• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
22 Eylül 2026 Salı
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar

13 yaşındaki çocuğun ‘dinini değiştirtmek’-Ezgi Koman

Yeni Yaşam Yazar: Yeni Yaşam
16 Mayıs 2019
Kategori: Yazarlar
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

Mutlaka görmüşsünüzdür. İlahiyatçı Nihat Hatipoğlu, geçtiğimiz günlerde canlı yayında 13 yaşındaki bir çocuğun “dinini değiştirdi”. Yayın sırasından her ne kadar “Müslüman olmak için kimseye sormak gerekmediğini” söyleyen Hatipoğlu yine de Ermeni olan çocuğun annesinden izin aldıklarını belirtti.

Ertesi gün çocuğun annesi Ermenistan’da yayın yapan bir kanala bu olaydan haberi olmadığını, çalışırken aniden kendisine haber geldiğini, olayı tam olarak anlayamadığını, oğluna bir arkadaşının ‘Gel beraber canlı yayında konuşalım, sonra bize hediyeler verirler, onlarla da oturup yemek yeriz’ dediğini, oğlunun da bu yüzden gittiğini söyledi.

Türkiye’nin de taraf olduğu BM Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne göre çocukların din ve vicdan özgürlüğü bulunuyor. Sözleşme’nin 14. maddesine göre taraf devletler; çocukların din ve vicdan özgürlüğüne saygı göstermek durumundalar. Elbette bir çocuk istediği dini inanca sahip olabilir, bu inancını geliştirebilir ya da değiştirebilir.

Ancak yine BM Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne göre tüm bu süreçlerde yetişkinlerin çocukları koruma, onların yüksek yararını sağlama sorumlulukları bulunuyor. Devletin de tüm bunları yaşama geçirme yükümlülüğü…

Bu sorumlukların başında çocukları gelişimsel olarak hazır olana kadar onları dini kavramlardan, dini pratiklerden uzak tutmak geliyor. Çünkü biliyoruz ki, özellikle henüz soyut düşünme becerisini kazanmamış çocuklarda dini pratikler; çocuklarda bilinmezlikten kaynaklı korku, kaygı yaratabilmekte; “ölüm”, “günah”, “öteki dünya” gibi somut olmayan kavramlar gelişimlerini olumsuz yönde etkileyebilmektedir.

11 Mayıs günü yaşanan da 13 yaşındaki bir çocuğun kamusal yayıncılık sorumluluğuyla hareket etmesi gereken yapımcılar tarafından nesneleştirilmesi, istismar edilmesidir. Çocuğun Ermeni kimliğinin, yaşının ve içinde bulunduğu ergenlik döneminin özelliklerinin, ebeveynlerinin özel durumlarının göz ardı edilerek popülist bir yaklaşımla milyonların önünde kullanılmasıdır.

Program sırasında söylendiği gibi çocuğun din değiştirme iradesine yani din ve vicdan özgürlüğüne saygı gösterilmesi değil; aksine onun özel yaşamına saygı duyulması ve çocuğun yüksek yararının gözetilmesi ilkelerinin ihlal edilmesidir.

Burada çocuk odaklı bir yaklaşım bulunmuyor. Belli ki yapımcılar sadece ne kadar reyting yapacaklarıyla ilgilenmiş, bu durumun çocukta yaratacağı hiçbir etkiyi dikkat almamışlar.

Belli ki “çocuk öncesinde ne yaşamış, nasıl bir kültüre sahip, nasıl bir düşünce geliştirmiş, bundan sonraki süreçte ne yaşayabilir, nelere maruz kalabilir?” soruları yerine “Farklı bir kimliğe sahip bu çocuk üzerinden ne kadar çıkar sağlayabilirim?” sorusunun peşinden gidilmiş.

Ve belli ki “Çocuk bundan sonraki süreçte içinde bulunduğu toplulukta damgalanacak mı? Ayrımcılığa maruz kalacak mı? Milyonların önünde verdiği söz ona büyük bir psikolojik baskı yapacak mı? Kendisini zorda hissedecek mi? Peki ya tüm bunlarla nasıl baş edecek?” soruları kimsenin aklına bile gelmemiş…

Bir çocuğun dinle ilişkisi, bu şekilde, milyonların önünde -çocuk istese bile- açık edilemez. Eğer çok istiyorsa bunun sonuçları çocukla derinlemesine görüşülerek anlatılır. Neden bunu istediği, neden buna ihtiyaç duyduğu sorulur? Bu ihtiyacın gerçek sebepleri anlamaya çalışılır ve bu ihtiyaç çocuğa zarar vermeyecek, onu geliştirecek, güçlendirecek şekilde karşılanır.

13 yaş ergenlik dönemidir. Ergenlik döneminde -olağan olarak- tüm çocuklar hayatı anlamlandırma ve kimliklerini oluşturma süreçlerindedir. Bu süreçte pek çok şeyi sorgulayabilmekte, pek çok düşünceyi, tutumu deneyebilmektedirler. Pek çok konuda olduğu gibi din konusunda da kafaları karışık olabilir. Önemli olan bu süreçlerde çocukları merkeze alan, onların hak ve özgürlüklerine saygı duyan, gelişimsel olarak ihtiyaçlarını karşılayan yönlendirme sorumluluğunu yetişkinlerin yerine getirmesidir.
Üstelik bu olayda anne çocuğunun programa katılma sebebinin başka olduğunu söylüyor…

Hangi sebeple ve nasıl katılırsa katılsın; böylesi bir programa çocuğu çıkarmak, milyonların önünde, canlı yayında “din değişikliği!” yaptırmak, çocuğa yönelik sorumlulukların yerine getirilmediği gibi çocuğun istismarıdır, hak ve özgürlüklerinin ihlalidir.

Burada devletin; yapımcıların bu ihlalini “cezasız” bırakmama ve bir daha benzer ihlalin yaşanmamasını sağlama yükümlülüğü ilk aşamada RTÜK’tedir. RTÜK’ün bu yükümlülüğünü yerine getirip getirmeyeceğini önümüzdeki günlerde göreceğiz…

Yeni Yaşam

Yeni Yaşam

İlgiliYazılar

Şart yok değil, var

Yazar: Yeni Yaşam
22 Eylül 2026

Şüphesiz, sürecin bu noktaya gelmesinde Önder Apo’nun tarihi bir rolü var. Bunu dost düşman herkes görmekte, kabul etmektedir. Dolayısıyla bu...

Savaş uğultusu 

Yazar: Yeni Yaşam
22 Eylül 2026

Batı uygarlığı, yaşadığı krizi aşmak için yeniden savaş ajandalarına baş vuruyor. Savunma harcamalarını yükseltiyor. Putin açıklama yapıp Batı ile savaş...

Almanya’daki seçimlerin gösterdikleri

Yazar: Yeni Yaşam
22 Eylül 2026

Mecklenburg-Vorpommern ve Berlin’de yapılan eyalet parlamentosu seçimleriyle Almanya’daki “süper seçim yılı” sonuçlanmış oldu. Faşist AfD Mecklenburg-Vorpommern’de birinci parti olurken, Berlin’de,...

‘Üç bin yıl sonra aynı masa…’

Yazar: Yeni Yaşam
22 Eylül 2026

Bu hafta başında bir haber yayınlandı. Her yerde “Kadeş Barış Antlaşması’nın bir nüshası bulundu” başlığı ile geçildi. Çorum’daki Hitit başkenti...

Pasolini uyarıyor: Hepimiz tehlikedeyiz

Yazar: Yeni Yaşam
22 Eylül 2026

Faşizmin en zayıf noktası yarattığı büyünün hızla bozulması ve teşhiridir. Bunu en iyi ve en etkili yapan kimliklerden birisi kuşkusuz...

İmralı’nın kapıları sonuna kadar açılmalıdır

Yazar: Yeni Yaşam
22 Eylül 2026

Önderlik özgür çalışır hale gelir ve özgür olmasının önü açılırsa bu süreç ilerler. 100 yıllık Kürt sorununun çözümünde önemli bir...

Sonraki Haber

Kürt Dil Bayramı Diyarbakır'da kutlandı

SON HABERLER

Şart yok değil, var

Yazar: Yeni Yaşam
22 Eylül 2026

Savaş uğultusu 

Yazar: Yeni Yaşam
22 Eylül 2026

Almanya’daki seçimlerin gösterdikleri

Yazar: Yeni Yaşam
22 Eylül 2026

‘Üç bin yıl sonra aynı masa…’

Yazar: Yeni Yaşam
22 Eylül 2026

Trump: ABD’li yetkililer İran heyeti ile görüştü

Yazar: Yeni Yaşam
22 Eylül 2026

Tahran’dan Bağdat ve Maskat’a uçuşlar iptal ediliyor

Yazar: Yeni Yaşam
22 Eylül 2026

Tutankhamun’un mezarında gizli odalar: Nefertiti’nin kayıp mezarı mı?

Yazar: Yeni Yaşam
22 Eylül 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır