• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
3 Ekim 2026 Cumartesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Dünya

Araştırmacı Ana Villellas: Kadınlar barış süreçlerini değiştirebilir, güçlendirebilir ve kalıcılaştırabilir

3 Ekim 2026 Cumartesi - 09:47
Kategori: Dünya, Manşet

Barselona Özerk Üniversitesi Barış Kültürü Okulu Araştırmacısı Ana Villellas, kadınların ataerkil ve militarize yaklaşımlarla müzakere süreçlerinin dışında bırakıldığını belirterek, ‘Araştırmalar gösterdiği üzere kadınların katılımı, süreçleri değiştirebilir, güçlendirebilir ve kalıcılaştırabilir’ dedi

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025 tarihinde yaptığı çağrıyla başlayan Barış ve Demokratik Toplum Süreci, sürecin nasıl ilerleyeceği tartışılırken, barış inşasında kadın katılımı temel bir başlık olmayı sürdürüyor.

Barselona Özerk Üniversitesi Barış Kültürü Okulu’nda çatışmalar, toplumsal cinsiyet ve barış inşası üzerine farklı çalışmaları bulunan araştırmacı Ana Villellas, kadınların katılımlarının barış süreçlerine etkilerine dair değerlendirmelerde bulundu. Ana Villellas, yaşanan gelişmelerin oldukça bölgesel ve dar nitelikli olduğunu belirtti.

Sürecin devletin güvenlik kaygıları ve siyasi hesapları ekseninde şekillendiği yönünde gözlemleri olduğunu söyleyen Ana Villellas, “Bunlar yalnızca Türkiye’deki sürece özgü özellikler değil. Dünyanın farklı yerlerindeki müzakere süreçlerinin giderek daha dar bir çerçevede yürütüldüğünü ve katılımın da giderek sınırlandığını görüyoruz. Dahası pek çok müzakere süreci güvenlikleştirilmiş ve jeopolitik gündemler tarafından şekillendiriliyor. Buna karşılık şiddetin temel nedenleri ve savaşların geride bıraktıkları çoğu zaman gündemin dışında kalıyor. Türkiye’deki süreçte de benzer bir durum görülüyor. Tüm bunların yanı sıra diğer ülkelerde de olduğu gibi Türkiye’deki süreç de ülkedeki diğer gelişmelerden bağımsız bir şekilde ilerlemiyor. Haklara yönelik baskılar ve Türkiye’deki LGBTQİ+’lar, siyasi muhalefet ve insan hakları savunucuları gibi yurttaşların güvenliğine yönelik tehditler başlı başına kaygı verici bir durum. Bunlar güvensizlik yaratarak süreci zayıflatabilir” dedi.

‘Silahlı çatışmadan çıkış için fırsat’

Sürecin dar kapsamlı olmasına rağmen bir fırsatı da ortaya çıkarttığına dikkati çeken Ana Villellas, “Süreç dar kapsamlı ilerlese dahi silahlı çatışmadan çıkış için bir fırsat. Elbette, silahlı çatışmanın sona ermesi tek başına Kürt meselesini çözmez; yaşanan acıları telafi etmez ve kendi başına tüm yurttaşların güvenlik ve haklarını güvence altına almaz. Toplumsal cinsiyete dayalı şiddetin yaygınlığı ise barışın ne anlama geldiği konusunda önemli soruları beraberinde getiriyor. Küresel siyasetin giderek daraldığı ve müzakerelerin güvenlikleştirildiği bir dönemde, müzakere masalarını, hangi biçimde olurlarsa olsunlar, etkilemeye çalışmak için hem ihtiyaç hem de fırsat bulunuyor” diye belirtti.

‘Kadınlar ataerkil ve militarize yaklaşımlarla müzakere süreçlerinin dışında bırakılıyor’

Sorunun küresel olduğunu yineleyen Ana Villellas, dünyanın dört bir yanında kadın örgütlerinin, yerli halkın, gençlerin, farklı toplumsal deneyimlere sahip kesimlerin, ataerkil ve militarize yaklaşımlar nedeniyle barış süreçlerinin dışında bırakıldığının altını çizdi. Ana Villellas, “Kadınların resmi müzakerelerin dışında bırakılması, müzakere masalarındaki toplumsal cinsiyete dayalı güç ilişkilerinin yanı sıra, çatışmanın tarafları içindeki ve toplumdaki güç ilişkilerini de yansıtıyor” dedi.

Ana Villellas, “Ataerkil ve militarist yönetim anlayışları da bu daralan süreçlerde kadınların ve kadın örgütlerinin yanı sıra diğer sivil kesimlerin tarihsel olarak dışlanmasını daha da pekiştiriyor” ifadelerini kullandı.

Sürece katılan kadınların müzakere aşamasında kadın haklarına ilişkin hükümlerin yer alması noktasında erkeklere kıyasla daha fazla etkili olduğunu söyleyen Ana Villellas, konu kapsamında yapılan araştırmaların da bu durumu gösterdiğini kaydetti.  Ana Villellas, “Bunun nedeni kadınların doğaları gereği böyle olması değil, çünkü kadınlar tek tip ya da homojen bir grup değil. Bu durum kurulan ittifaklar, feminist ve kadın örgütlerinin yürüttüğü çalışmalar, siyasi bilinç, yaşanmış deneyimler ve süreçleri etkileme kapasitesi ile bağlantılı. Dünyanın farklı yerlerindeki barış müzakerelerinde yer alan erkekler de kadın haklarını savunabilirlerdi. Ancak şimdiye kadar pratikte bunun pek gerçekleşmediğini görüyoruz. Kadınların müzakere masalarından dışlanması, müzakerelerde kadın haklarının geri plana itilmesine neden olabiliyor. Bunun sonuçlarından biri, savaş ve barış dönemlerinde cinsel ve toplumsal cinsiyete dayalı şiddetin görünmezleşmesi ve normalleşmesi… Bunun yanı sıra savaş sonrası siyasette ve kurumlarda ataerkil dinamiklerin güçlenmesine ve savaşçıların geleceğine ilişkin düzenlemelerde toplumsal cinsiyet perspektifinin dışarıda bırakılmasına yol açabiliyor” diye belirtti.

‘Kadınlar barış müzakerelerinin kapsamını geliştirmek için mücadele veriyor’

Ana Villellas ayrıca, asıl önemli olanın kadınların sürece anlamlı bir biçimde katılabilmesi, süreçlerde etki imkanının olması ve bunu sağlayacak siyasi irade, mekanizma ve koşulların oluşması olduğunu kaydetti. Tarih boyunca kadınların haklarını ilerletebilmek ve barış müzakerelerinin kapsamını geliştirmek için farklı yollarla mücadele verdiğine de değinen Ana Villellas, şunları belirtti:

“Paffenholz, Ross, Dixon, Shluchter ve True tarafından yürütülen araştırma, daha on yıl önce, barış süreçlerinin farklı aşamalarında kadınların sürece dahil edilmesinin yedi farklı biçimini ortaya koydu: müzakere masasında doğrudan temsil; kadınların müzakere heyetlerine dahil edilmesi veya kadın heyetleri aracılığıyla temsil; gözlemci statüsü; istişare mekanizmaları; farklı türlerde komisyonlar; üst düzey sorun çözme çalıştaylarına katılım; referandumlar da dahil olmak üzere kamusal karar alma süreçlerine katılım ve kitlesel kolektif eylem. Bu, çatışmalardan etkilenen farklı bölgelerde kadınların katılım sağlamak ve süreçleri etkilemek için başvurduğu yöntemlerin ne kadar çeşitli olduğunu gösteriyor.

Kadınların yürüttüğü pek çok barış girişimi müzakerelerin dışında kalıyor’

Anlamlı katılımı ele almanın başka yolları da var. Catherine Barnes’ın sivil toplumun barışı geliştirme gücüne ilişkin değerlendirmelerini faydalı buluyorum. Barnes, sivil toplumun şiddete direnme ve ulusal ya da topluluk düzeyinde değişim yaratma; istismar ve şiddeti açığa çıkarma ve pasifliğin ya da cezasızlığın aşılmasına katkıda bulunma; meseleleri yeniden çerçeveleme, tutum ve ilişkilerin değişmesine katkı sunma, karşı tarafı yeniden insan olarak görmeyi ve onun bakış açısına ilişkin belirli bir anlayış geliştirmeyi sağlama; ayrıca analiz etme ve öneriler sunma gücüne dikkat çekiyor. Kadınların yürüttüğü pek çok barış girişimi, kronikleşmiş engeller nedeniyle çoğu zaman resmi müzakerelerin dışında kalsa da bu güçlerin önemli bir bölümünü ortaya koyuyor. Her duruma uyan tek bir mekanizma yok. Koşullar, engeller ve fırsatlar zaman içinde değişiyor.”

‘Kadınların yerel olarak geliştirdiği strateji ve mekanizma önemli’

Kolombiya’dan örnek vererek devam eden Ana Villellas, ülkedeki kadın örgütlerinin barışın inşası konusunda uzun bir geçmişi olduğunu dile getirdi. Bu birikimden yola çıkarak Kolombiyalı kadınların 2013 yılında Ulusal Kadınlar ve Barış Zirvesi’ni düzenlediğini anımsatan Ana Villellas, bu zirvenin kendi süreçlerindeki etkisini, “Bu zirve, hükümet ve FARC arasındaki müzakerelerde katılımın genişletilmesinde, toplumsal cinsiyet alt komisyonu kurmakta ve toplumsal cinsiyet yaklaşımını benimsemeye itmekte kilit rol oynadı. Kolombiyalı kadınlar ayrıca, özerk bir feminist süreç olan ve daha sonra kurulan ulusal hakikat komisyonuna da katkıları bulunmuş ‘Kolombiyalı Kadınlar Hakikat Komisyonu’nu kurdu. 2016 tarihli barış anlaşmasının toplumsal cinsiyet hükümlerinin uygulanması, diğer hükümlerin uygulanmasına kıyasla çok daha yavaş ilerledi; kadınlar, özellikle yerli ve köylü kadınlar, çok sayıda engelle karşılaşmaya devam ediyor. Ülkedeki şiddet, toplumsal cinsiyet açısından da etkileri olacak şekilde arttı. Bu durum, süreçlerin tüm aşamalarında kadınların yerel olarak geliştirdiği çok sayıda strateji ve mekanizmanın da önemini ortaya koyuyor” diyerek anlattı.

‘Kadınların katılımı süreçleri değiştirebilir, güçlendirebilir ve kalıcılaştırabilir’

Kadınların süreçlere katılımının savaşa ve sonrasında gelişen zorluklara ilişkin anlayışı da değiştirebileceğini söyleyen Ana Villellas, bu konuda uluslararası örneklere işaret ederek, “Örneğin 2021 yılında ülkenin tüm bölgelerinden, idari birimlerinden ve alt birimlerinden kadınları bir araya getiren Kamerun Ulusal Kadın Kongresi, kapsamlı taleplerin ortaya konulmasında önemli rol oynadı. Bu talepler arasında ateşkes ve kapsayıcı diyalog taleplerinin yanı sıra kadınların katılımına yönelik garantiler, psikososyal destek merkezlerinin güçlendirilmesi ve DDR için daha fazla kaynak yer aldı. Sudan’daki kadın koalisyonları ve örgütleri de ateşkes, diyalog ve insani yardım çağrısında bulunurken, aynı zamanda çatışmalarda işlenen cinsel şiddetin yanı sıra kadınların kaybettirilmesi ve kaçırılması gibi konuları da gündeme getirdi, kınadı, belgeledi. Etiyopya’da kadınların toplulukları, resmi olmayan diyalog alanlarına ve toplum temelli arabuluculuk girişimlerine de aktif olarak katılıyor. Ancak çeşitli engeller nedeniyle bu öncülüklerini Amhara ve Tigray bölgeleriyle ilgili resmi barış süreçlerine taşıyamıyorlar. Pek çok süreçte, kadınların topluluk düzeyindeki barış inşası çalışmalarını resmî süreçlerle buluşturmanın önünde engeller bulunuyor ve kadınlar müzakerelerin dışında kalıyor. Araştırmaların gösterdiği üzere, kadınların barış süreçlerine anlamlı katılımı bu süreçleri değiştirebilir, güçlendirebilir ve kalıcılaştırabilir; anlaşmalara ulaşma ve bu anlaşmaların sürdürülebilir olma ihtimalini artırabilir” ifadelerini kullandı.

Ahotsak Girişimi

Ana Villellas, kendisinin de hazırlayanları arasında olduğu bir raporda incelediği Ahotsak Girişimi’ni örnek gösterdi. Ahotsak Girişimi’nin, Bask ülkesindeki çatışmaya barışçıl çözümler bulmak amacıyla kadın siyasetçileri ve farklı alanlarda çalışmalar yürüten kadınları bir araya getiren bir barış girişimi olduğu bilgisini veren Ana Villellas, “Girişim, kamuya açık olmayan ve kamuya açık olmak üzere çeşitli aşamalardan geçti. Kamuya açık aşamalarda, diğer çalışmaların yanı sıra, dönüştürücü nitelikte olan halka açık toplantılar düzenlediler. Çünkü kadınların bir arada oturması, yakınlaşmanın mümkün olduğuna dair güçlü bir sembolik ve somut mesajdı. Yerel Ahotsak grupları, bazı yerleşimlerde ilk kez, daha önce hiç ‘öteki’ ile aynı masaya oturmamış kadınları bir araya getiren ortak forumlar düzenledi. Bu forumlar, kadınların yaşadıkları deneyimleri, travmalarını ve geleceğe ilişkin görüşlerini paylaşabilecekleri alanlar açtı. Ahotsak’tan önce, Ahotsak döneminde ve sonrasında, farklı düzeylerde ve farklı aktörler tarafından başka barış girişimleri de yürütüldü. Ahotsak, Bask ülkesindeki bu zengin barış girişimleri tarihinin bir parçasıydı. Siyasi bölünmelerin ötesinde siyasi diyaloğun mümkün olduğunu ve güven inşa etmenin önemini görünür kılmaya katkıda bulundu. Kadınları harekete geçirerek barış inşasına katılımı ve barışın toplumsal sahiplenilmesini genişletmeyi başardı, ‘öteki’ni yeniden insan olarak görmeye ve o dönemdeki barış sürecine verilen desteği güçlendirmeye katkıda bulundu” diye belirtti.

‘Barış inşası ve demokrasi için ittifaklar kurmak, kolektif düşünmeyi beslemek önemli’

Türkiye ve Kürdistan’daki kadın hareketlerinin mücadelesine de değinen Ana Villellas, verilen mücadelenin özellikle demokraside gerilemelerin, belirsizliğin ve bölünmelerin yaşandığı bir dönemde verilmesini değerli bulduğunu söyledi. Ana Villellas, şöyle devam etti:

“Türkiye ve Kürdistan’daki kadınlar, barış, demokrasi ve kadın hakları için birbiriyle bağlantılı mücadelelerde uzun süredir yer almaları sayesinde kendi amaçları doğrultusunda tartışmaları şekillendirmeyi ve siyasi ve hukuki reformları etkilemeyi en iyi hangi somut mekanizmaların kolaylaştırabileceğini en iyi bilenlerdir. Bu açıdan DEM Parti’nin kadın yapısının bu yeni süreçte diğer siyasi partilerden kadınlarla diyalog kurmaya yönelik girişimini öğrenmeyi oldukça dönüştürücü buldum. Türkiye’den ‘Yan Yanayız, Geleceği Konuşuyoruz’ başlıklı ortak açıklama ve Ekim ayında yapılması planlanan ortak konferansa ilişkin haberler de oldukça ilham verici. Türkiye’de bugün dönüştürücü bir barış inşası ve demokrasi için ittifaklar kurmak, ilişkileri geliştirmek ve kolektif düşünmeyi beslemek büyük önem taşıyor.”

Ana Villellas, son olarak Ekim ayında yapılacak konferansın sonraki politika süreçleri ve uygulama aşamalarına yönelik ön alıcı çalışmalara katkı sunmak ve özerk ortak girişimleri güçlendirip büyütmek açısından da önemli bir döneme denk geldiğini dile getirdi.

Haber: Deniz Karabudak\MA

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Amed’de Kadın Adalet ve Hafıza Nöbeti: Kadınlar her salı adliye önünde buluşacak

Sonraki Haber

DEM Parti İmralı Heyeti Üyesi Pervin Buldan: Pozitif barış aşamasına geçeceğiz

Sonraki Haber

DEM Parti İmralı Heyeti Üyesi Pervin Buldan: Pozitif barış aşamasına geçeceğiz

SON HABERLER

DEM Parti İmralı Heyeti Üyesi Pervin Buldan: Pozitif barış aşamasına geçeceğiz

Yazar: Yeni Yaşam
3 Ekim 2026

Araştırmacı Ana Villellas: Kadınlar barış süreçlerini değiştirebilir, güçlendirebilir ve kalıcılaştırabilir

Yazar: Yeni Yaşam
3 Ekim 2026

Amed’de Kadın Adalet ve Hafıza Nöbeti: Kadınlar her salı adliye önünde buluşacak

Yazar: Yeni Yaşam
3 Ekim 2026

Ataşehir Belediye Başkanvekili dahil 13 kişiye gözaltı

Yazar: Yeni Yaşam
3 Ekim 2026

Fon vurgunu kimi vurdu?

Yazar: Yeni Yaşam
3 Ekim 2026

Dilzar Dîlok

Savaş ve barış

Yazar: Yeni Yaşam
3 Ekim 2026

K. Bülent Ongun

Petrol için dev el koyma!

Yazar: Yeni Yaşam
3 Ekim 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır