Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik uluslararası komplonun 28’inci yılına ilişkin konuşan yeğeni Gülsüm Öcalan, ‘Önderliğimizin özgür olmasını ve artık aramızda olmasını istiyoruz’ dedi
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik 9 Ekim 1998’de başlatılan uluslararası komplonun üzerinden 28 yıl geçti. Abdullah Öcalan’ın, 25 Mart 2021’de kardeşi Mehmet Öcalan ile yaptığı kesintili bir telefon görüşmesinin ardından 43 aydır tecrit devam ediyor. Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025’te yaptığı “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı” ile süreç yeni bir aşamaya taşınırken, İmralı’da tecrit sürüyor.
Komplonun 28’inci yıl dönümünde Abdullah Öcalan’ın yeğeni Gülsüm Öcalan, o dönem yaşananları ve devam eden tecrit durumunu anlattı.
Haber almak çok zordu
28 yıl önce henüz çocukken yaşadıkları komployu Gülsüm Öcalan, bu dönemde yaşanan gelişmelerle ilgili haber almakta zorlandıklarını, babalarının Abdullah Öcalan’ın durumunu televizyondaki haberlerden sürekli takip ettiğini, kardeşleriyle birlikte amcalarına dair bilgiyi babalarına sorup öğrendiklerini anlattı.
Komplo yıllarında sürekli baskı
Gülsüm Öcalan, komplonun yaşandığı yıllarda aile üzerinde ciddi baskılar olduğunu kaydetti ve şu sözleri ekledi:
“Aile üzerinde de çok büyük bir baskı vardı. Bundan kaynaklı olarak iletişim kurulması da çok zordu. Yalnızca kendi kanallarımızdan dinlediğimiz ve izlediğimiz kadarıyla haber alabiliyorduk. Aile üzerinde çok büyük baskılar vardı. Evimiz Adana’daydı. Bir gece ev basıldı, bütün ev altüst edildi, yataklar dağıtıldı. İzmir’de bir ailenin yanında kaldığımız bir gece de o ev basıldı ve hepimiz gözaltına alındık. O zaman ben çok küçüktüm. Diğer kardeşlerim, ablam ve abim de gözaltına alındı. Hepimiz birlikte gözaltına alındık. Babam yaklaşık 90 gün işkencede kaldı. Bu benim hafızamda hep kaldı, hiç unutmuyorum. Gözaltı süresinde lavaboya gitmek istediğimi söyledim. Bir kadın polis geldi ve beni götürdüğü sırada göz ucuyla babamı gördüm. Bu görüntü benim aklımda kaldı ve hiç çıkmadı. İşkence yapıldığını gördüm.”
43 aydır mutlak tecrit uygulanıyor
Gülsüm Öcalan, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın kardeşiyle kesintili bir telefon görüşmesi gerçekleştirebildiği 25 Mart 2021 tarihinden bu yana mutlak bir tecridin uygulandığını ifade etti, bu durumla ilgili şunları aktardı:
“Özellikle kardeşleri Mehmet Öcalan ve Fatma Öcalan açısından da bu durum çok önemliydi. Önderlik beş yıl boyunca tam tecrit altında bırakıldı ve 27 yıldır da bu tecrit devam ediyor. Bu tecrit süresi boyunca aslında hiçbir zaman tecridin azaltılması ya da kaldırılması yönünde bir durum olmadı.”
Gülsüm Öcalan, yürütülen sürece rağmen devam eden tecritle ilgili şu sözleri kullandı:
“2025’te bu sürece adım atıldı. Ancak bu süreçte dahi tecridin devam ettiğini görüyoruz biz aile olarak. Suriye’den çıkış sebebi de zaten müzakere ve barış içinde yeniden bir sürecin başlamasıydı. Avrupa’ya gidişinin amacı müzakere ve barıştı. O dönemde Önderliğin aldığı karar da buydu. Bugüne baktığımızda da zaten barış ve müzakere için mücadele veriyor. Avrupa’ya gittiğinde yeniden ihanete uğraması, orada komplonun kurulması ve Türkiye’ye teslim edilmesi, aslında barışa bıçak saplanmış gibi oldu. Bu durum o dönemde sadece Kürt halkı ya da Kürt kimliği açısından değil, bütün halklar açısından böyleydi.”
Öcalan özgür ve halkının arasında olmalı
Gülsüm Öcalan, şu çağrıda bulundu:
“Şu anki barış ve çözüm sürecinde de Kürt halkının önderi aynı adımla, aynı anlayışla hareket ediyor ve süreci zorluyor. Biz ailesi olarak tecridin kaldırılmasını istiyoruz. Bir an önce somut adımların atılmasını, ilk etapta tecridin kaldırılmasını istiyoruz. Ailesinin onunla görüşme hakkını kısıtlanmadan kullanabilmesi ve onun da ailesiyle görüşebilmesi gerekiyor. Biz ailesi olarak tecridin kalkmasını, Önderliğimizin özgür olmasını ve artık aramızda olmasını istiyoruz.”









