• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
20 Şubat 2026 Cuma
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar

Adaleti tepe tepe AKP-Erol Katırcıoğlu

Yeni Yaşam Yazar: Yeni Yaşam
30 Mart 2019
Kategori: Yazarlar
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

Tarihte hiçbir zaman bir “sıfır noktası” olmamış olduğuna göre, insanlar arasında “eşitsizlik” de her zaman olagelmiştir. Tabii “eşitsizlik” bu denli köklü bir durum olduğundan dolayı da insanlar arasında “eşitlik arayışı” da o denli köklüdür. İsterseniz “eşitlik” ve “eşitsizlik” kavramlarını “adalet” ve “adaletsizlik” olarak da okuyabilirsiniz. Buradan insan toplumlarının temel özelliklerinden birine de geçmiş olursunuz. Nasıl ki “eşitlik” arayışı insanlık tarihi kadar eskidir, “adalet” arayışı da bir o kadar eskidir. Hele hele bizim gibi toplumlara baktığımızda “adalet” kavramının hem eski ve hem de neredeyse tılsımlı bir söz olduğunu görürüz.

İslam dininin özünde “adalet”, toplum yönetiminde en önemli ilkelerden biridir. Örneğin Hz. Muhammed’in bir hadisinde “adil devlet başkanı’’ olmanın Allah katında ne kadar önemli olduğu zikredilir. İslam tarihi içinde adı “adalet”le anılan en önemli kişi Hz. Ömer’dir. Öyle ki “Fırat kıyısında bir deve helak olsa, Allah bunu Ömer’den sorar diye korkarım” sözleri bir yöneticinin topluma karşı duyması gereken sorumluluğu anlatan en özlü ve güzel sözlerden biridir.

Daha yakın tarihimizde ise, 1908’de 2. Meşrutiyet ilan olunduğunda sokaklara çıkıp kutlayanlar, Fransız devriminin ünlü “ Hürriyet, Müsavat, Uhuvvet” sloganına “Adalet” kelimesini de ekleyerek, “Hürriyet, Müsavat, Adalet, Uhuvvet” olarak atmak zorunda hissetmişlerdi kendilerini, “Adalet” kavramının bu toplum için öneminin altını çizmek ister gibi.

Nereden, nereye? Bugün adında “adalet” kelimesi olan Adalet ve Kalkınma Partisi inanılmaz adaletsizlikler yapıyor ve yapmaktan da çekinmiyor. Bırakınız Man adası gibi konuları, oralarda kitabına uydurulmuş işler de olabilir. Ama bu partinin bir iktidar partisi olarak seçime giderken içine düşmüş bulunduğu adaletsiz uygulamaları gerçekten ikircikli olmayı anlamsızlaştıracak kadar ortadadır.

Alın bir soru size: Cumhurbaşkanı her hangi bir şehre AKP adına konuşmak üzere giderken uçağa bindiğinde, bu uçağın masrafları Cumhurbaşkanlığı tarafından mı ödeniyor, yoksa AKP tarafından mı? Ne fark eder demeyin? Demokrasilerde “kamu çıkarı” ve “özel çıkar” diye bir ayırım vardır ve çok önemlidir.

Ya da alın tv kanallarında konuşmalarını! Cumhurbaşkanı her gün her yerde konuşuyor ve neredeyse bütün kanallar bu konuşmaları yayınlıyor. Bu kanalların, konuşan kişi cumhurbaşkanı olduğu için bir yayın mecburiyetleri mi vardır, yoksa bu kanallar kendisine ait olduğu için mi böyle davranmaktadır? Nitekim cumhurbaşkanı bir konuşmasında “Televizyonlara talimat verdim” derken bunu mu kast etmişti acaba?

Bunları da bir tarafa koyun. Ya HDP ile ilgili söyledikleri ve “başkanın karanlık adamlarının” hemen her gün HDP ile ilgili yaptıkları kanunsuz işlere ne demeli? Seçim çalışmalarını bile terör eylemi olarak gören, bütün partililere terörist demekten çekinmeyen bir cumhurbaşkanı, 10 milyondan fazla insanımızın desteklediği bu partiye böyle saldırarak nasıl kendisini “cumhurun başkanı” olarak görebiliyor ki? O görse bile bu toplumun büyük çoğunluğu kendisini “cumhurun başı” olarak değil, hatta hatta “AKP’nin başı” olarak bile değil, ne olduğu anlaşılamayan “küçük bir azınlığın başı” olarak görüyor. Gerçek bu! Sorsanız bizde “seçimler serbest”tir.

Yani “serbest”den kasıt “özgür”, “eşit” vs’dir. Evet herkes sandığa kendisi gider ve kimi istiyorsa ona oyunu kullanır. Bu bize anlatılan “hikayedir”. Gerçekte ise iktidar partisi ya da partileri seçim sürecini kendilerinin yeniden seçilmeleri için her türlü “kamu” imkanlarını kullanarak, ya da aynı anlama gelmek üzere “özel” imkanları kullanarak kendi lehlerine bozdukları “adaletsiz” bir süreçtir. Bu kanaati doğrular biçimde bir zamandan beri adında “adalet” olsa da yeniden seçilmek ve sahip oldukları imkanları bırakmamak için her türlü adaletsizliği yapmayı göze alabilen bir iktidarın oynadığı bir oyunu seyretmekteyiz. Üstelik İslami kesimi temsil ettiğini söyleyerek.

Oysa bu oyun artık kabak tadı vermiştir. Bunu da “1 Nisan şakası” gibi 1 Nisan’da göreceğiz.

Yeni Yaşam

Yeni Yaşam

İlgiliYazılar

Demokratik entegrasyon ve siyaset zamanı

Yazar: Yeni Yaşam
20 Şubat 2026

Suriye’de ocak ayının başındaki saldırılar arttıkça Kürtler ve dostlarının dünyanın her yerinde itirazları yükseldi. Saldırılar/saldıranlar ile itirazlar/itiraz edenler arasındaki karşılaşma...

Bir kitaptan fazlası: Ekoloji yoldaşlığı        

Yazar: Yeni Yaşam
20 Şubat 2026

Önümde yeni okumaya başladığım bir kitap, aklımda geçen hafta siyasi tutuklamalara eklenen arkadaşlarımız.  Hafta boyunca yaşamımızı belirleyen nice yoğun siyasi...

Kritik bir eşik

Yazar: Yeni Yaşam
20 Şubat 2026

Kürt toplumuna güven verecek tek gerçekçi adım Önder Apo'nun özgür koşullarda çalışması oluyor. Demokratik entegrasyonun demokratik cumhuriyetin gelişimi temelinde gelişeceğini...

Medyanın barışla imtihanı          

Yazar: Yeni Yaşam
19 Şubat 2026

Eskilerin bir sözü vardır, bilirsiniz; 'Yara iyileşir ama izi kalır.' Bizim coğrafyamızda barış meselesi, tam da o izin üzerinde parmak...

Özel savaş politikalarına karşı şiyar be

Yazar: Yeni Yaşam
19 Şubat 2026

Eğer özel savaş uygulamaları hala Kürdistan’da etkili olabiliyorsa, kadın ve gençleri yoz yaşama çekebiliyor, halkımızın kültürel değerlerini, zenginliklerini çürütüyor, peşkeş...

Alt emperyalizm, Rojava ve Suriye

Yazar: Yeni Yaşam
19 Şubat 2026

Alt emperyalizm kavramı, Ruy Mauro Marini’nin 1964 sonrası Brezilya’nın içine girdiği kapitalist transformasyon üzerine geliştirdiği bir kavramdır. Bağımlılık ekolü içinde...

Sonraki Haber

Hadi oy ver yaşam kazansın!-Ayşe Gökkan

SON HABERLER

Demokratik entegrasyon ve siyaset zamanı

Yazar: Yeni Yaşam
20 Şubat 2026

İkinci komplo saldırıları, Kürtlerin tutumu ve Münih Güvenlik Konferansı’na etkileri

Yazar: Yeni Yaşam
20 Şubat 2026

Aydınlıksız aydınların karanlığı…

Yazar: Yeni Yaşam
20 Şubat 2026

Bir kitaptan fazlası: Ekoloji yoldaşlığı        

Yazar: Yeni Yaşam
20 Şubat 2026

Bir örgü, bin yemin         

Yazar: Yeni Yaşam
20 Şubat 2026

Kritik bir eşik

Yazar: Yeni Yaşam
20 Şubat 2026

İktidar ‘nefret yasası’ peşinde

Yazar: Yeni Yaşam
20 Şubat 2026

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır