• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
2 Mayıs 2026 Cumartesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar

Kırk katır ile kırk satır arasında-Pakrat Estukyan

Yeni Yaşam Yazar: Yeni Yaşam
11 Haziran 2019
Kategori: Yazarlar
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

Türkiye insanının belki de en önemli meselesi iyi ile kötünün, doğru ile yanlışın net bir şekilde ayrışamamasıdır. Ehveni şer’e mahkûmuz. İyi ile kötü arasında değil, kötü ile daha kötü arasında seçim yapmaya mecbur kalıyoruz. “Temiz” dendiğinde ilk anımsayacağım isimlerdendir Berkin Elvan. Deniz Gezmiş de öyle. Ama bunu söylediğinde savcılar, densiz bir muhbirin “Teröristleri övüyor” ihbarıyla soruşturma açabiliyor. Emektar şarkıcı Alpay, şimdi bu saçma suçlamaya karşı kendini savunmak zorunda kalacak.

Suçlama hazır: ‘Terör örgütüne üye olmadığı halde terör propagandası yapmak…’ Muhbirler zamanın ruhuna uygun bir halde, her an, her yerdeler. Anaokulu boyama kitabında domuz resmi var denilerek, anaokulu öğretmeni ihbar ediliyor örneğin. Can Dündar’ın çektiği ‘Mustafa’ belgeselini de ihbar etmişlerdi, “Atamız sigara içmez” diyerek. AKP cenahından biri, CHP İstanbul adayı Ekrem İmamoğlu’na sataşmak için “Pontusludur” deyiverdi. Aklınca gâvur demeye getiriyor. İyi de, orta Karadeniz’den doğuya doğru bütün bir sahil halkı Pontusludur zaten.

Tıpkı Adanalı, Maraşlı, Antepli, Mersinlinin Kilikyalı olduğu gibi, Sivas’tan doğuya uzanan platoda yaşayanlar da Ermenistanlıdır. Edirnelinin, Tekirdağlının Trakyalı olması ne kadar doğalsa, Trabzonlu, Giresunlu, Rizelinin Pontuslu, Adanalı, Maraşlının Kilikyalı, Nevşehirli, Kayserilinin Kapadokyalı veya Erzurumlunun Muşlunun Ermenistanlı olması da o denli doğaldır. Sonuçta Ermenistan denen coğrafya bugünkü Ermenistan Cumhuriyeti’nin yüzölçümünden çok daha geniş bir alanı kapsar ve idari değil tarihsel bir tanımdır. Ancak kafalar ‘milli eğitim’ çamaşırhanesinde yıkanınca o doğallık görülmez oluyor. Bu tanımlar hakaret maksadıyla kullanılıyor ve muhatabı da “E, ne olmuş yani?” diye soracağına, ne kadar saf Türk olduğunu kanıtlamaya girişiyor. Hatta hızını alamayıp, Topal Osman gibi kötücül bir karakterin torunu olmakla övünmeye çalışıyor.

CHP’li Kartal Belediye Başkanı’nın, Ermeni Soykırımı’ndaki rolü yüzünden idam edilen Boğazlıyan Kaymakamı güzellemeleri, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Ermeni Soykırımı’nın failleri olan Enver ve Talat paşalar için ‘ecdadımız’ demesi günümüzde kendini ‘ulusalcı’ diye tanımlayan faşistlerin Ergenekon hayranlığı ile örtüşüyor. Yakın geçmişte bir dizi komployu uygulamakla ve devamını tasarlamakla suçlanan Ergenekoncular, hükümetin strateji değiştirmesi ile bir günde aklandılar.

Dönemin başbakan yardımcısı Yalçın Akdoğan’ın “Milli ordumuza kumpas kurmuşlar” sözü işaret fişeği oldu ve ‘bağımsız yargı’ bir günde tüm o ağır suçlamaları düşürdü. Cumhuriyet Gazetesi’ne atılan el bombaları, Danıştay saldırısı, Zihr vadisinde ele geçen mühimmat, Koç Müzesi’nde sergilenen denizaltıdaki patlayıcılar, Türk Ortodoks Patrikhanesi’ndeki toplantılar, dönemin Ermeni patriğine karşı tasarlanan suikast timinin kadro ve eylem planları cevapları verilememiş sorular olarak arşivlere gönderildi. Mesele sadece kurmaca bir tarih anlatımının yol açtığı bilgi eksikliği değil, yaşadığımız zaman diliminde dahi kurgulanan algı operasyonunun yol açtığı çarpıtmaların etkilerini yaşıyoruz. ‘Ermeniler ve Rumlar ihanet etti’, ‘Dersimliler isyan etti’ ve ‘Milli ordumuza kumpas kurdular’ aynı yalan beyanın değişik zamanlardaki tezahürleridir. Acı olan ise kırk katır ile kırk satır arasında tercihe zorlanmamız.

Beter ile beterin beteri arasında bir seçim yapacağız. Hani ‘yukarı tükürsen bıyık, aşağı tükürsen sakal’ misali her tercihin pisliği yine bize bulaşacak. Anladım, “Aşağı-yukarı değil, namussuzun yüzüne tükür” dediğinizi duyar gibiyim. Yüz yıldan beri değil, bin yıldan, binlerce yıldan beri bunu ben de biliyorum. İşte o yüzdendir ‘temiz’ dendiğinde Berkin Elvan’ı, Deniz Gezmişi ve onların binlerce yoldaşını anımsamam. Her fırsatta ülkücü gelenekten geldiğini söyleyen bir Mansur Yavaş, Topal Osman’ın torunuyum diyen bir Ekrem İmamoğlu’nu desteklemek için bağrımıza taş basalım dedik de, o taş gitgide bağrımızı ezecek gibi görünüyor.

Yeni Yaşam

Yeni Yaşam

İlgiliYazılar

Türkiye NATO’nun ‘ileri üs bölgesi’ mi oluyor?

Yazar: Yeni Yaşam
2 Mayıs 2026

Önce Rusya-Ukrayna savaşı, ardından ABD’nin birçok ülkeyi tehdit eden çıkışları ve nihayet ABD ile İsrail’in İran’a saldırısıyla zirveye ulaşan, ekonomik...

1 Mayıs: Almanya’da sıradan bir gün

Yazar: Yeni Yaşam
2 Mayıs 2026

Savaş ve kriz sarmalı Almanya’daki egemen siyaseti ve temsil ettikleri sermaye fraksiyonlarını her zamanki yöntemlerine başvurmaya itiyor: Krizin ve militarist...

Madencinin zaferi ve 1 Mayıs

Yazar: Yeni Yaşam
1 Mayıs 2026

Maden işçilerinin destansı direnişi, 1 Mayıs öncesi tüm emekçilere yeni bir moral ve güç kaynağı oldu. Önce bastıracaklarını düşündüler. İşçilerin...

140 yıl sonra 1 Mayıs’ta Dünya ve Türkiye işçi sınıfının durumu

Yazar: Yeni Yaşam
1 Mayıs 2026

Bundan 140 yıl önce ABD’de 13.000 işyerinde çalışan 300.000 işçi iş bırakarak sokaklara çıktı. Eylemlerinin nedeni, günde 16 saati bulan...

1 Mayıs’a doğru mücadelenin yaşamla, yaşamda kesişimi

Yazar: Yeni Yaşam
1 Mayıs 2026

1 Mayıs arifesinde Doruk Maden işçileri; –açız- diye başlattığı Eskişehir’den Ankara yürüyerek gelip biber gazına rağmen sürdürdükleri direnişi tamamladılar. Aylardır...

Suriye’de neler oluyor?

Yazar: Yeni Yaşam
1 Mayıs 2026

Suriye hükümeti ile SDG arasındaki entegrasyon antlaşmaları bütün hızıyla devam ederken ileriye dönük bir gelişmeye de şahit olmuyoruz.  Nasreddin Hoca’nın...

Sonraki Haber

Filtresiz kireç ocağı zehirliyor

SON HABERLER

Gelin duvarları birlikte yıkalım

Yazar: Yeni Yaşam
2 Mayıs 2026

Türkiye NATO’nun ‘ileri üs bölgesi’ mi oluyor?

Yazar: Yeni Yaşam
2 Mayıs 2026

Göç yollarında kadın emeği: Urfa’nın görünmeyen işçileri

Yazar: Yeni Yaşam
2 Mayıs 2026

1 Mayıs: Almanya’da sıradan bir gün

Yazar: Yeni Yaşam
2 Mayıs 2026

Avrupa’da 1 Mayıs: Norveç’ten İsviçre’ye Kürtler meydanlardaydı

Yazar: Yeni Yaşam
1 Mayıs 2026

1. Lig’de son hafta: Süper Lig’e çıkacak ikinci takım yarın belli oluyor

Yazar: Yeni Yaşam
1 Mayıs 2026

İsrail ordusu Lübnan’da manastır vurdu: Ateşkese rağmen can kaybı artıyor

Yazar: Yeni Yaşam
1 Mayıs 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır