• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
11 Ocak 2026 Pazar
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar Aziz Tunç

ABD’nin korsanlığı ve Halep’te Kürtlere saldırı

11 Ocak 2026 Pazar - 00:00
Kategori: Aziz Tunç, Yazarlar

Dünyada, bölgede ve ülkede sosyal ve siyasal gelişmelerin takip edilemez bir hızla yaşandığı bilinmektedir. Böyle olunca, geleceği kendi çıkarlarına göre planlayan haramilerin yaptıkları çeşitli düzenlemeler, aldıkları kararlar ve kurdukları ittifaklar gözden kaçabilmektedir.

Son on günde yaşananlar alt alta yazıldığında, bu gerçek çarpıcı bir biçimde ortaya çıkmaktadır.

Kısa süre önce Türk askerî yetkilileri, “HTŞ isterse Suriye’ye askerî yardım yapabileceklerini” belirtmişlerdir. Bu bilgiyi aklımızda tutarak devam edelim.

3 Ocak 2026’da ABD, Venezuela Devlet Başkanı Maduro’yu kaçırdı. ABD Başkanı Trump, Venezuela halkının petrolüne ve altınına el koymak için yaptığı bu emperyalist haydutluğu, dünya halklarının gözlerinin içine bakarak, hiçbir gerekçe üretmeye, hiçbir kamuflaj yapmaya gerek görmeden savundu.

Trump’ın bu zorbalığına dünya devletlerinin önemli bir kısmı, kerhen de olsa tepki gösterdi. Buna karşın Türk devleti bekledi.

Birkaç gün süren sessizlikten sonra, 6 Ocak’ta Erdoğan, Trump ile “bölgenin ve dünyanın sorunlarını ele aldıkları” bir telefon görüşmesi yaptı. Görüşmenin ardından, ABD’nin yaptığı korsanlığa dair oldukça mutedil bir açıklama yapıldı.

Bu arada Paris’te, ABD, İsrail, HTŞ ve Türk devlet yetkililerinin katıldığı bir toplantı gerçekleştirildi. Bu toplantıda HTŞ ile İsrail arasında bir anlaşma sağlandığı görüldü. Alınan kararlar bundan ibaret değildi. Söz konusu toplantıda, bütün katılımcı güçlerin Kürtlere karşı da bir ortaklık geliştirdikleri anlaşılmaktadır. Bu sonucu görebilmek için toplantı tutanaklarını okumuş olmaya değil, bölgede yaşananlara bakmak yeterlidir.

6 Ocak’ta Bahçeli, yaptığı grup konuşmasında, resmî açıklamadan daha sert bir tutum sergileyerek, hem Türk devletinin Maduro’yla olan sözde dostluğunu göstermiş hem de ucuz bir ABD karşıtlığı ve hamasi bir gösteri yapmıştır. Böylece ılımlı olan resmî açıklamayı dengelemeye çalışmıştır.

Bahçeli’nin konuşmasında konumuzla ilgili boyutlar bulunmaktadır. Bahçeli, “emperyalist köpek” diye tanımladığı Trump’la aynı mantığı ve aynı dili kullanarak, Rojava’nın büyük bir petrol zenginliğine sahip olduğunu belirtmiştir. Bahçeli devamla, bu zenginliğe sözde uşakları HTŞ adına, ama gerçekte kendi adlarına, “mutabakatla ya da zorla” el koyacaklarını ifade etmiştir. Bu tutum, Trump’ın utanmazlığının ve pervasızlığının aynısıdır.

Bahçeli’nin Türk devletinin gerçek niyetini bir kez daha ortaya koyduğu bu konuşmasını yaptığı sırada, Halep’te Kürtlere yönelik saldırılar başlamıştır.

Şimdi bu olup bitenlerin birbiriyle ve Halep’te Kürtlere yapılan saldırılarla ilişkisini anlamaya çalışalım.

Türk devleti, ABD’nin Venezuela’ya saldırmasını bir fırsata çevirerek ve ayrıca HTŞ’ye yardımcı olmak adına, HTŞ’ci ve DAİŞ’çi çetelerle birlikte, Halep’te Kürtlere yönelik bu saldırıyı gerçekleştirmiştir. Bu saldırı, aynı zamanda ABD’nin ve İsrail’in doğrudan ya da dolaylı onayıyla yapılmıştır.

Zaten yapılan toplantılarda ve Trump’la gerçekleştirilen telefon görüşmesinde, “bölgenin sorunlarının” ele alındığı ifade edilmiştir.

“Bölgenin sorunları” denildiğinde, en başta Kürt sorununun geldiği bilinmektedir. Bu sorunun şimdilik Rojava’yı teslim olmaya zorlamasından dolayı düğümlendiği açıktır. Ayrıca barış ve demokratik toplum sürecinin ilerlememesinin nedeninin de  Türk devletinin Rojava’nın iradesini kırmayı dayatması olduğu cümlenin malumudur. Zira Türk devleti, geleceğini Kürtlerin iradesini kırmaya bağlamıştır.

Öte yanda Türk devletinin uzun süredir böyle bir saldırıya hazırlık yaptığı da ortadadır.

Dolayısıyla Halep’te Kürtlere yönelik saldırı, spesifik, geçici ya da yerel nedenlerden kaynaklanan bir saldırı değildir. Bu saldırı, Erdoğan’ın Trump’ın gerçekleştirdiği korsanlığa yüksek sesle karşı çıkmayarak, yani bu saldırıyı fırsata çevirerek, Kürtlere yönelik sürdürdüğü savaşı daha da tırmandırmasıdır.

Trump’ın korsanlığının Erdoğan’da bir korku yaratmadığı, beka endişesi doğurmadığı; aksine Erdoğan ile Trump arasındaki işbirliğini güçlendirdiği anlaşılmaktadır. Çünkü her iki zorbanın da birbirine ihtiyacı vardır. Erdoğan, Trump’a hizmet etmekten geri durmazken ve onun korsanlığına fazla ses çıkarmazken, Trump da Erdoğan’ın Rojava’ya yönelik saldırılarına göz yummaktadır.

Benzer şekilde İran’ın zorba molla rejimine karşı direnen Kürt halkının özgürlük mücadelesi, Türk devletinin kâbusu niteliğindedir. Türk devletinin bu korkusunu paylaşan ABD’nin ve İsrail’in, tam da bu nedenle, yani Türk devleti Kürtlerin özgürleşmesini istemediği için, İran’da molla rejiminin varlığına göz yummaktadırlar.

Elbette Türk devletinin, İran molla rejiminin  ve Suriye’deki bilumum DAİŞ’çi çetelerin Kürtlere karşı sürdürdükleri bu savaşta, başta Kürtler olmak üzere bütün halklar büyük acılar yaşayacaktır.

Bütün bu gelişmelere rağmen haklı olduklarını bilen ve inançlarına sarılan Kürtlerin bu savaştan da kazanarak çıkacaklarından, Kürtlerin düşmanlarının kaybedeceklerinden kimsenin kuşkusu olmamalıdır. Çünkü inananlar yaratır, yaratanlar kazanır.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

YPJ: Kadın Savunma Güçleri geri adım atmayacak

Sonraki Haber

Sermayenin zorbalığı ve insanlığın çıkış yolu

Sonraki Haber

Sermayenin zorbalığı ve insanlığın çıkış yolu

SON HABERLER

Kadınlar savaşa ve şiddete karşı alanlarda: Barış ve eşit yaşam istiyoruz

Yazar: Nazlı Buket Yazıcı
11 Ocak 2026

Halep’te yaşamını yitirenlerin cenazeleri ve yaralılar çıkarıldı

Yazar: Nazlı Buket Yazıcı
11 Ocak 2026

‘Barış bu ülkenin temel ihtiyacıdır’

Yazar: Nazlı Buket Yazıcı
11 Ocak 2026

Ahlat Cezaevi’nde tutsaklar açlık grevinde

Yazar: Nazlı Buket Yazıcı
11 Ocak 2026

PJAK üyesi Xurasan: İran’daki isyanlar özgürlük yürüyüşü

Yazar: Nazlı Buket Yazıcı
11 Ocak 2026

Mazlum Ebdi: Uluslararası tarafların arabuluculuğuyla ateşkes anlaşmasına varıldı

Yazar: Bedri Adanır
11 Ocak 2026

Halep’te Kürtlerin direnişi 5’inci gününde: Ateşkes sağlandı | Canlı Blog

Yazar: Bedri Adanır
11 Ocak 2026

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır