BM’de toplanan ülkeler ilkeleri için sunum yaptılar. Türkiye adına Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşma yaptı. O kadar güzellemeler ve bazı ülkeler için de olumsuz düşüncelerini dile getirdi. Aynı zamanda Adalet Bakanı Gürlek ülkedeki adalet konusunda konuşma yaptı. En çarpıcı belirlemesi Türkiye’nin hukuk alanında dünya ve Avrupa ölçeğinde güvenilir ve öngörülebilir bir ülke olduğunu ve yatırım ortamındaki spekülasyonlara karşı hukuki güvenliğe değindi. Dış yatırımcıların ülkeyi terk ettiği ve cumhurbaşkanının ısrarla dış yatırımcıları davet etme konuşmaları önemliydi. Ülkede yoksulluk sınırının yüz bin TL’nin, açlık sınırının ise otuz bin TL’nin üzerinde, asgari ücretin 30 bin TL’nin altında emekliye verilen ücretin yetersiz olduğu bir ülkeye kim yatırım yapsın ki. Emekli bir polis geçim sıkıntısı yüzünden intihar ederken, 28 yaşındaki kişinin dünyada 15 adet olan bir yat sahibi olan bir ülkenin ekonomisi ve adalet sistemine nasıl inansın ki. Fon sorununa hiç girmiyorum imkanı olanlar bu ülkeyi soymaya devam ediyorlar. Ülke insanının alım gücü her geçen gün kötüye giderken dış yatırımcıları bu durumu dikkatle takip ediyorlar. Ayrıca iç sermayeler de yatırımlarını dış ülkelere taşıyorlar bunun nedenini de ülkedeki hukuksuzluklar değil mi? Yetkili ağızlardan ülkenin refah içinde olduğunu, ekonominin iyi gittiğini ve adaletin çok iyi bir şekilde yaşandığını duymak insanları aptal yerine koymaktır.
ABD seçimleri kasımda gerçekleşecek. Trump’ın durumu sallantıda. Amerikan halkı savaş istemiyor, Vietnam savaşında Amerikan halkının tepkileri sonrasında savaşı kaybettiler. Şimdi de İran ile savaş halindeler ve bu durum dünya barışını tehdit ediyor. İran’ın insanlık dışı rejim anlayışı konusunda bütün dünya çok sessiz kaldı ne zamanki çıkarlarına karşı bir politika izlediler müdahale başladı. Bugüne kadar binlerce Kürt genci idam edildi ve halen cezaevlerindeler. Kadın hakları ayaklar altında eziliyor. Nasıl ki Netanyahu Filistin halkına karşı bir soykırım yapıyorsa İran’ın da bir farkı yok. İranlı yetkili konuşurken kimse salonu terk etmedi ama Netanyahu konuşurken salon boşaldı. Her iki sorumlu da uluslararası mahkemede yargılanmalıdır. Trump zirvede birçok devlet adamıyla görüşmeler yaptı. Herkesin hem fikir olduğu konu Trump’ın bir şey verecekse karşılığında ne aldığıdır. Türkiye de bu konuda tecrübelidir. Hem Halk Bankası ve hem de rahip konusunda yaşananları unutmamak gerekir. Eğer Trump seçimi kazanırsa Türkiye Mekke antlaşmasıyla olacak bir savaşa dâhil olacaktır. Yemen’de de Husiler Türkiye’yi hedeflerine alabileceklerini duyurdu. Eğer kaybederse Trump’ın yerine gelecek lider Erdoğan’ı sevmeyebilir o zaman ne olacak.
Netanyahu Suriye’de de saldırmaya devam ediyor. Suriye güneyinde İsrail güçlerinin konuşlandığı ve askeri güçlerin işgali de devam ediyor. Netanyahu ayrıca konuşmasında Türkiye’yi hedef alarak Türkiye Suriye’yi işgal ediyor dedi. Ayrıca Erdoğan’ın Kürtlere karşı yaptıklarını da hatırlattı. Erdoğan da Gazze’deki katliamları vurguladı. Ne acıdır ki, her iki lider de birbirlerini katliamla suçluyorlar. Barış adına her iki liderin de somut bir adım atmaya niyetleri yok. Gelecek günlerde ABD’ye rağmen bir İsrail – Türkiye savaşı olasılığı da gündemden düşmüyor. Türkiye bir yandan kendi iç barışı için adım atmaya çalışıyor ama halk somut adımların atılmasına daha şahit olmadı. Türkiye ve etrafı belirsizlikler düğümünden çıkmak için zorlanıyorlar. Adaletsiz bir coğrafyada yaşıyoruz vesselam.









