• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
12 Şubat 2026 Perşembe
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar

Açlık grevindekinin adına konuşma utancı…-Özgür Amed

Yeni Yaşam Yazar: Yeni Yaşam
27 Mart 2019
Kategori: Yazarlar
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

İmralı’da derin bir konsept olarak uygulamaya sokulan ağırlaştırılmış tecride son verilmesi talebiyle DTK Eş Başkanı ve Hakkari Milletvekili Leyla Güven’in 8 Kasım’da başlattığı açlık grevi 140. gününe; 21 Kasım’da Hewlêr’de Nasır Yağız’ın başlattığı açlık grevi 128. gününe girdi. Cezaevlerinde ilk grup siyasi tutsakların başlattığı açlık grevi direnişi 103. gününe girerken, 17 Aralık’ta 14 siyasetçinin Strasbourg’da ve Galler’de İmam Şiş’in sürdürdükleri açlık grevi 101. gününde.

Sebahat Tuncel ve Selma Irmak’ın açlık grevi ise 70. güne girmiş bulunuyor. 3 Mart’tan itibaren Amed Vekili Dersim Dağ, 8 Mart’tan itibaren de Van Vekillieri Tayip Temel ve Murat Sarısaç’ın açlık grevi eylemi, HDP Amed il binasında devam ediyor.

16 Aralık 2018’den bu yana 67 cezaevinde çeşitli tarihlerde açlık grevlerine başlayan tutsak sayısı 335 iken, 1 Mart 2019 tarihinde itibaren ise binlerce siyasi tutsak süresiz-dönüşümsüz açlık grevi eylemine başladığını duyurdu. Şu anda Türkiye’nin farklı cezaevlerinde binlerce siyasi tutsak grevini sürdürüyor. En son tutuklular adına açıklama yapan Deniz Kaya, yaklaşık 7 bin tutuklunun açlık grevinde olduğunu belirterek, “Eylemimizi taleplerimiz kabul görene kadar sürdüreceğiz. Şehadetler karşısında halkımızı, kurum ve kuruluşları, dünya ve Türkiye kamuoyunu, ‘ben insanım’ diyen herkesi duyarlı olmaya çağırıyoruz” dedi.

Bunlar dışında kamuoyuna pek yansımayan grevler de sürüyor. Toronto’da Yusuf İba ve Almanya’nın Duisburg kentinde bulunan Mele Mustafa Tuzak 74. gününde, Maxmur Mülteci Kampı’nda İştar Meclisi üyesi Fadile Tok 67. gününde, Den Haag’dan Hasbi Çakıcı 66. gününde, Den Haag’dan Hüseyin Yıldız 65. gününde, Nürnberg’den Şiyar Xelil 61. gününde, Kassel’den Ömer Bağdur ve Cemal Kobanê 57. gününde, Viyana’dan Şivan Ağaoğlu ve Sultan Yiğit 54. gününde açlık grevi eylemine devam ediyorlar. Açlık grevinde iken çeşitli zindanlardan tahliye olan Sedat Akın, Gurbet Ektiren, Semra Akan ve Sinan Erkılıç’ın grevler de sürüyor. Bu arkadaşların grevi sırasıyla 77, 70, 81 ve 27. günlerinde…

Bilindiği üzere son bir haftadır zindanlardan dışarıdaki sessizliği delip geçen, kör karanlığı yarmaya yönelik kamuoyunu sarsan haberler geliyor. Zülküf Gezen, Ayten Beçet ve Zehra Sağlam’ın ardından Mardin’de Medya Çınar da Sayın Öcalan üzerindeki tecrit uygulamalarına karşı yaşamına son verdi. Bu haber duyulduğu sırada PKK’den de resmi bir açıklama geldi. Açıklamada “Bireysel değil, örgütlü olarak faşizme darbe vuran yöntemler esas alınmalı” denilerek, bu yönlü eylemlerin son bulması istendi.

***

Yukarıdaki kısa özet, duyumsama hallerimize göre her birimize çok farklı şeyler anlattığı kesin. Seçim çalışmaları ile iç içe geçen tecrit ve açlık grevleri; ahlaken kendinde zerre bir şey bırakmamış AKP-MHP ittifakının hedefinde. Sekteye uğratmak, kriminalize etmek için akıl almaz şeylere girişmiş durumdalar. Bunlar içinde cenaze kaçırmak, defin işlemlerini önlemek ve daha pek çok şey var. Bu işin bir yönü, diğer yönü ise meseleye dair ‘konuşmanın’ ağırlığı, sorumluluğu tek başına çok zorlayıcı iken, tam da bu süreçte bazı anlamsız tartışmalar yaşanıyor olması. Nedir bunlar? Özce HDP, Kürt Özgürlük Hareketi ve zindanlara akıl vermek…

Post modern çağın hakikati bulandıran, her şeyi ters yüz eden havasından mıdır yoksa hiyerarşize edilmiş yaşamın verdiği tatmin ve sınıf avantajlarından mıdır bilinmez bu akıl verme lüksü; ya da şöyle mi demek gerek: her sözü çok rahat sarf edebilme avantajı ile heybesinde, ağzında tuttuğu ve tutunduğu birkaç sözü olanların varlığına el koyma cüreti gösterebilen ‘boş gösteren’ zihniyet!

Bauman, küresel çöplüğe ve atık insana doymuş bir dünya fotoğrafından bahsediyor ‘Iskarta Hayatlar’da. Yaşam sadece fayda-faydasızlık üzerinden ıskartaya uğramıyor. Zihin de enformasyon bombardımanına uğradıktan sonra çöplüğe pekâlâ döner; bundan sonra yaşamı temellendirmek o ıskarta hayatın eline verilir. Konformizmin sıcak esintisinde, oportünizmin dalga dalga yayılan gücünde boğulanlar için iyi zamanlarda ezilene başarı dilekleri sunmak çok radikal bir eylem iken, zor zamanlarda bunun yerini öfke alır. Çünkü her şey onun rahatını bir yerde bozmaktadır. İzlediği TV’de, çıktığı sokakta, sohbete oturduğu masada ve önündeki twit akışında bir şekilde maruz kalmaktadır tüm bu ‘zamansız ve gereksiz direniş’ ritüellerine… Ve tam da bu heyulada bir söz gaspçısı olarak yine konuşan odur. Yaptığı şey çok basittir: Başkasının adına konuşmak…

Deleuze, arkadaşı Foucault için bir tespitte bulunuyor: “Bana kalırsa, hem kitaplarınızda hem de pratik alanda bize çok temel bir şeyi öğreten ilk kişi siz oldunuz: Başkaları adına konuşmanın utanç verici bir şey olduğunu…”

Öyledir, şüphesiz öyledir.

Çünkü başkası adına konuşmak muazzam bir gasptır. Bu gasp manevidir ve karşının varlığını hepten yok sayarak, onu bitirmektir. Onu özneliğinden soyutlayarak çırılçıplak bir kampa almaktır. İçinde tiksindirici düzeyde bir aşağılama da vardır. Bundan ötürü bunun adına onursuzluk, haysiyetsizlik deniyor. Başkalarının sözlerini söyleyecek ortam yaratamıyorsanız, onların eylemini olması gereken tarihsellik ve düşünce dizgesi içinden okumaktan korkuyorsanız ki öyledir; altı çizili, boş yaldızlı sözlerinizi de kendinize saklayın. İnsan ancak kendi adına konuşma sorumluluğunu üstlenmeli. Kendi adınıza konuşamadığınız şeyleri, mesela devlet denen aygıta söylenmesi gereken ama söylenemeyen tüm şeyleri neden onun karşısında durana yöneltirsiniz ki?

Ulus devletlerin işgal-ölüm mantığını hukuk ve ‘hümanizm’ ile birleştirerek ustaca kurguladığı ‘ehven-i şer’ savaş mantığı, toplumsallık üzerinde de çok etkili. Çünkü ehvenişerci, ölüm karşısında objektif durmaz, niyesine ve öncesine bakmaz, üzerindeki duygusal etki açısından mırıldanır. Yaşamın her şeyiyle çalındığı, ruhen işgal edildiği bir dilimde zindanda yaşamına son vermeyi, boşa gitmiş bir hayat olarak mimlerken; sadece maddiyat ve kendi penceresinden baktığı şey, süre giden nekro-ekonominin bir paçası olmaktan öteye gidemiyor.

Yeni Yaşam

Yeni Yaşam

İlgiliYazılar

Türkiye’nin strateji yoksunluğu

Yazar: Yeni Yaşam
12 Şubat 2026

 Suriye'nin kuzey doğusunda yaşananlara bakıp zafer naraları atanları, dehşetle takip ediyorum. Halklar dışında kimlere hizmet ettiği çok açık olan bu...

Diken üstündeyiz

Yazar: Yeni Yaşam
12 Şubat 2026

Hem ülke içinde hem de ülke dışında yaşananlardan sonra normal bir hayat sürdürebilecek miyiz acaba? Her sabah kalktığımızda acaba duygusuyla...

Rêya Heq Kürt Alevi inancında Xızır kavramı ve toplumsal hafıza

Yazar: Yeni Yaşam
12 Şubat 2026

Rêya Heq Kürt Alevi inancının toplumsal hafızasını oluşturan kavramların kökenine doğru yapılan her yolculuk, bizi aynı zamanda dilin arkaik katmanlarına...

Sürgündeki bilgenin sessiz vedası

Yazar: Yeni Yaşam
12 Şubat 2026

Kürt entelektüel dünyası büyük bir değerini kaybetti. Kürt edebiyatı, dili ve tarih bilinci üzerine ömür vakfetmiş bir çınar olan Mehmet...

Bulanıklıktan açıklığa doğru

Yazar: Yeni Yaşam
12 Şubat 2026

Sanal medyada malum tirol ordusunun Apo düşmanı kampanyası, Rojava’ya “sahip çıkma” oyununu oynuyor ve sanki Rojava yok olmuş gibi, “Apo...

2026 ve sonrası: finansal kriz, emperyalist savaş ve otokrasi (II)

Yazar: Yeni Yaşam
11 Şubat 2026

Uluslararası Para Fonu (IMF) yayımladığı son ‘Küresel Finansal İstikrar Raporu’nda hükümetlere yönelik uyarılarını sürdürüyor. Rapora göre, “finansal varlık fiyatları bir...

Sonraki Haber

Bu seçim!-İsa Taşçı

SON HABERLER

Halklar Karavanı aktivisti: Türkiye’de cinsel şiddete maruz kaldık

Yazar: Yeni Yaşam
12 Şubat 2026

Avrupa’da ‘Rojava’yı savun’ eylemleri devam ediyor

Yazar: Yeni Yaşam
12 Şubat 2026

Gülistan’ın failleri belli, tutuklama yok!

Yazar: Yeni Yaşam
12 Şubat 2026

Türkiye’nin strateji yoksunluğu

Yazar: Yeni Yaşam
12 Şubat 2026

Sahne ışıkları altında emperyalizm

Yazar: Yeni Yaşam
12 Şubat 2026

Kürtler: Yeni Ortadoğu ve kirli hesaplar

Yazar: Yeni Yaşam
12 Şubat 2026

Diken üstündeyiz

Yazar: Yeni Yaşam
12 Şubat 2026

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır