• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
25 Ekim 2026 Pazar
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar Aziz Tunç

Süreç yine mi tıkandı?

25 Ekim 2026 Pazar - 00:00
Kategori: Aziz Tunç, Yazarlar

Ülkeyi, bölgeyi ve Ortadoğu’yu yakından ilgilendiren barış ve demokratik toplum süreci, yine yavaşlamıştır. Bunun üzerine ilgili herkes, “süreç yeniden mi tıkandı, neden tıkandı, nereye takıldı”, diye arka arkaya sorular sormaktadır.

Sürecin takılma nedenlerinin birisi, devletin demokratikleşmeye uygun olmayan yapısal özelliğidir.  Türk devleti, farklı ulusal ve dinsel toplulukların baskı altında tutulduğu, yargının iktidarın sopası, medyanın iktidarın borazanı olduğu, emekçilerin, kadınların, gençlerin ezildiği, doğanın tahrip edildiği, sadece soyguncuların istediğini yapabildiği gerici, anti- demokratik bir devlettir.  Mevcut varlığını sürdürmek de böyle olmasını dayatmaktadır.

Böyle bir devlette barışın ve demokratikleşmenin olması demek, o devlette radikal demokratik dönüşümün gerçekleşmesi ve devletin yapısının baştan ayağa değişmesi gerekmektedir. Oysa ki Türk devleti demokratik değişime kapalıdır. Böyle olunca devlet demokratikleşememekte, Kürt halkıyla barış mümkün olmamakta ve süreç ilerlememektedir.

Sürecin tıkanmasının ikinci nedeni ise devletin sürece yüklediği anlamla ilgilidir. Devlet, sanıldığının aksine Erdoğan’ın tekrar cumhurbaşkanı olması için değil, Türk devletinin bölgenin emperyal gücü olması için bu süreci kullanmak istemektedir. Devlet, bu amaçla sürecin yarattığı imkân ve ilişkileri kullanmak ve ayrıca 60 milyonluk Kürt halkının enerjisinden yararlanmayı hesaplamaktadır. Bu arada Kürt sorunundan da kurtulmuş olacaktır.

Sürece böyle bakan devlet Kürtleri, ortak vatanda ve birlikte yaşanacak bir özne olarak görmemektedir. Bu yaklaşımın sonucunda hareketle devlet, sürecin pratik işleyişini değişkenlikler üzerine kurmaktadır.

Yani devletin demokratikleşemeyen yapısal özelliği ve Erdoğan’ın bölgesel emperyalist güç olma hedefi, Kürtlerle gerçek anlamda bir barışın olmasını ve Türk devletinin demokratikleşmesini engellemektedir.  Bu koşullarda Kürtler, devletin dayatmalarına itiraz ettiklerinde süreç ya tıkanmakta veya yavaşlamaktadır. Bu demektir ki sürece dair yaşanan her türlü uzamaların ve duraksamaların sorumlusu pürüz çıkartan devletin kendisidir.

Her türlü sosyal-siyasal gelişme, özgünlüğünün gerektirdiği kadroyu üretir, ihtiyaç duyulan mekanizmayı ve gerekli yöntemi açığa çıkartır. Devlet adına sürecin birçok aktörünün ve çeşitli mekanizmalarının bulunduğu bilinmektedir.  Barış ve demokratik toplum süreci de kadrosunu, mekanizmasını ve izlenecek yöntemini ortaya çıkarmıştır.

Süreci anlamak açısında dikkat çekici olan bu yapılanmalardan birisine yakından bakmakta fayda vardır.

Söz konusu yapılanmada devletin başı olarak Erdoğan, doğal olarak sürecin en etkili güç odağıdır. Bahçeli ise Erdoğan’a sunduğu destekten dolayı ve süreçte etkili bir rol oynadığı için önemli bir siyasal kimliktir ve güç sahibidir.  Süreçle ilgili olarak “görevlendirilmiş” olan M. Uçum adlı cumhurbaşkanı danışmanının öne çıktığı izlenmektedir. M. Uçum, kendi başına bir güç değildir. Gücünü devletten alan bir memurdur. Türk devleti gibi diktatoryal devletlerde görev yapan her memur, elindeki yetki kadar güç sahibidir. Uçum da devletten aldığı güçle, devlete hizmet etmektedir.

Kamuoyuna yansıyan açıklamalar ve bilgiler, bu üç’lünün, aynı amaç için, farklı roller üstlendiklerini göstermektedir. O nedenle bu üç figürün söylemlerinde zaman zaman ortaya çıkan farklılıklar kimseyi yanıltmasın. Bu farklılıklar üç güç odağı arasındaki rol dağılımının sonucudur.

Söz konusu üç’lüden Bahçeli, Kürt halkının beklentilerinden söz ederek, sürece dair umut yaratmaya ve umudu diri tutmaya çalışarak rolünü oynamaktadır. Siyasal sorumluluğu olmayan bir yetkili olarak M. Uçum, devletin gerçek niyetini en provakatif ve en agresif biçimde anlatarak hem Kürtlerin hassasiyetleriyle oynamakta ve tepkileri ölçmeye çalışmakta hem de sürecin ihtiyaçlarını ve nasıl yürütüleceğini ifade etmiş olmaktadır.

Erdoğan ise son karar verici olarak ortaya çıkan sorunlara dair ve gerek duyuldukça söz söylemekte veya görüşmeler yapmaktadır.

Devletin bu mekanizmasının yöntemi de vardır.  Bilindiği gibi, dünyada denenmiş örnekler, “orijinal yöntem olsun” denilerek reddedildi. Çünkü o yöntemlerde, sürecin selametini ve karşılıklı adil olmasını sağlayan “üçüncü göz” vardı.  Ayrıca sürecin toplumsallaşmasından ısrarla kaçınıldı. Çünkü devlet, süreci ilerletmeyebileceği ihtimalini elinde tutmak istemiştir.   Yine sürecin BM üzerinde uluslararası mekanizmalara taşınması, Türk devleti tarafından engellendi. Dünyanın sessizliği, kendi emperyalist- gerici hesaplarının yanında, Türk devletinin bu çabalarının sonucudur. Bir anlamda komplo devam ediyor. Kısa süre önce devletin üç bakanını Brüksel’e göndermesi ve onların demokrat Kürt siyasetçilerini tutuklayıp Türk devletine teslim etmelerini istemesi bu çabanın bir parçasıdır.

Özetle devlet barış ve demokratik toplum projesini, bölgenin emperyal gücü olmak için kullanmak istemektedir. Kurdukları mekanizma, kullandıkları yöntem ve bütün bağlantı ve ilişkileri buna göre şekillenmiştir. Ancak Türk devletinin evdeki hesabı çarşıya uymamaktadır.  Kürtlerin nüfus yoğunlukları, örgütlülükleri, politik yapıları, devletin hesabının bozulmasına, yol açacaktır.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Güvenlik aşılmıyor, büyütülüyor!

Sonraki Haber

Rıza- ikna siyaseti- sömürünün gerçeğinde

Sonraki Haber

Rıza- ikna siyaseti- sömürünün gerçeğinde

SON HABERLER

Kuyu tiplerinde koyu tecrit

Yazar: Yeni Yaşam
25 Ekim 2026

Parayı verene havayı kirletme hakkı

Yazar: Yeni Yaşam
25 Ekim 2026

Yeni adres sokaklar değil evler!

Yazar: Yeni Yaşam
25 Ekim 2026

Rıza- ikna siyaseti- sömürünün gerçeğinde

Yazar: Yeni Yaşam
25 Ekim 2026

Süreç yine mi tıkandı?

Yazar: Yeni Yaşam
25 Ekim 2026

Güvenlik aşılmıyor, büyütülüyor!

Yazar: Yeni Yaşam
25 Ekim 2026

Jin Dergi’nin yeni sayısı yayında

Yazar: Yeni Yaşam
25 Ekim 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır