Boşandıktan sonra nafaka için yıllarca mücadele veren Reyhan Tüfekçi, yeni düzenleme için ‘Kadınları ‘boşanmak’ ile ‘haklarından vazgeçmek’ arasında sıkıştırarak bağımsızlığımızı elimizden almaktadır’ diyerek, örgütlü mücadelenin önemine değindi
Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) 4 Haziran 2026’da “süresiz” yoksulluk nafakası düzenlemesini iptal etmesinin ardından yasal süreç yeniden gündeme geldi. Kararla birlikte yoksulluk nafakasına ilişkin yeni bir yasal düzenlemenin dokuz ay içinde yapılması bekleniyor. Kadın örgütleri nafakanın kadınların ekonomik bağımsızlığını ve şiddet döngüsünden çıkabilmesini sağlayan önemli bir güvence olduğunu belirterek karara tepki gösteriyor.
Boşandıktan sonra nafaka hakkı için mücadele veren sağlık emekçisi Reyhan Tüfekçi, yaşadıklarını anlattı.
Evliliğinin 21’inci yılında boşanma kararı alan Reyhan Tüfekçi, “Boşandıktan sonra beraber yaşadığımız evden bir çöp dahi almak istemedim. Anlaşmalı boşanmak istedim. Hiçbir şekilde çekişmeli olmasını istemedim. ‘O nasıl istiyorsa öyle olsun’ dedim ancak boşandıktan sonra 3 ay boyunca hiçbir şekilde nafaka vermedi” dedi.
‘Çocukların masraflarına yetmiyordu’
Daha sonraki süreçte iki yıl boyunca nafakanın hiç artırılmadığını ve bunun müşterek iki çocuğun masraflarını karşılamaya yetmediğini belirten Reyhan Tüfekçi, şöyle devam etti:
“Boşandıktan sonra kiraya çıktım. Çocuklardan biri o dönem üniversiteye diğeri ise ortaokula gidiyordu. O dönem devletin çeşitli politikalarına maruz kaldık. ‘Nafaka kaldırıldı, kaldırılacak’ gibi söylemleri gündeme geldi. Eski eşim, çocuklara nafaka vermeye devam etti ancak miktarı çok azdı. Çocukların hiçbir masrafını karşılamıyordu. Boşandığım zaman oğlum 18 yaşını geçmişti. Okula devam etmesi için babasına kendisinin dava açması gerekiyordu ki ayrıca nafaka alabilsin. İlerleyen süreçlerde tek çocuğum üzerinden nafaka almaya devam ettim. Ancak nafaka o kadar düşüktü ki hiçbir masrafa yetmiyordu. Mücadele ederek hakkımız olan nafakayı aldık.”
‘Pek çok kadın hakkını alamıyor’
Hem boşanma hem de nafaka hakkı sürecinde verdiği mücadeleye değinen Reyhan Tüfekçi, “Anlaşmalı olarak boşanmak istemiştim ama bu durum çekişmeli bir hal aldı. Nafakamız ödenmediği için tekrardan avukatlar aradı. Hukuksal mücadeleye gerek kalmadan biraz arttırdı. Şu anda da kurs ücretlerini avukatlar aracılığıyla aldık” diye belirtti.
Nafaka mağduru kadınların kendilerini anlatacak alanlar bulamadığını ve çok sayıda kadının hakkını alamadığını belirten Reyhan Tüfekçi, “Tanıdığım pek çok kadına nafaka verilmiyor. Eski eşleri mal kaçırıp başkalarının üzerine yapıyor” dedi.
‘Örgütlülük her şeydir’
Örgütlü mücadelenin önemine dikkati çeken Reyhan Tüfekçi şöyle devam etti: “Örgütlülük her şeydir. 40 yaşından sonra örgütlendim ve her yerde örgütlü olduğumu söylüyorum. Özellikle kadınların örgütlenerek güçlenmesi gerekiyor. Yan yana omuz omuza durmamız gerekiyor. Örgütlendikten sonra boşanma kararı alabildim. O güçle cesaret edebildim” dedi.
‘Kadınların bağımsızlığını elinden alıyor’
Rehan Tüfekçi son olarak şunları söyledi:
“Nafaka, kadınların evlilik boyunca üstlendiği koşulsuz bakım emeğinin, meslekten uzaklaştırılmanın ve ekonomik bağımlılığın karşılığıdır. Bu hak gasp edildiğinde kadınlar aile içi şiddete mahkum edilir. Erkekler nafaka vermemek için mal kaçırır, düşük gelir gösterir, tehdit eder, devlet ise bu eril düzeni yasalarla korur. Yoksulluk nafakası düzenlenecekse devlet, kadının ve çocuğun sağlık, barınma ve eğitim gibi temel ihtiyaçlarını kamusal olarak üstlenmelidir. Ancak mevcut paket, kadınları ‘boşanmak’ ile ‘haklarından vazgeçmek’ arasında sıkıştırarak bağımsızlığımızı elimizden almaktadır. İstanbul Sözleşmesi’nin uygulanması tam da bu yüzden önemlidir. Bu yüzden örgütlenerek, bilinçlenerek ve dayanışmayla bu sisteme karşı mücadele etmeye devam edeceğiz, etmeliyiz.”
ANKARA









