• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
3 Temmuz 2026 Cuma
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar

Artık gündem ölüm orucudur-Ali Sinemilli

Yeni Yaşam Yazar: Yeni Yaşam
2 Mayıs 2019
Kategori: Yazarlar
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

PKK ve PAJK davasından 15 siyasi tutuklu 30 Nisan itibariyle ‘ölüm orucu’na başladıklarını duyurdular. Bilindiği üzere DTK Eşbaşkanı Leyla Güven öncülüğünde başlayan ve zindanlar başta olmak üzere, dünyanın birçok yerinde aylardır devam eden açlık grevi direnişleri var. Ölüm orucu direnişi bu zemin üzerinden gelişiyor ve belli ki artık gündemi belirleyen temel konu oluyor.

Açlık grevleri ile PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin önemli oranda gündemleştiği ve kamuoyunda büyük bir hassasiyetin oluştuğu açık. Başlatılan açlık grevi eylemiyle görüldü ki, tecrit sadece İmralı’da olmayıp, tüm topluma yönelik bir uygulama olarak yürürlüktedir ve her gün yaşamımızı daha fazla tehdit etmektedir. Tam da bu nedenle, her geçen gün artan bir biçimde halk, eylem ve etkinliklerle tecridin kaldırılmasını istemiş, ‘eylemcilerin talebi talebimizdir’ demiştir. Fakat tüm bunlara rağmen, iktidar erki- eylemi kırmak için attığı adımlar dışında- eylemcilerin taleplerine kulak tıkamış, talepleri görmezden gelmiştir.

Bundandır ki ‘ölüm orucu’ kararı alan tutuklular ‘Hiç kimse bizim eylem kararlılığımızı sınamasın’ demekte, ‘14 Temmuz direniş ruhuyla eylemi başarıya ulaştıracağız’ açıklamasında bulunmaktadırlar. 14 Temmuz kararlılığını Kürt kamuoyu yakından hatırlamakta, bu direnişin Kürt özgürlük mücadelesi açısından taşıdığı anlamı bilmektedir. Eylemcilerin aldıkları bu karar ile ‘ya zafer ya zafer’ mesajını verdikleri, artık geri dönüşü olmayan yola girildiği anlaşılmaktadır. Kuşkusuz böyle bir eylem kararına gitmenin, çok ağır gerekçeleri var.

Tutuklular, Abdullah Öcalan’ın son görüşmede belirttiği üzere “tecrit tüm toplumadır, çözümde tecridin yaşamımızdan tümden çıkarılmasındadır’’ diyorlar. Yaşadığımız son seçim sürecinden başlayarak, hayatımızın doğal seyrine dönük iktidar müdahalelerini değerlendirince, yapılan tespitin ne kadar yerinde olduğu görülüyor. İktidar, beka tartışmasıyla gittiği seçim sürecinden büyük bir yenilgi ile çıkmış, iktidarını kaybetmiş fakat geri adım atmak bir yana, ilk iş olarak muhalefet liderine yönelik linç girişiminde bulunmuştur.

Beyan edilenlere bakılırsa, iktidar için baskı ve zor politikaları sıradan rutin uygulamalar olmuş, temel yönetme biçimine dönüşmüştür. İstanbul için ‘son siper’ diyen iktidarın ‘büyük’ ortağı MHP başkanı, seçimi kazanan belediye başkanı için “sandıktan çıksa bile belediye başkanı olmaz’’ belirlemesinde bulunmuş fakat her ne hikmetse hiç kimseden ses çıkmamıştır.

Belli ki tüm bunlar planlı bir oyunun parçasıdır ve iktidarı kaybetmemek için yapılan temelsiz hamlelerdir. İşte tam da bu zeminde, ölüm orucu direnişi gelişmekte ve başta da ifade ettiğimiz üzere artık gündemi belirlemektedir. Şu gerçek artık anlaşılmıştır; İmralı konuşmadığında, Türkiye’de kimse konuşamamakta, İmralı konuştuğunda ise Türkiye’de herkes konuşmaktadır. Geçmiş ‘çözüm süreci’ buna iyi bir örnektir.

Yine İmralı ile bağın kesildiği 5 Nisan 2015’ten bu yana ülkenin içine girdiği derin girdaba bakılırsa, hakikat kendiliğinden görülür. Hayat bize karşı karşıya olduğumuz ikilemi çok net göstermiştir: Ya iktidarın baskısına razı olunup teslim olunacak, bu biçimde kendi değer yargılarından uzak bir yaşam sürdürülecek ya da özgür ve eşit bir yarın için direnilecek, mücadele edilecek.

Bu değerlendirme, birilerine abartılı gelebilir ama onlara göze batan, kulağı sağır eden bir örnek verelim; YSK tarafından adaylığı kabul edilen ve Diyarbakır’ın Bağlar ilçesinde yüzde 70’den fazla oy alan HDP’li Zeyad Ceylan’a mazbatası verilmedi. Onun yerine AKP’li adaya mazbata verildi. Bu örnek sadece Kürdistan’ı ilgilendiriyor gibi görünebilir. Hatta bazı iyimserler zaten ‘Kürdistan’da soykırım hukuku işliyor’ diyebilir.

Bu sayede Türkiye’de durumun görece daha iyi olduğunu varsayabilir. Fakat biz onlara iyi niyetle hatırlatmak isteriz, Bağlar’a ses çıkarılmayan her an, İstanbul’da da benzerinin yaşanmayacağının garantisi yoktur. Bugün görüp yaşadıklarımızın bir kesimi, bir halkı ilgilendirmemektedir, tüm toplumu etkileyen bir süreç yaşanmaktadır. Ki bundan dolayı da mücadelenin kolektif verilmesi, çözümün birlikte örülmesi gerekmektedir. Ölüm orucu direnişçilerinin bu yolda öncülüğe soyundukları tartışma götürmez.

Fakat unutmamamız gereken bir gerçek var. Ölüm orucuna başlayan bu değerli canlar, aylardır açlık grevindeler ve bedenleri oldukça yorulmuş vaziyettedir. Duvarın dışındaki bizlere düşen, onların sırtındaki yükü hafifletmedir. Elbette ki, onlar içerde direnecekler fakat eylemin başarısı kesinkes dışarıda gelişecek halk hareketliliğine bağlıdır. Gelenek bize iktidarların temel korkusunun halk hareketleri olduğunu söylüyor.

Kürdistan ve Türkiye halkı son yerel seçimde, bu tarihi doğruya yakışır bir adım attı ve iktidara gidişinin yakın olduğunu bir kez daha gösterdi. Fakat seçim bu mücadelede sadece bir merhaledir. İktidarı alaşağı edecek esas adım, toplumun tabandan topyekûn ayağa kalkışıdır. Eğer örgütlü davranılırsa faşizmi tümden ülke gündeminden çıkarmak mümkün! Evet ölüm orucu direnişçileri tam da bu amaçla ülke gündemine müdahale ediyor ve şiarı belirliyor: Faşizm tecrit ederek halkları susturmak, iktidarını sürdürmek istiyorsa, tecridi kaldırarak özgür bir yarında yaşamak mümkündür.

Yeni Yaşam

Yeni Yaşam

İlgiliYazılar

Türkiye’de yaşama ara verdiren güç; NATO Zirvesi

Yazar: Yeni Yaşam
3 Temmuz 2026

Kuzey Atlantik Anlaşması Örgütü (NATO) ilk zirvesi; otuz iki üyesinin devlet ve hükümet başkanları, ortak ülkeleri ve Avrupa Birliği'nin (AB) katılımı ile 2025 tarihlerinde Hollanda'nın Lahey şehrinde...

Kazanamayacağın savaşa kalkışırsan…

Yazar: Yeni Yaşam
3 Temmuz 2026

Liseye gitmek için 1975’te Almanya’dan Türkiye’ye geldiğimde, hemen Akaretler’deki Beşiktaş Jimnastik Kulübü’nün boks takımına yazılmıştım. Şanslıydık, çünkü takımın antrenörlüğünü, 2026...

İyi, cesur, politik ve muzip

Yazar: Yeni Yaşam
3 Temmuz 2026

Yıllar yılı büyük sanatçı arkadaşlardan ne dinledik? Efendim, mesaj verme kaygıları yokmuş. Niye, hançerinizin taşı mı dökülür? Sünepe hocaları okulda...

‘Terra Viva’ kooperatifi

Yazar: Yeni Yaşam
2 Temmuz 2026

Bayağı fabrikaydı işte. Kocaman binası, sütlerin, peynirlerin, peş peşe geçtiği bir üretim bandı, markalı kutular, ‘Terra Viva- Yaşayan Toprak’ markası,...

Bu ‘Medar-ı Maişet Motoru’ başka bir motor

Yazar: Yeni Yaşam
2 Temmuz 2026

Medar-ı Maişet Motoru isimli bir roman var. Sait Faik Abasıyanık’ın ünlü romanı. 1944 yılında CHP Bakanlar Kurulu tarafından yasaklanmıştı. Gerekçe...

Hafıza zaman aşımına uğramaz

Yazar: Yeni Yaşam
2 Temmuz 2026

Madımak Katliamı Türkiye’nin kolektif hafızasında hiç kapanmayan, kabuk bağlamayan en derin yaralardan biridir. 2 Temmuz 1993’te Sivas’ta yükselen o dumanlar,...

Sonraki Haber

Anlamı kirletmeden-Hicri İzgören

SON HABERLER

Şifa Bakım Merkezi soruşturması: İşkence whatsapp mesajlarına yansıdı

Yazar: Yeni Yaşam
3 Temmuz 2026

Behiye Sevim’in 35 yıllık direnişi: Hep barış ve özgürlük için mücadele etti

Yazar: Yeni Yaşam
3 Temmuz 2026

Pasûr’daki ağaç kesimi 2 kamyondan 8 kamyona çıktı; suç duyurusunda bulunuldu

Yazar: Yeni Yaşam
3 Temmuz 2026

2 çocuğunu yitirdi, 74 soruşturma, 6 kez tutuklanma, mücadeleden hiç vazgeçmedi: Bedirhan Koç

Yazar: Yeni Yaşam
3 Temmuz 2026

Êlih’te çocuğa tecavüz: Yaşananlar münferit değil

Yazar: Yeni Yaşam
3 Temmuz 2026

Venezuela depremlerinde can kaybı artıyor: 2 bin 595 ölü

Yazar: Yeni Yaşam
3 Temmuz 2026

Ayşe Gökkan’dan mesaj: Verilen ceza inancımızı sarsmadı, kararlılığımızı güçlendirdi

Yazar: Yeni Yaşam
3 Temmuz 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır