• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
24 Temmuz 2026 Cuma
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar

Genç ölmek…-M. Ender Öndeş

Yeni Yaşam Yazar: Yeni Yaşam
26 Mart 2019
Kategori: Yazarlar
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

Köşe yazarlığı öyle sanıldığı gibi pek zevkli bir iş değil; en azından çoğu zaman değil ve en azından bu ülkede değil. Vardır hani ana akım medyada, adam bir hafta boyunca politik şeyler yazar da, pazar yazısında dağlara deryalara vurur kendini, eski aşklarını filan hatırlar yahut çocukluğunu anlatır, kahvaltıda okuması keyifli olur. Yok öyle bir şey!

Yok! Açık yaralarla dolu bu coğrafyada acıya dokunmadan içinden yürüyebileceğiniz tek bir patika, tek bir tehlikesiz geçit yok artık.

Bıktım artık desem, hem okuyucuya, hem de sokakta bin türlü eziyet çeken insanlara saygısızlık olur biliyorum ama hakikaten bıktım artık. İronik cümlelerle zaman zaman okuru şaşırtmaya çalışan, dolaylı laflarla mizah kapılarını zorlayan biri olarak biliniyorum, farkındayım ama inanın onun da bir sınırı var. Bir yere, bir noktaya gelip dayanıyor her şey bazen ve yazma eyleminin bizzat kendisi saçma, anlamsız bir hale geliyor.

Newroz yorgunluğuyla bir pastanede oturmuşuz, yan tarafta süslü elbiseleriyle 7-8 yaşlarında bir kız çocuğu, yanında babası, sütlaç yiyor. Erkek çocukları için ne önemli şeydir babayla ilk kez ‘çarşıda’ kebap yemek! Hiç unutmazsınız o anı. Paraya kıymıştır baba, oğluyla şöyle baş başa… Kız çocuğuna bakıyorum yan gözle: Newroz sonrası, baba, kız ve pastane… Evde annesi isterse günde yüz tane yapsın o sütlaçtan, hatta daha da iyisini yapsın, aynı şey değildir, asla değildir!

Nasıl büyüyecek peki o çocuk? Alanda Newroz halayları sürerken, Zehra’nın haberi geliyor: Oltu cezaevinde, gencecik bir insan… Leyla’nın çağrısını okuyorum sonra, “yapmayın” diyor ama ne kadarına ne zaman ulaşacak bu söz, bilmiyorum. İlginç bir kadın Leyla, mutlaka kendisini de biraz sorumlu hissediyor bundan ama artık onu da aştı her şey. Dördüncü ölüm bu ve belki de artık yenileri gelecek. Haftaya pazar akşamı seçimler bitecek, yorumlar filan yapacağız. Ne anlamı var ama bunun? Kaç santim uzayacak boyumuz? Arada kaç kişiyi yitirmiş olacağız?

Korkunç günlerden geçiyoruz. İnsan yaşlandıkça gençlere daha çok düşkün oluyor. Kendi geçmişine bakıyor çünkü ve onların yaşamlarının ne kadar değerli olduğunu daha iyi anlıyor. Rojava’dan Mahir’in cenazesini aldığımız günleri hatırlıyorum. Babası çok eski yoldaşım, kadim dostum; yanımıza getirirdi eskiden Mahir’i, kucağımızda hoplatırdık. Ne ara büyüdü, ne ara vuruldu, şaşırıp kalmıştım.

Her şeyi çok bilenler var tabii; onlar ayrı, onlar hep vardır. Açlık grevi şöyle kötü böyle kötü… Keşke öyle konuşmakla filan çözebilseydiniz sorunları da kapınızda kul olsaydık ama gerçek öyle değil işte. Hiçbir şey bedel ödenmeden kazanılmıyor bu ülkede ve bedeli de hep en iyi insanlarımız ödüyor. Bu arada “yapmayın” diyenler de ne yapmamız gerektiğini hiç söylemiyorlar bize.

“Yazılarınızı okuyunca kim olduğunuzu merak etmiş, hayat hikâyenizi öğrenmek istemiştim” demişti Leyla, görüştüğümüzde, “Sonradan öğrenince hiç şaşırmadım, damdan düşen halden anlar dedim.” Bu iki cümle zihnimde dolanıp duruyor haftalardır ve her şeye rağmen yazmaya, yeniden yazmaya zorluyor beni. Öyle zor ki ama… Gülten Akın diyordu hani: “Ah, kimselerin vakti yok / Durup ince şeyleri anlamaya / Kalın fırçalarını kullanarak geçiyorlar / Evler çocuklar mezarlar çizerek dünyaya / Yitenler olduğu görülüyor bir türküyü açtılar mı / Bakıp kapatıyorlar / Geceye giriyor türküler ve ince şeyler.”

Ta ne zaman, cunta işkencehanelerinde bir arkadaşımın kalbi durduğunda yazmıştım şunları. Acıyla yeniden okuyorum şimdi: “Gepgenç ölüyor insanlarımız / Erkenden / Söyleyecek sözü varken henüz / Güzel bir sözü. / Ve bize özgü bu / Genç ölmek bize özgü / Bize özgü bir yer yatağında / çenesi bağlanmış bir ihtiyar olmamak / ölümüyle dostlarını rahatlatmamak / Bize özgü yalnızca kemiklerin gömülmesi toprağa / Yalnızca etin çürümesi / Hiçbir zaman silinmemek anılardan / Ve her cenazeyi uğurladıktan sonra / Yeni dostlarla ayrılmak mezarlıklardan.”

Korkunç günlerden geçiyoruz… Yazmak öyle zor ki… Kimselerin vakti yok gerçekten durup ince şeyleri anlamaya.

Tamam, Bobby Sands’ın dediğini anlıyorum, “Tiocfaidh ar la – Bizim de günümüz gelecek.” Gelecek elbet, gelecek. Ama bu arada yitirdiklerimiz öyle çok yakıyor ki canımızı…

Yeni Yaşam

Yeni Yaşam

İlgiliYazılar

Beş bin liralık canımız yok

Yazar: Yeni Yaşam
24 Temmuz 2026

Erdoğan NATO için askeri harcamaları yüzde ikiden yüzde beşe çıkaracağını açıkladı. Bunun maliyeti 80 milyar dolar oluyor. NATO bile 2035’kadar...

Yeni Parti ve Kürtler

Yazar: Yeni Yaşam
24 Temmuz 2026

Türkiye geçtiğimiz iki yılda siyasal alanın dönüşümüne zemin hazırlayan gelişmeler yaşadı. Her siyasal gelişme yeni arayışlar, momentumlar ve yeni aktörler...

Akademide kırım

Yazar: Yeni Yaşam
24 Temmuz 2026

15 Temmuz 2016 darbe girişiminin hemen sonrasında ve takip eden süreçte siyaset kurumunun ve rejimin yeniden yapılandırılması bağlamında ağırlıklı olarak...

Alevi hakikat mücadelesi ve ‘Gösteri Toplumu’na karşı direniş (2)

Yazar: Yeni Yaşam
23 Temmuz 2026

Alevi inancında ritüellerin en önemli özelliği " Hak için olsun seyir için olmasın"  ilkesidir. Bu ilkenin amacı bireysel egoların yok...

Kolektif halk ekonomisi

Yazar: Yeni Yaşam
23 Temmuz 2026

‘Komünlerde, kooperatiflerde, kolektif halk ekonomisi inşa etmek’ dediğimizde, herkes, şöyle yerinden bir oynuyor. Sözü alıyor. Özgür komünlerin, kooperatiflerin, kolektif çalışmanın...

Basın özgürlüğü için mücadele

Yazar: Yeni Yaşam
23 Temmuz 2026

24 Temmuz 1908 tarihinde uzun yıllardır basın üzerinde uygulanan ağır sansür rejimine karşı tarihi bir adım atıldı. II. Meşrutiyet'in ilanından...

Sonraki Haber

Uçurumdan önceki son çıkış-Pakrat Estukyan

SON HABERLER

DEM Parti İmralı Heyeti, AKP yetkilileriyle görüştü

Yazar: Yeni Yaşam
24 Temmuz 2026

Husiler: Deniz ablukası yalnızca Suudi Arabistan’ı hedef alıyor

Yazar: Yeni Yaşam
24 Temmuz 2026

İstanbul için sağanak yağış uyarısı

Yazar: Yeni Yaşam
24 Temmuz 2026

Mêrdîn’de korucu nöbet kulübesine araç çarptı: Bir ölü, bir yaralı

Yazar: Yeni Yaşam
24 Temmuz 2026

Kadınlar adliyeden seslendi: Gülistan’ın yerini bulun

Yazar: Yeni Yaşam
24 Temmuz 2026

Abdullah Öcalan: Geliştirmeye çalıştığım strateji önümüzdeki yüzyılın stratejisi

Yazar: Yeni Yaşam
24 Temmuz 2026

NYT’nin ateşkes iddiasına Bağdat’tan yalanlama

Yazar: Yeni Yaşam
24 Temmuz 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır