• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
15 Şubat 2026 Pazar
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar

Bugün 17 Nisan-Abdullah Aysu

Yeni Yaşam Yazar: Yeni Yaşam
17 Nisan 2019
Kategori: Yazarlar
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

Tarım, halkın açlık ve tokluk meselesidir. Köylülük ise bilgeliktir. Konu bu kadar net. Bir ülkede insanlar aç, gıdaya erişmekte güçlük çekiyorsa, o ülke gelişmemiş ülkedir.

Bakmayın siz hükümetin tespih danesi gibi dizdiği rakamlara. Çok geliştik, dünya bize imreniyor sözlerine. Dünyanın gelişmiş bilmem kaçıncı ülkesiyiz, havada uçaklar, karada gemiler yüzdürüyoruz teranelerine. Mideler gurulduyorsa, bu sözlerin hepsi faso fiso.

Mide gurultusu sözle, rakamla bastırılmaz. Ülkelerin gerçek gelişmişlik ölçüsü gıdada kendine yetip yetmeme, halkın gıdaya erişip erişmeme durumu ile ölçülmektedir. Yani insanların midesi gurulduyorsa gelişmemiş, insanların midesinden ses gelmiyorsa gelişmiş ülke sayılmakta. Bu kadar basit herşey.

Milli Tarım Projesi

Her bakan, bakan olduğunda tarımda iman tazeler gibi “Milli Tarım Projesi uygulayacağız” diyor. Önceki söyleyen bakanlar, açıkladıkları Milli Tarım Projelerini uyguladılar mı? Hayır! Şimdi açıklayan bakan uygulayabilir mi? Hayır.

Bu sözlerin ve ekonomik paketlerin bir kıymeti harbiyesi var mı? Yok!

Neden?

Çünkü Türkiye tarımı bağımsız yönetilmiyor. Bunu ben söylemiyorum. Geçmişin tarım bakanlarından biri şöyle diyor: “Biran önce Siyasi Partiler Kanunu değişmeli. Bir bakan, kendi sorumluluğuna verilmiş konuda konuşturulmuyorsa, birşeyler yapmak istediğinde önü kesiliyorsa, çok ciddi bir sorun var demektir.”

Bakan, devamla “Yapmak istediklerim, ABD’nin, AB’nin işine gelmedi. Yapmak istediğim herşey engellendi” diyor. Alın size Türkiye tarım politikalarının hali pür meali.

Milli Tarım Projelerinin neden uygulan(a)madığını bakanın ikrarı ortaya koyuyor. Demek ki önce tarımımızın bağımsızlaşması lazım.

Yani tarımda “Bağımsız, Demokratik, Sosyal” bir tarım programı olması, olması da yetmez uygulanması gerek. Bizde tarım programı yok mu? Olmaz mı, var elbette. Ancak bizim tarım programımız toplumdan ve küçük aile çiftçiliğinden yana değil, şirketlerin çıkarlarına uygun kurgulanıp uygulanıyor. Şirketlerin de milli duyguları olmaz, onların duyguları cüzdanlarıdır.

O nedenle Milli Tarım Projeleri, ekonomik paketlerin yaldızlı ambalajı olmaktan öteye geçemiyor. Peki her yeni bakan geldiğinde açıklanan Milli Tarım Projelerinden birşey çıkar mı? Çıkar, ama kimin için? Çokuluslu tarım, gıda ve ecza şirketleri için. Nereden biliyorsun, derseniz, siz de yaldızlı ambalajlara tırnağınızı takıp altına bakın, yaldızın altında ne olduğunu görürsünüz.

17 Nisan

Bütün bunları esasen şunun için anlatıyorum. Bugün “17 Nisan Dünya Çiftçileri Mücadele Günü”. Öncelikle çiftçilerin mücadele günü kutlu olsun. Niye mücadele günü? Çünkü tarıma şirketler el atalı beri, insanlar aç, hayvanlar aç, toprak aç duruma geldi. İnsanı, toprağı, hayvanı aç dünyamızda anmalar, kutlamalar yapılmaz, mücadele edilir de ondan.

Tarımın şirketlerin kontrolüne geçmesi, küçük aile çiftçiliğinin ortadan kaldırılması için hükümetlerin desteğinde şirketlerin yol aldığı günümüzde, Türkiye’den Çiftçi Sendikaları Konfederasyonu’un da üyesi olduğu, çiftçilerin küresel örgütü La Via Campesina her yıl 17 Nisan öncesi bir tema belirliyor. Belirlediği temayı, dünya ölçeğinde bir avuç şirkete karşı halk ve sayısı birkaç milyarı aşan küçük aile çiftçiliği için gündem yapıyor.

17 Nisan Dünya Çiftçileri Mücadele Günü’nün bu yıl ki teması, “Köylü ve Köyde Yaşayan Diğer İnsanların Hakları’nın uygulanması için mücadele et/edelim!” , olarak belirlendi.

Köylü haklarıyla köylüdür

“Köylü ve Köyde Yaşayan Diğer İnsanların Hakları Deklarasyonu”, Birleşmiş Milletlerin 17 Aralık 2018’deki oturumunda kabul edildi. Bu oylamada Türkiye, çiftçilerden yana “evet” oyu kullanmadı. “Çekimser” oy kullandı. Yani çiftçi haklarını tanımadı, yok saydı.

Oysa, Köylü Haklarıyla Köylüdür! Türkiye kullandığı bu oyu ile yaldıza kendisi tırnak attı, yaldızın altında hükümetin gerçek yüzünü bütün dünya ile birlikte bizde gördük. Sahi köylü hakkını tanımayıp milli bir tarım projesi uygulamak mümkün mü? Ya da şöyle sorayım.

Köylü hakları için Birleşmiş Milletler’de çekimser oy kullanmak, Milli Tarım Projesi’nin neresine düşer “usta! “ ?

Yeni Yaşam

Yeni Yaşam

İlgiliYazılar

15 Şubat komplosu ve süreç

Yazar: Yeni Yaşam
15 Şubat 2026

27 yıl önce Kürt Halk Önderi Sayın Öcalan’ın esir alındığı uluslararası komplonun yıl dönümündeyiz. Komplocuların amacı Kürt halkının özgürlük mücadelesini...

‘Hani derler ya kimsesizlerin kimsesi’

Yazar: Yeni Yaşam
15 Şubat 2026

Bütün yaşamı boyunca eşit ve demokratik bir toplumun inşası için mücadele veren, saygıya değer bir kişilik olarak aklımızda ve yüreğimizde...

Fidan, tehdit dili ve bölgesel barış ihtiyacı

Yazar: Yeni Yaşam
14 Şubat 2026

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın bir televizyon kanalındaki “Sıra Irak’a gelecek,” değerlendirmesi tepki topladı. Fidan, Türkiye’de ve bölgede uzun süredir farklı...

Emekçileri sefalete sürükleyen kumpas!

Yazar: Yeni Yaşam
14 Şubat 2026

Siyasi iktidar, devletin kurumlarını da kullanarak toplumun en geniş kesimini oluşturan ücretlilere ve emeklilere açıkça kumpas (tuzak) kuruyor*. Nasıl mı?...

15 Şubat’tan 6 Ocak’a güncellenen komplo

Yazar: Yeni Yaşam
14 Şubat 2026

Önder Apo, ‘yaralı bırakılmış’ ve ‘kapana alınmış’ bir Kürt gerçekliği üzerine kurulan Ortadoğu sisteminin karşısına özgür Kürtlük ideolojisini çıkarmıştır. Varlığı...

2026 ve sonrası: Finansal kriz, savaş ve otokrasi (II)

Yazar: Yeni Yaşam
13 Şubat 2026

Dünyada altın fiyatının uzun vadede artmasının bir diğer nedeni, yatırımcıların portföyünde spekülatif amaçlarla giderek daha fazla altın kullanılmasıdır. Keza altının...

Sonraki Haber

Maden toplantısına halk katılacak

SON HABERLER

15 Şubat komplosu ve süreç

Yazar: Yeni Yaşam
15 Şubat 2026

Cinsiyetçilik tüm toplum-kırımların kaynağıdır

Yazar: Yeni Yaşam
15 Şubat 2026

Jin Dergi’nin yeni sayısı yayında

Yazar: Yeni Yaşam
15 Şubat 2026

‘Hani derler ya kimsesizlerin kimsesi’

Yazar: Yeni Yaşam
15 Şubat 2026

Komplonun başlangıcı İmralı, devamı Rojava ve Başur

Yazar: Yeni Yaşam
15 Şubat 2026

Yerin üstü ‘altın’dan daha değerli!

Yazar: Yeni Yaşam
15 Şubat 2026

Suriye heyetiyle görüşen Kongre yetkilisi Shaheen’den ‘sürekli diyalog’ vurgusu

Yazar: Yeni Yaşam
14 Şubat 2026

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır