• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
25 Temmuz 2026 Cumartesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar

Her şey kayıp giderken…-M. Ender Öndeş

Yeni Yaşam Yazar: Yeni Yaşam
16 Nisan 2019
Kategori: Yazarlar
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

Burası böyle bir ülke… Böyle bir coğrafyanın içinde, bir türlü durulup sakinleşmeyen topraklardayız. Bazen siyasetçiler ‘normalleşme’ diyorlar ya hani; hiç düşünen var mı, neden mesela İsveç’e hiç peygamber gelmemiş de bütün peygamberler ve kitaplar hep buralara yığılmış öyle? Belli bir noktadan sonra tanrı bile umudunu kesmiş de artık, o yüzden mi ‘bu sonuncusudur’ demiş acaba?

Her şey kayıyor, her şey üst üste biniyor. Hepimiz her sabah alt üst oluyoruz. Çok haklı itirazlar ve kızgınlıklar oluşuyor arada. Katledilen sokak köpeklerinden söz edilince mesela, mutlaka biri “yahu insanlar ölüm sınırında” diyor; söyleyecek söz bulmakta zorlanıyorsunuz. Bitmez tükenmez sayım hikâyesi ayrı bir dert, vs. vs… İnsanların bir bölümü biraz da belalı işlerden uzak durmak ve oralarda dolanmak istiyorlar belki, tamam, doğrudur. Ama durum gerçekten karışık ve insanları her şeyi atlayıp tek bir noktaya odaklanmaya ikna etmek kolay olmuyor.

İstanbul örneğin… Mevcut siyasi iktidarı bu kadar zorlayan ve onu bir ‘geri sayım’ noktasına iten bir seçimi önemsememek mümkün mü? HDP’nin maçın sonucunu doğrudan belirlediği bir tablo var karşımızda ve ‘kaybetme’ ihtimalini hiç aklına getirmediği anlaşılan AKP-MHP bloku kıvranıp duruyor. Bin türlü numarayla bir tür ‘soğutma’ taktiği izleyip sonra da seçimi iptal ettirmek ya da ‘şaibeli’ olarak kayda geçirerek yeni bir adım planlamak arasında gidip geliyorlar. Öte yandan CHP kanadı da, salt İstanbul ve İmamoğlu için söylüyorum, uzun yıllardır pek rastlanmayan bir performans ortaya koyuyor. Böyle bir noktada, bu tablonun oluşmasında doğrudan etken olan gücün, “bundan sonrası beni ilgilendirmez, ben yapacağımı yaptım” deyip kenara çekilmesi mümkün mü? O zaman niye ‘lanet olsun’ deyip oralara mühür bastık?

“İkinciye mazbata” skandalı zaten ayrı bir macera… Tarihte görülmüş şey değil; halkın iradesiyle seçilmiş eşbaşkanlara bin türlü kulp takıp fiili kayyum uygulaması yapılıyor ve halkın öfkesi bir cenderenin içinde sıkıştıkça sıkışıyor.

Hepsi bu kadar da değil ama. İlk bakışta detay bir durum gibi görünüyor ama mesela bir ilçenin birinde tipik bir siyasipolisiye vakası yaşanıyor; her şey çok bariz, küçük bir çocuk katlediliyor ve sonra üstü örtülmeye çalışılıyor. İşin içinde AKP büyüklerinin de olduğu iddia edilirken, bu arada hakkını arayan babaya deli muamelesi yapılıyor.

Ve daha yüzlercesi… Yarın sabah uyandığımızda ne gibi bir ‘yeni’ rezillikle karşılaşacağımız meçhul.

Açlık grevi eyleminin en büyük handikapı bu zaten. Uzun süren, uzun süreceği önceden bilinen bir işe başlıyorsunuz ve zaman içerisinde bütün dikkatlerin bu noktaya yöneleceğini düşünüyorsunuz, bunun için çalışıyorsunuz. Doğru bir beklenti ve doğru bir çalışma bu… Ancak, daha önceki deneyimlerden de biliyoruz ki, eylemin süreci boyunca çok sayıda politik gelişme yaşanıyor ve bütün bunlar siyasi hayatın odak noktasını sık sık kaydırıyor. Eyleme başlanan nokta ile sürecin kritik aşaması arasındaki zaman diliminde görmezlikten gelinemeyecek ölçüde önemli durumlar ortaya çıkabiliyor. Bir yanda amaçları için yaşamlarını ortaya koyan insanların sağlıklarının gitgide kritik noktaya ulaşması, diğer yanda hayatın içinde üzerinden atlanamayacak bin türlü başka mesele…

Böyle bir durumda ne yapılması gerektiği üzerine açık ve berrak bir fikre sahip değilim açıkçası. Ama bir şeyi biliyorum: Bu insanların yaşamları çok değerli. Birkaçı dışında hiçbirini şahsen tanımıyorum, tanımam da gerekmiyor. Uzun yıllardır politik hayatın içindeyim, binlercesiyle karşılaştım, aynı görüşten olayım olmayayım, hatalarıyla sevaplarıyla devrimci insanların değerini asla tartışmam. Aydınlıkla karanlığın çarpıştığı bu topraklarda iyi bir şey olacaksa eğer, bu insanların yüzü suyu hürmetine olacak. Başka alanlarda çok ciddi hatalar yapılsa da belki geri dönüş mümkün olabilir ama insan yaşamı söz konusu olduğunda geri dönüş mümkün değildir. Artık bir sınır çizgisine geldik, hatta aştık bile ve her ne yapılacaksa, yarın değil şimdi yapmak zorundayız. Evet, burası böyle bir ülke, kayıyor her şey; başka sorunların önemsiz olduğu da söylenemez elbette ama şu anda ve şimdi, yaşamla ölüm arasında sıkışmış haldeyiz. Bu, biliyorum, dışarıdan ‘ayar’ vermekle yürüyecek bir iş değil ama artık zaman kaybedemeyiz.

Çok geç olmadan…

Yeni Yaşam

Yeni Yaşam

İlgiliYazılar

Neden KESK?

Yazar: Yeni Yaşam
25 Temmuz 2026

15 Temmuz darbe girişiminin 10. yılında KESK, darbe gerekçesiyle ilan edilen OHAL döneminde çıkarılan KHK’lar ve Yüksek Disiplin Kurulu kararıyla...

Beş bin liralık canımız yok

Yazar: Yeni Yaşam
24 Temmuz 2026

Erdoğan NATO için askeri harcamaları yüzde ikiden yüzde beşe çıkaracağını açıkladı. Bunun maliyeti 80 milyar dolar oluyor. NATO bile 2035’kadar...

Yeni Parti ve Kürtler

Yazar: Yeni Yaşam
24 Temmuz 2026

Türkiye geçtiğimiz iki yılda siyasal alanın dönüşümüne zemin hazırlayan gelişmeler yaşadı. Her siyasal gelişme yeni arayışlar, momentumlar ve yeni aktörler...

Akademide kırım

Yazar: Yeni Yaşam
24 Temmuz 2026

15 Temmuz 2016 darbe girişiminin hemen sonrasında ve takip eden süreçte siyaset kurumunun ve rejimin yeniden yapılandırılması bağlamında ağırlıklı olarak...

Alevi hakikat mücadelesi ve ‘Gösteri Toplumu’na karşı direniş (2)

Yazar: Yeni Yaşam
23 Temmuz 2026

Alevi inancında ritüellerin en önemli özelliği " Hak için olsun seyir için olmasın"  ilkesidir. Bu ilkenin amacı bireysel egoların yok...

Kolektif halk ekonomisi

Yazar: Yeni Yaşam
23 Temmuz 2026

‘Komünlerde, kooperatiflerde, kolektif halk ekonomisi inşa etmek’ dediğimizde, herkes, şöyle yerinden bir oynuyor. Sözü alıyor. Özgür komünlerin, kooperatiflerin, kolektif çalışmanın...

Sonraki Haber

Rabia Naz-Diren Cevahir Şen

SON HABERLER

Demokratik bir eşik: Entegrasyon I

Yazar: Yeni Yaşam
25 Temmuz 2026

Çewlîg’in nefesini kesiyorlar

Yazar: Yeni Yaşam
25 Temmuz 2026

Tünele girmeden önceki son ışık

Yazar: Yeni Yaşam
25 Temmuz 2026

Toprağı katledenler tarımı fabrikaya taşıyor!

Yazar: Yeni Yaşam
25 Temmuz 2026

Tepeden tırnağa bir örtbas düzeni

Yazar: Yeni Yaşam
25 Temmuz 2026

Neden KESK?

Yazar: Yeni Yaşam
25 Temmuz 2026

Kanîreş Festivali konserle sona erdi

Yazar: Yeni Yaşam
24 Temmuz 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır