• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
6 Ağustos 2026 Perşembe
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar

Beyaz tülbentli analar bu günahı yıkacak!-Türkan Yüksel

Yeni Yaşam Yazar: Yeni Yaşam
17 Mayıs 2019
Kategori: Yazarlar
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

Yaşamın ve yaşatmanın çok değerli olduğu evrensel doğa döngüsü içerisinde insanlık da kendi özellikleri ile yer almakta ve en büyük halkayı oluşturmaktadır. Canlılar içerisinde bu döngüyü sağlayanın yegâne varlık ise dişi, yani ‘Ana’dır. Ana kavramı Türkçe’de; bir şeyin temeli ya da bir yerde bulunan aynı tür şeylerin en işlevlisi, en büyüğü anlamlarına gelmektedir. Bu kavram doğrultusunda dahi ele alınırsa ‘ana’ her şeyin en büyüğüdür ve o halde öyle yaklaşılması da gereklidir. Fakat bugün var olan açlık grevi eylemcilerinin ANA’ larının içine girmiş olduğu haykırışları suç olarak ele alan yaklaşımlarla, Türk yargısı ve kolluk kuvvetleri Türk Dil Kurumu’yla çelişmekte ve suç işler pozisyona düşmektedirler.

Doğru bilinenlerin yanlışa döndüğü AKP iktidarı döneminde doğrular ve yanlışlar bir kez daha yer değiştirmiştir. Daha düne kadar çocuklarını ölüme terk eden, onlara işkence yapan anneler cezalandırılıyorken; bugün çocuklarını ölüme terk eden ve işkence yapan devlete karşı evlatlarını koruyan, korumak için de sadece haykıran ya da cezaevleri önünde belki de tabutları çıkacak olan evlatlarını bekleyen analar cezalandırılmakta ve hakaretlere maruz kalmaktadırlar. Ak ile karanın birbirine karıştığı bir ülke olan Türkiye’de birgün güneş aslında batıdan doğuyor derlerse kimse şaşıramayacaktır. Çünkü beyaz tülbentler yasaklandı, bağırmak yasaklandı, ‘her şey çok güzel olacak’ cümlesi yasaklandı, çocuklarını korumak istemi yasaklandı, hatta haykırmak dahi yasaklandı. Fakat aklıselim bir Türk hukukçu neler oluyor dahi demedi, hatta hukuk bu ayıpları saklayan bir maske görevi gördü. Türkiye’de neden güneş batıdan doğmasın ki?

İslamiyet’e göre, güneşin batıdan doğması kıyamet alameti değil miydi? O zaman bu, Türkiye’de gerçekten de kıyamet kopuyor demektir. Hatta kıyamet değil, kıyametler kopuyor demektir. Belki de o kıyametler çoktan koptu ve bizler cehennemdeyizdir. Cennet anaların ayakları altındaysa; bugün cennette gibi yaşamayı tüm insanlık için isteyen ve evlatları için cenneti arzulayan analarımızın ayaklarının altı dövülüyorsa, coplanıyorsa gerçekten de bizler cehennemde yaşıyoruz demektir. Cennet gibi olabilecek Türkiye’yi cehenneme çevirenler ise cehennem zebanilerinin ta kendisidirler. O zaman bu zebanilerde vicdan aramak ne kadar akla uygun olmaktadır. Vicdanı sorgulayacak aşamayı çoktan geçmişe benziyoruz. Bugün yapılacak en iyi şey bu cehennemden çıkmak olacaktır. Bunun için de tüm günahlardan arınmak gerekmektedir. Eğer bugün bu cehennemi yaşamamıza sebep olan durum geçmişte yaşadığımız hatalar ve yanlışlarsa, yani işlediğimiz suçlarsa bunu en erken fark eden yine ‘Analarımız’ olmuştur. Ki bugün günah çıkarmak için analık hakkının gereklerini yerine getirmek için canları pahasına mücadele yürütmektedirler. En doğal hakları olan dünyaya getirdikleri evlatlarına sahip çıkma haklarının gereklerini yerine getirerek bize yine demokrasi, vicdan ve bugüne kadar sessiz kalmanın suç olduğu dersini vermektedirler. Yani bugün Türkiye’de insanlık bu duruma sessiz kalarak en büyük suçu işlemektedir.

Açlık grevleri gibi bedenini gıdım gıdım ölüme yatırma durumu hala devam ediyor iken, şimdi de hapishanelerde iki grup ölüm orucuna başladı. Gıdım gıdım bedenin erimesi durumu artık daha hızlanmış, muhtemelen bunun sonunda alacağımız ölüm haberleri daha da kesinleşmiştir. Şimdi bunu bilen tutuklu annelerin bunu önlemeye çalışması nasıl suç sayılsın ki? Bu bir suç değildir, tam tersi buna sesiz kalmak ve ölüm oruçları gibi çok olağanüstü bir süreç yaşanıyorken her şeyin olağan olduğu gibi davranmak en büyük suç ve en büyük ayıptır. Bu durum başka bir ülkede yaşanıyor olsaydı, bu ülkeyi bata çıka yönetmeye çalışanlar şimdiye kadar ‘insanlar neden ölüyor diye’ ülke gündemlerine koymuşlardı. Fakat; kör sağır ve dilsizleri oynamak, bu durum reelde var iken yokmuş gibi davranmak, Türkiye’nin gündemine hala da girmemiş olması en büyük insanlık suçudur. Bu suçu ne bu eylemcilerin anaları ne diğer analar ne Türkiye halkları ne de Kürt halkı affedecek ve bu Türkiye’nin hukuk tarihine büyük bir suç olarak geçecektir. Fakat bu suçu yıkacak olan da beyaz tülbentli tutsak analarımız, ‘kutsal analarımız ‘olacaktır.

Yeni Yaşam

Yeni Yaşam

İlgiliYazılar

Hukuki güvence ihtiyacı

Yazar: Yeni Yaşam
6 Ağustos 2026

Türkiye’de Kürt sorunu etrafında yürütülen tartışmalar, tarihsel süreç boyunca dönemsel iklim değişikliklerine, siyasi retoriklere ve geçici yumuşama adımlarına sıklıkla sahne...

Çerçeve yasa ve tarihsel eşik

Yazar: Yeni Yaşam
6 Ağustos 2026

Tarih, kimi zaman uzun dönemlerin biriktirdiği çelişkilerin kısa zaman dilimlerinde açığa çıktığı eşiklerden ilerler. Gelinen her eşik aynı zamanda tarihsel...

Cenevre’de başka türlü bir ev

Yazar: Yeni Yaşam
6 Ağustos 2026

Burada ısrarla, kooperatifler, komünler ile ilgili şeyler yazdığımda bazı arkadaşlar, nedense bunu sadece mesela tarıma ilişkin gibi şey gibi görüyor...

Üçüncü kutbun yeniden inşası

Yazar: Yeni Yaşam
6 Ağustos 2026

Erdoğan rejimi, AKP-MHP-Ergenekon/Gladio ekseninde, faşizm istikametinde seyretmekte olan bir “Kutsal İttifak”tır. Erdoğan, iktidarının ilk on yılında takip ettiği muhafazakâr-liberal söylemi...

Ilımlı ve aydın ulusalcının son hali

Yazar: Yeni Yaşam
5 Ağustos 2026

Bu yazıyı yazdığım sırada Çerçeve Yasa’nın metni henüz açıklanmamıştı ve açıklandıktan sonra partilerin, özellikle Yeni Parti’nin nasıl bir tutum alacağı...

Temmuz ayı enflasyonu artarken, ücretlerdeki erime sürüyor

Yazar: Yeni Yaşam
4 Ağustos 2026

Temmuz ayı enflasyonu açıklandı. Artık bir klasik haline dönüşen bir gerçek var: TÜİK, ENAG ve İTO tarafından hesaplanan aylık ve...

Sonraki Haber

Yargının ‘iyi hal’leri bitmiyor!

SON HABERLER

YPJ Basın Sözcüsü: Sürece herkesten çok sahip çıkacağız

Yazar: Yeni Yaşam
6 Ağustos 2026

Av. Mahmut Şakar: Tek bir kanun değil, kanunlar süreci olacak

Yazar: Yeni Yaşam
6 Ağustos 2026

Erdoğan ile Bahçeli görüşecek

Yazar: Yeni Yaşam
6 Ağustos 2026

Türkiye’de gazeteler ‘Çerçeve yasa’yı nasıl gördü?

Yazar: Yeni Yaşam
6 Ağustos 2026

TJA aktivisti Hatice Başkale: Abdullah Öcalan’ın kapsam dışında bırakılması ‘sorunu’ hep diri tutacak

Yazar: Yeni Yaşam
6 Ağustos 2026

Hukukçular: Bu yasa çözüme bir kapı aralayacak

Yazar: Yeni Yaşam
6 Ağustos 2026

‘Çerçeve yasa’ dünya basınında

Yazar: Yeni Yaşam
6 Ağustos 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır