar dahi bir sahiplenme gösteriyor ve ihtiyaçlarını dile getiriyor. Çünkü özünde Amed’de yaşayan herkes bunun farkında. Bizim asıl yapmak istediğimiz şey, arkadaşlarımızı buna iten sebeplerden kurtarmaktır.”
Çalışmanın etkileri
Yaygınlaşan madde bağımlılığına karşı mücadeleye ilişkin zamansal olarak geri kalınmış bir çalışma olduğuna dikkat çeken Egît, “Toplumun böyle mekanizmalara ihtiyaç duyduğu çok açık. Kolektif bir mücadele, kolektif bir bilinç ve topluluk olmadığı zaman insanların madde kullanımı gibi şeylere yönelmesi daha kolay hale geliyor. Çünkü satıcılar da bu anı bekliyorlar. Biz bu çalışmaları yapmaya başladığımızda birçok satıcının bulundukları mahallelerde satış yapmayı bıraktığına dair duyumlar aldık. Çünkü artık burada toplumsal, kolektif bir bilinç olduğunu biliyorlar. Bu toplumun ve topluluğun buna izin vermeyeceğinin farkındalar. Kendileri de geri adım attılar” dedi. Madde kullanımına karşı mücadeleyi devam ettireceklerini belirten Egît, gençler başta olmak üzere kamuoyuna destek çağrısında bulundu.
Yetersizlikler

Şiyar Be Platformu Eş Sözcüsü Murat Kan ise Şiyar Be’nin ilk dönem çalışmalarının kentte ciddi bir dinamizm yarattığını ancak kimi yetersizliklerin de görüldüğünü söyledi. “Aslında biz bu çalışmayı bir toplumsal savunma olarak düşünüyorduk. Bunu yeterince örgütleyemedik. Halka dokunma, halkın temel sorunlarını dinleme ve bununla ilgili çözüm üretme noktasında kısmen etkisiz kaldık. Çalışmalarımızın önemli amaçlarından biri de demokratik toplumun inşası doğrultusunda bu konuyu esas alarak halka dokunmak, halkta bu konuya dair bir farkındalık oluşturmak, bilinçlendirme yapmak ve bunun üzerinden bütün toplumu bu konuya dair örgütlemekti. Bunu yapabilmek için sahaya inmek gerekiyordu. Yeri geldiğinde ev ev, mahalle mahalle toplumun duyarlı kılınması ve farkındalığa dönük bir toplumsal bilinç oluşturulması gerekiyordu. Eksik kaldığımız yan buydu. Toplumun kendi kendisini koruyabileceği, kendi değerleri üzerinden kendisini inşa edebileceği, ahlaki ve politik değerler üzerinden kendisini örgütleyebileceğine dair bir farkındalık oluşturmayı amaçlıyorduk. Kısmen bununla ilgili amacımıza ulaştık. Ancak yer yer tıkanmalar da oldu. Çünkü zamanla problemin boyutunun çok geniş olduğunu gördük. Salt 15-20 kişilik bir aktivist grubuyla bu sorunun çözülemeyeceğini gördük. Bunun üzerinden Şiyar Be’nin çalışmalarını da kısmen revize ettik ve yeniden düzenledik” şeklinde konuştu.
Rabin Hamlesi
Bunu üzerine ‘Rabin Hamlesi’ ile mücadelelerini yeni bir evreye taşımayı hedeflediklerini söyledi. Rabin Hamlesi kapsamında Kayapınar’da Peyas, Bağlar’da Kaynartepe, Sur’da Benûsen ve İskenderpaşa mahallelerinin pilot mahalleler olarak belirlendiğini aktaran Kan, bu alanlarda anket çalışmaları gerçekleştirildiğini söyledi. Çalışmalarda daha önce SAMER’in yaptığı araştırmaların da esas alındığını belirten Kan, ilk etapta Batıkent Sitesi başta olmak üzere 14 ayrı bölgede halk toplantıları gerçekleştirdiklerini ifade etti.
Toplantıların genel gündeminin toplumsal sorunlar olduğunu, ancak özellikle madde bağımlılığı, uyuşturucu ve fuhuş konularının öne çıktığını belirten Kan, bazı toplantılarda halkın yoğun katılım gösterdiğini aktardı: “Bazı toplantılarımıza yoğun bir rağbet vardı. Halk bu toplantılarda belli bir duyarlılık gösterdi ve problemin kaynağını da ortaya koydu. Hatta ‘Gelin, mahallede bu işleri kimin yaptığını, kimin torbacılık yaptığını, kimin uyuşturucu sattığını bile size gösterelim’ diyenler oldu.
Ardından birçok kurum da 6 Temmuz’daki deklarasyonumuz sonrasında bu hamleyi destekleyen basın toplantıları yaptı. Örneğin yakın zamanda Bağlar Belediyesi Spor Kulübü bizimle iletişim kurdu ve spor camiası olarak bunu destekleyebileceklerini ifade etti. Yine önemli bulduğumuz Amedspor taraftar gruplarının yapmış olduğu bir yürüyüş vardı. Bu çok anlamlıydı. Çünkü taraftar gruplarının spesifik olarak tamamen madde bağımlılığına karşı, kentin dinamiklerinin duyarlılığını göstermeleri açısından yaptıkları yürüyüş çok önemliydi. Yine sivil toplum örgütleri ve demokratik kitle örgütleri de yaptıkları basın açıklamalarıyla Rabin Hamlesi’ni desteklediklerini ifade ettiler.”
Neler değişti?
Madde bağımlılığına ilişkin tüm alanların daraltılmasına yönelik çalışmalarını paylaştıklarını ve kimi kurumların olumlu dönüş yaptığını belirten Kan, atılan adımları şöyle sıraladı: “Gençliğin son dönemde madde bağımlılığıyla ilgili yaptığı çalışmalar çok önemli. Biz aynı zamanda Rabin Hamlesi doğrultusunda Şiyar Be adına valilikle ve emniyetle görüşmeler yaptık. Buna dair neler yapılabileceği konusunda ortaklaşıldı. Yine Kent Konseyi bünyesindeki madde bağımlılığı koordinasyonuyla görüşmeler yapıldı ve kentin farklı dinamikleriyle toplantılar yapılarak süreç ilerletilmeye çalışıldı. Son dönemde, özellikle Şiyar Be’nin çalışmalarının başlangıcından itibaren, halkın hem eleştirdiği hem tepki gösterdiği hem de gündeme getirdiği önemli konulardan biri kentin farklı mekânlarında bulunan metruk binalardı. Buna dair, hamlenin bir ayağı olarak ve hamleyi güçlendirecek, destekleyecek bir süreç olarak kentin, özellikle başta Bağlar olmak üzere, farklı bölgelerinde bulunan metruk binaların yıkılmasına başlandı. Birçok bölgede, başta Muradiye olmak üzere çalışmalar yapıldı. Hatta Muradiye’de bununla ilgili bir basın toplantısı ve halk toplantısı da yapıldı. Yine halk toplantılarında dile getirilen, bizim de önceden gözlemlediğimiz önemli konulardan biri kentin farklı yerlerinde bulunan parkların durumuydu. Parklara ilişkin iki boyutlu bir sorundan söz edilebilir. Bir boyutu ışıklandırmayla ilgili sorunlardı. Işıklandırmayla ilgili sorunlar, yerel yönetimlerin muhatap olduğu yerlerde yerel yönetimlerle görüşülerek, diğer boyutuyla da DEDAŞ zorlanarak çözülmeye çalışıldı.”
Köy projesi
Kan, diğer çalışmaları hakkında şu bilgileri verdi: “Diğer önemli çalışmamız, bütün sivil toplum örgütlerinin de dahil olduğu ve önümüzdeki süreçte devam edecek olan basın toplantıları ve halk toplantılarıydı. Bu hamlenin daha ileri bir aşamaya taşınmasına yönelik yeni planlamalar da önümüzde. Bunu yaparken şunu amaçlıyoruz: Bir taraftan halkın harekete geçirilmesi. Çünkü bu sorun halkın ortak sorunu. Şiyar Be’nin problemi değil, salt siyasi partilerin de sorunu değil. Onları da aşan, hatta Şiyar Be’yi de bir boyutuyla aşan, halkın ortak talepleri doğrultusunda, halkın kolektif iradesi doğrultusunda, ortak bir stratejiyle, doğru zamanlama ve planlamalarla yürütülmesi gereken bir çalışma olarak değerlendiriyoruz.”
Bununla birlikte önümüzdeki dönemde tedaviye dönük daha kapsamlı bir yerin planlandığını ve madde bağımlılığıyla mücadeleye ilişkin bir ‘köy projesi’ üzerinde de çalışıldığını aktardı.
Bir toplum-kırım
Kan, ayrıca madde bağımlılığının nedenlerini değerlendirirken devlet politikaları ve özel savaş kavramlarını merkeze alarak, “Ne yaparsak yapalım, bu konu bir boyutuyla güvenlik sorunudur, bir toplumsal sağlık sorunudur. Ama genel anlamda, başından beri Şiyar Be’nin söylediği önemli bir şey var: Biz bunu devletin, egemen güçlerin bir politik stratejisi olarak düşünüyoruz. Başından beri söylediğimiz bu. Savaşın farklı argümanlarla yürütüldüğü bir dönem. Bu dönemin savaş yöntemi bu. Çünkü savaş günümüzde artık toplum-kırım biçimini aldı ve bu toplum-kırım yönteminin en önemli argümanlarından biri madde bağımlılığı, uyuşturucu, bununla ilgili fuhuş, kumar vesaire. Son 10 yılın politik stratejilerinin ya da çöktürme planının ciddi anlamda yansımaları olarak bunlar düşünülebilir. Başta Amed olmak üzere çete oluşumu, madde bağımlılığı, fuhuş gibi olgular alabildiğine arttı ve toplumu rahatsız eden bir noktaya geldi. Madde kullanma yaşının 7’lere, torbacılık yaşının ise 9’lara düştüğü bir süreci yaşıyoruz. Bütün bunlar aslında son 10 yıldaki çöktürme planının yansımalarıydı. Çünkü temel yönelim alanı, özellikle günümüz toplum-kırımının ya da özel savaş yönteminin en önemli amacı, toplumun kendisine yönelerek toplumun bir bütün olarak parçalanmasıdır. Ve bu yapıldı. Toplum çürütüldü, toplum çözüldü, kendi değerlerine yabancılaştırıldı” şeklinde konuştu.
Halk özne olmalı
Bu özel savaş politikalarına karşı halkın kendi kendisini örgütlemesi ve koruması gerektiğini belirten Kan, “Örgütlü bir toplum, özel savaş argümanlarının giderek yaşamda kabul edilmemesi anlamına gelecektir. Başından beri Şiyar Be’nin çalışmalarının özünü söylerken, en hep bunun bir toplumsal savunma olduğunu iddia ediyoruz. Öz savunma dediğimiz şey toplumsal bir bilinç oluşturma, bir farkındalık yaratma ve kendisini örgütlemektir. Kendi kendisi olabilmektir. Bu sorunu hiçbir güç çözemez. Halka rağmen olmaz. Halkın kendisinin sorunudur. Dolayısıyla bunun çözüm yeri halkın kendisidir. Bu işin öznesi halkın kendisi olmalıdır. Öz savunma dediğimiz şey budur. Mahallelerimizde, sokaklarımızda, parklarımızda biz örgütleneceğiz. Biz örgütlendikçe çeteleşen bu yapıların giderek bu sahaları kullanamayacak duruma geldiğini, diğer taraftan da alternatifsiz kalarak farklı arayışlar içine girdiğini göreceğiz” dedi.









