HTŞ’nin Halep’te Kürtlere yönelik saldırılarına tepki gösteren Alevi inanç örgütleri, ‘İnancımız savaşı kutsamaz, barış inancıdır. Hiçbir Alevi, Kürt halkına yapılan zulme sessiz kalmamalıdır’ dedi
Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), Ankara Dersimliler Derneği ile Ankara Vartolular Derneği (Varto-Der) HTŞ’nin Halep’te bulunan Kürt mahalleleri ile Dêr Hafir ve Tişrîn Barajı’na yönelik saldırılarına ilişkin Varto-Der şube binasında basın toplantısı gerçekleştirdi.
Açıklamayı yapan DAD Ankara Şube Eşbaşkanı Melahat Teke, saldırıların Kuzey ve Doğu Suriye’de kurulan özgürlükçü ve eşit yaşama karşı olduğunu söyleyerek, “Rojava’da halkların rızasına dayalı, eşitliği ve birlikte yaşamı esas alan toplumsal model; karanlığa karşı yakılmış bir umut alanıdır. Tam da bu nedenle hedef alınmaktadır” dedi.
Melahat Teke, Halep’te Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê mahallelerine dönük başlayan ardından Dêr Hafir ve Tişrîn Barajı’nda devam eden saldırıların sadece bir çatışma olarak nitelendirilemeyeceğini, bunun bir halkı tasfiye etmeye yönelik imha politikası olduğunu belirtti. HTŞ’nin aynı imha politikasını ve saldırılarını Dürzilere ve Alevilere uyguladığını hatırlatan Melahat Teke, “Bugün aynı karanlık çizginin Kürt halkını ve Halep’in çok kimlikli yaşamını hedef aldığı görülmektedir. İnanç ve kimlik temelli saldırılar; Kürtleri, Alevileri, Ezidîleri, Hristiyanları ve demokratik bir Suriye’den yana tutum alan Sünni Arapları da içine alan geniş bir ‘ötekiler’ listesini hedefe koymaktadır. Bu, tekçiliğin ve zor yoluyla hâkimiyet kurmanın siyasetidir” ifadelerini kullandı.
‘Sessizlik suçun normalleşmesine hizmet ediyor’
Bu saldırılarda özellikle kadınların hedef alındığının altını çizen Melahat Teke, “Bu yaklaşım, savaşın yalnızca silahla değil; beden üzerinden, özellikle kadın bedeni üzerinden yürütüldüğünü gösteren ağır bir suç rejimidir. Kadınlara dönük bu saldırılar, savaşın toplumsal dokuyu parçalama yöntemidir; bu nedenle sessizlik, suçun normalleşmesine hizmet eder” şeklinde konuştu.
‘Halkların öz iradesini kırma girişimi’
Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırıların, ulus-devletlerin Rojava modeline tepkisi olduğunu belirten Melahat Teke, “Rojava’da halkların rızasına dayalı, eşitliği ve birlikte yaşamı esas alan toplumsal model; karanlığa karşı yakılmış bir umut alanıdır. Tam da bu nedenle hedef alınmaktadır. Şex Maqsûd ve Eşrefiyê’ye dönük saldırılar, Rojava’nın inşa ettiği eşitlikçi yaşamı hedef alan ve halkların öz iradesini kırma girişimidir” dedi.
Medya diline eleştiri
Saldırıları meşrulaştıran Türkiye’deki medyanın diline değinen Melahat Teke, bu dilin değişmesi gerektiğini kaydetti. Melahat Teke, ”Yanı başımızda katliamlar sürerken Türkiye’deki kamuoyunun ve medyanın bir bölümünün sessizliği, çarpıtması ya da saldırıları meşrulaştıran bir dil kurması kabul edilemezdir. Nefreti çoğaltan, hedef gösteren ve şiddeti sıradanlaştıran dil, barışın karşısında konumlanır. Barış, önce dilde başlar; bizler nefret dilini reddediyoruz” diye aktardı.
“Bizler Aleviler olarak, inancımız gereği her türlü zulmün karşısında mazlum halkın yanındayız” diyen Melahat Tekke, şunları kaydetti “Saldırılar derhal durdurulmalı; sivillerin güvenliği sağlanmalı; insani yardım ve sağlık erişimi kesintisiz açılmalı; kadınlara yönelik saldırı ve işkence dahil tüm ağır ihlaller için bağımsız soruşturma süreçleri işletilmelidir.”
ANKARA









