• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
6 Ekim 2026 Salı
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Editörün Seçtikleri

Vartinîs’in 33 yıllık adalet arayışı

5 Ekim 2026 Pazartesi - 23:00
Kategori: Editörün Seçtikleri, Forum

Vartinîs’te 3 Ekim 1993 gecesi Öğüt ailesinin evinde 9 kişi yaşamını yitirdi. 33 yıl sonra tanıkların anlatımlarıyla hazırlanan belgesel, o geceyi, sonrasında yaşanan baskıları ve sonuçlanmayan adalet mücadelesini yeniden görünür kılıyor

Roni Nasır Kaya

Yaz aylarının son demleriydi. Havalar yavaş yavaş soğumaya, yerini sonbaharın serinliğine ve Serhad’ın sert kışına bırakmaya hazırlanıyordu. Yöre halkı bütün yaz boyunca tarlalarını ekip biçmiş, kış hazırlıklarını büyük ölçüde tamamlamıştı. Kış gelmeden önce kalan birkaç günü huzur içinde geçirmek, sırtlarını taş duvarlara dayayıp güneşin son sıcaklığından yararlanmak istiyorlardı.

Tarih 3 Ekim 1993’ü gösteriyordu

Mûş’un Têlî (Korkut) ilçesine bağlı Vartinîs beldesinin kırsalında askerler operasyon yapıyordu. Köyde herkes yaklaşan bir huzursuzluğu sezmişti. Akşam karanlığı çökmeden operasyon için bölgeye gelen askerler köyün içinden geçip gidiyordu. Bir araç durdu. İçinden yüzbaşı rütbeli bir asker indi. Köylülere doğru yürürken küfürler ve tehditler savurmaya başladı: “Göreceksiniz, akşam ben size ne yapacağım. Bu köyü başınıza yıkmazsam bana Bülent Yüzbaşı demesinler.” Köylüler ne olduğunu anlamaya çalışıyordu. Hiçbir şeyden haberleri yoktu. Bülent Yüzbaşı araca binerken tehditlerini sürdürdü: “Bire karşı on can alacağım. Burayı yakıp yıkacağım, görürsünüz.” Köylüler ne yapacaklarını bilemeden sessiz sedasız evlerine çekildi. Karanlık henüz yeni çökmüştü ki askerler köyün etrafını sardı. Ardından silah sesleri duyulmaya başladı. Kurşunlar karanlığı yararken kadınların ve çocukların çığlıkları birbirine karıştı. Gök yüzüne yükselen o çığlıkları duyan olmadı.

Bir anda ortalık alevlere teslim oldu

Nasır Öğüt’e ait ev yanıyordu. Evin içinden yükselen çığlıklar alevlerin arasında kaybolup gidiyordu. Kapının önünde bir panzer bekliyordu. Köylüler olup bitenlere müdahale etmeye cesaret edemiyordu. Bülent Yüzbaşı’nın sesi karanlığın içinde duyuluyordu: “Kimi görürseniz vurun!” Söylediğini yaptılar. Köyü adeta başlarına yıktılar. Öğüt ailesinin kadınları, çocukları ve diğer aile fertleri evin içinde yanarak can verdi. Bülent Yüzbaşı ve askerleri köyden çekildikten sonra köylüler Öğüt ailesinin evine koştu. Ancak artık çok geçti. Sağ kalan kimse yoktu. Minik bedenler birbirlerine sarılmış halde can vermişti.

Aradan 33 koca yıl geçti

Vartinîs’te yaşananları kayıt altına almak, o gecenin tanıklığını bugüne taşımak için yönetmen Ömer Biçer kamerasını dönemin tanıklarına çevirdi. Tanıkların anlatımlarıyla şekillenen belgesel, Vartinîs’te yaşananları yeniden gündeme taşıdı. Belgesel İstanbul’da da izleyiciyle buluştu. Belgesel, karanlığa doğru bir ışık tutarak yaşananları tarihe not düşüyor. Tanıklar o günü anlatırken gözyaşlarına hâkim olamadı. Katliamın tanıkları, yıllar sonra o geceyi bir kez daha yaşadı. Salonda belgeseli izleyen Öğüt ailesinin yakınları ağıtlar yakarak kendilerinden geçtiler. Belgeselde konuşan tanıklar, katliamdan bir gün sonra gerekli mercilere giderek yaşananları anlatmışlar. Ancak çok kısa bir süre sonra Vartinîs’i yine askerler basmış, köylülere türlü işkenceler yapılmış. Bazı köylüler Murat Köprüsü’nün üzerine götürülerek, “İfadelerinizde ısrar ederseniz hepinizi öldürüp buraya atarız” şeklinde tehdit edilmiş. Tanıklardan biri belgeselde o günleri şöyle anlatıyor: “Katliamdan birkaç gün sonra kamerayı getirdiler. Bize ‘Devlet sağ olsun’ dedirttiler.” Bu tek cümle bile yaşananların ardından köylülerin nasıl bir baskı ve korku altında tutulduğunu anlatmaya yetiyor. Milletvekili Sırrı Sakık ise belgeselde, katliamın hemen ardından dönemin bütün yetkililerini aradığını ancak hiçbir yerde etkili bir sonuç alınamadığını anlatıyor. Aynı gün Meclis İnsan Hakları Komisyonu’nun Wan’da olduğunu, komisyon üyelerine ulaşıp yaşananları aktardığını belirtiyor. Komisyon üyelerinin hemen olay yerine gideceklerini söylemelerine rağmen, ertesi gün hiçbir şey olmamış gibi Ankara’ya döndüklerini ifade ediyor. Tanıklar ayrıca, köy imamının ısrarcı tutumu nedeniyle gözaltına alındığını ve sonrasında kendisinden bir daha haber alınamadığını da belirtiyor. Bütün bu tanıklıklar, Vartinîs’te yaşananların yalnızca bir gecede yaşanan bir katliam olmadığını; sonrasında da korku, tehdit ve baskının devam ettiğini gösteriyor.

İşin en trajik yanı ise hukuk mücadelesi

Formaliteden açılan dosyalar, yapılan yargılamalar ve sanıkların “can güvenlikleri olmadığı” gerekçesiyle Kırıkkale’ye gönderilmeleri… Davayı takip etmek isteyen, Öğüt ailesinden hayatta kalan tek kişi olan Aysel Öğüt ise yıllar boyunca tehditlere maruz kaldığını defalarca anlatıyor. Eren Keskin’in de ifade ettiği gibi, zaman aşımı suçların üzerini örten koruyucu bir zırha dönüşüyor. Tanıklar tek tek parmaklarıyla katliamın emrini verdiğini söyledikleri Bülent Yüzbaşı’yı gösteriyor. Yüzbaşı ise mağdurlara doğru sırıtarak karşılık veriyor. O an, davanın nasıl sonuçlanacağına ilişkin karanlık tablo sanki daha o gün ortaya çıkıyor. Bülent Yüzbaşı ise savunmasında kendisini ve devleti överek, “O kadar operasyon yaptık, tek bir sivil vatandaş ateşli silahla öldürülmedi” diyor. Katliamda şans eseri sağ kurtulan Nasır Öğüt’ün kızı Aysel Öğüt babasından söz ederken, söylediği birkaç cümle insanın yüreğine dağlıyor: “Babam çok iyi bir insandı. Babam bizi çok seviyordu. Sürekli saçlarımı okşuyordu.”

Vartinîs belgeselinde her şey o kadar açık ve ayrıntılı anlatılıyor ki, insan filmi izlerken yalnızca bir geçmişe tanıklık etmiyor; 3 Ekim 1993 gecesine yeniden dönüyor. O evin alevlerini, çocukların çığlıklarını, köyün üzerine çöken korkuyu bir kez daha hissediyor.  Bunca yıl sonra geriye kalan belki de en büyük acı bu: Bir insanın hayatının, çocuklarının hafızasında yalnızca saçlarını okşayan bir baba olarak kalması gerekirken, adının bir katliamın, bir davanın ve yarım kalmış bir adalet arayışının içine yazılması. İnsan kendine şu soruyu sormadan edemiyor: Vartinîs, Kürt meselesinin neresinde duruyor? Bu süreçte hangi aşamayı temsil ediyor? Ve kim, ne zaman bu insanların acısını bir nebze olsun dindirecek? Avukat Esra Kılıç’ın aktardığı Güney Afrika Hakikat ve Yüzleşme Komisyonu’ndaki bir örnek bu soruyu daha da ağırlaştırıyor. Mağdurlardan birine, kendisine yapılanları affedip affetmediği soruluyor. Mağdur ise şöyle cevap veriyor: “Bana affedeceğim kişileri gösterebilir misiniz? Ona göre karar vereyim.” Belki de Vartinîs’te yıllardır cevapsız kalan soru tam olarak burada yatıyor. Affetmekten önce, hesap sorulması gerekenlerin kim olduğunu bilmek gerekiyor. Yine tanıklardan birinin sözleriyle bitirelim: “Öğüt ailesi suçsuz, günahsız biriydi.” Sanırım Öğüt ailesinin tek “suçu”, o gün askerler köyün içinden geçerken küçük çocuklarının askerlere doğru zafer işareti yapmasıydı. Tanıklara göre evin hedef alınmasının nedeni de buydu. O gece Nasır Öğüt ve ailesinden dokuz kişi, evlerinin içinde diri diri yakılarak can verdi. Ve üzerinden 33 yıl geçti. Ama bazı acıların üzerinden yıllar geçmesi, onları geçmişte bırakmaya yetmiyor. Bazı geceler vardır; takvim yaprakları değişse de insanın hafızasından silinmez. Vartinîs de böyle bir gece olarak hâlâ karanlığın içinde duruyor.

Yine tanıklardan birinin sözleriyle bitirelim: “Öğüt ailesi suçsuz, günahsız biriydi.” Sanırım Öğüt ailesinin tek “suçu”, o gün askerler köyün içinden geçerken küçük çocuklarının askerlere doğru zafer işareti yapmasıydı. Tanıklara göre evin hedef alınmasının nedeni de buydu. O gece Nasır Öğüt ve ailesinden dokuz kişi, evlerinin içinde diri diri yakılarak can verdi. Ve üzerinden 33 yıl geçti. Ama bazı acıların üzerinden yıllar geçmesi, onları geçmişte bırakmaya yetmiyor. Bazı geceler vardır; takvim yaprakları değişse de insanın hafızasından silinmez. Vartinîs de böyle bir gece olarak hâlâ karanlığın içinde duruyor.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Adorno, Minima Moralia ve faşist salgın

Sonraki Haber

Yaklaşık 70 X hesabı erişime engellendi

Sonraki Haber

Yaklaşık 70 X hesabı erişime engellendi

SON HABERLER

Yaklaşık 70 X hesabı erişime engellendi

Yazar: Yeni Yaşam
5 Ekim 2026

Vartinîs’in 33 yıllık adalet arayışı

Yazar: Yeni Yaşam
5 Ekim 2026

Adorno, Minima Moralia ve faşist salgın

Yazar: Yeni Yaşam
5 Ekim 2026

Barışın ahlaki eşiği

Yazar: Yeni Yaşam
5 Ekim 2026

Temel ideolojik bilinç

Yazar: Yeni Yaşam
5 Ekim 2026

Yasal düzenleme tamam, şimdi uygulama zamanı

Yazar: Yeni Yaşam
5 Ekim 2026

Riyad’da Mekke Anlaşması toplantısı: Suudi Arabistan’a askeri güç sevk edilecek

Yazar: Yeni Yaşam
5 Ekim 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır