Kürt basınının geçmişte yaşadığı baskılara karşı yalnız bırakılmasının sonucunda bugün muhalif basına yönelik baskı ve sansür politikalarının yaşandığına dikkat çeken gazeteci Gözde Şeker, ‘Ortak hedefi demokrasi ve özgürlük olan kesimlerin ayrışmak yerine bugün yan yana durması gerekiyor’ dedi
Türkiye ve Kürdistan’da Kürt basını ve muhalif medya kuruluşlarına yönelik baskılar, sansür uygulamaları, erişim engelleri ve kayyım müdahaleleri devam ediyor. Gazetecilere yönelik gözaltı ve tutuklamalar, yayın organlarına verilen cezalar ve erişim engelleri halkın haber alma hakkını doğrudan hedef alıyor. JINNEWS, Ajansa Welat, Mezopotamya Ajansı (MA) ve T24 başta olmak üzere birçok yayın organına erişim engelleri getirilirken, Halk TV’ye de kayyım atıldı. Dicle Fırat Gazeteciler Derneği’nin (DFG) açıkladığı son verilere göre, 4 Ekim itibarıyla Türkiye ve Kürdistan’da 29 gazeteci, mesleki faaliyetleri nedeniyle tutuklu bulunuyor.
Basına yönelik baskı ve engellemeler sürerken gazeteci Gözde Şeker, yaşanan gelişmeleri ve basın özgürlüğüne yönelik saldırılara karşı ortak mücadele ihtiyacını JINNEWS’e değerlendirdi.
Basına yönelik baskıların giderek arttığını belirten Gözde Şeker, Halk TV’nin yayınının durdurulmasının önemli bir eşik olduğunu söyledi. Gözde Şeker basın kuruluşlarına yönelik sansür, erişim engelleri ve gazetecilerin tutuklanmasının halkın haber alma hakkını hedef aldığını ifade etti.
‘Demokrasi ve özgürlük hedefiyle yan yana gelmeliyiz’
Basına ve muhalefete yönelik saldırılar karşısında ortak mücadele hattının yetersiz kaldığına işaret eden Gözde Şeker, anayasal ve demokratik haklar temelinde daha kararlı bir toplumsal mücadelenin örgütlenmesi gerektiğini belirtti.
Siyaset ile toplumun birlikte hareket etmesinin önemine dikkat çeken Gözde Şeker, şunları ifade etti:
“Bu tablo bugüne kadar yaptıklarımızın yeterli olmadığını gösteriyor. Artık anayasa çerçevesinde demokratik haklarımızı kullanmak açısından daha radikal mücadele biçimlerine başvurmalıyız. Yurttaş siyasetten alan açmasını bekliyor, siyaset ise yurttaştan tepki. Halbuki ikisinin omuz omuza ilerlemesi gerekir. Siyaset alan açar ama yurttaş da talep ederek siyaseti dönüştürür. Vakit kaybetmeden bunu yapmalıyız. İkincisi; ortak hedefi demokrasi ve özgürlük olan kesimlerin ayrışmak yerine bugün yan yana durması gerekiyor. İsimlere ve kurumlara bakmadan, ilkeler etrafında kenetlenmek artık bir mecburiyettir.”
‘Kürt basını yalnız bırakıldığı için baskılar bugünlere yöneldi’
Özgür basının uzun yıllardır ağır bedeller ödeyerek gazetecilik faaliyetlerini sürdürdüğünü, muhalif basının ise bugün benzer baskılarla karşı karşıya kaldığını belirten Gözde Şeker, anayasal ve demokratik hakların ayrım gözetilmeksizin savunulması gerektiğini vurguladı.
Kürt basını ve siyasetinin geçmişte ağır baskılarla karşı karşıya kaldığında yalnız bırakıldığını hatırlatan Gözde Şeker, dayanışmanın ilkesel bir tutum olarak geliştirilmemesinin bugün ağır sonuçlar doğurduğuna dikkat çekti.
Kürt basınına yönelik baskılar karşısında sessiz kalan kesimlerin bugün benzer uygulamalarla karşılaştığını belirten Gözde Şeker, şunları söyledi:
“Kürt basını bugün bu baskılara ilk kez maruz kalan pek çok isimden ve kuruluştan çok daha önce bu baskılara maruz kaldı. Susturuldu, hapsedildi, kriminalize edildi, terörize edildi ve maalesef yalnız bırakıldı. Gerçekten başına bunlar gelirken bu arkadaşlarımıza hep çok uzaktan baktı meslektaşları da toplumun diğer kesimleri de. Hep dediler ki: ‘Ya bir şey vardır demek ki, soruşturma varsa bu kadar operasyon yapılıyorsa demek ki bir şey vardır.’ Bakınız geldiğimiz noktada o ‘bir şey vardır’ diyenler kendilerine bu iş döndüğünde aslında bir şey olmadığını gördüler. Bunu siyasette de gördük. “
‘Kadınlar öncü rol oynayabilir’
Kadınların yaşamları boyunca karşılaştıkları engellere karşı geliştirdikleri mücadele deneyimine dikkat çeken Gözde Şeker, basın özgürlüğü mücadelesinde de kadınların öncü rol oynayabileceğini belirtti.
Genç gazetecilerin bütün baskılara rağmen mesleklerini sürdürmekte ısrar etmesinin umut verici olduğunu ifade eden Gözde Şeker, “Basın üzerindeki daralmaya rağmen gazetecilik yapmakta ısrar eden genç meslektaşlarımın varlığı da son derece umut verici. Biz başka bir iş bilmiyoruz ve suç işlemiyoruz. Gazetecilikte ve özgür yarınlar mücadelesinde ısrar etmek zorundayız” dedi.
24 Ekim’e çağrı
24 Ekim’de çok sayıda basın meslek örgütünün Türkiye ve Kürdistan kentlerinde düzenleyeceği “Sansüre hayır! Habere özgürlük” eylemine çağrı yapan Gözde Şeker, “Bir yurttaş ve gazeteci olarak Cumartesi günü ben de alanda olacağım. Tüm yurttaşları yanımızda durmaya ve bu meşru mücadeleyi birlikte büyütmeye çağırıyorum” dedi.
İSTANBUL









