Rıdvan Karakoç’un gözaltında kaybettirilmesiyle ilgili dosyanın ‘zamanaşımı’ gerekçesiyle düşürülmesine tepki gösteren İHD MYK üyesi Eren Keskin, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nde faillerin ortaya çıkarılması gerektiğini belirtti
Türkiye ve Kürdistan’da 90’lı yıllarda binlerce faili meçhul cinayet işlendi. JİTEM ve kontrgerilla tarafından işlenen birçok cinayet devlet eliyle karanlıkta bırakılırken, aileler yıllardır adalet mücadelesi veriyor.
Adalet Bakanlığı bünyesinde 24 Nisan 2026 tarihinde kurulan Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı’nın çalışmalarıyla faili meçhul cinayet dosyalarının aydınlatılacağı belirtilse de, Dargeçit JİTEM Davası’nın ardından İstanbul’da 1995 yılında gözaltında kaybedilen Rıdvan Karakoç dosyası da “zaman aşımı” gerekçesiyle düşürüldü. İnsan Hakları Derneği (İHD) ve Cumartesi Anneleri, 18 Eylül’de Anadolu Adliyesi’ne giderek, karara itiraz etti.
İHD Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyesi Eren Keskin, “zaman aşımı” kararı ve Faili Meçhulleri Araştırma Daire Başkanlığı’na dair değerlendirmelerde bulundu.
‘Bakanlık istediği dosyaları açıyor’
Birçok dosyada delil olduğunu ama bakanlığın sadece istediği dosyaları açtığını söyleyen Eren Keskin, dairenin kurulmasının hukuki olmadığını belirtti.
Faili meçhul cinayet dosyalarının savcılıklar tarafından araştırılması gerektiğine dikkat çeken Eren Keskin, “Burada diğer adli olaylar ile siyasi nedenle işlenmiş olan faili meçhul denilen suçları birbirinden ayırmak gerekiyor. Gözaltında zorla kaybedilenlerin dosyaları, işkenceyle katledilenlerin dosyalarını ayırmak gerekiyor. Burada büyük bir cezasızlık politikası devam ediyor” dedi.
‘Samimilerse faili meçhuller aydınlatılmalı’
Başkanlığı samimi ve inandırıcı bulmadığını dile getiren Eren Keskin, eğer samimilerse 1990’lı yıllarda yapılan katliamları ortaya çıkarmaları gerektiğini söyledi.
Eren Keskin, şöyle konuştu:
“1990’lı yıllardaki cinayetlerin hiçbiri faili meçhul cinayet değil. Bunların hepsinin failleri genel olarak aileler, avukatlar tarafından biliniyor ve bunlar dosyalara da sunuluyor. Ama cezasızlık politikası var. Devletin kendi politikasını değiştirip ‘Evet, ben bu suçları artık bulacağım, ortaya çıkaracağım’ demesi gerekiyor. Örneğin 1990’lı yılların en şüpheli isimlerinden biri Mehmet Ağar’dı. Fakat Mehmet Ağar bugün hâlâ iktidarın yanında. Mehmet Ağar hâlâ kim İçişleri Bakanı olursa onu ziyaret ediyor, ayrıca bütün emniyet müdürlerini de ziyaret ediyor. ‘Beyaz Toroslar dönemi bitti’ diyorlar. Mehmet Ağar, beyaz Torosların en önemli kaptan şoförlerinden biriydi. Ama hâlâ yargılanmadı, hâlâ konuşmadı. Onun için biz gerçekleri biliyoruz.”
‘Türkiye BM Sözleşmesini imzalamalı’
İHD olarak çok sayıda dosyaya dahil olmak için başvuru yaptıklarını kaydeden Eren Keskin, “JİTEM’in işlediği bütün dosyalarda müdahil olduk. Suç duyurularında bulunduk, Ergenekon davalarına müdahillik talebinde bulunduk. Bütün dosyaları biz çok iyi biliyoruz” dedi.
Zaman aşımı kararına tepki gösteren Eren Keskin, şöyle konuştu:
“Oysaki biz yıllardır Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Birleşmiş Milletler (BM) Zorla Kaybetmelere Karşı Sözleşmeyi imzalaması gerektiğini söylüyoruz. Çünkü Türkiye, bu sözleşmeyi imzalarsa bu tür insanlık suçlarında zaman aşımı olmadığını kabul etmiş olacak. Bu nedenle sözleşme imzalanmıyor.”
‘Ölülerin de barışa ihtiyacı var’
Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne değinen Eren Keskin, şöyle devam etti: “Eğer bir barış süreci olacaksa ölülerin de barışa ihtiyacı var. Ölülerin de bir mezarları olmalı ve onların aileleri eğer öldülerse onların mezarlarını bilebilmeli, mezar hakları olabilmeli. Eğer ölmedilerse akıbetlerinin ortaya çıkarılması gerekir. Faillerin ortaya çıkarılması gerekir. İşte o zaman barış sürecinin ilerleyebilmesi inandırıcı olur. Ama maalesef henüz bu iradeyi göremiyoruz.”
900 haftadır süren eylemler
Amed Barosu da 15 Mayıs 2026’da faili meçhul cinayet ve zorla kaybetmelerin zamanaşımına uğramaması için ilgili kurumlara başvurarak 1990’lı yıllardaki ihlallerin “insanlığa karşı suç” kapsamında değerlendirilmesini ve yasal düzenleme yapılmasını talep etti.
Kayıp yakınları ve insan hakları savunucuları ise 900 haftayı aşkın süredir kayıpların akıbetinin ortaya çıkarılması ve faillerin bulunması talebiyle eylemlerini sürdürüyor.
Kaynak: MA









