On yıl önce Barcelona’da birileri bana şöyle demişti: “Banka bir kişiyi kolayca görmezden gelebilir.” Cümlenin gerisini aslında tahmin etmek zor değil. Bir kişi borçludur. Bir kişi kirasını ödeyemiyordur. Bir kişi evinden çıkarılıyordur. Bir kişi başarısız olmuştur. Kapitalizmin en sevdiği matematik budur: Herkes teker teker.
Geçen hafta Madrid’de bu matematik biraz bozuldu.
Maricarmen Abascal 87 yaşında. Madrid’deki evinde tam 71 yıldır yaşıyor. Yani Franco geldi, Franco gitti; krallar geldi, hükümetler değişti, Avrupa Birliği oldu, krizler oldu. Maricarmen aynı evde kaldı.
Sonra bir emlak şirketi geldi.
Kirası 500 avro civarından 1.650 avroya çıktı. Emekli maaşıyla ödeyemedi. Ve 23 Eylül sabahı polis onu evinden çıkarmaya geldi.
Ama kapıda yalnız değildi.
Yüzlerce insan evin önündeydi. Komşular, kiracılar, barınma hakkı aktivistleri… Polis insanları dağıttı. Maricarmen sedyeyle çıkarıldı. Kalabalık arkasından bağırıyordu:
“Maricarmen, yalnız değilsin!”
Belki de bütün hikâye bu cümlede.
2016’da Barcelona’da PAH, yani İpotek Mağdurları Platformu ile yaptığım röportajda bana mücadelelerinin en önemli yanını anlatırken özellikle şu iki kelimenin altını çizmişlerdi: “Kolektif destek.”
İnsanlar toplantılara ilk geldiklerinde utanıyorlardı. Borçlarını ödeyemedikleri için kendilerini suçlu hissediyorlardı. İşlerini kaybetmişlerdi, mortgage borçlarını ödeyemiyorlardı, evlerini kaybetmek üzereydiler.
PAH’ın ilk yaptığı şey borcu yeniden tarif etmekti.
Sen ahlaksız değilsin.
Sen beceriksiz değilsin.
Sen tek başına da değilsin.
Onların söylediği gibi: “Utanmaları gereken onlar değil, politikacılar ve bankalardır.”
Sonrası daha da basitti.
Banka seni dinlemiyor mu?
Yalnız gitme.
Beş kişi git.
On kişi git.
Yine dinlemiyor mu?
Bankanın önüne git.
Şubesini işgal et.
Bir aile evinden çıkarılacaksa sabah erkenden o evin kapısına git. Polis içeri giremesin diye kapının önünde dur.
PAH bunu yıllarca yaptı.
Ben o zaman yazının başlığını “Borçlular birleşiniz!” koymuştum.
Aradan on yıl geçti.
Mortgage krizinin yanına şimdi kira krizi eklendi. Bankaların yanına yatırım fonları, emlak şirketleri, Airbnb ekonomisi, spekülasyon ve kent merkezlerini yutan dev bir rant makinesi geldi. Ama mücadele yönteminde şaşırtıcı biçimde fazla değişiklik yok.
Maricarmen’in kapısına insanlar gittiler.
Sonra Puerta del Sol’a gittiler.
On binler sokaklara çıktı.
Ve birkaç gün önce Maricarmen’in aynı evine, eski kirasına yakın koşullarla geri dönebilmesi için anlaşma yapıldığı açıklandı.
Bir ev için binlerce insan sokağa çıkınca, mesele artık bir ev değildir çünkü.
PAH röportajında bana şunu da söylemişlerdi: İnsanlar başlangıçta sadece kendi sorunlarını çözmek istiyorlardı. Ama dayanışmayı yaşadıktan sonra başkalarının sorunları için de kalmaya başladılar.
Hatta bunu çok basit tarif etmişlerdi:
“Bana yardım et, sana yardım edeyim.”
Devrim bazen bundan daha karmaşık bir şey olmayabilir.
Çünkü borçlu insan yalnızken borçludur.
Kiracı yalnızken kiracıdır.
Evinden çıkarılan yaşlı bir kadın yalnızken kolayca sedyeye konulabilir.
Ama kapının önünde yüzlerce kişi varsa…
İşte o zaman borç, borç olmaktan çıkar.
Politikaya dönüşür.
Ve belki yeniden söylemenin zamanı gelmiştir:
Dünyanın borçluları, kiracıları, evlerinden atılacakları…
Birleşiniz…









