• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
21 Eylül 2026 Pazartesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar Volkan Yaraşır

Pasolini uyarıyor: Hepimiz tehlikedeyiz

21 Eylül 2026 Pazartesi - 23:00
Kategori: Volkan Yaraşır, Yazarlar

Faşizmin en zayıf noktası yarattığı büyünün hızla bozulması ve teşhiridir. Bunu en iyi ve en etkili yapan kimliklerden birisi kuşkusuz Paolo Pasolini… Şair, senarist ve yönetmen olan Pasolini sarsıcı ve şok edici “Salo ya da Sodom’un 120 Günü” adlı filmiyle, en büyük erdemin faşizmden nefret olduğu gösterir.

İzleyenleri soktuğu atmosfer içinde iktidarın ve onun en konsantre hali olan faşizmin bütün yıkıcılığı ve çürümüşlüğü hissedilir. Film, iktidar, beden, cinsellik, şiddet ve tahakküm üzerinedir.  Aynı zamanda faşizmin sınırsız iktidarına bir göndermedir. Filmde faşizmin mağdurları mutlak tahakkümün altındadır. Bedenleri, arzuları, davranışları, cinsellikleri kontrolde tutulur. Bütüncül bir mülksüzleştirme yaşarlar. Dilleri yoktur, konuşmazlar. İktidar bedenlerinin her köşesini istila etmiştir. Ruhları, duyguları, bedenleri tam anlamıyla kuşatılmış ve sömürgeleştirilmiştir. Filmde faşizmin insanları tasavvuru mümkün olmayan bir şiddetle nesneye, şeye dönüştürdüğünü izlersiniz. İtaat bile yeterli değildir. İktidar insan bedenine bir nevi sızar, hakim olur ve bedende iktidarın işleyişinin parçasına, mekanizmasına ya da nesnesine dönüşür.

Pasolini, filmiyle sadece klasik faşizme gönderme yapmaz. Aslında iktidar ve aktüel faşizmin biçimlenişini de anlatır. Hatta Pasolini’ye bir iktidar kuramcısı da diyebiliriz. Filmde şiddetin son derece rasyonel ve soğukkanlı ve hedef odaklı işlediğini görürsünüz. Pasolini’yi izleyenler, “Diyarbakır 5 No’lu Cezaevi gerçek mi?” sorusunun ne kadar boş bir soru olduğu anlayacaktır. Çünkü faşizmde düşünüldüğü gibi yasa ortadan kalmaz, tam tersine yasa her şeyi olanaklı hale getirir. Şiddet başlı başına bir düzen haline gelir. Norm devleti istisna halini yani önlem devletini var eder. Ernst Fraenkel “İkili Devlet” çalışmasıyla faşizmin bu işleyişine vurgu yapar ama faşizm aslında bu iki mantıksal parçanın bütünüdür.

Pasolini’nin filmi ağırlıkta eleştirildiği gibi faşistlerin cinsel sapkınlıklarını anlatan bir çalışma değildir. Bu ancak filmin kaba bir yorumu olabilir. Film, faşizmin çok boyutlu, hafızalara kazınan, şok edici ve hakiki bir teşhiridir. Faşizmden nefreti ve tiksinti duymayı koşullar. Ayrıca filmin gözden kaçan bir boyutu da seyirciyi de filme katmasıdır. Pasolini sessiz kalan ve suç ortağı olan yığınlara  gönderme yapar. Seyirci filmi izledikten sonra içindeki bulantı hissiyle bu olguyu son derece iyi kavrar.

Faşizm günceldir

Pasolini bir komünist ve eşcinseldir. Hatta komünist partisinden eşcinsel olduğu için atılır. Devletçi sosyalistlerin statükoculuğunu, muhafazarkarlığını ve çifte ahlakını bizzat yaşayarak deneyimler. Yaşamının sonuna kadar komünist ve aktif bir anti faşist olarak kalır. Aykırı ve ezber bozucudur. Çalışmalarının bütününde faşizmi, otoriteyi, iktidarı, burjuva ahlakı ve içimizdeki faşizmi teşhir eder. Son derece önemli açılımlar yapar. Yeni faşizmin normalleştirilmesi ve sıradanlaştırılması üzerine gider. Pasolini savaş sonrası faşizmin güncelliği üzerinde durur ve yeni faşizm kavramıyla gelişen tehlikeyi işaretler. Savaş sonrası kapitalist büyümenin yarattığı atmosferi ya da kapitalizmin bir tüketim toplumu olarak kendini yeniden üretmesini çözümler. Faşizmin biçimlenişi üzerine yoğunlaşan Pasolini, yeni faşizmin tarihsel faşizmden farklı olarak bir dönüşümü ifade ettiğini söyler.

Pasolini, Mussolini faşizminin İtalya’da iktidarı fethetmesine ve uzun dönem iktidarda kalmasına rağmen, toplumun ruhunu ele geçiremediğini yazar. Yeni faşizmin en büyük özelliğinin tüketimci ve sahip olmayı koşullayan karakteriyle toplumun ruhunu istila etmesi olduğunu vurgular. Sadece bir iktidar ve devlet biçimi olmayan yeni faşizmin, bir yaşam tarzı ürettiğini, beden ve arzuları yönlendiren ve standardize eden, davranış kalıpları yaratan, dilin, düşüncenin ve kültürün tektipleşmesine yol açan organik ve nüfuz edici karakterde biçimlendiği ileri sürer.

Faşizmin yüksek rasyonalizasyon ve işbölümüne dayalı modern bir disiplin toplumu olduğunu söyleyen Pasolini, yeni faşizmin en büyük becerisini insanların yaşamla kurduğu bütün alanları sömürgeleştirme yeteneğinde görür. Yeni iktidarın görünmezliği üzerinde durur ve özellikle televizyona odaklanır. Televizyonu insanların arzu, duygu, düşünce ve estetik dünyasını belirleyen, şekillendiren güncel faşizmin temel aracı olarak görür. Pasolini’nin 1970’lerin başında yaptığı bu çözümlemeler, bugün sosyal medya için yapılabilir. Tüketim toplumu ve terörünün yeni faşizme kaynaklık ettiğini belirten Pasolini, faşizmin tehlikesinin ve  kitlelerce arzulanmasının sahici kökenleri üzerinde durur ve uyarır: “Hepimiz tehlikedeyiz.”

‘Hepimiz tehlikedeyiz’

Pasolini’nin yeni faşizm için kurduğu devlet, medya, kültür ve piyasa bağlamı yarım asır sonra daha da sarihleşti. Küresel faşist dalganın yükselişinin dinamiklerini buralarda aramak gerekiyor. Sistem biyopolitik pratiklerle, kültürü homojenleştirerek dili yeniden inşa ederek ve yeni yaşam biçimleri oluşturarak faşizmin cazibesini artırıyor. Faşist özne olmayı muteberleştiriyor. Faşizm, günlük hayatın sıradanlığında, bireylerin arzularında, görev, rol, ritüellerinde ve insan ruhu üzerinde iktidar alanını genişletiyor. Sınıf mücadelesinin en görünmez noktalarında kendini üretiyor.

Pasolini belki faşizmin teorik mahiyetini genişleterek, bazı teorik ve sınıfsal analiz boşlukları içine düşse de bir yoldaş ve gerçek bir anti faşist olarak bizi geçmişten uyarıyor. “Hepimiz tehlikedeyiz” diyen Pasolini, faşizmin hayatın tüm alanlarına nüfuz edişine ve bunun normalleştirilmesine karşı tetikte olun diyor. “Salo ya da Sodom’un 12O Günü” filmini izlemenin bile ruhumuzda bıraktığı etki gibi faşizme karşı sessiz kalmanın ve suç ortağı olmanın ne kadar kolay olabileceğini bize gösteriyor.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

OVP’de GDO izleri

Sonraki Haber

Yatağa aç giden çocukların ülkesi

Sonraki Haber

Yatağa aç giden çocukların ülkesi

SON HABERLER

Adalet Peşinde Aileleri Platformu nöbetini sonlandırdı

Yazar: Yeni Yaşam
21 Eylül 2026

Özgürlük neden önce ilişkilerde başlar?

Yazar: Yeni Yaşam
21 Eylül 2026

Yatağa aç giden çocukların ülkesi

Yazar: Yeni Yaşam
21 Eylül 2026

Pasolini uyarıyor: Hepimiz tehlikedeyiz

Yazar: Yeni Yaşam
21 Eylül 2026

OVP’de GDO izleri

Yazar: Yeni Yaşam
21 Eylül 2026

İmralı’nın kapıları sonuna kadar açılmalıdır

Yazar: Yeni Yaşam
21 Eylül 2026

BM: 2025’te göç yollarında yaklaşık 8 bin kişi hayatını kaybetti

Yazar: Yeni Yaşam
21 Eylül 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır