Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi’ndeki hasta tutsakların durumuna dair konuşan ÖHD İstanbul Şube Yöneticisi Berivan Barin, ağır hasta tutsakların hastane sevklerinin iptal edildiğini, ilaç ve tahlil sonuçlarına ulaşmada sorun yaşandığını belirterek, tedaviye erişilemediğini belirtti
Türkiye cezaevlerinde hasta tutsakların sağlık hakkına erişim sorunu cezaevlerindeki başlıca hak ihlalleri arasında olmaya devam ediyor. İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) 2025 yılı hak ihlalleri raporuna göre, cezaevlerinde toplam bin 412 hasta tutsak bulunuyor. Kadın tutsakların tutulduğu cezaevlerinde ise, sağlık hakkı ihlali başta olmak üzere yaşanan ihlaller hat safhaya ulaşmış durumda.
Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi’nde bulunan tutsaklar, kapasite doluluğu nedeniyle yer yataklarında yatmak zorunda bırakılıyor, hijyen ürünlerine erişim de sorun yaşıyorlar. Özellikle siyasi tutsakların tutulduğu koğuşta 26 kişiden 14’ünün çeşitli hastalıkları bulunuyor. İlaçlara erişim, revire çıkarılma ve hastaneye sevk süreçlerinde tutsaklar birçok sorunla karşı karşıya.
‘Cezaevi personeli provoke edici davranışlar sergiliyor’

Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) İstanbul Şubesi Yöneticisi Berivan Barin, cezaevindeki ihlallere dair konuştu. Cezaevi personellerinin tutsaklara karşı olumsuz davranışları olduğunu belirten Berivan Barin, “Mahpuslar bazı personellerin sık sık tahrik ve provoke edici, gerginlik çıkaran bir tutum sergilediklerini, insani ve iyi niyetli şekilde davranmadıklarını aktarmaktadır. Aynı şekilde sağlığa erişim hakkı noktasında kelepçeli muayene dayatması başta olmak üzere hastane, doktor ve jandarmadan kaynaklı hak ihlalleri de mevcut olmakla beraber doğrudan hapishaneden kaynaklı ihmaller de söz konusu” diye belirtti.
‘Ağır hasta tutsakların hastane sevki iptal ediliyor’
Ağır hasta tutsakların hastane sevklerinin yapılmadığını kaydeden Berivan Barin, “Örneğin gırtlak kanseri teşhisi olan ve ameliyat olan Çiğdem Özlü, hasta tutsak Zeynep Ölbeci, iki ayağında platin bulunan, kemik erimesi olan ve ayrıca yüzde 40 görme engeli bulunan Hediye Özdemir başta olmak üzere birçok mahpusun hastane sevkleri yakın zamanda defalarca iptal edildi. İdareye iptal gerekçesi sorulduğunda ‘askerin iptal ettiği’ şeklinde cevap verilmektedir. Ancak yine mahpusların öğrendiği bilgiler doğrultusunda jandarma personelinin ve araçlarının yetersiz olduğu, adli ve siyasi mahpusları ayrı tuttukları ve yer olmadığında her seferinde adli mahpusların götürülüp özellikle siyasi mahpusların randevularının idare tarafından iptal edildiği anlaşılmaktadır. Eğer araç ve personel yetersizliği varsa buna dair eksikliği giderme yükümlülüğü de idareye aittir. Dolayısıyla bu kadar sık hastane sevki iptal durumunun makul olmadığı ve sağlığa erişim hakkını ihlal ettiği açıktır” ifadelerini kullandı.
‘Tahlil sonuçları cezaevine gönderilmiyor’
Mayıs ayında hastaneye sevk edilen ve siroz tanısı konulan tutsaklardan Zeynep Ölbeci’nin durumuna dikkati çeken Berivan Barin, “Muayene sonuçları kendisine aylarca bildirilmemiş ve bu süreçte durumun ciddiyetine rağmen tekrardan hastaneye götürülmemiş, hastane sevkleri iptal edilmiştir. En son hafta başında Zeynep Ölbeci hastaneye götürüldü. Ancak Zeynep Ölbeci’ye eşlik eden memur Zeynep Ölbeci’yi doktorun yanına götürmeyip hızlıca araca götürdüğü için sonuçlarını alamamış. Bir diğer mahpus Hediye Özdemir de aynı şekilde tahlil sonuçları hakkında bilgilendirilmediğini belirtti. Tahlil ve muayene sonuçları hakkında mahpuslara bilgilendirme yapılmamasının doktordan ve hastaneden kaynaklı yönleri de bulunmakla beraber bu durum infaz koruma memurlarının aceleci davranarak hızlıca mahpusları alıp götürmelerinden ve böylece mahpusların durumlarını doktora sormalarını engellemelerinden de kaynaklanıyor. Ayrıca tahlil sonuçları hapishaneye de gönderilmiyor” diye belirtti.
‘Tutsaklar ilaçlarına erişemiyor’
Tutsakların yine ilaç ve tedavi için teknik ekipmanlara ulaşamadığını dile getiren Berivan Barin, “Mesela mahpus Zilan Atabay’ın işitme cihazı uzun süre teslim edilmedi. Hediye Özdemir’in kemik erimesi ileri bir boyuta erişmiş olup iki ayaktaki platinlerin kırılması ihtimali olduğu halde kemik erime testi ve 3 ayda bir yapılması gereken ve süresi geçen iğnesi yapılmamakta. Yine kendisine ihtiyacı olan D vitamini, magnezyum, B12 ve diğer takviyeleri verilmemekte, ayrıca yüzde 40 görme engeli bulunan Hediye Özdemir’in yalnızca ilgili hastanede olduğu belirtilen makine için Marmara Üniversitesi Hastanesi’ne sevkinin yapılması gerekmekte olup hapishane tarafından bu sevk iptal edildi” dedi.
‘Görüş kurallarına uymama iddiasıyla disiplin soruşturmaları gerçekleşiyor’
Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutsaklara yönelik disiplin soruşturmalarının arttığını belirten Berivan Barin, “Son zamanlarda görüşlerde selamlaşma nedeniyle bile disiplin soruşturmaları başlatılmakta ve cezalar verilmekte. Yakın zamanda Dilan Erol, Mesude Şahin, Tenzile Acar, Zeynep Besi Dara ve Hatice Güzel hakkında açık görüş sırasında diğer tutuklu veya hükümlülerin görüşçüleriyle konuşma ve selamlaşma yaptığı gerekçesiyle bir disiplin soruşturması başlatıldı. Yapılan açık görüşten 7 gün sonra Tenzile Acar, Evin Elitaş ve Emine Kaya’ya ‘Açık görüş sırasında görüşme kurallarına riayet etmeyerek tek masada birbirlerinin ziyaretçileri ile de görüş yaptıkları’ hususunda düzenlenmiş tutanak gerekçe gösterilerek, savunma istemiyle tutsaklara yazı tebliğ edildi. Mahpuslar yazılı savunmalarını sundu ve kamera kayıtlarından durumun açıkça görüleceği ifade etti. Mahpusların görüşçülerle selamlaşma ve hal hatır sormadan ibaret, son derece insani ve kurum düzenini hiçbir şekilde bozmayacak davranışları disiplin soruşturmalarına konu ediliyor ve disiplin cezaları veriliyor” ifadelerini kullandı.
Berivan Barin, özellikle kadın hasta tutsaklara yönelik bu politikalara son verilmesini ve tutumların değiştirilmesi gerektiğini dile getirdi. Berivan Barin, kadın tutsaklara yönelik hak ihlallerinin bir an önce son bulması çağrısında bulundu.
‘Kelepçeyi çıkarmadan kan almaya çalıştılar’
Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi’ndeki bir tutsak avukatı aracılığıyla paylaştığı notla yaşadıklarını şöyle anlattı:
“Doktorun yanından çıkarken kelepçemi sıktılar. Kelepçenin çok sıktığını, kemiklerimi ağrıttığını söylediğimde ise kadın ve erkek asker, ‘gayet iyi’ olduğunu söyleyip gevşetmediler. Doktor, kan tahlili istediği için kan vermeye gittik. Kan verme alanına gittiğimizde erkek asker, kelepçeyi açmamak için kan alan sağlıkçıya ‘Siz kelepçeli kan alabiliyor musunuz, bunun agresif hareketleri var da’ dedi. Sağlıkçıda ‘Evet, alabilirim sorun değil’ dedi. Ben bunun etik bir yaklaşım olmadığını ve kelepçemin açılması gerektiğini söyledim. Bunun üzerine kadın asker zorla kolumu sıyırmaya çalıştı. İzin vermeyince bu sefer ‘mukavemet gösteriyor’ denilip üstüme geldiler. Bu şekilde kabul etmeyeceğimi anlayınca kelepçenin bir tarafını açtılar. Ancak kolumda olan kelepçeyi çekerek, tuttular ve hem psikolojik hem de fiziksel şiddet yaptılar. Kan verdikten sonra ringe gideceğimiz zamanda kelepçemi tam sıktılar. Bunun ideolojik bir yaklaşım olduğunu ve askerin görevine duygularıyla baktığını belirtmek isterim. Burada hastanın bir kimliği olmaz. Bu yaklaşımlar devam ederse can güvenliğimiz olmaz.”
Kaynak: MA









