• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
2 Mayıs 2026 Cumartesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar

Bal tadında kezzap – Arif Altan

Yeni Yaşam Yazar: Yeni Yaşam
9 Haziran 2019
Kategori: Yazarlar
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

Bir elinde çay kaşığı ve ucunda azıcık bal, diğerinde kepçe ve ağzına kadar dolu kezzap. Kepçeyi geri çekip kaşığını uzatıyor, tatmak isteyen yerinden kıpırdamadan ağzını uzatıyor. Kopacak denli uzayan bir boyun, arkaya kaykılmış bir baş, karanlığa büzüşmeye yatkın bir açık ağız. Çabalar faydasız. Bu haliyle parlayan o bir damlacık saf kehribar, ulaşılacak gibi görünmüyor. Tatmak için yaklaşmak, en azından bir adım atmak gerekiyor. O adımı attıktan sonra bir adım daha ve sonrasında bir adım daha. İlk adımın küçük düşürdüğünü biliyor. Ama bir kez küçük düştükten sonra daha fazla küçük düşmek artık küçük düşürücü gibi gelmiyor. Gözü kapalı tam sınıra vardığında ve tam da balın tadına varmak için ağzını açtığında kaşık geri çekiliyor ve açık ağızdan gırtlağa kızgın kezzap boşaltılıyor. Kıvranışlar, çırpınışlar, can çekişmeler ve nihayetinde ölüm bekleniyor. Mucize bu ya, umulanın tam tersi oluyor! Öyle bir şartlanmışlık ki, kezzap bal etkisi gösteriyor. Ne kuşkulu yorgunluklar ne uzuvların belirgin rahatsızlıkları. Şaşırtıcı bir canlılık, huzursuz edici matlıklardan muaf sıhhat taşkını bir ışıltılı coşkunluk. Tereddüt ve çekince emareleri, fiziki dengeyi tehdit edici belirtiler görünmüyor. Onda, ıstırapların derin dehlizlerine sürükleyen tahripkâr süreçlerin izlerini, bedensel ve onu izleyen ruhsal çözülüşün asli kalıntılarını, dinamik nüanslarını aramak nafile. Kezzap iyi geliyor, hatta üstüne bir kâse baldıran bile görünüme çakırkeyif bir hoşluk katıyor. Oluşun bulanıklığı içinde karakterin lime lime dökülüşünü görmek ve duymak ne mümkün. İkincil düşler ve yan duygularla asal kabalıkların karışımı bir yığınsal çökelti değil, gördüğümüz diri bir form, çizgi ve kaslarıyla uyumlu kaskatı bir sağlıklı bünye.

Şirketin buyruğu, iktidarların arayışı, liberallerin buluşuydu. Zarif şekilde yorumlanması gereken tarihi dönem sonlarının o zaruri merhamet krizi anlarına denk gelen, sayısız belirsizliklerle yumuşatılmış bir incelik gösterisi. Köle kimliğine yönelik o okşayıcı sevecen vurgu hep aynı mecburiyetten. Devlet şirketi lehine, sömürge ahalisini kendi varlığının hilafına doyurmak iktidarların yamyam hiddetini, liberallerin yılansı zekâsını gerektirirdi. Yine de bal niyetine kezzabı sindirebilen aşırı alışkın bir bünye ve alçalışa yeterli esnekliği olan bir karakter zafiyetinin de buna eşlik etmesi farzdı. Çektiği acıya değebilen her laf, kaşığın ucundaki baldan da tatlı. Ama bu bile, koloninin sürüler halinde biat ettikleri halde hep karşı koymuş gibi öne atılan yandaşlar içindi sadece. Her yıkım esnasında ve her seçim öncesinde ağızlarında hep aynı yumuşak sözler, sömürgeciye artık inanmayanı değil de yalnızca sersem bir dalgınlıkla yoldan sapmışları burnundan tutup yeniden yola getirmek üzere.

Kimi katledip kimi kolladığına bakmalı her zaman, balı uzatırken de kezzabı içirirken de. Kitlesel iç kıyımların kitlesel bir rahatlama gibi kabul gördüğü, sınır ötesi vandallıkların gizli bir merhamet ve yardımseverlik gibi işitilmez kılındığı zamanlara denk gelir hep. Çiftliğindeki köle çocuğun başını ezer gibi yerli dilinden iki kelimeyi ezip çiğnediğinde, endişenin makul bir safhasındaki rahatlığı sunduğunu bilir. Can çekişenlerden bile bu rahatlıktan soluması ve onu izlemesi beklenir. Söylediklerinin hiçbir anlama gelmediğini sezer de bir hiç karşılığında, en anlamsızından bir söz oyunuyla sömürgeci geleneğin yine de kurtarılması gerektiğine ikna edilir herkes. İçeriksiz ve boş diye yüz ekşiteni çok. Ama zaten en ahmak sözcük oyunları karşılayabilirdi, köylülüğünden göçüp tüm koloni sakinlerinin topluca iltica ettiğine inandırıldığı orta sınıf şehirliliğin yavan gevşekliğini. Ezeli yanılsamayı ebedi bir gerçek diye yaşatan vahşi düzen temsilcilerinden biri gidip öteki gelirken hepsinin de dayandığı aynı zaaf, kurbanlarının meyilli göründüğü aynı istekli çözülüş. Meselenin özüne dokunmayan gönül alıcı bir tek söz, yenilenmiş hayal kırıklıklarının uyandırabileceği tüm ilgisizliğe bir anda son verebildiği görülmemiş bir şey değil. Vazgeçmemeleri o yüzden, yutturdukları kezzabın bir kez daha bal etkisi göstereceğinden zerre şüphe duymadıklarından.

Yeni Yaşam

Yeni Yaşam

İlgiliYazılar

Türkiye NATO’nun ‘ileri üs bölgesi’ mi oluyor?

Yazar: Yeni Yaşam
2 Mayıs 2026

Önce Rusya-Ukrayna savaşı, ardından ABD’nin birçok ülkeyi tehdit eden çıkışları ve nihayet ABD ile İsrail’in İran’a saldırısıyla zirveye ulaşan, ekonomik...

1 Mayıs: Almanya’da sıradan bir gün

Yazar: Yeni Yaşam
2 Mayıs 2026

Savaş ve kriz sarmalı Almanya’daki egemen siyaseti ve temsil ettikleri sermaye fraksiyonlarını her zamanki yöntemlerine başvurmaya itiyor: Krizin ve militarist...

Madencinin zaferi ve 1 Mayıs

Yazar: Yeni Yaşam
1 Mayıs 2026

Maden işçilerinin destansı direnişi, 1 Mayıs öncesi tüm emekçilere yeni bir moral ve güç kaynağı oldu. Önce bastıracaklarını düşündüler. İşçilerin...

140 yıl sonra 1 Mayıs’ta Dünya ve Türkiye işçi sınıfının durumu

Yazar: Yeni Yaşam
1 Mayıs 2026

Bundan 140 yıl önce ABD’de 13.000 işyerinde çalışan 300.000 işçi iş bırakarak sokaklara çıktı. Eylemlerinin nedeni, günde 16 saati bulan...

1 Mayıs’a doğru mücadelenin yaşamla, yaşamda kesişimi

Yazar: Yeni Yaşam
1 Mayıs 2026

1 Mayıs arifesinde Doruk Maden işçileri; –açız- diye başlattığı Eskişehir’den Ankara yürüyerek gelip biber gazına rağmen sürdürdükleri direnişi tamamladılar. Aylardır...

Suriye’de neler oluyor?

Yazar: Yeni Yaşam
1 Mayıs 2026

Suriye hükümeti ile SDG arasındaki entegrasyon antlaşmaları bütün hızıyla devam ederken ileriye dönük bir gelişmeye de şahit olmuyoruz.  Nasreddin Hoca’nın...

Sonraki Haber

Hasankeyf için henüz geç değil

SON HABERLER

Gelin duvarları birlikte yıkalım

Yazar: Yeni Yaşam
2 Mayıs 2026

Türkiye NATO’nun ‘ileri üs bölgesi’ mi oluyor?

Yazar: Yeni Yaşam
2 Mayıs 2026

Göç yollarında kadın emeği: Urfa’nın görünmeyen işçileri

Yazar: Yeni Yaşam
2 Mayıs 2026

1 Mayıs: Almanya’da sıradan bir gün

Yazar: Yeni Yaşam
2 Mayıs 2026

Avrupa’da 1 Mayıs: Norveç’ten İsviçre’ye Kürtler meydanlardaydı

Yazar: Yeni Yaşam
1 Mayıs 2026

1. Lig’de son hafta: Süper Lig’e çıkacak ikinci takım yarın belli oluyor

Yazar: Yeni Yaşam
1 Mayıs 2026

İsrail ordusu Lübnan’da manastır vurdu: Ateşkese rağmen can kaybı artıyor

Yazar: Yeni Yaşam
1 Mayıs 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır