• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
25 Eylül 2026 Cuma
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Dünya

Öcalan ile görüşme başvurusu yapan Fransız vekil: Analizlerini kendisinden dinlemek isterim

25 Eylül 2026 Cuma - 10:24
Kategori: Dünya, Manşet

Abdullah Öcalan ile görüşme talebine hala yanıt alamayan Fransız vekil Arnaud Saint-Martin, ‘Analizlerini yalnızca aracılar üzerinden öğrenmek yerine, doğrudan kendisinden dinlemek istedim’ dedi

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025 tarihindeki çağrısıyla başlayan Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında yaşanan gelişmeler, Türkiye ve Kürdistan’da olduğu kadar uluslararası kamuoyu tarafından da takip ediliyor. Süreci yakından takip edenlerden biri de Boyun Eğmeyen Fransa (LFI) Milletvekili Arnaud Saint Martin.

17 Eylül’de Türkiye’ye gelerek, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) yetkilileri ile görüşen Saint-Martin, gelişinden iki gün önce Abdullah Öcalan ile görüşmek için Dışişleri Bakanlığı, Adalet Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı’na bağlı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’ne resmi başvurularda bulundu. Saint-Martin, sürecin geldiği aşama, Avrupa kurumlarının sürece dair rolü ve bundan sonraki aşamalara ilişkin konuştu. Süreci büyük bir ilgiyle takip ettiğini söyleyen Saint-Martin, Kürt sorununun siyasi alana taşınmasını sağlayan her türlü girişimin olumlu olduğunu belirtti. Saint-Martin, özellikle de Abdullah Öcalan’ın çağrısından bu yana birçok önemli aşamanın yaşandığını dile getirdi. Kürt meselesinin çözümü kapsamında hazırlanan yasanın da tek başına yeterli olmadığına dikkati çeken Saint-Martin, meselenin, hukuki bir çerçeveyi somut ve kalıcı sonuçlara dönüştürmek olduğunu kaydetti.

‘Kalıcı bir barış yalnızca silahların susması anlamına gelmiyor’

Saint-Martin, “Türkiye’deki siyasi tabloda çelişki bulunuyor. Bir yandan iktidar, Kürt meselesi konusunda bir diyalog alanı açarken,  diğer yandan muhalefet siyasetçilerinin cezaevinde tutulması ve hukuk devletiyle ilgili süregelen sorunlar, kurumlara duyulan güveni zedeliyor. Oysa kalıcı bir barış yalnızca silahların susması anlamına gelmiyor. Kalıcı bir barış için güvenilir kurumların, güvence altına alınmış hakların ve siyasi çatışmaların demokratik bir çerçevede ifade edilebilmesinin de bulunması gerekiyor. Dolayısıyla ben bu dönemi bir sürecin sonucu olarak değil, başlangıcı olarak değerlendiriyorum. Atılan ilk adımlar önemli; ancak Türkiye’de gerçekten yeni bir dönemin başlayıp başlamadığını belirleyecek olan, bu adımların siyasi, hukuki ve demokratik açıdan nasıl kalıcı hale getirileceği olacaktır” diye belirtti.

‘Abdullah Öcalan, Türkiye ve Ortadoğu’da belirleyici bir kişi’

Süreçte Abdullah Öcalan’ın da rolüne işaret eden Saint-Martin, “Abdullah Öcalan, Türkiye ve Ortadoğu’nun siyasi tarihinde belirleyici bir kişi olmuş ve olmaya devam ediyor. Ancak herkesin onun geçmişi ve siyasi angajmanları hakkında farklı değerlendirmeleri olabileceğinden bağımsız olarak, bugün siyasi gerçekliğe olduğu haliyle bakmak gerekiyor. Süreçte Öcalan’ın önemli bir ağırlığı ve görüşü önem taşıyor. PKK içerisindeki merkezi konumu ve aynı zamanda Kürt siyasi alanında sahip olduğu etki, sürecin nasıl ilerleyeceği konusunda ona özel bir konum kazandırıyor. Abdullah Öcalan’ın  27 Şubat’taki çağrısı da bunu açıkça ortaya koydu” dedi.

Entelektüel merak

Saint-Martin ayrıca Abdullah Öcalan’ın fikirleri ile ilk tanışmasına da değindi. 2018 yılında, Éditions du Croquant’ta görev aldığı dönemde  Abdullah Öcalan’ın bazı metinlerinin Fransızca baskısında katkıda bulunduğunu söyleyen Saint-Martin, “O dönemde, Abdullah Öcalan’ın bazı teorik yaklaşımları dikkatimi çekmişti. Dolayısıyla benim açımdan zaten bir entelektüel merak vardı. Ancak bugün yürüttüğüm yaklaşım esas olarak siyasi. Nisan 2026’da Meclis’te Kürt sorunu üzerine bir konferans düzenlendiğinde ve ardından, başta DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan olmak üzere farklı aktörlerle gerçekleştirdiğimiz görüşmeler sırasında, oldukça basit bir konuda ikna oldum, Abdullah Öcalan’ın analizlerine katılıp katılmamaktan bağımsız olarak, bugün bu sürecin merkezi muhataplarından biri ve bu gerçeği göz ardı etmek mümkün değil” ifadelerini kullandı.

‘Sürecin aşamalarını konuşmak isterim’

Abdullah Öcalan ile görüşmek için yaptığı başvurulara yanıt alamadığını da aktaran Saint-Martin, şunları belirtti:

“Türkiye’ye gerçekleştirdiğimiz ziyaret sırasında kendisiyle görüşmek istedim: analizlerini yalnızca aracılar üzerinden öğrenmek yerine, doğrudan kendisinden dinlemek istedim. Bir barış sürecinde, görüş alışverişinin ve politikacılar, vekiller, araştırmacılar ve gazeteciler gibi farklı muhatapların çoğalmasının, diyalog alanının genişlemesine de katkıda bulunabileceğini düşünüyorum.
Bu görüşme ileride mümkün olursa, öncelikle kendisiyle sürecin bundan sonraki aşamasını nasıl gördüğünü konuşmak isterim: Silahsızlanmadan kalıcı bir siyasi çözüme nasıl geçilebileceği, hangi demokratik güvencelerin gerekli olduğunu düşündüğü, ayrıca bugün Türkiye’de ve daha genel olarak Ortadoğu’da Kürt meselesinin seyrine ilişkin nasıl bir değerlendirme yaptığı üzerine konuşmak isterim. Ve elbette, bu yeni aşamada kendisinin nasıl bir rol oynamayı düşündüğünü de doğrudan sormak isterim.”

‘Özgürlüğünü sınırlayamazsınız’

Abdullah Öcalan’ın iletişim kanallarının önemine işaret eden Saint-Martin, “Öncelikle bir ilke meselesi var. Abdullah Öcalan, özellikle avukatlarına ve yakınlarına erişim olmak üzere, her tutukluya tanınan haklardan yararlanabilmeli. Bu, siyasi bir tartışma konusu olmamalı. Bunun yanı sıra, kendisinin mevcut sürecin merkezi aktörlerinden biri olduğu düşünülüyorsa, düzenli ve etkili bir şekilde iletişim kurabilmesi de gerekiyor. Bir yandan birinden siyasi bir sürece katkıda bulunmasını isterken, diğer yandan ifade özgürlüğünü ciddi ölçüde sınırlayamazsınız” dedi.

Kürt meselesinin çözümü 

Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin başarıya ulaşması için yapılması gerekenlere değinen Saint-Martin, “Bana göre ilk koşul, süreci yalnızca silahsızlanmaya indirgememektir” diyerek ekledi:

“Aynı zamanda çatışmayı besleyen nedenleri de ortadan kaldırmak gerekiyor. Temel hakları anayasal güvence altına almak ve Kürtlerin de Türkiye toplumunun diğer tüm kesimleri gibi kendilerini siyasi ve hukuki sistemin içinde tam anlamıyla bulabilmelerinin sağlamak gerekiyor.  Bunun yanı sıra, Kürt meselesinin çözümü ile Türkiye’nin demokratikleşmesi arasında çok güçlü bir bağ var. Demokratikleşmenin derinleştirilmesi olmadan Kürt meselesinin kalıcı olarak çözülebileceğini düşünmüyorum; ancak bunun tersine, bu meseleyi çözmeden ülkenin tam anlamıyla demokratikleşmesini düşünmek de zor. Bu iki süreç birlikte ilerlemeli ve birbirini karşılıklı olarak güçlendirmeli.”

‘Kurumları inşa etmek en zor görevdir’

Kalıcı bir barışın güvence altına alınabilmesi için bunu gerçekleştirebilecek kurumlara ihtiyaç olduğunu dile getiren Saint-Martin, “Bu da özellikle bağımsız bir yargıyı ve hukukun üstünlüğüne yönelik gerçek bir güveni gerektiriyor. Bu, soyut bir kaygı değil: Avrupa Birliği de kısa süre önce Türkiye’de yargının bağımsızlığı konusunda önemli sorunlara dikkat çekmişti. Dolayısıyla barış, belirli bir anda gerçekleşen bir olay ya da atılan bir imza değildir. Uzun bir süreçtir. Silahları susturmak önemli bir aşamadır; silahların yeniden kullanılmasına ihtiyaç duyulmayacak kurumları ve güvenceleri inşa etmek ise muhtemelen en zor görevdir” diye belirtti.

Diplomasinin müzakerelerin hizmetinde olması gerektiğini söyleyen Saint-Martin, değerlendirmesine şöyle devam etti:

“Diplomasinin müzakerelerin hizmetinde olması gerekiyor. 2013-2015 sürecinden çıkarılabilecek derslerden biri de, bir barış sürecinin birkaç müzakereciyle sınırlı kalamayacağıdır. Barışın, toplumla bütünleşmesi, toplum tarafından anlaşılması ve sahiplenilmesi, özellikle de o dönemin siyasi hesapları nedeniyle yeniden kırılgan hale gelmemesi için yeterince hızlı bir şekilde somut ilerlemelere dönüşmesi gerekiyor.”   

‘Avrupa kurumlarının rolü var’

Saint-Martin, “Barış bölgenin kendi siyasi ve toplumsal aktörler tarafından inşa edilmelidir. Ancak bu, bizim hiçbir sorumluluğumuz olmadığı anlamına gelmiyor. Sürece elimizden geldiğince destek olmalıyız. Kesinlikle müdahale veya etki yaratmaya çalışmamalıyız” dedi.

Uluslararası mekanizmalara işaret eden Saint Martin, “Avrupa kurumlarının da özel bir rolü var: Türkiye’nin temel haklar, hukuk devleti ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanması konusundaki yükümlülüklerini hatırlatmak. Bu, Abdullah Öcalan’ın ve Selahattin Demirtaş, Can Atalay, Osman Kavala ve diğer kişilerin durumları için de geçerli. Fransa ise bana göre kendi rolünün sınırları içinde kalarak daha aktif bir rol oynayabilir. Diyaloğu destekleyebilir, parlamentolar arası ve diplomatik temasları kolaylaştırabilir ve sürecin kalıcı olmasını sağlayacak güvenceleri destekleyebilir” diye ekledi.

Haber: Deniz Karabudak \ MA

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

31 yıldır oğlunun akıbetini soruyor: Oğlumu sağ ya da ölü istiyorum

Sonraki Haber

Pasûr’da ÇED raporunda sahte fotoğraflara takipsizlik

Sonraki Haber

Pasûr'da ÇED raporunda sahte fotoğraflara takipsizlik

SON HABERLER

İran’da son bir ayda 12 kadın katledildi

Yazar: Yeni Yaşam
25 Eylül 2026

Pezeşkiyan: ABD ile anlaşmaya varmak istiyoruz

Yazar: Yeni Yaşam
25 Eylül 2026

Güney Lübnan’da İsrail saldırısı

Yazar: Yeni Yaşam
25 Eylül 2026

Irak’ta neler oluyor?

Yazar: Yeni Yaşam
25 Eylül 2026

Nurjiyan Ezer 18 gündür kayıp: Ailenin başvurusu işleme alınmadı

Yazar: Yeni Yaşam
25 Eylül 2026

İki yıl geçti: Rojin Kabaiş’e ne oldu?

Yazar: Yeni Yaşam
25 Eylül 2026

Kürtçe şarkı söyleyen sokak müzisyenine ırkçı saldırı: Saldıranlar hakkında suç duyurusu

Yazar: Yeni Yaşam
25 Eylül 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır