• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
8 Ekim 2026 Perşembe
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Haber-Analiz

Türkiye Osmanlı gibi büyük kaybeder

8 Ekim 2026 Perşembe - 00:00
Kategori: Haber-Analiz, Manşet, Ortadoğu
  • Gözler AKP-MHP Koalisyonu’na çevrildi. Mekke Paktı anlaşmasını uygulayacak mı? Üstelik Suudi Arabistan çaresizlik içinde Türkiye’den de yardım isterken. Türkiye, Yemen Kızıldeniz Savaşı’na doğrudan girmeyi göze alabilir mi?
  • Mekke tarafları savaşa girerlerse Hindistan da devreye girebilir ve o başka bir kaostur. Çünkü Mekke İttifakı’nda Pakistan’ın hedefi İran ve Hindistan idi. Suudiler, Türkiye ve Pakistan’ın savaşa katılamayacağını görünce İsrail’e sarılacaktır

Mehmet Ali Çelebi

Jeopolitik denklemleri altüst eden, birçok ülkeyi bıçak sırtına getiren Hamas’ın fitilini ateşlediği, İsrail’in fırsata çevirdiği 7 Ekim 2023 Aksa Tufanı’nın üzerinden üç yıl geçti. Artık Ortadoğu’da yeni paylaşım savaşı yaşanıyor. Gazze, Suriye, Lübnan, Libya, Sudan, Somali, Somaliland, Etiyopya, Eritre, Suudi Arabistan, Yemen, Irak, İran, Türkiye, Ürdün, Katar, Bahreyn, Mısır hararetin en yoğun olacağı, yeni haritalar sendromu yaşanacak hatlar.

İran ile İsrail arasındaki Haziran 2025’te cereyan eden 12 Gün Savaşı’nda İran’ın beklendiği kadar nüfuz-caydırıcı güç olmadığının anlaşılmasıyla 28 Şubat 2026 Savaşı bu kez ABD-İsrail ortaklığıyla başlatıldı. Bu savaşın ne zaman sona ereceği ve yarattığı enerji darboğazı, enerji fiyatları, enflasyon, Hürmüz Boğazı krizinin ne zaman aşılacağı tartışılırken, Riyad’da Mekke Paktı İmzalandı. (7 Ağustos 2026)

Türkiye, Pakistan, Suudi Arabistan Mekke’de Safa Sarayı’nda ortak savunma anlaşması imzaladı. İsim olarak da Kabe’nin bulunduğu Mekke seçilmişti. Erdoğan, Suudi Prens-Başbakan Muhammed bin Selman, Şahbaz Şerif’in imzaladığı Mekke Paktı’na göre anlaşma, her türlü saldırganlığa karşı kolektif caydırıcılığı güçlendirmeyi amaçlarken, üç devletten herhangi birine karşı gerçekleştirilecek bir silahlı saldırının hepsine karşı yapılmış sayılacağını hükme bağladı. Mekke İttifakı, silahlanmada da ortaklık içeriyordu. Pakistan’ın nükleer silahları tehdit olarak kullanılacaktı. İmzacılar NATO’nun 5. maddesini referans aldıklarını açıkça söylediler. Stratejik Savunma Komitesi, ilk zirvesini 31 Ağustos’ta İstanbul’da yaptı. Ardından Yemen Husi yönetimi ile Suudi Arabistan Koalisyonu arasında Kızıldeniz Sahil Savaşı patlak verdi.

Kızıldeniz Savaşı

Suudi Arabistan, 2 Nisan 2022’de başlayan ateşkesi bozarak 28 Ağustos’ta Yemen’deki Husi yönetimi kontrolündeki bölgeler Saada, Jabal Rabi, Taiz, Saqain, Bayda, Lahj’a savaş uçaklarıyla saldırılar yaptı. Saldırının zamanlaması da manidardı. İsrail’in Husi kabinesinin büyük kısmını yok ettiği 28 Ağustos 2025’in birinci yıldönümünde Suudi uçakları ve karadaki Suudi-BAE şemsiyeli koalisyon saldırı başlattı. Eylülün ilk haftası Yemen Şafağı operasyonuna dönüştürdü.

Ancak Husilerin, yani Zeydilerin gücünü ölçememişlerdi, hesap hatası yapmışlardı. Zeydilerin Osmanlı’ya karşı asırlarca süren direniş kültürünü kavrayamamışlardı, Yemen’in sosyopolitik, jeopolitik, ekopolitik, teopolitik, hidrostratejik geometrisini çözememişlerdi.

Husiler de hem Suud yönetiminin uyguladığı deniz ablukasını kırmak hem misilleme yapmak hem İran’a destek hem sahil kentlerini kontrol için 3 Eylül’de bir harekât başlattı. Ardından, Kızıldeniz kıyısındaki adını kahveye veren Mocha (El Mokha) Limanı’nı ve Mocha kentini, Hudeyde’deki Hays Limanı’nı 10 Eylül’de ele geçirdi. Husiler 11 Eylül’de ise Babül Mendeb Boğazı’nı ikiye ayıran uluslararası deniz ticareti açısından ve askeri kontrol üssü olması açısından stratejik Mayyun Adası’nı (Perim),Taiz’e bağlı boğaza bakan Dhubab kasabasını, Hudeyde açıklarındaki Zukar Adası, Büyük Haniş Adası, Küçük Haniş Adası’nı ele geçirdi. (Bu adaların karşı tarafı Cibuti, Eritre ve Somaliland)

Böylece Babül Mendeb Boğazı denetimi tamamen Husilerin kontrolüne geçti. Aden Körfezi’ni ele geçirirse deniz ticaret trafiğini domine edebilecek. Bunun üzerine Kızıldeniz üzerinden petrol sevkiyatı darbe alan Suudi Arabistan büyük şok yaşadı. Petrol ihracatı ve petrol dışı deniz ticareti ciddi oranda sekteye uğradı.

Husiler sık sık Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad, Medine, Aramco petrol tesisleri, Riyad Kral Halid Uluslararası Havalimanı, Abha Uluslararası Havalimanı, Necran Uluslararası Havalimanı, Kral Abdullah bin Abdulaziz Uluslararası Havalimanı’nı balistik füzelerle, İHA’larla vurdu. Husiler, Hürmüz Boğazı’ndaki ticaret koridoruna alternatif olan Basra’daki Abqaiq’tan Kızıldeniz’deki Yanbu Limanı’na ulaşan Doğu-Batı Petrol hattını, Yanbu limanını da vurdu. Suudi Arabistan’a denizden abluka uygulanınca dünya yeni enerji arzı krizine girdi.

ABD vurmadı

Suudi Krallığı ABD’ye seyahatler yaptı. CENTCOM ile görüşmeler yaptı. Hava saldırısı istediler. Ancak Trump Yemen’i bombalamaya yanaşmadı. Tersine Umman arabuluculuğunda ABD heyeti ile Husi heyetinden Muhammed Abdüsselam, Abdülmelik el-Aciri, Maskat’ta 12-13 Eylül’de yüz yüze görüşme gerçekleştirdi. Husilerin ABD ve İsrail gemilerine saldırı yapmaması konusunda mutabakata varıldığı da sahaya yansıdı. Böylece İsrail de izlemede kaldı. Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman 15 Eylül’de Kahire’de Mısır Cumhurbaşkanı Sisi ile görüştü. Sisi de cesaret edemedi savaşa dahil olmaya. Trump’ın stratejisi şöyle özetlenebilir: “Bizden silah satın alın ve vurun. Siz Husilere karşı ABD’den silah isteyin, biz satalım ve siz Kızıldeniz koridorunu açık tutmak için savaşın. Mekke İttifakı yapanlar da vurabilir.” Nitekim savaşı silah pazarı fırsatı yapan Trump yönetimi, 17 Eylül’de Suudi Arabistan’a 24,3 milyar ABD dolarlık 48 adet F-35 tipi savaş uçağı satışını onayladı.

Trump’ın bir hedefi Arap ülkelerini harekete geçirmek kadar enerji-gıda ticareti engellendiğinde zor durumda kalacak Avrupa ülkelerini de seferber duruma getirmek, hem İran, Hürmüz Boğazı konusunda da daha aktif hale gelmelerini sağlamaktı. Trump’ın bir hesabı da Suudi Arabistan’ı İsrail’le yaklaştırıp İbrahim Anlaşmalarına katma yolunu açmaktı.

Türkiye dahil olacak mı?

Böylece, gözler AKP-MHP Koalisyonu’na çevrildi. Mekke Paktı anlaşmasını uygulayacak mıydı? Üstelik Suudi Arabistan çaresizlik içinde Türkiye’den de yardım isterken. Yardım isteği Suudi Arabistan’ın olağanüstü davetiyle Riyad’daki Mekke Anlaşması Komite Toplantısı’nda (5 Ekim 2026) yapıldı.

Toplantıya dışişleri bakanları, savunma bakanları ve genelkurmay başkanları katıldı. Türkiye’den Dışişleri Bakanı Fidan, Savunma Bakanı Güler ve Genelkurmay Başkanı Org. Selçuk Bayraktaroğlu yer aldı. Mekke İttifakı Genel Sekreteri olarak üç yıllığına Pakistanlı emekli Korgeneral Nauman Mahmood seçildi. Ortak açıklamada şu ifadeler yer aldı: “Komite, kolektif savunma taahhütlerinin uygulanmasına ivedilikle geçmeyi, bu çerçevede, tarafların ulusal mevzuatlarına uygun olmak kaydıyla, üzerinde mutabık kalınan askeri kuvvetler ile yeteneklerin uzlaşılan düzenlemeler çerçevesinde Suudi Arabistan’a sağlanmasına ve bunların hızla konuşlandırılmasına yönelik tedbirleri almayı, bu suretle tehditlerle mücadeleye yönelik hazırlık durumunu, askeri entegrasyonu ve kolektif kapasiteyi güçlendirmeyi kararlaştırmıştır.” (AA/05.10.2026)

Son tahlilde bu tür anlaşmalar gereği sekreterlik nerede kurulursa askerler oraya gönderilir, askeri danışmanlar, istihbaratçılar gider. Ancak Türkiye, Yemen Kızıldeniz Savaşı’na doğrudan girmeyi göze alamaz. Türkiye Yemen’e girerse Osmanlı gibi büyük kaybeder. Türkiye doğrudan savaşa girerse İran’ın yanıtı dolaylı da olsa sarsıcı olabilir. Haşdi Şabi, Hizbullah, Husiler üzerinden Irak’taki, Suriye’deki Katar’daki, Somali’deki TSK üslerine saldırılar düzenlenebilir. Somali’de yapılacağı ilan edilen Türkiye’nin Uzay Limanı Projesi, Irak’tan geçecek Kalkınma Yolu Projesi, Zengezur Koridoru projelerine karşı İran hamleleri gelebilir. Yine Türkiye girerse, İran, Kürt meselesinde Türkiye ile taktik işbirliği dönemini sona erdirip, özellikle Suriye ve Irak’ta Kürt meselesinde farklı bir cereyan yaratabilir ki bu Ankara için sismik sarsıntılara neden olabilir.

Hindistan faktörü

Mekke tarafları doğrudan savaşa girerlerse Hindistan da farklı biçimlerde devreye girebilir ve o zaman bambaşka bir kaos depreşir. Çünkü Mekke İttifakı’nda Pakistan’ın hedefi İran ve Hindistan idi. Türkiye’nin hedefi İsrail, İran ve Yunanistan idi. Ancak Afganistan, Pakistan’a saldırırken de Türkiye doğrudan devreye girmeyecek. Yemen’de de Husilere karşı doğrudan asker ve uçaklarla devreye girmeyecek. Savaş ekipmanları ve mühimmat gönderebilir, ki bu ülkeler tarafından zaten paktlara ihtiyaç durmadan yapılabiliyor. Suudi Arabistan; Mekke Paktı’nın fiyasko-kadük görüntüsü ortaya çıkınca, Türkiye ve Pakistan doğrudan savaşa katılamayacağını görünce İsrail’e sarılacaktır. Emarelerden biri İsrail Başbakanı Netanyahu’nun, 27 Eylül 2026 günü BAE’nin başkenti Abu Dabi’de Suudi Arabistan, ABD, BAE, Fas, Kuveyt, Bahreyn, Libya, Umman, Mısır temsilcilerinin olduğu 10’lu toplantıya katılıp İran tehdidi, Husi-Suudi çatışmasını, İsrail-Körfez ilişkilerini görüşmesidir.

Kimdir Zeydiler-Husiler?

Bu arada Kabileler birliği olan Yemen’in nasıl ve neden tarih boyunca çalkantılı olduğunu, Zeydi-Husilerin tarihsel yolculuğunu açabiliriz. Yemen tarihi baharat yolu üzerinde olduğu için hep stratejik olmuştur. Küresel ticaretin yüzde 12 kadarı Babül Mendeb Boğazı üzerinden geçtiği için, petrol ülkelerini kontrol için de Yemen jeopolitiği kritik.

Yemen’de tarih geriye sarıldığında Zeydi hareketi-ekolünün yani Husilerin (Ensarullah) tarihi binlerce yıllık direniş tarihi olduğu görülür. Zeydiler konfederasyonu ağırlıklı olarak Hamdan soyuna yani Haşid ve Bakil kabilelerine dayanıyor. MÖ 1000 – MS 275 arasında hüküm süren Saba Krallığı’nı (Yemen, Eritre, Etiyopya, Umman coğrafyasına egemen) kuran bileşenler arasındadır Haşid ve Bakil kabileleri. Saba Krallığı dağıldığında coğrafyaya hakim olan Himyer Krallığı (MÖ 115 – MS 525 arasında) döneminde Sana, Amran, Saada gibi yerlerde otonom varlıklarını sürdürürler.

Himyer Kralı  Malkîkerib Yuhamin, M.S 375’den itibaren Yahudi dinini benimser, Kral Ebu Kerib Es’ad 390’da Yahudiliği tebaasına kabul ettirip resmileştirir. Himyer Krallığı’nın son hükümdarı Zûnüvâs’e (Yûsuf Es’ar Yes’ar) karşı Hristiyanlar harekete geçer. Habeşistan (Etiyopya), Cibuti, Eritre, Sudan, Somali, Somaliland bölgesini kontrol eden Hristiyan olan Aksum Kralı Kaleb, Bizans İmparatorluğu’nun desteğini aldıktan sonra Yemen’i ele geçirir ve MS 525-MS  575 arası hüküm sürer.

Sasaniler, Zerdüşt valiler

Harita yapay zeka ile tasarlanmıştır

Yemen’de Himyerîlerin Habeşistan ordusunu topraklardan çıkarmak için M.S 570’te Sasani İmparatoru Enûşirvân’a (I. Hüzrev) çağrı yapmasıyla gelen komutan Vahrez’in ordusu Habeşlileri çıkarır. Yemenlilerin de ateşi kutsal saymaları Zerdüşt yönetimi benimsemelerini kolaylaştırır, Son Yemen Valisi Bâzan da Zerdüşttür. Yemen’e gelen Sasani subayları, askerleri, bürokratları, idarecileriyle Yemenlilerin evlilikleriyle kan bağı da oluşur, inanç bağı da. Persler ile Yemenliler evlilik yoluyla iç içe geçmişlerdir artık.

Hz. Muhammed hayatını kaybetmeden 4 yıl önce 628’de Bâzan ile elçiler vasıtasıyla diyalog geliştirip İslam’a geçmeye çağırır ve kabul ettirir. Böylece Vali Bâzan Yemen’in ilk Müslüman valisi de olmuş olur. Dört Halife dönemi sonrası Emeviler Muaviye döneminden itibaren Yemen’de katliamlar yaparlar. Muaviye, İmam Dört Halife’nin sonuncusu Hz. Ali yanlısı diye Hemdan konfederasyonunun üstüne ordu gönderir, ağırlıklı olarak Haşid ve Bakil kabilelerinin üyelerini kılıçtan geçirtir. Sonraki Emevi yöneticileri de katliamlar yapar, evler, köyler ateşe verilir. İmam Zeynelâbidîn’in oğlu Zeyd de adamlarıyla birlikte Emevilere karşı direnişe geçince İkinci Kerbela Vakası denen saldırılar sırasında Emevlilerin lideri Hişâm bin Abdülmelik’in gönderdiği ordu tarafından 7 Ocak 740’te Kûfe’deki savaşta öldürülür. Horasan bölgesine geçen Zeyd’in oğlu Yahya bin Zeyd de üç yıl sonra Afganistan’da Cûzcân bölgesinde katledilince Kürt olan Ebû Müslim Horasâni, tepkilerin büyümesinden yararlanıp büyük bir güç organize edip Emevileri yıkar. Yerine kurulan Abbasiler de Yemen’i ele geçirip katliamlar yaparlar, evleri, köyleri yakarlar. Abbasi zayıflayınca güneyde Sünni kabileler hanedanlık kurarken kuzeyde Zeydî İmamlığı kurulur.

Bir dönem Şirkuh ve Selahaddin Eyyübi’nin komutasındaki Kürt Eyyübi Devleti; bugün Suriye, Lübnan, Ürdün, Filistin, İsrail, Kudüs, Mısır, Irak, Suudi Arabistan, Libya, Sudan olan coğrafyada Türkiye’de de Amed’e kadar olan hatta ve Yemen’de hakimiyet kurar. Eyyübi Devleti’nin son hükümdarı El-Muazzam Turanşah; 2 Mayıs 1250’de ordu bünyesinde yer alan Kürt komutanlar ile diğer Kölemen komutanları arasında yetki-güç çatışmasında Kölemenler’in (Memlükler) komutanı Baybars tarafından öldürülünce kurulacak Kölemenler Devleti Yemen’e hakim olur. Yavuz Sultan Selim’in ordusu 1517’de Mısır ve Yemen’e girmeye başlar. Sana, Taiz, Aden hattında direniş ve ayaklanmalar yaşanır. Osmanlı Aden’e yürüyünce 1538’de direnişle karşılaşır. Osmanlı da paralel inançta olduğu halde Aden’de Sünni Tâhirî hanedanı direnir, çatışır. Kanuni Süleyman’ın paşası, bu katliamlardan sonra sadrazam yapılacak olan Avrupa devşirmelerinden Hadım Süleyman Paşa; Tahirilerden Âmir bin Davud ve kurmaylarını görüşme için donanma gemisine davet eder, ancak klasik Osmanlı entrikasıdır bu ve emir ile adamlarını gemi direklerine asarak idam eder. Osmanlı yönetimi, Emevilerin ev ve köyleri yakma pratiğini sürdürür. Böylece Husilerin hafızasında Osmanlı idamlarla, katliamlarla yer alır. Ancak Zeydilerin başkaldırıları sık sık tekrarlanır. Osmanlı 1. Dünya Savaşı bitene kadar Yemen’e yüzbinlerce asker kaybeder, yoksul çocukları Yemen’de dağlarda çöllerde Osmanlı politikaları sonucu yok edilince Yemen ağıtları Anadolu’da yayılır.

Zeydi ağırlıklı Yemen Mütevekkilî Krallığı da Osmanlı sonrası 1918-1970 arası hüküm sürer. 1962-70 iç savaşı sonucu kuzeyde Zeydi ağırlıklı Yemen Arap Cumhuriyeti kurulur. 1967’de güneyde Sünni ağırlıklı Yemen Demokratik Halk Cumhuriyeti kurulur, bu Arap dünyasının ilk sosyalist devleti olur, SSCB’den destek alır. İki Yemen cumhuriyeti 22 Mayıs 1990’da birleşir. Arap Baharı dönemi silahlı eylemleri sırasında diktatör Ali Abdullah Salih 27 Şubat 2012’de istifa eder. Suudi yönetiminin adamı Abdurabbu Mansur Hadi yerine geçirir. Ancak iyi bir yönetim yine ortaya çıkmaz ve Husiler 2014’te başkent Sana’yı ele geçirir.  Suudi Koalisyon 26 Mart 2015’te hava-kara operasyonu başlatır. Ali Abdullah Salih de Suudi Arabistan Koalisyonu ile birlikte hareket edeceğini açıklayınca Husilerce güçlerince 4 Aralık 2017’de Sana’da kuşatılır, silahlı adamlarından oluşan konvoyu ile birlikte kuşatmayı aşıp kaçmaya çalışırken öldürülür. 2026’da Kızıldeniz Savaşı patlar.

Filistin Halk Kurtuluş Cephesi-FHKC kurucu Genel Sekreteri Dr.  George Habbaş, “Zafer, özgürlük ve onur için savaşanlarındır!” der. Ortadoğu’da yakın zaferler Zeydiler, Kürtler ve Hamas çemberi dışındaki Filistinlilerin olacaktır.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Ahmet Kaya: Sizinleyim barışa sahip çıkın

Sonraki Haber

Murat Nehri üzerine 6’ncı baraj!

Sonraki Haber

Murat Nehri üzerine 6'ncı baraj!

SON HABERLER

Murat Nehri üzerine 6’ncı baraj!

Yazar: Yeni Yaşam
8 Ekim 2026

Türkiye Osmanlı gibi büyük kaybeder

Yazar: Yeni Yaşam
8 Ekim 2026

Ahmet Kaya: Sizinleyim barışa sahip çıkın

Yazar: Yeni Yaşam
8 Ekim 2026

Tarihsel muhasebeden yeni siyasal harekete

Yazar: Yeni Yaşam
8 Ekim 2026

Borçlular hâlâ birleşiyor

Yazar: Yeni Yaşam
8 Ekim 2026

Zihniyet eril katliam sistematik

Yazar: Yeni Yaşam
8 Ekim 2026

Trump’tan Rusya’daki salgın açıklaması: Biyolojik silah olduğunu düşünmüyoruz

Yazar: Yeni Yaşam
7 Ekim 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır