- 22 Ekim 1993 tarihinde Amed’in Licê ilçesinde gerçekleşen katliamın yeni kuşak tarafından yeterince bilinmediğini söyleyen Lice Adalet Arıyor Platformu üyesi Şiyar Kaymaz, geçmişle yüzleşmenin çözüme katkı sunacağını düşünüyor
- Şiyar Kaymaz: ‘Hâlâ Vartinîs’in failleri, hâlâ Dargeçit’in failleri elini kolunu sallayarak geziyor. Hâlâ Licê Katliamı’nın failleri yargılanmadı. Gerçek failleri… Bazıları ölmüş olabilir ama Ünal Erkan gibi, Tansu Çiller gibi kişiler hâlâ yargılanmadı’
- Raporlara göre Licê’de 15 sivilin yanı sıra Jandarma Uzman Çavuş Yüksel Bayar ve dönemin Jandarma Komutanı Tuğgeneral Bahtiyar Aydın yaşamını yitirdi; 401 konut ve 242 işyeri zarar gördü, çok sayıda kişi göç etmek zorunda kaldı
Ferid Demirel
Licê Katliamı’nın 33. yıldönümünde, katliamı yaşayanların adalet arayışı sürüyor. Lice Adalet Arıyor Platformu üyesi ve davanın müştekilerinden Şiyar Kaymaz, bir yandan cezasızlık politikalarına karşı mücadele ettiklerini, diğer yandan yaşananların yeni kuşaklara aktarılmasında eksiklikler bulunduğunu ifade ediyor. Şiyar Kaymaz’a göre katliamla yüzleşilmesi, hem Licê halkının adalet talebinin karşılanması hem de bugün yürütülen Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin toplumsal karşılık bulması açısından önem taşıyor.

‘Yüzleşme öncülük edebilir’
Şiyar Kaymaz, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nde çatışmasızlık ortamının oluşmasını önemli bir kazanım olarak değerlendiriyor. Ancak çatışmaların durmasının yanında geçmişte yaşanan katliamların ve adalet taleplerinin de konuşulması gerektiğini belirtiyor. Licê, Vartinîs, Dargeçit ve JİTEM davalarını hatırlatan Şiyar Kaymaz, bu davalarda cezasızlık politikalarının sürdüğünü ifade ediyor. İki yıldır bir süreç yaşandığını dile getiren Şiyar Kaymaz, buna rağmen yüzleşme davaları ve kendilerinin adalet arayışları konusunda herhangi bir girişimde bulunulmadığını kaydediyor.
Hakikat komisyonu
Şiyar Kaymaz, 2013 yılında başlayan çözüm sürecinde de dile getirdikleri hakikat ve yüzleşme komisyonu önerisini hatırlatarak bu davaların toplumsal yüzleşme ve barışa katkı sunacak biçimde ele alınması gerektiğini söylüyor. Farklı toplumsal kesimlerden insanların yaşamını yitirdiği Licê Katliamı’yla ilgili davanın bu açıdan öncülük edebileceğini ifade ediyor.
Sürecin yalnızca Meclis ve bürokrasi içinde yürütülmesinin yeterli olmayacağını düşünen Şiyar Kaymaz, katliamları yaşayanlarla görüşülmesi ve adalet taleplerinin sürecin bir parçası hâline getirilmesi gerektiğine işaret ediyor.
‘Yeni nesil habersiz’
Devletin cezasızlık politikasının yanı sıra toplumsal hafızayı yok etmeye yönelik de bir politika izlediğini düşünen Şiyar Kaymaz, yeni kuşakların katliama ilişkin yeterli bilgi sahibi olmadığını söylüyor. “Yeni nesil şu anda bu olaylardan habersiz” diyen Şiyar Kaymaz, yaşananların hatırlatılması ve gelecek kuşaklara aktarılması için yürütülen çalışmaların yetersizliğine dikkat çekiyor.
Hafızanın korunmasında yerel yönetimler ve sivil toplum örgütlerinin de sorumluluğu bulunduğunu ifade eden Şiyar Kaymaz, Lice Adalet Arıyor Platformu’nun davayı takip etmenin yanı sıra toplumun doğru bilgiye ulaşması amacıyla çalışma yürüttüğünü belirtiyor.
Şiyar Kaymaz’a göre hafızanın korunması yalnızca görsel medya üzerinden yürütülecek çalışmalarla sınırlı kalmamalı. Katliamın yaşandığı mekânların da hafızalaştırılması gerektiğini vurgulayan Şiyar Kaymaz, toplumun bu alanlarda yaşananlarla karşılaşmasının önemine işaret ediyor.
‘Yargıtay’dan umutlu değiliz’
Dosyanın Yargıtay aşamasında olduğunu belirten Şiyar Kaymaz, gelinen yargı sürecinden çok umutlu olmadıklarını, olumlu bir karar çıkmasının kendileri açısından şaşırtıcı olacağını kaydediyor.
Katliamın sorumluluğunun davada yargılanan iki kişiyle sınırlandırılmasına itiraz eden Şiyar Kaymaz, dönemin siyasi ve idari sorumlularının da yargılanması gerektiğini savunarak şunları söylüyor:
“Hâlâ Vartinîs’in failleri elini kolunu sallayarak geziyor ve hâlâ Dargeçit’in failleri elini kolunu sallayarak geziyor. Hâlâ Licê Katliamı’nın failleri yargılanmadı. Gerçek failleri… Bazıları ölmüş olabilir ama Ünal Erkan gibi, Tansu Çiller gibi kişiler hâlâ yargılanmadı. Ya da yargılanmasını gerektirecek çaba, çalışma içinde değiller. Bunun öncülüğü yapılmadığı sürece Yargıtay’daki süreçte tıpkı diğer cezasızlık politikasında uygulanan politika uygulanacaktır.”
Yargıtay incelemesinin ardından adalet arayışlarını sürdürmekte kararlı olduklarını belirten Şiyar Kaymaz, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) aşamalarını da takip edeceklerini ifade ediyor. Şiyar Kaymaz, Lice davasını toplumsal yüzleşmeye katkı sunabilecek bir dava olarak gördüklerini vurguluyor.
‘Katliamın izleri duruyor’
Yargılama sürecinin yanı sıra katliamın ilçede bıraktığı izlere de dikkat çeken Şiyar Kaymaz, yaşananların yalnızca geçmişe ait olmadığını belirtiyor. Katliamı yaşayanlar olarak bu izlerin silinmesine izin vermeyeceklerini ifade eden Kaymaz, okul duvarlarından çarşıya kadar ilçenin farklı yerlerinde yaşananların izlerinin bulunduğunu söylüyor:
“Biz yaşadıkça, bizim dönemdeki o çocuklar, o gençler yaşadıkça izler yok olmayacaktır. O izler hâlâ orada. O okulda yaşadıklarımız hâlâ o okulun duvarlarında, kurşun izleri duruyor. O çarşının izleri hâlâ çarşıda. Evlerin, evet, yıkılan evlerin üzerine modern dediğimiz betonarme binalar dikildi devletin destekleriyle. Ama izleri hâlâ duruyor tabii; bizim gözlerimizde, bizim yüreğimizde ve şehirde duruyor, görünüyor. Çünkü sözüm ona yapılan betonarme binaların yanında hâlâ yıkıntıların içinde olan evler duruyor.”

Yirmi yıl sonra yargılama
22 Ekim 1993’te Licê’de yaşanan katliama ilişkin Hafıza Merkezi’nin dava izleme raporunda, 15 sivilin yanı sıra Jandarma Uzman Çavuş Yüksel Bayar ve dönemin Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Bahtiyar Aydın’ın yaşamını yitirdiği belirtiliyor. Rapora göre 401 konut ve 242 işyeri zarar gördü, çok sayıda kişi göç etmek zorunda kaldı. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2013’te hazırladığı iddianame ise 21 Ekim 2013’te kabul edildi. İddianamede, Aydın’ın PKK tarafından öldürüldüğüne ilişkin delil elde edilemediği belirtildi.
Dönemin Diyarbakır Jandarma Alay Komutanı Eşref Hatipoğlu ile Üsteğmen Tünay Yanardağ’ın sanık olduğu dava, nakil kararlarıyla Diyarbakır’dan Eskişehir’e, ardından yeniden Diyarbakır’a ve İzmir’e taşındı. İzmir 1. Ağır Ceza Mahkemesi, 7 Aralık 2018’de Yanardağ’ın ölümü nedeniyle hakkındaki davayı düşürdü; Hatipoğlu hakkında ise suçun sabit olmadığı gerekçesiyle beraat kararı verdi.
Hatipoğlu’nun 7 Ağustos 2022’de yaşamını yitirmesinin ardından Yargıtay 3. Ceza Dairesi, ölüm bilgisinin araştırılması için 3 Mayıs 2023’te bozma kararı verdi. Dosyayı yeniden ele alan İzmir 1. Ağır Ceza Mahkemesi, 2023 yılında ölüm nedeniyle davanın düşmesine hükmetti. Katılan aileler düşme kararına karşı başvuru yaptı.









