Futbol arenasında yıllardır Amedspor olarak Türkiye liglerinde mücadele eden Diyarbakır’ın en genç spor kurumu nihayet bütün olumsuzluklara rağmen Süper Lig’e çıktı. Bu olumsuzluklardan bahsetmek gerekir. Gittiği yabancı saha maçlarında karşı takımın taraftarları tarafından ırkçı söylemleriyle karşılanmış, yöneticileri misafir localarında saldırıya uğramış, bazı statlarda Kürdistan’da faili meçhul cinayetlerin sembol isimlerinin ve araçlarının pankartlarıyla tahrik edilmiş ve maç esnasında türbinlerden atılan spor ahlakına uygun olmayan malzemelerle hakarete uğramış ve daha birçok baskılara maruz kalmıştır. Ayrıca TFF tarafından ceza yağmuruna tutulmuştur. Bazı siyasi parti liderlerinin Amedspor’u aşağılayıcı söylemleri de bu gibi eylemlere çanak tutmuştur. Hakemlerin de Amedspor maçlarındaki kararları tartışmalara yol açmıştır. Amedspor takımı özellikle de Kürt sporseverlerin desteklediği bir takım oldu. Nasıl ki, İspanya’da Katalan takımı Barcelona ve Bask takımı Atletico Bilbao taraftarları takımlarını desteklemişse Kürt halkı da kendi takımlarını canı gönülden destek sunmuştur. Dünyada bunun birçok örneği vardır. Brezilya’da futbolcu Socrates, Almanya’da Breitner, Arjantin’de Maradona gibi dünyaca ünlü isimler futbolun sahada oynanması gereken bir oyun olduğunu savunmuştur. Türkiye’de ise Metin Kurt bu gurubun içindedir. Portekiz diktatörü Antonio de Oliveria Salazar 3 F formülüyle halkını otoriter rejimin 30 yıl boyunca nasıl uyuttuğunu açıklar. İspanya’da Franco rejimi de bu formülü devam etmiştir ama futbol 3 F tanımlanmasının ötesinde bir spor dalıdır. Amedspor yönetiminin önümüzdeki sezonda bu karşıtlığa göre önemli tedbirler alması gerekir. Şimdiden bilinçli bir taraftar kitlesini örgütlemelidir. Kulübe zarar verecek hareketlerin önüne geçilmesi farzdır. Başarının devamı için spor ahlakını temsil eden bir takım olması önemlidir. En önemli başarı da alt yapının verimli bir şekilde değerlendirilmesidir. Amedspor’un başarısı bölgedeki bütün takımlara örnek olmuştur. Amedspor duruşuyla bir üst kimlik takımıdır. Bu sezon bölge takımları ülkede spor atmosferine damga vurdu. Batman Petrolspor bir üst lige çıktı. Van ve Iğdır zaten oradalar. Cumartesi günü Muşspor ile Mardinspor 1969 takımlarından birisi daha bir üst lige çıkacak. Mardinspor kurulduğu 1969 yılında o takımın bir oyuncusu olarak gönlüm Mardinspor’dan yana. Hangi takım çıkarsa çıksın futbolun ruhuna yakışan bir mücadele olmasını temenni ederim.
Spor alanında bu güzel gelişmeleri yaşarken günlük yaşamımızdaki olumsuz koşullar sevincimizi kursağımızda bırakıyor. İnsanlar bir yandan geçim sıkıntısı çekerken demokrasi ve adalet ileriye gideceğine gittikçe çağdaş yaşam kriterlerinden uzaklaşıyor. Gülistan Doku davasında her şey ortada ve öldürenler de belli ama cenazesi halen ortaya çıkmış değil, katilin kim olduğu da açık ve bu olayı da zamana yayma durumu var. Sorumlular hakkında bir ceza verilmedi. Neyi bekliyorsunuz acaba diye soruyoruz. Söylemler olumlu ama yaşananlar olumsuz olarak hayatımızda yer alıyor. Ekonomistlerin yansıttıklarıyla iktidar yetkililerinin söylemleri birbirini tutmuyor ve bu da tedirginlikle beraber güveni yok ediyor. Uzaya sert iniş yapacağız derken bu sert inişi günlük yaşamamızda fazlasıyla hissediyoruz. Eğer bir ülkede çoğunluk mutlu değilse bu yanlış yönetimden kaynaklıdır. Bir de bu yanlışları zamana yayarak yaşam koşullarını zorlaştırmak da hukuka olan inancımızı zorlaştırıyor. İktidar ortaklarında da sorunlar var. Bahçeli olumlu görüşler belirtirken Erdoğan’ın sessiz kalması samimi bir ortamın oluşmasına engel oluyor. Bu iktidar ülkeye daha fazla zarar vermeden bir an önce planlanan önerilerin devreye girmesi gerekir. Mayıs ayında geçmişte yaşanan ve yüzleşmesi gereken olayları anımsamak gerekir. 38 ve 3 Fidan.









