• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
5 Ekim 2026 Pazartesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar Dr. Hayri Hazargöl

Temel ideolojik bilinç

5 Ekim 2026 Pazartesi - 23:00
Kategori: Dr. Hayri Hazargöl, Manşet, Yazarlar

İnsanlığın ilk temel bilinci doğaya yaklaşımıdır. Kürt Halk Önderi buna ilk ideolojik bilinç demiştir. İnsan, kendisini var eden ve yaşatan doğaya saygısını göstermiştir. İlk insan doğaya saygılıdır. Doğayı da kendisi gibi canlı görür. Totem şahsında hem doğanın değerini kabul eder hem de kendi toplumsal gücünün farkına varır. Buna animizm deniyor. Dersim’de doğanın birçok parçasının kutsal görülmesinin böyle bir tarihsel geçmişi vardır

Dr. Hayri Hazargöl

Günümüz dünya sisteminin en temel özelliği doğa ve kadın düşmanı olmasıdır. Bunlar doğadan ve toplumsal yaşamdan en büyük sapmayı ifade ediyor. Kadınlar buna itiraz ediyor; isyan ve mücadele ediyor. Ya doğa? Doğaya kim sahiplenecek? Kuşkusuz doğanın da bir itiraz ve isyan biçimi var. Bu isyan biçimi öyle bir hal alır ki, doğanın evrim halkaları kopar. İnsanı var eden evrim halkalarının birkaçı koptuğunda insan yaşamı kalmayabilir; hatta birçok canlı türü yok olur. Zaten bilim insanları şimdiden doğayı tahrip edişin dünya için getireceği sonuçları tartışıyor. Çok vahim sonuçları olacağı söyleniyor. Bunlar olumsuz kehanetçiler olarak görülürse söylenenler gerçekleşebilir.

İnsanın doğaya yaptığı bu kötülüğü görünce doğanın yaşadığı en büyük sapmanın bu insanı ortaya çıkarması olduğu belirtilebilir. Doğanın bir parçasının evrim geçirerek bu duruma gelmesi ve doğanın en büyük düşmanı olması böyle bir değerlendirme yapmayı akla getiriyor. Kutsal kitaplarda toplumsal yaşamdaki bozulmaya karşı tanrının gazabı ortaya konulur. Doğada yaşanan bozulmaların getireceği gazap insanlığı tümden bitirebilir.

İnsanlığın ilk temel bilinci doğaya yaklaşımıdır. Kürt Halk Önderi buna ilk ideolojik bilinç demiştir. İnsan, kendisini var eden ve yaşatan doğaya saygısını göstermiştir. İlk insan doğaya saygılıdır. Doğayı da kendisi gibi canlı görür. Totem şahsında hem doğanın değerini kabul eder hem de kendi toplumsal gücünün farkına varır. Buna animizm deniyor. Dêrsim’de doğanın birçok parçasının kutsal görülmesinin böyle bir tarihsel geçmişi vardır.

Şu anda insanın doğaya hiçbir saygısı kalmamıştır. Bu, aslında insanın kendisine saygısız yaklaşmasıdır. İnsandaki en temel ahlaki bozulma da bu doğaya saygısızlıktır. Bu doğaya saygısızlık akıl alacak bir durum değildir. İnsanın kendini tanımamasının yarattığı bir durumdur. Doğaya yabancılaşmıştır. İnsan kendini tanırsa hiç böyle davranabilir mi?

Doğaya böyle yaklaşan insanın vicdanı da ahlakı da olmaz. Doğaya böyle yaklaşan insandan her türlü kötülük beklenir. Dolayısıyla doğaya yaklaşım felsefi bir yaklaşımdır. Doğaya yaklaşımı tali bir şey olarak görmek tüm felaketlere kapı açar. Bu açıdan bir siyasi hareketin, bir bireyin kişiliğini anlamak açısından onun doğaya yaklaşımına bakmak gerekir. Bugün de doğaya yaklaşım temel bilinç olarak görülmelidir. İlk insanın ekolojik bilincinden biçimsel olarak farklı olsa da özde aynıdır. İlk insanınki nasıl felsefi ve ahlaki bilinç ise bugün de odur.

Bugün dünyada birçok çelişki var. Kadınların erkek egemenlikli sistemle çelişkisi çok önemlidir. Artık toplumsal yaşamın, hatta siyasi sistemin ne olduğunu kadının durumuna bakarak öğrenebiliriz. Marks, bir toplumsal ve siyasi sistemin belirleyiciliğini üretim ilişkilerine bağlamıştır. Bu hâlâ önemli olmakla birlikte bir toplumun ve siyasi sistemin ne olduğunu anlamak açısından somut olarak kadının durumuna bakmak gerekir. Bir yönüyle siyasi ve toplumsal ilişkileri tanımada üretim ilişkilerinin ne olduğunun önüne geçmiştir.

Bugün mevcut siyasi sistemle doğa arasındaki çelişki en temel çelişkidir. Dünyanın, insanlığın en büyük sorunu bu doğaya saldırıdır. Çünkü insanlığın bir bölümünü ilgilendirmiyor; sadece insanlığı da ilgilendirmiyor. Canlı cansız tüm doğayı ilgilendiriyor. Bu açıdan tüm çelişkilerin önüne geçmiştir. Bu konuda duyarlı olmadan hiçbir konuda gerçek anlamda duyarlı olunamaz. Çünkü doğa, dolayısıyla insanlık da S.O.S. vermektedir. Yani imdat demektedir. Bu açıdan bu konuda sadece duyarlı olmak yetmez, harekete geçmek de gerekir. Hem de acil olarak!

Kuşkusuz bu sorun ideolojik ve politik bir sorundur. Sadece pratik ve eylemsel olarak değil, ideolojik ve politik mücadeleyi de yükseltmek gerekir. Bu konuya da öncelik verilmelidir. Nasıl ki kadın özgürlük çizgisi konusunda gerçek bir ideolojik-teorik mücadele verildiyse, ekolojik olarak da bu mücadeleyi vermek çok önemli hale gelmiştir. Özellikle sosyalist güçlerin bu mücadeleyi vermelidir.

Doğa düşmanı endüstriyalizm teorik hale getirildi. Bir zihniyet haline getirildi. Bunda sosyalistlerin de büyük hatası vardır. Sovyetlerde endüstriyalizm teorik düzeye çıkarıldı. Hatta sosyalizm elektrifikasyonla özdeşleştirildi. Kuşkusuz elektrik, enerji önemsiz değildi. Ancak bunun doğaya düşmanlık biçiminde yapılması reel sosyalizmin büyük yanlışıydı. Öyle ki, bu anlayış kapitalizmi güçlendirdi. Özcesi endüstriyalizm sosyalist çizgide büyük bir sapma olarak gelişti.

Bu açıdan sosyalist güçlerin doğaya karşı mücadeleyi hem ideolojik-teorik hem de pratik olarak yürütmesi lazım. Şu anda AKP iktidarının halklara en büyük kötülüğü doğaya yönelik saldırısıdır. Türkiye ve Kürdistan’a yönelik doğa saldırısı sadece doğaya yönelik bir saldırı değil, tüm halka yönelik bir saldırı haline gelmiştir. Bu açıdan doğaya yönelik bu saldırıya karşı her yerde mücadeleyi yükseltmek gerekir. Parça parça olan mücadele bütünlüklü hale getirilirse büyük bir ekoloji hareketi gelişir. Ekolojik durum acil bir durumdur. Bu konuda bir ideolojik-teorik hamle yanında pratik mücadele geliştirilmelidir. Bu mücadele gelişirse her konudaki mücadelenin önü de açılır. Bu yönüyle tüm siyasi güçlerin bu konuyu gündemlerine almaları gerekir.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Yasal düzenleme tamam, şimdi uygulama zamanı

Sonraki Haber

Barışın ahlaki eşiği

Sonraki Haber

Barışın ahlaki eşiği

SON HABERLER

Yaklaşık 70 X hesabı erişime engellendi

Yazar: Yeni Yaşam
5 Ekim 2026

Vartinîs’in 33 yıllık adalet arayışı

Yazar: Yeni Yaşam
5 Ekim 2026

Adorno, Minima Moralia ve faşist salgın

Yazar: Yeni Yaşam
5 Ekim 2026

Barışın ahlaki eşiği

Yazar: Yeni Yaşam
5 Ekim 2026

Temel ideolojik bilinç

Yazar: Yeni Yaşam
5 Ekim 2026

Yasal düzenleme tamam, şimdi uygulama zamanı

Yazar: Yeni Yaşam
5 Ekim 2026

Riyad’da Mekke Anlaşması toplantısı: Suudi Arabistan’a askeri güç sevk edilecek

Yazar: Yeni Yaşam
5 Ekim 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır