• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
30 Ekim 2026 Cuma
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar Özgür Amed

Barışın ucuzlaştırılması…

29 Ekim 2026 Perşembe - 23:00
Kategori: Özgür Amed, Yazarlar

Türkiye’nin siyasal alfabesinde cevabı en çok tahrif edilmiş sorulardan biri şudur; “Barış ile demokrasi arasında nasıl bir bağ vardır?”

Yıllardır süregelen yüzeysel ezberler, bu iki hayati kavramı ya birbirinin otomatik bir uzantısı ya da birbirinin alternatifi gibi sunageldi. Oysa bugün karşı karşıya olduğumuz siyasal krizin özü, tam da bu iki değerin birbirine rehin kılınmasında yatmaktadır. Barışı demokrasinin, demokrasiyi de barışın ön şartı veya pazarlık nesnesi haline getirmek; toplumsal geleceği geçici iktidar hesaplarının dar koridorlarına hapsetmektir.

Çünkü ne silahların susması tek başına özgür bir toplum yaratıyor, ne de soyut bir demokrasi söylemi tarihsel ve yapısal bir çatışmayı kendi kendine çözüyor. Asıl tehlike, bu ikisinin birbirini kilitleyen bir şantaj aracına dönüştürülmesi…

Böylesi bir giriş yaptım, nedenini kısmen aşağıda açacağım.

Ama önce mevcut siyasal tabloyu anlamak için masadaki üç ana aktörün konumuna bakalım.
Devlet erki ve yasal düzenleme yetkisini elinde tutan İktidar,
Toplumsal meşruiyetin ve geleceğin vazgeçilmez yarısı olan Muhalefet,
Ve varoluşsal haklarını tarihsel bir anayasal güvenceye kavuşturmak isteyen Kürt Hareketi.

Bu üçlü yapıda barışın ve demokratikleşmenin gerçekleşebilmesi için çift hatlı bir stratejik meşruiyet zorunludur. Şöyle ki, Kürt Hareketi açısından bakıldığında, bir yandan devletle kurumsal, hukuki ve idari kanalları yürütmek (birinci hat); diğer yandan demokrat kamuoyu, muhalefet ve geniş toplumsal kesimlerle ortak bir gelecek vizyonunda buluşmak (ikinci hat) hayati bir gerekliliktir.

Şimdi asıl soruya gelelim. Böylesi bir denklemde iktidarın kalıcı barış için muhalefete ihtiyacı varsa, neden onu zayıflatmak istesin? Ya da soruyu daha açıkça yazarsam. “İktidar neden bir yandan barış ve silahsızlanma imkanlarını konuşur ya da ima ederken, diğer yandan muhalefet-toplum üzerindeki yargısal ve siyasal baskıyı dozajını artırarak sürdürüyor?”

Bu soru, kanımca siyasal alanın en soğukkanlı stratejisinde gizli. Bir müzakere masasında bir aktörün en büyük gücü, elindeki alternatif yollardır. Kürt Hareketi’nin iktidar karşısındaki gücü, sadece kendi toplumsal tabanından değil; “Gerektiğinde demokratik muhalefetle geniş bir ittifak kurabilirim” seçeneğinin canlı olmasından beslenir.

İşte iktidarın stratejik beklentisi tam olarak bu alternatif yolu devre dışı bırakmak.
Muhalefet üzerindeki antidemokratik baskılar artırıldıkça, toplumsal muhalefet felç edildikçe ve siyaset alanı daraltıldıkça, Kürt Hareketi’nin gidebileceği ikinci kanal kapatılmış olur. Alternatifsiz bırakılan, muhalefetle köprüleri atılan ve siyasal alanda yalnızlaştırılan bir hareket, ister istemez iktidarın çizdiği sınırlara mahkûm edilir. Beklenti ve fantezi bu…
Muhalefeti ezmek, iktidar için sadece bir iç politika aracı değil; barış masasında karşı tarafın masada elini kırıp onu kendisine bağımlı kılma hamlesidir. Kürt Hareketi’ni ve kapasitesini dolaylı değil doğrudan darbelemedir.

Bu hamle, siyasetin damarlarını zehirleyen bir kısırdöngüdür ve şöyle işliyor.
İktidar muhalefet üzerindeki baskıyı artırıyor. Muhalefet yaşadığı baskı karşısında öfkeleniyor; ancak bu öfkeyi sadece iktidara değil, iktidarla görüşen Kürt Hareketi’ne de yöneltiyor. Kürt Hareketi’ni “iktidarla anlaşıp bizi yalnız bırakmakla” suçlama gibi en kolay davranışa yöneliyor. Muhalefet Kürt Hareketi’ne kapılarını kapattıkça, Kürt Hareketi’nin elindeki alternatif yol küçülüyor. Alternatifi küçülen Kürt Hareketi’nin masada eli zayıflama riski doğabiliyor. Bu risk göründükçe iktidar açısından baskı yapmak daha doğal hale gelebiliyor. Böylece kutuplaşma büyüyor; iki anahtarın aynı anda dönmesini sağlayacak o hassas ve dar koridor giderek kapanıyor ve bu durum bir döngü olarak sil baştan yeniden yeniden üretiliyor.

Demeye çalıştığım şey, muhalefete dair olanlar son derece bilinçli ve hesap kitabı yapılmış bir tercih. Çünkü iki yönlü çalışan mekanizma üretiyor ve günün sonunda iktidarın işine yarıyor. Bu süreci sahiplendikçe buradan çıkacağını görmesi gerekiyor muhalefetin. Zor gibi görünebilir ama tek çıkışın da yine süreç olduğunu düşünüyorum.

Barış ile demokrasi birbirini besleyen iki kulvar olmaktan çıkarılıp, birbirini boğan iki ilmeğe dönüştürülüyor. Tüm bu kurgunun vardığı nihai ve en tehlikeli aşama, barışın ucuzlaştırılmasıdır.

Normal şartlarda “tarihsel bir barış”, sözde kalmayacaksa, inşa etmek son derece “pahalı” bir siyasal vizyondur. Anayasal reformlar, eşit yurttaşlık, yerel demokrasi, anadilde eğitim, kuvvetler ayrılığı ve geçmişle yüzleşme gibi köklü, sancılı ve ciddi taahhütler gerektirir. Gerçek bir barış, iktidarın yetkilerini sınırlamasını ve gücü toplumla paylaşmasını şart koşar.

Ancak iktidar, muhalefeti etkisizleştirip demokrasiyi rafa kaldırdığında ve Kürt Hareketi’ni farklı hesaplarla kontrollü bir barışa ikna etmeye yeltendiğinde, barışın değeri düşer. Barış; anayasal, tarihsel ve toplumsal bir kurucu sözleşme olmaktan çıkarılarak; iktidarın en az reformla, en düşük maliyetle ve kendi bekasına en uygun şartlarla satın alabileceği bir nesneye dönüşür.

Böylesi vasat bir hal û ahvalde barış, toplumun özgürleşmesi olamaz; olsa olsa çatışmanın iktidar lehine yönetilebilir bir noktaya çekilmesidir. Yani barış, paha biçilemez bir toplumsal hakikat olmaktan çıkarılıp, indirimli bir iktidar aracına indirgenir; kısacası ucuzlatılır.

İşte tam da bu yüzden; barışın ucuzlatıldığı, demokrasinin ise pazarlık masasında rehin tutulduğu bir denklemden kalıcı bir huzur beklemez kimse. Devletle süreci yürütebilme kapasitesi, muhalefetle güven ve Kürt Hareketi’nin kendi meşruiyeti birlikte yükselirse barış olacak. Buna karşılık iktidarın tekelleşmesi, muhalefete baskı ve taraflar arasındaki güvensizlik arttıkça barışın başarı ihtimali kayboluyor.

Türkiye’nin geleceği; barışı iktidarın dar hesaplarından çıkarmaktan, muhalefeti bu tarihsel sorumluluğun karşısına dikmekten ve barışı ancak eksiksiz bir demokrasiyle gerçek değerine kavuşturmaktan geçiyor.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Yurttaşlarına seyahat uyarısı: Almanya Şam büyükelçiliğini kapattı

Sonraki Haber

Mekke Paktı veya Truva Atı

Sonraki Haber

Mekke Paktı veya Truva Atı

SON HABERLER

Kendi sonuna koşan siyaset

Yazar: Yeni Yaşam
29 Ekim 2026

Yeni derinleştirilmiş sömürü yöntemi arkeolojik turizm mi?

Yazar: Yeni Yaşam
29 Ekim 2026

Mekke Paktı veya Truva Atı

Yazar: Yeni Yaşam
29 Ekim 2026

Barışın ucuzlaştırılması…

Yazar: Yeni Yaşam
29 Ekim 2026

Yurttaşlarına seyahat uyarısı: Almanya Şam büyükelçiliğini kapattı

Yazar: Yeni Yaşam
29 Ekim 2026

Koma Amed’in kurucularından Birkan Çelik yaşamını yitirdi

Yazar: Yeni Yaşam
29 Ekim 2026

İsrail’de oy sayımı tamamlandı: Netanyahu’nun bloku 53’te kaldı

Yazar: Yeni Yaşam
29 Ekim 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır