Agirî’de 4 ayda 1 kadın katledildi, 4 kadın şüpheli bir şekilde yaşamını yitirdi. Av. Kardelen Taşdemir, devletin yükümlülüklerine işaret ederek, ‘Devletin yükümlülüğü yaşam hakkını korumak, önleyici mekanizmaları etkin şekilde işletmek ve olayın bütün yönleriyle araştırılmasını sağlamaktır’ dedi
Türkiye ve Kürdistan’da kadın katliamları ve şüpheli kadın ölümleri her geçen gün artıyor. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP) verilerine göre, 2026’nın ilk 8 ayında en az 197 kadın erkekler tarafından katledildi. İlk 6 ayda ise 151 kadın şüpheli bir şekilde yaşamını yitirdi.
Kadına yönelik şiddet, katliam ve şüpheli ölümlerle gündeme gelen kentlerden biri de Agirî(Ağrı). Kentte, 19 Nisan’da Yonca Aslan, 25 Mayıs’ta Elif Ural, 7 Haziran’da Irmak Ayşe Koparan ve 12 Temmuz’da Elif Bulut, şüpheli bir şekilde yaşamını yitirdi. 20 Mayıs’ta Gülden Kömürcü katledildi ve fail halen yakalanmadı. Kentte artan şüpheli kadın ölümlerine ilişkin konuşan avukat Kardelen Taşdemir, etkin soruşturma yürütülmemesi ve cezasızlık politikasının kadınları ölüme sürüklediğini belirtti.
‘Kömürcü’yü katledip kaçabilmesi sorgulanması gereken bir durumdur’

Şüpheli kadın ölümlerinin daha fazla tartışılması gerektiğini belirten Kardelen Taşdemir, “Bir kadının ölümünün ilk aşamada ‘intihar’ olarak değerlendirilmesi, tek başına bize olayın gerçekte nasıl gerçekleştiğini söylemez. Bunu belirleyecek olan varsayımlar değil, etkin bir ceza soruşturması ve bilimsel delillerdir. Agirî’de de 2026 yılında Yonca Aslan, Elif Ural, Irmak Ayşe Koparan ve Elif Bulut isimli kadınlar şüpheli şekilde yaşamını yitirirken, Gülden Kömürcü isimli kadın ise evli olduğu kişi tarafından çocuklarının gözü önünde ve sokak ortasında katledildi. Fail hala yakalanmadı. Bu olay Agirî’nın Doğubayazıt ilçesinde, kamuya açık ve kameraların yoğun olduğu bir mevkide gerçekleşti. Buna rağmen failin Gülden Kömürcü’yü katledip kaçabilmesi, kamu otoritelerinin kadınların yaşam hakkını koruma yükümlülüğü açısından ciddi biçimde sorgulanması gereken bir durumdur” ifadelerini kullandı.
‘Şüpheli kadın ölümlerinde delillerin eksizsiz toplanması önemli’
Devletin yükümlülüklerini hatırlatan Kardelen Taşdemir, “Devletin yükümlülüğü yaşam hakkını korumak, önleyici mekanizmaları etkin şekilde işletmek ve olayın bütün yönleriyle araştırılmasını sağlamaktır. Şüpheli kadın ölümlerinde özellikle geçmişte aile içi şiddet, tehdit veya sistematik baskının olup olmadığı araştırılmalıdır. Örneğin bir kadının ayrılmak istemesi ya da boşanma sürecinde olması, çatışmanın yoğunlaştığı dönemlerden biri olabiliyor. Bu nedenle ölümden önceki süreç de en az olay anı kadar dikkatle incelenmelidir. Ayrıca şüpheli kadın ölümlerinde özellikle ilk saatlerde delillerin eksiksiz toplanması, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması açısından büyük önem taşımaktadır” diye kaydetti.
‘Kanun var ama uygulanmıyor’
6284 sayılı Kanun’a değinen Kardelen Taşdemir, bu kapsamda alınan önlemlerin ise yetersiz olduğunu söyleyerek, “Bir hukuk kuralının varlığı tek başına yeterli değildir. Esas mesele, risk ortaya çıktığında bu mekanizmanın ne kadar hızlı ve etkili çalıştığıdır. Bir kadın defalarca tehdit edildiğini söylüyorsa, şiddet nedeniyle başvuruda bulunuyorsa veya hakkında koruma kararı verilmişse artık yalnızca bir aile içi anlaşmazlıktan değil, değerlendirilmesi gereken somut bir riskten söz ediyoruz” dedi.
Haber: Serkan Satılmış \ MA









